Haber: ZUHAL ÇİLOĞLAN
(İSTANBUL) – İBB Davası’nın 70. gününde itirafçı Ertan Yıldız’ın makam şoförü Bayram Yıldırım savunma yaptı. Yıldırım’a soru sormak üzere söz alan Ekrem İmamoğlu’nun protokol koruması Mustafa Akın “Cenab-ı Allah bu arkadaşı en sevdiği insanla sınasın. Bu kadar söylüyorum” dedi. Saat 00:35’te biten duruşma yarın devam edecek.
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 53’ü tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın ikinci duruşmasına İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’ne inşa edilen yeni duruşma salonunda devam ediliyor.
Tutuksuz sanıklarının savunmalarının dinlendiği ikinci duruşmanın 6. gününde, itirafçı Ertan Yıldız’ın makam şoförü Bayram Yıldırım savunma yaptı.
“ŞOFÖRDÜM, VERİLEN TALİMATLARI SORGULAYACAK KONUMDA DEĞİLDİM”
2019 yılında İBB’de Ertan Yıldız’ın makam şoförü olarak çalışmaya başladığını anlatan Yıldırım, görev kapsamında Yıldız’ın özel işleri ve ailesine ilişkin işlerle de ilgilendiğini söyledi.
Yıldırım, bir gün Yıldız’ın kendisine telefon ve tabletlerin bulunduğu bir koli verdiğini, koliyi Bakırköy Belediyesi’nde İbrahim Özkan’ın şoförüne teslim ettiğini anlattı.
Yıldırım, kolinin ne amaçla kullanılacağını bilmediğini belirterek, kendisine yalnızca teslim talimatı verildiğini söyledi.
“TUTUKLANDIĞIMDA ‘SANA VE AİLENE BAKACAĞIM, ÜÇ AVUKAT TUTACAĞIM’ DEDİ”
Yıldırım, tutuklandığı sırada Ertan Yıldız’ın kendisine destek olacağını söylediğini ileri sürdü.
Yıldırım, Yıldız’ın kendisine, “Ben sana bakacağım, ailene bakacağım, sana üç tane avukat tutacağım, seni cezaevinden çıkartacağım” dediğini öne sürdü.
Cezaevine girdikten sonra bildiklerini anlatmak ve etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini söylediğini belirten Yıldırım, daha sonra savcılığa bildiklerini anlattığını ifade etti.
FLORYA’DAKİ “YEMEK SEPETLERİ” SORULDU
Mahkeme Başkanı, Yıldırım’ın etkin pişmanlık ifadesinde Florya’daki eski başkanlık ofisi çevresinde yaşandığını anlattığı para hareketlerini sordu.
Yıldırım, Fatih Keleş’in kullandığını söylediği konuta zaman zaman bir ticari aracın geldiğini ve araçtan büyük yemek sepetlerinin içeri taşındığını anlattı.
Yıldırım, şoförlerin kendi aralarında bu sepetlerin içinde ne bulunduğunu konuştuklarını belirterek, “Kimi yemek diyordu, kimi su, para. Ben de para konusu olduğu için etkin pişmanlık ifadesinde söyledim” dedi.
Yıldırım, Fatih Keleş, Murat Ongun ve başka isimlerin adını da bu konuşmalar nedeniyle verdiğini söyleyerek, “Ben o sandıklarda para görmedim. Sadece duyumu anlattım” ifadelerini kullandı.
HÂKİM: İFADENDE BÖYLE DUYUM GİBİ ANLATMIYORSUN
Mahkeme Başkanı ise Yıldırım’ın savcılık ifadesini hatırlatarak, burada yemek sepetlerinin binaya girdiğini, boş olarak geri çıkarıldığını ve ardından paraların çeşitli kişilerin şoförleri aracılığıyla götürüldüğünü söylediğini belirtti.
Başkan, “Şimdi buradaki anlatımında bunları görecek kadar bir anlatımın var. Burada ise ‘Sadece duydum’ diyorsun” diyerek Yıldırım’a para olduğunu nereden bildiğini sordu.
Yıldırım, “Görmedim Başkanım. Para geliyor diye duydum” dedi.
“ŞOFÖRLERİN HİÇBİRİ SENİ DOĞRULAMIYOR”
Mahkeme Başkanı, dosyada ifadesi alınan diğer şoförlerin Yıldırım’ın anlatımını doğrulamadığını söyledi.
Başkan, “Bunların hepsi doğru söylemiyor, bir tek sen mi doğru söylüyorsun?” diye sordu.
Yıldırım ise Florya’da veya başka toplantılarda şoförlerin kendi aralarında bu konuları konuştuklarını belirtti.
Başkan’ın, “Sepetin içinde para olduğunu gördünüz mü diye sormadın mı?” sorusuna Yıldırım, büyük yemek sepetlerinin bir eve getirilmesini anlamlandıramadığını ve “Para gelir diye düşündüğünü” söyledi.
İMAMOĞLU’NUN KORUMASI: ALLAH BU ARKADAŞI EN SEVDİĞİ İNSANLA SINASIN
Ekrem İmamoğlu’nun protokol koruması Mustafa Akın da Yıldırım’a Florya’da Fatih Keleş’in kullandığı yerde kendisini ne zaman gördüğünü sordu.
Yıldırım önce, “Hep görüyorum” dedi.
Akın’ın ısrarla tarih sorması üzerine Yıldırım, Akın’ı Ekrem İmamoğlu ile birlikte geldiği sırada gördüğünü söyledi.
Mahkeme Başkanı, Akın’ın bunun dışında tek başına geldiğini görüp görmediğini sorunca Yıldırım, “Yok Başkanım” yanıtını verdi.
Akın ise sorgunun sonunda, “Cenab-ı Allah bu arkadaşı en sevdiği insanla sınasın. Bu kadar söylüyorum” dedi.
FATİH KELEŞ: O SEPETLER YEMEK DAĞITILAN YERE GİDİYOR OLABİLİR Mİ?
Fatih Keleş de Yıldırım’a Florya’daki ofis ile yemek dağıtılan alanın birbirine yakın olup olmadığını sordu.
Yıldırım, yakın olduğunu kabul etti ancak yemek sepetlerinin Keleş’in bulunduğu yapıya girdiğini savundu.
Keleş’in “Ofisin içerisine yemek kasayla yemek mi giriyordu?” sorusuna Yıldırım, “Evet” yanıtını verdi.
MURAT ERENLER: PARAYI ALİ KURT’A GÖTÜRDÜM AMA RÜŞVET OLDUĞUNU BİLMİYORDUM
Sonrasında savunma yapan Adem Soytekin’in eski koruması ve emekli polis memuru Murat Erenler, Soytekin’in talimatıyla Ali Kurt’a para teslim ettiğini belirtti ancak söz konusu paranın rüşvet olduğunu bilmediğini savundu. Erenler, “Adam bana ‘Al bu rüşvet parasıdır, Ali Kurt’a götür’ demedi. ‘Bunu Ali Kurt’a götür’ dedi, ben de götürdüm” diye konuştu.
“25 YIL POLİSLİK YAPTIM, MESLEKTAŞLARIM TARAFINDAN EVİMDEN ALINMAK CANIMI ACITTI”
25 yıl emniyet teşkilatında görev yaptığını anlatan Erenler, 2018’de emekli olduktan sonra Adem Soytekin’in yanında güvenlik işlerinde çalışmaya başladığını söyledi.
23 Mayıs 2025’te evine düzenlenen operasyonla gözaltına alındığını anlatan Erenler, küçük kızının olaydan etkilendiğini belirterek, “Ona göre babası suçluları yakalayan bir kahramanken polis abileri tarafından götürülüyordu” dedi.
Erenler, hakkında gizli tanığın, “Adem’in yanında gezen emekli polis, Adem bir yere para sakladıysa o bilir” şeklinde beyanda bulunduğunu ve bu ifadenin tutuklanmasında etkili olduğunu söyledi.
Yaklaşık bir ay cezaevinde kaldığını anlatan Erenler, beraatini istedi.
ALİ KURT’TAN ÇELİŞKİ SORUSU: KİPTAŞ’TA BANA MI VERDİNİZ, ŞOFÖRÜME Mİ?
Ali Kurt, Erenler’in iddianamedeki beyanında parayı KİPTAŞ Genel Müdürlüğü’nde kendisine bizzat teslim ettiğinin yazdığını ancak duruşmada şoförüne teslim ettiğini söylediğine dikkat çekti.
Erenler, farklı para teslimleri bulunduğunu anlatarak, başka bir teslimatta KİPTAŞ’ta Kurt’un odasına çıktığını ve çantayı kendisine verdiğini belirtti.
Kurt’un “İçinde para olduğunu gördünüz mü?” sorusuna Erenler:
“Para olduğunu Adem söyledi bana. Ben açmadım içini” yanıtını verdi.
“ÖRGÜTSEL TALİMAT ALMADIM, EK MENFAAT SAĞLAMADIM”
Adem Soytekin’in avukatı Ahmet Burak Bilgin’in soruları üzerine Erenler, Soytekin’den aldığı talimatların yalnızca işveren-çalışan ilişkisi kapsamında olduğunu söyledi.
Para, araç ve diğer teslimatlar nedeniyle maaşı dışında herhangi bir menfaat elde etmediğini belirten Erenler, Soytekin’in kendisine hiçbir zaman bir örgütten veya örgütsel hiyerarşiden söz etmediğini ifade etti.
Erenler, Ekrem İmamoğlu veya dosyada örgüt yöneticisi olarak gösterilen başka kişilerden de herhangi bir örgütsel talimat almadığını söyledi.
ALTAN GÖZCÜ: PATRONUMUN TALİMATIYLA ÇEK VE PARA ALDIM, NE İÇİN OLDUĞUNU BİLMİYORDUM
Daha sonra savunma yapan Adem Soytekin’in çalışanı Altan Gözcü, örgüt üyeliği, rüşvete aracılık ve kamu kurumu zararına dolandırıcılık suçlamalarını reddetti. Gözcü, Soytekin’in şirketinde idari işlerle ilgilendiğini, zaman zaman patronunun talimatıyla çek veya para tahsil ettiğini ancak bunların suçla bağlantılı olduğuna ilişkin bilgisinin bulunmadığını söyledi.
Hayatı boyunca adli sicil kaydının bulunmadığını belirten Gözcü, herhangi bir siyasi partiye veya örgüte üye olmadığını söyledi.
Gözcü, “Ben kurallara, kanunlara uyan, her zaman devletin yanında olan sade bir vatandaşım. Herhangi bir örgüte üye değilim. Örgütün ne olduğunu da bilmem” dedi.
KREŞ ÇEKLERİ: FATURAYI İNŞAAT MALZEMESİ OLARAK KESMEK İSTEDİLER
Gözcü, “Eylem 25” kapsamında Soytekin’in kendisini Pasifik Holding’e gönderdiğini ve kreş yapımı için çekleri teslim aldığını anlattı.
Çekleri veren şirketin karşılığında fatura istediğini, faturanın “kreş” yerine “inşaat malzemesi” olarak düzenlenmesinin talep edildiğini söyleyen Gözcü, bu durumu Soytekin’e ilettiğini ve muhasebelerin kendi arasında işlemi tamamladığını belirtti.
Gözcü, resmi makbuz karşılığında aldığı çekleri çalıştığı şirketin finans birimine teslim ettiğini söyledi.
Gözcü, eylem 31 ve 43 kapsamında da benzer şekilde farklı şirketlerden “kreş yapımı” için çekler aldığını, karşılığında inşaat malzemesi faturası düzenlendiğini söyledi.
Bu işlemlerde yalnızca kendisine verilen telefon numaralarını aradığını, konum alıp çekleri teslim aldığını ve şirket finansına götürdüğünü belirtti.
“ÇANTAYI ALDIM, İÇİNDE PARA OLDUĞUNU BİLİYORDUM AMA MİKTARINI VE NEDENİNİ BİLMİYORDUM”
“Eylem 28” kapsamında Gözcü, Soytekin’in talimatıyla Erdal isimli kişinin Çekmeköy’deki ofisine gittiğini anlattı.
Gözcü, kendisine bir çanta verildiğini, Soytekin “para alacağını” söylediği için içinde para olduğunu bildiğini ancak miktarı ve verilme nedenini bilmediğini ifade etti.
Bir başka teslimatta ise KİPTAŞ otoparkında Erdal’ın kardeşi Serdal’dan paket aldığını ve akşam Soytekin’e teslim ettiğini söyledi.
“ARKATLI’DA NE BENİM NE YAKINIMIN DAİRESİ VAR”
Gözcü, KİPTAŞ Arkatlı Evleri üzerinden kamu kurumu zararına dolandırıcılık suçlamasını da reddetti.
Arkatlı veya başka herhangi bir KİPTAŞ projesinde kendisinin ya da yakınının dairesi veya iş yeri bulunmadığını söyleyen Gözcü, bu eyleme nasıl dahil edildiğini anlamadığını belirtti.
Savcılıktaki “ucuza satış” ifadesinin de yanlış anlaşıldığını söyleyen Gözcü, lansman fiyatının ekspertiz değerinin altında değil, yine üzerinde olduğunu savundu.
Ardından tutuksuz sanıklar Serpil Altıntaş, Bülent Yılmaz, Nezahat Kurt, Ogün Soytekin, Selver Yılmaz ve Yiğit Çam da dinlendi. Saat 00:35’te biten duruşma, yarın devam edecek.

