Hayatımızı yalnızca yaptığımız tercihler değil, o tercihler uğruna vazgeçtiklerimiz de şekillendiriyor.
Çünkü her seçim, başka bir ihtimali geride bırakıyor.
Bir mağazaya girip iki elbise arasında kalıyoruz. Birini seçtiğimizde diğerini almaktan vazgeçiyoruz. Ya da ihtiyacımız olmayan bir şeyi sırf hoşumuza gittiği için satın alıyoruz. Parayı harcadığımız anda, o parayla yapabileceğimiz başka bir şeyden vazgeçmiş oluyoruz.
Bunlar küçük seçimler. Bedelleri görünmediği için de kolay.
Ama hayat büyüdükçe seçimlerin bedeli de büyüyor.
İş değiştirmek, bir ilişkiyi sürdürmek ya da bitirmek, evlenmek ya da evlenmemek, çocuk sahibi olmak ya da olmamak…
Her seçimin bir kazancı, bir de geride bıraktığı başka bir ihtimal var.
Kierkegaard’ın yıllar önce söylediği gibi: “Neyi seçersen seç, pişman olursun.”
Çünkü insan yalnızca yaşadığı hayatı değil, yaşayamadığı hayatı da düşünür.
Evlenirsek “Acaba yalnız kalsaydım nasıl olurdu?” diye düşünebiliriz. Evlenmezsek “Acaba hayatımı biriyle paylaşsaydım?” diye…
Bir işi bırakırsak geride bıraktıklarımızı, kalırsak kaçırdığımız fırsatları düşünebiliriz.
Belki de mesele kusursuz seçimi bulmak değildir.
Asıl mesele, seçmediğimiz yolu zihnimizde kusursuzlaştırmamaktır.
Çünkü yaşanmamış hayatın kusuru görünmez. Onu yalnızca ihtimalleriyle tanırız. Bu yüzden seçmediğimiz yol çoğu zaman olduğundan daha güzel görünür.
Oysa her yolun bir bedeli vardır.
Önemli olan bedelsiz bir hayat bulmak değil; hangi bedeli ödemeye hazır olduğumuzu bilmektir.
Bu yüzden belki de kendimize yalnızca “Ne istiyorum?” diye sormamalıyız.
“Bunun için nelerden vazgeçmeye hazırım?”
“Ya işler umduğum gibi gitmezse?”
“Ve en önemlisi, seçtiğim hayatın bedelini ödemeye hazır mıyım?”
Çünkü gerçek özgürlük, her şeyi seçebilmek değil.
Her şeyi seçemeyeceğimizi kabul edip, seçtiğimiz şeyin sorumluluğunu alabilmek.
Zamanımız, enerjimiz ve ömrümüz sınırlı.
Bu yüzden her tercih bir vazgeçiş.
Belki büyümek de tam olarak budur:
Ne istediğimizi bilmek kadar, istediğimiz şey uğruna neyden vazgeçmeye hazır olduğumuzu bilmek.
Ve belki hayatın en zor sorusu:
**“Ben ne istiyorum?” değil yalnızca…
“Bunu istiyorsam, bedeli ne ve ben bu bedeli ödemeye hazır mıyım?”**










YORUMLAR