Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
ZEKİ SARIHAN
ZEKİ SARIHAN

Devri Sabık Yaratmak

Hep düşünürüm: İktidarlar yolsuz işler yaparken kendilerinden sonra iktidara gelecek olanların hesap sormasından korkmazlar mı? Örneğin AKP 24 yıldır iktidarda bulunan ve yolsuzluk yaptıkları ayan beyan ortaya çıkan bakanlarından gelecekte hesap sorulacağını hesaplamış mıdır? Ayakkabı kutularına istif edilen paralar nerden niçin gelmişti? Evde para sayma makinasının bulundurulmasının hikmeti neydi? Telefondaki  kısık bir ses “Sıfırla oğlum, sıfırla!” emrini verirken neyin niçin sıfırlanmasını istiyordu?

Geçmiş iktidarlardan adalet örgütü eliyle hesap sormaya “Devri Sabık Yaratmak” diyorlar. Bu sözü Türkiye, ilk kez 1946’dan sonra iktidara hazırlanan Demokrat Parti’den duydu.  DP, CHP yönetimi için “Devri Sabıkı yaratmayacağız” dedi.

Demokrat Partinin geçmiş yönetimler için böyle bir politika benimsemesi şu iki nedene dayanıyor olabilir:

Birincisi; Demokrat Parti’nin kurucu ve yöneticileri, başta Celal Bayar olmak üzere uzun yıllar Tek Parti meclislerinde ve hükümetlerinde bulunmuşlardır. O dönemde güdülen politikalarda payları, onayları vardır. Eğer o dönemde yapılan işlerden hesap sorarlarsa bunun ucu kendilerine de dayanacaktı.

İkincisi, o dönemin “devri sabık” yılları içine 1938-1945 İnönü döneminden başka daha önceki yıllar, Atatürk’ün Cumhurbaşkanı olduğu yıllar da girmektedir. Sorulacak hesap, Atatürk’ü de dokunacaktır. . Ondan hesap sormak ise kolay değildir ve Türk devleti, Türkiye yargısı buna henüz cesaret edemezdi. En iyisi, devri sabık yaratmak yerine Cumhuriyetin kuruluş yıllarında yapılanları kıyısından köşesinden kemirmektir. Anayasanın eski dile döndürülmesi, Arapça Ezan’ın serbest bırakılması, Halkevlerinin kapatılması gibi. Batılı NATO sistemlerine girerek tam bağımsızlık ilkesinden vazgeçmek de başlı başına hesabı sorulacak bir uygulamaydı.

TARİHİMİZDE YARATILAN DEVRİ SABIKLAR

27 Mayıs 1960 askerî darbesini yapanlar da, dış politikada o kadar cesur olmadıkları için DP kadrolarından NATO’ya girişin ve bunun için Kore’ye asker göndermenin hesabını sormadılar. Bununla birlikte 6-7 Eylül 1955’te İstanbul’daki Rumlara bir tertip sonucu çektirilen eziyetten Celal Bayar’ın köpeğine ve Menderesin gayri meşru bebeğine kadar birçok eylem yargılama konusu oldu. Türkiye tarihinde böyle sert dönemeçlerde devri sabık yaratılan dönemler olmuştu. 1908 Hürriyet Devrimi, 9 Mart 1909 Karşı devrim ayaklanmasının bastırılması, İttihatçıların iktidara tem yerleştiklerinde estirdikleri terör, 1918’de savaş yenilgiyle bitince İstanbul’da kurulan yeni hükümetlerin İttihatçılardan tutuklamalar yokluklarında idam kararlarına varan hesap sorması, Büyük Zafer Üzerine emperyalist işbirlikçilerin kaçacak delik aramaları ve 150 kişinin yurt dışına çıkarılması hesap sorulması Türkiye tarihinde yaratılan devri sabıklardandır.

Bu arada hesabı sorulmayan, sorulmaya yanaşılmayan veya cesaret edilemeyen  pek çok yolsuzluk, işkence, soygun karanlıklara karışmıştır.

BANA YAPILAN HAKSIZLIKLARIN HESABINI KİM VERECEK?

Ara sıra kendi kendime sorarım: Bana yapılan haksızlıkların hesabını kim verecekti ve niçin vermedi? Bundan sonra bu hesabı kimden sorabilirim? Ben bir öğretmenim. Bunun üç yıl üç ayını üç cezaevinde iki ayrı davadan yargılanarak geçirdim. Üç yıl 1402’li yasa ile görevden uzaklaştırılarak mesleğimden uzakta kaldım. Yüksekokulda Bakanlık tarafından okuldan temelli çıkarıldım. Bir kez valilik emrine, iki kez bakanlık emrine alındım. İki kez il dışına, bir kez il içine olmak üzere üç kez sürüldüm. Ufak tefek cezalar olan ihtar, maaştan kesme, kademe durdurma gibi olanları saymıyorum bile…

Konunun ilginç yanı, yükledikleri bütün suçlamalardan aklandım. Sağ salim mesleğime döndüm ve 25 yıl üzerinden emekli oldum. Geçmiş maaşlarımı almakla birlikte bana çektirilen sıkıntılar yanlarına kâr kaldı. Şimdi bilgi edinme yasasına dayanarak dosyamdaki bilgileri istiyorsam da vermiyorlar! Devlet hâlâ kendine leke kondurmaya yanaşmıyor.

Peki nasıl oluyor da 25 yılın 17 yılında sınıfa girebilmiş bir öğretmen bu kadar kanunsuzlukla karşılaşabiliyor? Ya bu öğretmende, ya devlette üzerinde durulması gereken bir özellik var. Devletin özelliği bir burjuva devleti olması ve emekçi sınıflar üzerinde çeşitli yollarla gerçekte bir diktatörlük uygulamasıdır. Öğretmenin özelliği ise (ister kusur, ister meziyet sayılsın) mevcut düzenle uyumsuzluğudur ve bunu yazı ve söz gibi çeşitli yollarla açığa vurmaktan bir an bile fütur getirmemesidir. Ülkemizde böyle çok öğretmen ve başka mesleklere mensup aydın gelip geçmiştir, halen de binlercesi mücadele hâlindedir.

Devletin gözünde bugün de makbul bir yurttaş olduğumu sanmıyorum. Mahkemelerde beraat ettiysem, mesleğime dönebildiysem, çeşitli toplantılarda konuşabilmişsem, kitaplarım yayınlanabiliyorsa bu devletin bir lütfu değil, ondan çeke çeke alınmış, kamuoyunun desteği ve (eskiden var olan) adaletli yargıçların tutumuyladır.

AKP İÇİN DEVRİ SABIK YARATMAK

Kolay ve somut olduğu için kendimden örnek verdim. Gelelim AKP Hükümetlerinin yaptığı işlere: İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerini Yüksek Seçim Kurulu’nu alet ederek iptal ettirmenin hesabı sorulmayacak mı? Herhangi bir basit soruşturma gerektiren suçlamalarda insanların suçlu mu suçsuz mu oldukları bile belli olmadan ellerine kelepçe takarak adliye götürmenin hesabı verilecek mi? Tarikat-cemaat vakıfları kurdurup devlet kesesinden bunları besleyerek laik eğitimi yok etmek için bunları okulların başına tebelleş etmek, yapanların yanına mı kalacak? Ya, memur atamalarında hak edeni  atamak yerine  mülakat usulüyle kendi yandaşlarını devlete yığmanın hangi kitapta yeri var? Ellerinde suçlayacak bir kanıt olmadığı halde binlerce insanın görevden alınması ve sokağa bırakılmasının hesabını veren olmayacak mı?

Örneğin, gerici bir toplum yaratma sevdasıyla adalet, eğitim, idare gibi birçok kurumu Fethullahçıların emrine vermek, onunla iş birliği yapmak ve bununla övünmek, Fetullahçılar tek başlarına Türkiye’ye hükmetmek için darbe yapmaya kalkışırsa birçok insanın ölümüne, toplumsal ahlakın çürümesine yol açıp, sonra da “Allah affetsin” diyerek işin içinden sıyrılmak hangi kitapta yazıyor?

AKP Hükümeti, başka hükümetler gibi  programında yazılı olan ve anayasa ve yasalara aykırı olmayan icraatından ötürü suçlanamaz, eleştirilir. Ancak yapılan bazı işlerin değil yasalara aykırı olması hiçbir vicdana bile sığmayacak durumdadır. Besleme bir basın yaratmak, seçim ahlakını ve yasalarını çiğnemek gibi.

AKP DEVRİ SABIK YARATILMASINDAN KORKMUYOR MU?

Hükümet, iktidar değişikliğinde millete hesap vereceğini neden düşünmüyor ve neden burnunun doğrusunda gidiyor?

Bunun için iki ihtimal var: Ya ebediyen iktidarda kalacağını düşünüyor. (Bunun için çalıştığı görülüyor zaten) ya da o kadar kanunsuzluğa batmıştır ki, buradan bir çıkış bulamamaktadır. Suça batmış bir kişinin buna devam etmekten başka bir seçeneğinin olmaması gibi.

Muhalefet, iktidarı devraldığı zaman, mevcut hükümetin yaptığı kanunsuzluklardan hesap soracağını, yani “devri sabık” yaratacağını açıkça ilan etmelidir. Bu karar belki bundan sonra iktidarın ayağını denk almasına neden olur.

zekisarihan.com

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER