Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Nusret Kebapci
Nusret Kebapci

Çakar Lamba Ayrıcalığı ve Neoliberalizm

Geçtiğimiz günlerde bir gazetecinin kızının, çakar lambalı aracıyla trafikte yakalanması ve ardından ilgili yazarın, durumu gündeme getiren medyaya yönelik saldırgan, hakaret içeren üslubu gündeme oturdu. Ancak mesele, göründüğünden çok daha derin ve vahimdir. Bu olay, aslında topluma “kuralsızlığın” yeni bir normal olarak dayatılmasının somut bir dışavurumudur.

Bugün öyle bir noktaya geldik ki; sadece iktidara yakın gazetecilerin değil, çocuklarının dahi altındaki araçlarda çakar lambalar yanabiliyor. Tarikat şeyhlerinden ailelerine, iktidar partisinin il ve ilçe yöneticilerinden bazı sanayici ve sporculara kadar geniş bir kesim, bu hukuk dışı imtiyazı normalleştirmiş durumda. Öyle ki, geçtiğimiz aylarda  Meclis’teki yaklaşık 1100 eski ve yeni milletvekiline trafikte her türlü kısıtlamadan muaf olma hakkı tanındığında, toplumdan yükselen ses sadece cılız bir mırıltıdan ibaret kaldı. Caydırıcı, örgütlü bir tepki ne yazık ki ortaya konulamadı.

Trafik: Bir Ülkenin Hukuk Aynası

Aslına bakarsanız, bir ülkenin trafiğine kısa bir süre göz atmak bile; o ülkede yasaların herkese eşit uygulandığı bir “ulus devlet” mi, yoksa yukarıdan aşağıya kuralsızlığın egemen olduğu “neoliberal” bir kaos düzeninin mi hüküm sürdüğünü anlamak için yeterlidir. Yol üzerindeki manzara; herkesin eşit haklara sahip birer “yurttaş” olup olmadığını ya da yasaların ayrım gözetmeksizin uygulanıp uygulanmadığını bize açıkça söyler.

Bir hukuk devletinde yasalar önünde eşitlik esastır. Eğer bir ülkede trafik, kamu hizmeti alanı olmaktan çıkıp bir güç gösterisi sahasına dönüşmüşse; orada ulusal politikalardan ziyade, sermaye ve güç odaklı neoliberal politikaların kamusal alanı yağmaladığı görülür.

İmtiyaz mı, Görev mi?

Yurttaşlık bilincinin yüksek olduğu toplumlarda geçiş üstünlüğü kişiye değil, görevin aciliyetine verilir. Ambulans, itfaiye veya organ nakil araçları, doğrudan kamu yararı gereği kuralların dışında tutulur. Ancak kime verildiği belirsiz “tahsisli plakalar” ve “çakar lambalar”, anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğu gibi toplumdaki adalet duygusunu da kökten zedeler. Halkın bilinçli olduğu bir ülkede “görevi kötüye kullanma” sayılacak bu durumun bizde kanıksanması, hukuk devletinin ağır bir yarasıdır.

Gelişmiş demokrasilerde bu tür ayrıcalıklar sadece en üst düzey devlet temsiliyle sınırlıdır. Avrupa’da sivil bir araca usulsüz çakar takmak sadece trafik cezasıyla geçiştirilmez; bu eylem “kamu görevini usulsüz üstlenmek” ve “sahtecilik” gibi ağır suçlar kapsamında değerlendirilir. İtalya veya İsviçre gibi ülkelerde bu durum binlerce Euro cezayı ve ehliyete süresiz el konulmasını beraberinde getirir. Batı kültüründe bir politikacının trafikte ayrıcalık beklemesi, doğrudan bir istifa sebebidir (resignation material).

Neoliberalizm ve Kamusal Alanın Yağmalanması

Bu tür ayrıcalıkların ülkemizde adeta “yasallaşması”, uygulanan neoliberal politikalarla doğrudan ilişkilidir. Neoliberalizm, “kamu yararı” kavramını zayıflatıp yerine “bireysel fayda” ve “güçlünün üstünlüğünü” koyar. Trafik, en saf haliyle kamusal bir alandır. Bu alanda siyasi veya ekonomik güç sahiplerinin kendilerine “hızlı şeritler” yaratması, aslında kamusal alanın özelleştirilmesidir. Yol, toplumun ortak varlığı olmaktan çıkıp, güçlünün hüküm sürdüğü bir mülkiyet alanına dönüşmektedir.

Bu düzende ayrıcalık tanınan kişiler devletin gücünü kendi konforu için bir kalkan olarak kullanmaya başlar. Çakar lamba kullananın alt metni şudur: “Benim zamanım senin zamanından, benim işim senin hayatından daha değerli.” Bu, insan onuru ve yurttaşlık bağı açısından tam bir kırılma noktasıdır.

Sonuç

Sonuç olarak; ülkemiz trafiğinde yaşanan bu kuralsızlık, aslında bugün devlet anlayışında geçerli olan neoliberal bir yönetim anlayışının trafiğe yansımasıdır. Düzeltmek kolay mı? Aslında zor değil; ama çok da kolay olduğu düşünülmemeli. Çünkü olay sadece trafikle sınırlı olmayıp; ülkenin ekonomisinden siyasetine kadar kuralsızlığın egemen olduğu sistemin yararlananlarını da karşısına alabilecek, kural ve kanunların tüm vatandaşlar için eşit ve ayrımsız uygulanabildiği bir ulus devlet ideolojisiyle bu gidişat değiştirilebilir.

Yani demek istediğim; nasıl ki ekonomi ve siyasette kuralsızlığı getiren neoliberalizmle, trafikteki kuralsızlık ya da güçlülerin hukuku birbirini tamamlıyorsa; ekonomide ve siyasette ulus bilincinin hâkim kılınması ile herkesin ayrımsız eşit yurttaş olması da birbirini öyle tamamlamaktadır. Ne zaman ki bu ülkede kişisel çıkarlar değil, ulus çıkarları korunur hale gelir; makamı ve mevkisi ne olursa olsun herkes yasa önünde eşit olur. Trafikte gerçek eşitlik de ancak o zaman sağlanır. Gerisi hikâyedir; başka bir şey değil.

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER