Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
ANASAYFA
GazeteKalem
GazeteKalem

Ahmet Özer, Esenyurt operasyonunun 2. yılında şafak baskını anını ANKA’ya anlattı: “Onlarca polis evimin etrafını kuşattı, eşimin beni uyandırmasına izin vermeden gözaltına aldılar”

Haber: ZUHAL ÇİLOĞLAN- Kamera: Belçim KILIÇKIRAN

(İSTANBUL) CHP’li belediyelere yönelik ilk operasyonun 2. yıl dönümünde, Esenyurt’ta 30 Ekim 2024’te şafak vakti yapılan baskını Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer ANKA’ya anlattı. Özer, “Sabaha karşı, belki daha sabah olmamıştı, şafak sökmemişti. Onlarca polis evimin etrafını kuşattılar. Eşimin yukarı çıkıp beni uyandırmasına izin vermeden beni alıp götürdüler.” dedi. Özer yaşanan süreci de “Ben daha hâkim sorgusuna çıkmadan Esenyurt’a kayyum atandığı yönünde haberler geldi. Sonra beni tutukladılar. Silivri zindanına gönderdiler. Adeta ‘Ver belediyeyi, gir içeriye, suçun ne olduğuna sonra bakarız’ dediler ve o süreç böyle başladı.” sözleriyle özetledi.

30 Ekim 2024’te düzenlenen operasyonla gözaltına alınıp tutuklanan ve görevden uzaklaştırılan tahliye olmasına rağmen de görevine iade edilmeyen Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, tanıklığını ANKA Haber Ajansı’na anlattı. 29 Ekim 2024’te İstanbul Valiliği’nin resepsiyonuna katıldığını, ardından Esenyurt Meydanı’nda konuşma yaptığını belirten Özer, konuşmasının temasının “Adlarımız farklı olsa da soyadlarımız Türkiye” olduğunu söyledi.

Resepsiyonun ardından Esenyurt Meydanı’na geldiğini ve Cumhuriyet Bayramı’nı kutladığını anlatan Özer, “O görüşmeden sonra gece eve gittim, yattım. Sabaha karşı, belki daha sabah olmamıştı, şafak sökmemişti. Onlarca polis evimin etrafını kuşattılar. Eşimin yukarı çıkıp beni uyandırmasına izin vermeden beni alıp götürdüler” dedi.

“BEN DAHA HÂKİM KARŞISINA ÇIKMADAN KAYYUM HABERİ GELDİ”

Gözaltına alınmasının ardından henüz hâkim karşısına çıkmadan Esenyurt Belediyesi’ne kayyum atandığı yönünde haberler çıktığını belirten Özer, şöyle konuştu:

“Ben daha hâkim sorgusuna çıkmadan Esenyurt’a kayyum atandığı yönünde haberler geldi. Sonra beni tutukladılar. Silivri zindanına gönderdiler. Adeta ‘Ver belediyeyi, gir içeriye, suçun ne olduğuna sonra bakarız’ dediler ve o süreç böyle başladı.”

Kendisinin akademisyenlik geçmişine ve bugüne kadar yürüttüğü çalışmalara dikkati çeken Özer, “Bugüne kadar 40’ın üzerinde kitap yazmış, 40 bin öğrenci yetiştirmiş, özellikle barış ve demokrasi konusunda çok mücadele etmiş bir akademisyenim. Üniversitede bölüm başkanlığından rektörlüğe kadar bütün görevleri yaptım. Genel sekreterlik yaptım. GAP master plan çalışmasında bulundum. Devlet Planlama Teşkilatı’nda Yerel Yönetimler Özel İhtisas Komisyonu’nda görev aldım” dedi.

Parlamentoda Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na davet edildiğini, çözüm süreci döneminde de sunumlar yaptığını anlatan Özer, “Bütün bu süre boyunca hep barıştan, demokrasiden, kardeşlikten yana bir tavır ortaya koydum. O ana kadar hakkımda bir araştırma, bir soruşturma yoktu. Esenyurt’ta iki kişiden birinin oyunu alıp belediye başkanı olunca bir gece yarısı, boş bir dosyayla örgüt üyeliğiyle suçlayıp tutukladılar. Bunu da kayyum atayabilmek için yaptılar. Başka bir suçtan yargılansam kayyum atanamayacaktı” ifadelerini kullandı.

“SEÇİLMİŞ BELEDİYE BAŞKANININ HEMEN GÖREVE DÖNDÜRÜLMESİ GEREKİYOR”

Belediye yönetimine ilişkin incelemelerde kamu zararı tespit edilmediğini savunan Özer, kendi dönemlerinin didik didik edildiğini belirterek, “Bizim dönemimiz didik didik edildi. Bir kuruş bile kamu zararı söz konusu değil. Hakkımızdaki bütün iddialardan beraat ettik. Ancak beni aylarca hapishanede yatırdıkları için ‘görevi ihmal’ diye bir suç uydurdular” dedi.

Kayyum yönetimine ilişkin iddialara da değinen Özer, “Kayyumun getirdiği başyardımcısının evinde bir servet ele geçirildi. Kayyumla ilgili tek bir adım atılmadı, tekrar görevine gönderildi. Kayyumun yerine kayyum atanmış oldu. Oysa Esenyurt halkının ihtiyacı olan kayyuma kayyum atamak değil, halkın iradesinin tecelli ettirilmesidir” diye konuştu.

Özer, seçilmiş belediye başkanının görevine iade edilmesi gerektiğini belirterek, “Seçilmiş belediye başkanının hemen görevine geri döndürülmesi ve kaldığımız yerden halka hizmet etmemiz gerekiyor. Bu sadece benim değil, bütün Esenyurt halkının temel beklentisidir” ifadelerini kullandı.

TORUNUNUN CEZAEVİ ZİYARETİNİ ANLATTI

Tutukluluk sürecinin yalnızca kendisini değil, ailesini de etkilediğini anlatan Özer, kızı Seraf Özer’in 375 gün boyunca cezaevinde kendisini ziyaret ettiğini söyledi.

Özer, “Sadece benim için değil, ailem için de zor bir süreç başladı. Özellikle sevgili kızım, avukatım da olan Seraf Özet bana çok katkıda bulundu. 375 gün kar, yağmur, çamur, kış, yaz, bahar demeden ziyaretime geldi. Onun sayesinde bu hapishane sürecini çok kolay atlattım” dedi.

Eşinin tutukluluk sürecinden çok etkilendiğini ve 7-8 kilo verdiğini anlatan Özer, oğlunun da işini gücünü bıraktığını söyledi. Torununun cezaevinde kendisini ziyaret ettiği anı da anlatan Özer, şunları kaydetti:

“Oğlumun oğlu, iki ay sonra hapishaneye ziyaretime geldi. Açık görüşte geldi boynuma sarıldı. ‘Dedeciğim, senin buradaki işin bitmedi mi? Artık yeter, seni çok özledik, gel eve’ dedi. Baktım herkesin gözü doluyor. Ben ortamı düzeltmek için ‘Merak etme oğlum, benim biraz daha işim var, bitsin geleceğim’ dedim.”

Cezaevindeki tutukluluk sürecinin aileler üzerindeki etkisine dikkati çeken Özer, “Bu cezayı sadece içeride yatanlar çekmiyor, aynı zamanda aileler de çekiyor. Bu zulüm sadece içeridekilere yapılmıyor. Aileler de maalesef bu zulmün altında eziliyor ve büyük badirelerle karşı karşıya kalıyor” diye konuştu.

“TUTUKLULUK İSTİSNADIR, ASIL OLAN TUTUKSUZ YARGILAMADIR”

Tutuklu yargılamalara ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Özer, “Bizim yasalarımızda tutuksuz yargılama esastır. Tutukluluk bir istisnadır. Asıl olan seçilmiş belediye başkanlarının tutuksuz yargılanmasıdır” dedi.

Kimsenin yargılamadan muaf tutulmasını istemediklerini vurgulayan Özer, “Biz kimse için yargılamadan azade olsun diye bir iddiada bulunmuyoruz. Kimse yargılamadan münezzeh değil. Ancak geçmişte de bu tür iddialardan üç bin belediye başkanı tutuklanmamış, yargılanmış. Bazıları 300-400 yılla yargılanmış, beraat etmiş. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu bunun en temel örneklerinden biridir” ifadelerini kullandı.

Aylarca iddianame beklenerek ve yıllarca süren yargılamalarla tutukluluğun cezalandırmaya dönüştüğünü belirten Özer, “Bu hem hukuk sistemimize fayda sağlamıyor, hem kamu yararı içermiyor, hem de vicdanları yaralıyor” diye konuştu.

“TÜRKİYE’NİN İKİNCİ ÖNEMLİ SORUNU ADALETSİZLİK”

Türkiye’de hukuka duyulan güvenin yeniden tesis edilmesi gerektiğini söyleyen Özer, “Bizi bir arada tutan temel çimento hukuktur. Bizim hukuka olan inancı, güveni yükseltmemiz lazım. Bunun için de hukukun adil olması, adalet dağıtması gerekiyor” dedi.

Özer, Mahatma Gandhi’nin “Adaletsizliğe uğrayan bir insana dünyanın bütün ırmaklarının suyunu içirseniz yine susuzluğunu gideremezsiniz” sözünü hatırlatarak, “Bugün Türkiye’nin en büyük sorunlarından birisi ekonomik yoksunluk, kriz vesaire ise diğer ikinci önemli sorun da adaletsizlik meselesidir. Hukuka duyulan güvensizlik ve hukuk güvenliğinin bu anlamda ortadan kalkmış olmasıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin demokrasi ve hukuk düzenine dönmesi gerektiğini vurgulayan Özer, “Türkiye’nin hukuka dönmesi, demokrasinin bütün kurum ve kurallarıyla işlemesi, hukukun herkese eşit ve adil uygulanması gerekir. Masumiyet karinesi esas alınmalı, lekelenmeme hakkı esas alınmalı ve adil yargılanma herkes için esas olmalıdır” dedi.

“ADALET DİYORUM, ADALET DİYORUM, ADALET DİYORUM”

“Adalet devletin dinidir, adalet zaafa uğrarsa devlet zaafa uğrar” diyen Özer, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bugün de söylediğim gibi hukuk, zulme karşı mücadelenin birimi olmazsa kendisi zulmün aracı olmaktan kurtulmaz. O yüzden toplumu ayakta tutan temel omurga hukuktur ve hukuk yoluyla dağıtılacak olan adalettir. Ben de bu yolda sizin vasıtanızla adalet diyorum, adalet diyorum, adalet diyorum. Adaletin ihya olduğu daha özgür günlerde buluşmak dileğiyle.”

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER