
Bazı anlar vardır…
Bir fotoğraf karesine sığar ama insanın yüreğinde uzun süre yaşamaya devam eder.
Mamak Belediyesi tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen Lavanta Şenliği’ne katıldığımda, işte böyle bir ana tanıklık ettim.
Ankara’nın Mamak ilçesine bağlı Gökçeyurt Mahallesi’nde yaklaşık 24 dönümlük lavanta bahçesi, şenliğe katılan vatandaşlara doğayla iç içe, huzurlu ve keyifli bir gün yaşattı. Lavanta kokuları arasında dolaşan aileler, çocuklarının neşesine ortak oldu; vatandaşlar lavanta hasadına katıldı, fotoğraflar çekti, müzik dinletileri ve konserlerle güzel bir gün geçirdi.
Ama benim için o günün en güzel karesi bir lavanta çiçeği değildi.

Lavanta gözlü bir çocuktu.
Bahçede dolaşırken gözüm küçük bir kız çocuğuna takıldı. Henüz yeni konuşmaya başladığı belli olan bu minik kız, meraklı gözlerle annesinin yanında dolaşıyordu.
O kadar masum, o kadar doğal ve o kadar sevimliydi ki…
Fotoğraf makinesini fark ettiğinde bakışları bir anda bana yöneldi. Söylediği kelimelerin tamamını anlayamıyordum. Fakat bazen kelimelere ihtiyaç yoktur.
Çünkü bazı çocukların gözleri konuşur.
Onun da gözleri konuşuyordu.
Merak vardı o gözlerde.
Neşe vardı.
Masumiyet vardı.
Belki de çocukluğun en güzel hali…
Bir süre sonra fotoğraf makinesine olan ilgisi daha da arttı. Sadece fotoğraf vermekle kalmadı, makineyi eline alarak annesinin fotoğrafını çekmeyi bile başardı.
İşte o anda düşündüm:
Biz yetişkinler hayatın telaşında ne çok şeyi kaçırıyoruz.
Bir işe yetişiyoruz, bir toplantıya koşuyoruz, telefonlara cevap veriyoruz, gündelik sorunların içinde kayboluyoruz. Sürekli bir yerlere yetişmeye çalışırken aslında hayatın kendisini kaçırıyoruz.
Oysa bir çocuk, lavanta bahçesinde birkaç çiçeğin arasında saatlerce mutlu olabilir.
Bir fotoğraf makinesini keşfetmek onun için büyük bir maceradır.
Annesinin yanında olmak ise dünyanın en güvenli yeridir.
Belki de huzur dediğimiz şey tam olarak budur.
Büyük mutluluklar ararken küçük güzellikleri fark edemiyoruz. Oysa bazen huzur, 24 dönümlük bir lavanta bahçesinde burnunuza gelen güzel kokudur.
Bazen çocuğunuzun kahkahasıdır.
Bazen annenizin elini tutmaktır.

Bazen de hiç tanımadığınız bir çocuğun gözlerinde gördüğünüz masumiyettir.
Mamak Belediyesi’nin Gökçeyurt Mahallesi’nde düzenlediği Lavanta Şenliği de bana bir kez daha gösterdi ki şehir hayatının içinde nefes alınabilecek alanlara ne kadar ihtiyacımız var.
Lavanta hasadı, halk oyunları, bando dinletisi ve konserlerle vatandaşlar doğayla ve kültür-sanatla buluştu. Çocuklar koştu, oynadı, aileler birlikte vakit geçirdi.
Şenliğin açılışında Mamak Belediye Başkan Yardımcısı Fırat Gökçe’nin de ifade ettiği gibi, yaklaşık 24 dönümlük lavanta bahçesi yalnızca lavanta yetiştirilen bir alan değil; insanların doğayla buluştuğu, çocukların toprağı tanıdığı ve ailelerin birlikte vakit geçirdiği bir yaşam alanı.
Üstelik burada yetiştirilen lavantaların buket, kese ve çeşitli hediyelik ürünlere dönüştürülmesi de üretimin farklı biçimlerde değerlendirilmesine güzel bir örnek oluşturuyor.
Fakat benim hafızamda şenliğin en güzel görüntüsü yine de o küçük kız çocuğunun gözlerinde kaldı.

Lavanta gözlü çocuk…
Belki adını hiç öğrenemeyeceğim.
Belki yıllar sonra bu yazıyı okusa, bir zamanlar Gökçeyurt’taki lavanta bahçesinde fotoğrafını çektiğimi bile hatırlamayacak.
Ama ben o kareyi unutmayacağım.
Çünkü bazı fotoğraflar sadece fotoğraf değildir.
Bir günün hatırasıdır.
Bir duygunun izidir.
Bir çocuğun masumiyetidir.
Ve bazen bir fotoğraf karesi, bize hayatın aslında ne kadar güzel olduğunu yeniden hatırlatır.
Lavanta gözlü güzel kız…
Umarım hayat sana hep güzellikler sunsun.
O güzel gözlerindeki ışıltı hiç eksilmesin.
Merakın hiç bitmesin.
Çocukluğun hep yüzünde kalsın.
Ve hayatın boyunca, bugün lavanta bahçesinde olduğu gibi, etrafına huzur, neşe ve güzellik dağıtmaya devam et.
Ben seni bir fotoğraf karesinde ölümsüzleştirdim.
Sen ise o günün en güzel anısını benim hafızama bıraktın.



YORUMLAR