(TBMM) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında, “Cumhuriyet Halk Partisi uluslararası yapıda Trump’ın düzenine teslim olmayacak. Asla ve asla İsrail, Amerikan planlarının uygulayıcısı, parçası olmayacak. Ama Amerika’yla da Rusya’yla da Çin’le de doğru ilişkiler kuran, sadece Avrupa Birliği’nin üyeliğine kabul edilmiş birisi değil, Avrupa’yı güçlendiren bu güçlü nüfusuyla, bu güçlü ordusuyla, genç nüfusuyla ve kararlılığıyla Avrupa’nın taşıyıcı kolonu olacak, Avrupa Birliği’nin en önemli aktörü olacak” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM’de partisinin Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada iktidarı Filistin konusundaki tutumu nedeniyle eleştirdi. İktidarın dış politikada ilkeye sahip olmadığını bunun nedeninini “Filistinlilerin olmadığı sözde Gazze Barış Kurulu Masası’nda” yer alması olduğunu söyleyen Özel, sözlerine şöyle devam etti:
“O masa şöyle kuruldu; Trump dedi ki ‘Gazze’yi gördüm, çok güzelmiş. Deniz kenarı oraya yüksek oteller dikeceğim. Kumarhaneler yapacağım. Orada Filistinlilerin ne işi var? 5 ülkeye dağıtacağım. Önünde de hidrokarbon var. Gazze’yi istiyorum’ dedi. 71 bin kişinin katiline de ‘savaş kahramanı’ dedi. Sonra Gazze’ye Barış Kurulu kurdu. Aklı başında bir dünya liderinin katılmadığı o kurula bizimkiler gitti, kuruldu. Dedik ki, ‘Filistin’in olmadığı yerde senin ne işin var?’ Dedi ki; ‘İsrail’de yok.’ İlk toplantıya 2 gün kala Netanyahu Beyaz Saray’da al takke ver külahla, Netanyahu da masada. Hakan Fidan da masada. O masaya oturdular ve Filistin’in, Gazze’nin Filistinlilerden boşaltılmasını isteyen o planın, o kumarhane, otel ve esas önündeki hidrokarbonlara çökme planının parçası oldular.
“Göbekten Trump’a bağlanmış, umudu ona bağlamış bir Erdoğan vardır”
Geçen gün bunlara karşı Sumud Filosu yine yola çıktı. 20’si Türk 175 kişi gözaltına alındı. Sumud Filosu’na destek için açıklamalar yapıldı. Bekliyorsun ki bunlardan, İsrail’i kınayacaklar, Sumud Filosu’na sahip çıkacaklar. Bakın Barış Kurulu, ‘Gazze’ye doğru yola çıkan filo, Gazze halkının durumundan hiçbir şey bilmeyen ve bundan daha az umursayan kişilerin gösterişçi sevgi teknesi aktivizmi.’ Alay ediyor. Ölümü göze alıp gidenlere ‘gösterişçi sevgi teknesi aktivizmi’, ‘insanların sefaletini kullanarak sosyal medya profillerinizi inşa etmek iğrenç bir şey’ yazmış. Bunun altında kimin imzası var biliyor musunuz? ‘Board of Peace’ diyor ya. Netanyahu’yla birlikte Hakan Fidan’ın imzası var. İşte Adalet ve Kalkınma Partisi budur. Bu kurulda oturdukça bu açıklamadan sorumlusunuz.
Şimdi Türkiye’de bizi en az destekleyen, siyasetçi olarak beni hiç sevmeyen bir AK Partili’nin vicdanına sesleniyorum. Böyle bir açıklama olacak, ‘İğrençsiniz’ diyecek, Sumud’u destekleyenlere, gidenlere ‘gösterişçisiniz’ diyecek. Örneğin bu açıklama bizim üyesi olduğumuz Sosyalist Enternasyonal’den çıkacak. Türkiye’de bu yazıdan sonra bütün televizyonlar, bütün gazeteler bir saat değil, bir gün değil, bir hafta 10 gün bu işin üstünde tepinir mi, tepinmez mi? Bunu biz gösterene kadar ağzını açıp konuşan yok. Şunu gösteriyor ki bu ne Filistin hassasiyeti vardır ne milli duruş vardır. Sadece ve sadece göbekten Trump’a bağlanmış, umudu ona bağlamış bir Erdoğan vardır. Başka hiçbir şey yoktur.
“Bir bütün olarak ülke kaybetmektedir”
Milletimizin vicdanına seslenerek söylüyorum. İktidarda kimin olduğundan bağımsız söylüyorum keşke AK Parti’nin yaptığı bu algı operasyonu, algı operasyonu değil de gerçekleri yansıtıyor olsaydı. Keşke dış politikada bir başarı hikayesi olsaydı. Çünkü Türkiye kazanırsa hepimiz kazanırız. Türkiye’nin dış politikadaki başarısızlığı, yalnızlaşması hiçbirimizin lehine değildir. Bir bütün olarak ülke kaybetmektedir. Ayrıca bu bir satranç tahtasıysa Yunanistan Ege’de ilerleyince AK Parti seçimi kaybettiğinde hamleler geriye gitmeyecektir. Alınmış alınmıştır. Kaptırılmış kale kaptırılmıştır. Yaklaşmış tehdit yaklaşmıştır. Kimse uluslararası alanda Güney Kıbrıs’ın edindiklerini AK Parti döneminde ediniyor diye AK Parti gidince geri vermeyecektir. Oradan başlayacaksınız çalışmaya, oradan başlayacaksınız müzakereye, oradan başlayacaksınız tekrar bir şeyler kazanmaya.
“Türkiye bu sıkışmışlığa mahkûm değildir”
O yüzden şu anda dış politikada bu Trump teslimiyeti, ‘Avrupa hasta adam, boş ver gitsin.’ Trump izin verir mi sana? Türkiye’ye Gazi Atatürk’ten miras, İsmet Paşa’nın ilmek ilmek ördüğü, dış politikacılarımızın başarıyla yürüttüğü bir denge politikası vardır. Erdoğan dengeyi bıraktı. Bir sarkaçın dengede olmasından Türkiye başarmış, batı ittifakının bileşeniyken Rusya’nın Soğuk Savaş boyunca komşusu olmayı, Avrupa’ya 4 tane köprüsü var ama Orta Doğu’ya sınırı var. Ama şimdi Erdoğan bir sarkaç politikasına gitmiş, ya Trump’la beraber Putin’e en uzak, ya Putin’le birlikte Amerika’ya en uzak. Ya Çin’le beraber ya da bir başka yerde. Ama bu savrulmaların hepsi Türkiye’ye toplamda çok büyük bir maliyet çıkarmaktadır. Sayın Bahçeli bu sıkışmışlığı görmüş. Buradan çıkış için TRÇ ittifakı diyor Türkiye, Rusya, Çin. Ve bunu Cumhur İttifakı’nın devam etme şartı olarak sunuyor. Erdoğan Trump diyor. Bahçeli, Rusya, Çin diyor. Oysa ki burada hep birlikte dememiz gereken Türkiye Cumhuriyeti’nin çıkarları ve Türkiye Cumhuriyeti’nin çok yönlü ilişkileri. Türkiye bu sıkışmışlığa mahkum değildir. Cumhuriyet Halk Partisi bu düşüşü toparlayacak tarihsel birikime, liyakatli kadrolara, Türkiye’nin menfaatine kilitlenmiş bir dış politika anlayışına sahiptir.
“Trump’a bağlı tek kutuplu dış politika olacak iş değildir”
Türk diplomasisinin en güçlüsü denge politikasıdır, bunu bir kez daha hatırlatıyoruz. Sadece Trump’a bağlı tek kutuplu dış politika olacak iş değildir. Dünya çok kutupluluğu konuşmaktadır. Ayrıca dünya çok kutupluluğun yanında çok taraflılığın ve çok taraflı yapıların hep birlikte dünyanın barışını korumasıyla ilgili 2’inci Dünya Savaşı’ndan sonra gelişmiş sistemin kıymetini yeniden anlamaktadır. O yüzden at pazarlıkları, sığınmacı pazarlıkları, ‘görme bizdeki haksızlıkları, ver euroları yürüyeyim yoluma’ pazarlık dönemi bitmiştir. Bundan sonra Cumhuriyet Halk Partisi Avrupa Birliği’nin tam üyesi olmayı, Avrupa’yla hem değerlerde hem ekonomide hem savunmada ortak çıkarları bulmayı, savunmayı, inşa etmeyi ve korumayı, Rusya’yla iyi ilişkileri, Çin’le doğru bir müttefiklik ilişkisini, Trump yönetimiyle değil ama Amerika’nın kurumsal yapısıyla birlikte geçmişten gelen iyi müttefiklik ilişkilerini bir denge halinde sürdürülmesi zorunludur. Bütün yumurtaları bir sepete koymuş, sepetin de dibini çıkarmış, her şeyi kaybetmiş Erdoğan’ın bu vakitten sonra ne parlatılacak tarafı kalmıştır ne bu anlayışın savunulacak, sürdürülecek tarafı kalmıştır.
Biz kendi değişim kurultayımızda dış politikada bugün konuştuklarımızı tarif ettik. Biz ilk kazandığımız, 47 yıl sonra birinci olduğumuz seçimden sonra çıktık, dedik ki, ‘Türkiye’de ana muhalefet partisiyiz. Son seçimlerin birinci partisiyiz. Geleceğin iktidar partisiyiz. Ama Avrupa’da, yurt dışında Türkiye’nin partisiyiz.’ Dedik ki; ‘bakanlarınız gölge bakanlarımıza brifing versin.’ ‘Eurofighter’ı biz anlatalım’ dedik. Anlattık da. 19 Mart darbesi oldu, Almanya ‘Eurofighter’dan Türkiye çıktı’ diye yazı yazdı. Ekrem Başkan’dan mektup yolladık. Ben gittim bizzat o gün Alman Şansölyesi’yle ardından şimdiki şansölye yardımcısı sevgili Lars’la, Alman Milli Savunma Bakanı’yla ‘bizi Eurofighter’dan çıkarmayın. O başka, bu başka’ dedik. F-35 meselesinde, S-400 meselesinde ‘bakın haklı çıktık’ demedik. ‘Gelin böyle düzeltin, böyle onarın’ dedik. Made in Europe meselesinde Türkiye’de bütün büyükelçileri gezdik. Heyetlerimizi Strasburg’a yolladık, yoğun temaslar sürdürdük. SAFE meselesinde, Avrupa için güvenlik iş birliği meselesinde en doğru yerde durduk. Katıldığımız bütün toplantılarda ‘Türkiye SAFE’in bir parçası olmalıdır’ diye dil döktük. Buradakilere de doğrusunu anlattık. Ama onlar ‘Avrupa’nın kendine hayrı yok’ dediler. Şimdi kapısına gittiler, kapalı kapı önünde selektör yapıyorlar. ‘Açın kapıyı, görün bizi’ diye. Bu yüzden Cumhuriyet Halk Partisi uluslararası yapıda Trump’ın düzenine teslim olmayacak. Asla ve asla İsrail, Amerikan planlarının uygulayıcısı, parçası olmayacak. Ama Amerika’yla da Rusya’yla da Çin’le de doğru ilişkiler kuran modern Avrupa’nın sadece aday üyesi, CHP iktidarında 87 parti ülkeden parti imza attı ‘tam destek vereceğiz’ diye ama sadece Avrupa Birliği’nin üyeliğine kabul edilmiş birisi değil, Avrupa’yı güçlendiren bu güçlü nüfusuyla, bu güçlü ordusuyla, genç nüfusuyla ve kararlılığıyla Avrupa’nın taşıyıcı kolonu olacak, Avrupa Birliği’nin en önemli aktörü olacak.”
(Sürecek)

