Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Şule Kökhan
Şule Kökhan

Gidenin Ardından

Yakın zaman önce çok kıymetli bir dostumuzu kaybettik. Onu kaybettiğimizden beri zihnimde aynı soru dönüp duruyor: Yarın öleceğimi bilsem hayatımda neyi farklı yapardım?

Sanırım bu soru insan zihni için biraz fazla ağır. Belki de bu yüzden çoğumuz, sanki sonsuza kadar vaktimiz varmış gibi yaşayabiliyoruz. Bedenimizin ve ruhumuzun bize söylediklerini duymamayı seçiyoruz. Çünkü ölüm fikri uzakta kaldığında, hayatı ertelemek daha kolay geliyor.

Oysa bir kayıptan sonra zamanın sonsuz olmadığı gerçeği ilk kez yalnızca bir düşünce değil, hissedilen bir şey oluyor. Zihnin bir tarafı “yarın ölecekmiş gibi yaşa” fikrine yaklaşırken, diğer tarafı yeniden günlük hayata tutunmaya çalışıyor. Belki de bu, insanın kendini koruma biçimi. Çünkü insan her gün ölüm bilinciyle yaşasa, hayatını sürdürebilmesi çok zor olurdu. Bu yüzden zihnimiz bize küçük bir devam etme yanılsaması veriyor.

Ama yine de insan çoğu zaman kendi sesini susturuyor. Yorgunluğunu, kırgınlığını, yalnızlığını, sevgisini bile erteliyor. Çünkü “daha vakit var” hissi çok güçlü. Ve çoğu pişmanlık büyük hatalardan değil; küçük ertelemelerin birikiminden oluşuyor:

Aranmayan bir insan.

Söylenmeyen bir cümle.

Dinlenmeyen bir beden.

Ertelenen bir heves.

“Ayıp olur” diye yaşanmayan bir hayat.

Belki de en çarpıcı olan şu: İnsanlar gerçekten yarın öleceklerini bilseler, çoğu daha başarılı, daha güzel ya da daha kusursuz olmaya çalışmazdı. Muhtemelen daha sade şeylere yönelirdi. Daha dürüst konuşmaya. Sevdiğine sarılmaya. Küsmemeye. Bir yere yetişme telaşı olmadan oturabilmeye. Kendisi gibi yaşayabilmeye.

Belki mesele “yarın ölecekmiş gibi yaşamak” değildir. Belki mesele, sonsuz zamanımız varmış yanılsamasına biraz daha az inanabilmektir. Çünkü ölüm bilinciyle tamamen yaşamak insanı yakar; onu tamamen unutmaksa insanı uyuşturur. İnsan galiba tam da bu ikisinin arasında daha gerçek oluyor.

Ve bazı kayıplardan sonra insan şunu anlıyor: Giden kişinin yokluğu aslında bize kendi hayatımızı gösteriyor. Bazı insanlar öldükten sonra bile yaşam biçimimizi değiştirmeye devam ediyor. Belki de bir insanın geride bırakabileceği en derin izlerden biri budur.

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER