2001’de kurulan ve ertesi yıl tek başına iktidara gelen Adalet ve kalkınma Partisi, geçtiğimiz hafta görkemli bir törenle 25. yılını kutladı.
Hakkıdır. 25 yıl siyasi hayatta kalma siyasi tarihimizde görülmemiş bir şey değilse de kesintisiz 25 yıl iktidar olma, “demokrasi” tarihimizde hiçbir partiye kısmet olmuş değildir. 1923’te kurulan Cumhuriyet Halk Partisi, bir devlet partisi olarak doğdu, kesintisiz 1950 yılına kadar 27 yıl iktidar sürmüş olsa da bu serbest seçimlerle kazanılmış bir iktidar değildi. Bu nedenle AKP’nin 25 yıllık kesintisiz iktidarı, siyasetle uğraşan herkes tarafından önemle üzerinde durulacak bir olaydır. Doğrusunu söylemek gerekirse muhalefet çevreleri, AKP’yi her zaman eleştirmiş fakat onun neden 25 yıldır serbest seçimlerle iktidar olduğunun üzerinde isabetle durmamıştır.
AKP NASIL BİR PARTİDİR?
AKP, Türkiye’nin görmeye alışık olduğu sağ partilerden biridir. Anayasanın laiklik ilkesinden hoşnut değildir ve onu çeşitli yollarla kemirmeye çalışmakta, bunun yerine İslamiyet’in Sünni-Hanefi değerlerini “millî kültürümüz” adı altında devletin temel değerleri yapmaya, yeni kuşakları da buna göre yetiştirmeye çalışmaktadır.
AKP’nin esas karakterlerinden biri de bir zenginler partisi olmasıdır. Ancak onu ayakta tutan zengin sınıf, Cumhuriyeti kuran ve Tek Parti Döneminde devleti elinde bulunduran burjuvaziden farklıdır. AKP zenginleri, ülkemizdeki kapitalist gelişmenin bir ürünü olarak kırsaldan merkezlere gelen zenginlerdendir. Bu zengin sınıf, geldikleri taşra kültürünü de merkeze, devlete taşımışlardır. Demokrat Parti, Adalet Partisi ve Anavatan Partisi’ne Erbakan’ın İslamcı ideolojini aşılayın meyvesi AKP olan bir ağaç ortaya çıkar.
AKP’nin iktidar olması, 1923’ten, hatta daha önceden başlayan Avrupai (Burjuva) reformlarının halk kitlelerinin önemli bir kısmını dönüştürememesinin de sonucudur. Bu reformlar, halen yeni koşullarda bütün ülkeye yayılma halindedir. En büyük değişim yeni teknolojiyi kullanmada görülmekte, kentler ve hatta köyler, modern yapılar, yollar, üretim teknikleriyle eski Türkiye’den farklılaşmaya devam etmektedir. Kemalist reformların tutucu taşra zenginlerini de hiç değiştirmediği söylenemez. Miras hukuku bütün ülkede uygulanmaktadır. Evlenmeler laik esasa göre akt edilmektedir. Bu sınıfın politikacıları ve iş adamları da takım elbise giymekte, boyunbağı takmaktadır. Mecliste parlamenter usuller uygulanmaktadır. Yani 1839 Tanzimat Fermanından beri modernleşmeye çalışan bir Türkiye’den Arap şeyhliklerine benzeyen bir ülke çıkarmak mümkün değildir.
KÖMÜR TORBALARI
AKP’nin 2002’den beri girdiği her seçimden birinci parti olarak çıkması ve tek başına hükümet kurmasının nedenini, laik kesimler onun dini kullandığına yordular. İleri sürülen başka bir gerekçe AKP’nin yoksullara kömür torbaları ve yiyecek kolileri dağıttığıdır ki, gerçeğin itirafına en yakın gerekçe de budur. Her seferinde büyük umutlarla seçime giren muhalefet, seçimi kaybetmesini seçim hilelerine, mühürsüz oylara bağlama eğilimi göstermiştir. Ülkedeki bütün gelişmeler için komplo teorileri geliştirmeye hevesli bir grup da AKP’nin zaferini dış güçlerin, özellikle ABD’nin böyle istediğine bağlamıştır.
Bu 25 yıl içinde AKP çeşitli badireleri atlamayı başarmıştır. Bunlardan biri generallerin verdiği bir muhtırayı “Siz karışmayın” diye geri çevirmiş, gene ordunun açtırdığı kapatma davasını, ucuz bir hükümle atlatmış, Cumhuriyet mitingleri, Gezi eylemleri gibi kitlesel gösteriler karşısında ayakta kalmış, Ergenekon Davası ile önemli bir muhalif aydın ve subayı etkisizleştirmiştir. Son olarak besleyip büyüttüğü Fetullah Darbe girişimini püskürtmeyi başarmıştır.
AKP, demokrasi vaadiyle seçimler kazandığı halde demokrat bir parti değildir. Tek kişinin hükmettiği bir parti haline gelmiştir. Son derece partizandır ve tarafsız olması gereken devlet kurumlarını adliye dahil kendine bağlamıştır. Ordudan gelecek itirazların önünü kesmiştir.
AKP, ilerici, demokrat, devrimci, sosyalist bir insanın beğenebileceği bir parti değildir. Haksever insanların da ona karşı bir hayli itirazları olmalıdır. Fakat AKP 25 yıldır seçimlerden birinci parti çıkmaktadır. Niçin?
AKP’nin seçim başarıları, halkın sağcı olmasından, yolsuzluklar karşısında duyarsızlığından, adaleti umursamayışından mı kaynaklanıyor. Cehaletten mi? Dindarlıktan mı?
Ülkemizde bunun doğru yanıtını veren insan sayısı pak azdır. Belki bazıları biliyor ama söylemeye çekiniyorlar. Doğrusu geçmişte benim de karşılaştığım gibi bunun doğru nedenlerine işaret eden herkese “Sen de mi AKP’li oldun?” suçlaması yapılıyor.
YOKSUL KİTLELERİ DERİNDEN KAVRAMAK
AKP’nin 25 yıldır girdiği her seçimden birinci parti olarak çıkması, başkanları Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde rakiplerini yenmesi tek bir nedene bağlanamaz. Fakat bunların en başında AKP’nin yoksul taşrayı, yoksulluğu ile, yaşam tarzı, kültürü ile derinden kavramış olmasıdır. Kömür torbaları ve yiyecek kolileri, bunun yalnızca bir parçasıdır. Hiç şüphe yok ki, yoksulların eğitime erişmesinde, sağlıkta büyük gelişmeler olmuştur. Ders kitaplarının parasız verilmesi, haftada bir de olsa köylere doktor gitmesi, aile üyeleri için evde bakım ücreti bunlar içinde ilk akla gelenlerdir.
Sert seçim mücadelelerinde, seçimlerde epey yazı yazarak gelişmeleri önyargısız yorumlamaya çalıştım. 13 Haziran 2018’de yayımlanan yazımın başlığı “Köroğlu Gibi” idi ve halkı kazanmak için Köroğlu gibi zenginden alıp yoksula vermeyi önermiştim. Köroğlu’nu Köroğlu yapan bu değil mi idi? 13 Ağustos 2025’te yayımlanan yazımın başlığı ise “CHP’ye Halkçılık Yeter” idi.
Son genel seçimlerde Ordu’nun en yoksul köylerinin bağlı olduğu Korgan ilçesinde aldığı oyların yüzde 80, Kumru ilçesinde ise yüzde 82 olmasının sebebi hikmeti budur. Esasında AKP’ye neden oylarını verdiklerini seçmenlere sormak gerekir. Onlar bunun doğrusunu bilirler.
Demek oluyor ki, AKP’den önce iktidar olan partilerin hiçbiri, taşrayı bu kadar güçlü kucaklamamıştır.
NE ZAMAN KAYBEDECEK?
AKP de bir zaman gelecek ki seçimleri ve iktidarı kaybedecek. Şimdi, kendisi için ölümcül bu sonun gelmemesi için olmadık işler yapıyor. Ana muhalefeti bölüyor ve sıkıştırıyor. Muhalefet belediyelerinin yöneticilerini yolsuzluk ve rüşvet suçlamasıyla yargılama altına alıyor. Buna karşılık uyguladığı ekonomi politikalarıyla hazinenin dibi görünmüştür ve buna çözüm bulmak için hazineye ait varlıkları satma peşindedir. Onun iktidar olduğu dönemlerde büyük yolsuzluklar yapılmıştır ve bunlar yargıdan kaçırılmıştır. Günümüzde de bal tutan pek çok yetkili parmaklarını yalamaktadırlar. Adalet ve kalkınma partisinin hiç de adaletli olmadığı açıktır. Seçmenler yılllardır keskin bir kutuplaşmaya uğramış olsalar da yolsuzlukları ve demokrasiye aykırı uygulamaları görmektedirler. Onlar şu ikilem içindedirler: Daha önce kavuşmadığımız ekonomik sosyal imkânlardan mı vazgeçelim yoksa adaletsizliklere ses çıkarmamaktan mı? Onlar için öncelik yaşam koşullarıdır.
Birkaç yıldır, hayat pahalılığı dar gelirlileri zor durumda bıraktı. Bunun karşılığı AKP’nin ikinci parti konumuna düşmüş olmasıdır. Eğer başka geliri olmayan emekliler ondan tamamiyle yüz çevirmediyse, geçmişte kavuştukları imkânların hatırınadır ve bu hatırın ömür boyu sürmeyeceği de açıktır. Türkiye iyi kötü bir sandık sistemine sahip olduğu sürece, AKP’nin sittin sene iktidarda kalması mümkün değildir.
CHP, Ankara’nın Çankaya ilçesinden seçmenlerin dörtte üçünün oyunu alıyor. Bizim köydeki seçimlerde ise Korgan ve Kumru köyleri kadar değilse de bunun tam tersi çıkıyor. AKP oyların yüzde 75’ini alıyor. Bu farklılığı yaratan tamamen yaşanılan coğrafya, yaşama koşulları, seçmenlerin gelirleri ve öğrenim düzeyleridir. Köylüler için üniversite özerkliğinin köy yolunun asfaltlanması kadar önemi yoktur.
Ülkemizde iktidar olmak isteyen bir parti, AKP’nin 25 yıllık başarısından ders almalıdır. Sonuçta cumhuriyet değerlerinden, laiklikten, demokrasi ve insan haklarından, adaletten vazgeçmeden düşük ve orta gelir düzeyindeki toplumu ekonomik çıkarları açısından kucaklamak mümkün değil midir?
Kürt Sorununu çözmede bile muhalefet kekeleyip durmuş, sorunun aslını kavrayamamış, “Çerçeve Yasa” vesilesiyle bile bu fırsatı kullanamamış, sonunda Kürtlerle Cumhur İttifakının yakınlaşmasını önleyememiştir. Kendisinin zaten cesur bir planı yoktur ve bu konuda taraftarlarını razı edecek bir anlayışta da değildir.
Halkı ve rejimi gericileştirmeye çalışan AKP’nin önünü kesebilmek, halkın refahını ve özgürlüğünü sağlayabilmek için için onun iktidar olma ve 25 yıl iktidarda kalma taktiklerinden ders çıkarmak gerekir.










YORUMLAR