Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Ali Babacan: “Ekonomik koşullar, Türkiye’deki doğurganlık hızının düşmesinin ana sebebidir”

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “‘Üç çocuk’ derken bunun nasıl olacağını, insanların yarınlara nasıl güvenle bakacağını kendilerine anlatmadan, o iklimi oluşturmadan istediğiniz kadar ‘Aile Yılı’ deyin. Gençler iş bulamıyor, ‘Ben nasıl evleneceğim?’ diyor. Ekonomik koşullar, Türkiye’deki doğurganlık hızının düşmesinin ana sebebidir” dedi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, "'Üç çocuk' derken bunun

(TBMM) – DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “‘Üç çocuk’ derken bunun nasıl olacağını, insanların yarınlara nasıl güvenle bakacağını kendilerine anlatmadan, o iklimi oluşturmadan istediğiniz kadar ‘Aile Yılı’ deyin. Gençler iş bulamıyor, ‘Ben nasıl evleneceğim?’ diyor. Ekonomik koşullar, Türkiye’deki doğurganlık hızının düşmesinin ana sebebidir” dedi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeni Yol Partisi’nin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde iki işçinin hayatını kaybettiğini belirten Babacan, iş güvenliği meselesinin Türkiye’de çok önemli bir konu olduğunu ifade etti. Babacan, sözlerine şöyle sürdürdü:

“Niye bazı ülkelerde iş kazaları daha az da Türkiye’nin de içinde bulunduğu birçok ülkede daha fazla? Tedbir alındığında kazalar azalıyor, tedbir alındığında hayatlar kurtarılıyor; ama tedbir alınmadığında, denetim yapılmadığında maalesef canlarımızı kaybediyoruz. Çözümü, inanın, zor değil, sağlam kurallar koyacaksınız, denetleyeceksiniz. Denetimde yanlış bulduğunuzda da caydırıcı cezayı gözünüzü kırpmadan keseceksiniz. Sistemi sağlam kuracaksınız ki hayatlar kurtulsun.”

Türkiye’nin “ağır bir demokrasi krizi içinde” olduğunu öne süren Babacan, şunları söyledi:
“Sadece nisan ayında gazeteciler tam 75 defa hâkimin karşısına çıktı bu ülkede. Bu insanlar yolsuzluk mu yaptı? Hayır. Birilerinin canına mı kıydı? Hayır. Yaptıkları sadece düşündüklerini söylemek, düşündüklerini yazmak, doğru gördükleri haberi de yayınlamak, yaptıkları sadece bu. İşte gazetecilerin bu kadar baskı altında olduğu bir ülkede, arkadaşlar, ifade özgürlüğünden bahsedilemez. Gazetecilerin bu kadar baskı altında olduğu bir ülkede demokrasiden bahsedilemez, çünkü demokrasi ancak hukukla kıymetlidir. Demokrasiyi sadece sandıktan ibaret görenler, ‘Ben sandıktan yüzde 50 artı 1 aldım, aklıma geleni yaparım’ demeye başladığında, o ülkede artık demokrasiden bahsedilemez.”