Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

CHP Grup Toplantısı… CHP Grup Başkanı Özel’den Cumhurbaşkanı Erdoğan’a: “‘Susuyorum, izliyorum’ demekle olmaz, darbeye karşı olunur”

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “mutlak butlan” değerlendirmesine ilişkin, “‘Hiçbir tarafında yokum’ demek, bir yerde oturup da ‘Susuyorum, izliyorum’ demekle olmaz. Darbeye karşı olunur. Biz 15 Temmuz akşamından alnımızın akıyla çıktık. Siz 19 Mart ve 21 Mayıs darbeleriyle aslında demokrasinin tarafında değil, demokrasiden sebeplenerek milletinin sırtında, milletin kararının karşısında olduğunuzu gösterdiniz” dedi.

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "mutlak

(TBMM) – CHP Grup Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “mutlak butlan” değerlendirmesine ilişkin, “‘Hiçbir tarafında yokum’ demek, bir yerde oturup da ‘Susuyorum, izliyorum’ demekle olmaz. Darbeye karşı olunur. Biz 15 Temmuz akşamından alnımızın akıyla çıktık. Siz 19 Mart ve 21 Mayıs darbeleriyle aslında demokrasinin tarafında değil, demokrasiden sebeplenerek milletinin sırtında, milletin kararının karşısında olduğunuzu gösterdiniz” dedi.

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

CHP Genel Merkezi’ne yönelik gerçekleştirilen polis müdahalesini hatırlatan Özel, o süreçte Genel Merkez binasının önüne gelen ve parti üyesi olmadığını öne sürdüğü kişiler hakkında yaşananları anlattı. İçeride kimlerin bulunduğuna ve kapının kapatılmasına yönelik iddialara yanıt veren Özel, tüm kayıtların ortada olduğunu vurguladı. Gençlik kollarını korumak adına hareket ettiklerini belirten Özel, “Hani diyorlar ya ‘içeride bilmem kimler vardı, kapıyı kapadı.’ Açıkça söylüyorum, bütün kayıtlar ortada. Gençlik kollarının karşısına onlarla gelince biz o kapıyı kapattırmasaydık, bu gençlik kollarının evlatlarının karşısına o olmadık tipler, bu partide hiçbirimizin kabul edemeyeceği şeyler olacaktı. Ama biz o kapıyı kapatarak evlatlarımızı koruduk. Onlar o kapıya dayanarak bu partiye en büyük utancı yaşattılar” dedi.

“ŞU ANDA İKİ TANE CUMHURİYET HALK PARTİSİ GÖRÜNTÜSÜ VAR”

Mevcut durumun hızla çözülmesi gerektiğini, bunun için de emek, gayret ve cesaret göstereceklerini ifade eden Özel, parti içinde iki farklı görüntünün ortaya çıktığını dile getirdi. Bir tarafta polis zoruyla dışarı atıldıkları baba ocağı ve orada oturanların bulunduğunu, diğer tarafta ise TBMM çatısı altında partiye ve ülkeye sahip çıkmaya çalışanların olduğunu belirten Özel, şu ifadeleri kullandı:

“Bugün burada oturanların meziyetleri, kaybetse de demokrasiye sahip çıkmak, kazanınca millete ayırmadan hizmet etmek, haklının yanında, haksızın karşısında durmak, mağdurdan yana olmak, her zaman ezilenin yanında durmak, karıncanın kardeşi olmak ve kazanmak için sadece ve sadece kendine güvenmek. Günü geldiğinde kazanma umuduyla iktidara yürümek varken diğer tarafta bugünkü iktidarla yürümeyi tercih eden ve bir haksız, hukuksuz mahkeme kararıyla bu partinin baba ocağında bulunanlar var. Burada onları tanımıyorsunuz. Onları tanımıyorsunuz. Onları tanımıyorsunuz.”

“GENEL MERKEZ’DEKİ BASIN DANIŞMANI BU PARTİNİN BİR EVLADI DEĞİL”

Özel, genel merkez bünyesinde göreve getirilen bazı isimleri de eleştirerek, şöyle konuştu:

“Örneğin bugün genel merkezdeki basın danışmanı bu partinin bir evladı değil. TGRT’nin, TGRT’nin 1,5 yıldır TGRT’den maaş alan, 1,5 yıldır her türlü haksız, edepsiz, arkadaşlarımızla uğraşan, partimizle uğraşan, yalanları köpürtenler, köpürten birisi gelmiş partide basın danışmanı olmuş. Sizin helal, her bir damlası helal alın teriyle kazanıp da partiye ödediğiniz aidatlarla alınmış arabalara ‘haram mal’ diyecek kadar yerin dibine geçmişler, oturuyor orada.

Bugün, her gün mahkeme mahkeme gezen, butlan kovalayan, oradan buradan yalancı şahit ayarlayan, her seferinde önce inkar eden, sonra pişkinlik eden, geçmişte bu partinin kanını emenler o partide şimdi devlet karşısında güya partinin avukatı olmuşlar. Bizim haklı başvurumuzu haksız şekilde geri çekmeye kalkıyorlar. Bizden birileri değil, bir başkaları oturuyor orada.

“İTİRAFÇI ALÇAKLAR PARTİNİN ÇATISINDA OTURUYOR”

‘Şu kişiye iftira atar, bana da şu kadar para verirsen savcı yolladı beni buraya’ diyen, benim suçüstü yaptığım, Türkiye’den kaçarken yakalanan ve ev hapsi alan bir avukat… Ev hapsini kaldırmışlar, partinin çatısında, balkonunda keyif yapıp ‘Cumhuriyet Halk Partisi arınmaya başladı’ diyor. İtirafçı alçaklar partinin çatısında oturuyor. Karşımda belediye başkanım gözümün içine bakıyor. Bu partide ilk gün biz partiden atıldıktan sonra hayır lokması dağıtır gibi çikolata dağıtan, Ferdi’nin elektrik çarpması sonucu canıyla uğraştığı o gün Yeni Akit gazetesine ‘çarpıldı’ diye dalga geçen karikatürü çizen kadın çikolata dağıtıyor baba evinde. Evladımız Gülşah’a ölüm döşeğinde, ameliyatta, yoğun bakımda, ölünce kabrinde namusuna iftira atanlar şimdi gidiyorlar, o partide göbek atıyor yavşaklar.

“ESKİMİŞ, KÖHNEMİŞ, YOZLAŞMIŞ BİR KARA DÜZENİ ARKAMIZDA BIRAKTIK”

Konuşmasının başında genel merkezden polisle çıkarılma sürecini ve sonrasında yaşanan halk hareketliliğini hatırlatan Özel, bu sürecin kendileri için bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. Özel, milletin bu oyunu bozduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:

“Milletimiz, sizler bu oyunu bozdunuz. Genel merkezden polisle atıldığımızda Meclis’e yürüyüşümüz, bu çatıya sığınışımız ve buradaki başlangıcımız bir milattır. Meclis’in önünde Milli Egemenlik Parkı’ndaki dolu altında yürüyen o on binlerin sahip çıkışı bir milattır. Biz o yürüyüşle eskimiş, köhnemiş, yozlaşmış bir kara düzeni ve o kara düzenle iş birliği yapanları arkamızda bırakarak iktidar yürüyüşüne başladık sizinle birlikte.”

“ERDOĞAN, SEN O TOMA’NIN ŞOFÖR KOLTUĞUNDA OTURUYORSUN”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın süreçle ilgili yaptığı açıklamalara tepki gösteren Özel, Erdoğan’ın 10 gündür ölçüp biçtiğini, neler olduğunu gördüğünü ve şimdi nedamet getirdiğini savundu. Erdoğan’ın “Biz bu işin hiçbir yerinde yokuz” dediğini aktaran Özel, kumpas davalarını hatırlatarak Ahmet Tatar, İlker Başbuğ, Tuncay Özkan, Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal’ın bu kumpasları çok iyi bildiğini ifade etti ve Erdoğan’a şöyle seslendi:

“O kumpaslarda sen nerede duruyorsan şimdi de tam orada duruyorsun. Tam orada. Şimdi şunu söyleyeyim Erdoğan: Hani hiçbir yerinde yokum diyorsun ya, önümüze altı kere barikatlar çektiğin, TOMA’ları dizdiğin, dolunun altında o üstüne çıktığım TOMA var ya, sen o TOMA’nın şoför koltuğunda oturuyorsun. 19 Mart’ta darbeyi yapan da 21 Mayıs butlan darbesini yapan da ardından polisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu partiye sokan, bunların hepsini yapan sen, senin şımarttığın İstanbul Cumhuriyet Başsavcın, ödüllendirdiğin bakanın, tapularının hesabını veremeyen, o kadar malı, mülkü ne yaparak edindiğini senin de açıklayamadığın, açıklatmadığın celladın elinde, talimatı sen verdin ‘Kes bunların boynunu” diye.”

“BİZ O GÜN EN BÜYÜK RAKİBİMİZE ‘DARBE YAPILDIĞINDA OLMAZ’ DEMİŞTİM”

Meselenin CHP içi bir mesele olmadığını, Erdoğan ve rejim ile millet arasında bir mesele olduğunu vurgulayan Özel, şöyle devam etti:

“Buradan Erdoğan’a şunu hatırlatmak isterim: 15 Temmuz darbesine kadar az zulmetmedin. 15 Temmuz darbesinde şımarttıkların, ne istediyse verdiklerin, sırtını sıvazladıkların, altına F-16 çektiklerin bu Meclis’i bombaladı. Altına tank verdiklerin bu milleti ezdi. O gün, o darbeye karşı, o darbeye karşı ilk telefonu ben açtım AK Parti’ye. Milletvekillerimizle birlikte 15 kahraman arkadaşla 15 kişi vardık Ankara’da. Kapalıydı Meclis, kapalı Meclis’i açtırdık. Çıktık, ‘100 yıllık partiyiz’ dedik, ‘Yeneriz, yeniliriz ama darbecilere teslim olmayız. Seçilmiş, seçilmiş parlamentonun, seçilmiş parlamentonun, demokrasinin arkasındayız. Darbenin tam karşısındayız.’ Ertesi sabah, bu tutumumuza teşekkür iletenler, önümüzde taziye gibi tebrik kuyruğuna girenler, Erdoğan’a gidip de Özgür Özel’in, Cumhuriyet Halk Partisi’nin durumunu söyleyenler, A Haber’de ‘Bize beklenmedik bir şey… Daha önce çok olumsuz şeyler söylüyordu, bu gece tarihi bir tutum aldı’ diye sabaha kadar yayın yapanlar şunu kendi kendilerine bir hatırlasınlar. Biz o gün en büyük rakibimize ‘Darbe yapıldığında olmaz’ demiştim, ‘Biz burada duramayız’ demiştim. Şimdi 10 gündür susan Erdoğan’a, ‘Ben hiçbir tarafında yokum bu işin’ diyen Erdoğan’a soruyorum: ‘Hiçbir tarafında yokum’ demek, bir yerde oturup da ‘Susuyorum, izliyorum’ demekle olmaz. Darbeye karşı olunur. Biz 15 Temmuz akşamından alnımızın akıyla çıktık. Siz 19 Mart ve 21 Mayıs darbeleriyle aslında demokrasinin tarafında değil, demokrasiden sebeplenerek milletinin sırtında, hatta gerekirse milletin kararının karşısında olduğunuzu gösterdiniz.

“ELİNİZDEN GELİNİ ARKANIZA KOYMAYIN”

Kurultayımızı iptal etmek için 2,5 yıldır her şeyi yaptılar. Önce ‘delegelere bin 200 tane cep telefonu dağıtıldı’ dediler. Bir tane bile ispat edemediler, iddianameye bile yazamadılar. Utanmadan ‘KİPTAŞ’tan ev edinildi’ dediler. ‘Hangi ev? Göster’ dendi. Bir kelime bile edemediler. İddia dahi edemediler. Dava yürüyor. Hakim soruyor: ‘Para verildi demişsin. Nerede gördün?’, ‘Görmedim’, ‘Nerede duydun?’ ‘Başkasından duydum’, ‘Kimden duydum?’, ‘Kimden duyduğumu da unuttum.’ Bu iftira, yürüyen bir süreçteyiz.

Dün bütün kurultaylar iptal edilip 38. Kurultay’ın delegeleri ayaktayken Anayasa Mahkemesi de ‘Delegenin yarıdan bir fazlası diyorsa önünde kurultayın hiçbir engel olamaz’ derken biz 15 gün sürede 552 delegemizden imza toplamak üzere dün sabah harekete geçtik. Dün sabah harekete geçmemizle birlikte ’15 günde 552 olur mu?’ sorusuna cevap aranırken, ben onlara inanan genel başkanları olarak ‘3 günde bile toplanabilir o sayı’ derken 12’yi çeyrek geçe 600 sayısına ulaştı delege. Rakam hızla 800’ü aşıp bine doğru ilerlerken bir soruşturma haberi daha. Aklınca gözdağı verecek, aklınca korkutacak. Diyor ki: ‘Delegelerin ve yakınlarının hesaplarına bakacağım.’ Elimizden geleni ardınıza koymayın.

“TÜM DEMOKRATİK SİSTEM SALDIRI ALTINDADIR”

Zaten kurultayı iptal ettiyseniz bir şeyleri biliyor, ispat ediyor olmanız lazımdı. Anlaşılıyor ki yeni bakıyorsunuz. Buradan söylüyorum: Cumhuriyet Halk Partisi’nin hangi dönem seçilmiş olursa olsun hiçbir delegesi ne kendi iradesini sizin tek adaylık hükümetlerinizde delege başına verdiğiniz o kol saatleri var ya, o güzel saatler var ya dağıtıyorsunuz ya, ‘Kesin bunlar da yapıyordur’ diyorsunuz ya… Delegelerin hesapları ortada. Yakınlarının hesapları ortada. Bir selamımla bin imza yollayanlara helal olsun. Sonuna kadar yollar açık olsun.

İmam-ı Şafii’ye soruyorlar: ‘Fitne zamanında hakikati ve hakkı tutanları nasıl anlarız?’, ‘Düşman okunu takip ediniz’, diyor, ‘O sizi hak ehline götürür’. Bugün düşmanın oku demokrasi ve adalet isteyenlere, bugün düşmanın oku Gazi Mustafa Kemal’in partisine, Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelmiştir. Tüm demokratik sistem saldırı altındadır. Milletimizin iktidarı değiştirme iradesi saldırı altındadır. Bugün CHP’yi kurtarmak bir partiyi kurtarmak, CHP’yi savunmak bir partiyi savunmak değildir, bugün CHP’yi savunmak demokrasiyi savunmak, CHP’yi kurtarmak Türkiye’nin gelecek umudunu kurtarmaktır.”

(Sürecek)