Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Nusret Kebapci
Nusret Kebapci

Bu Çocuklara Ne Oldu?

Bundan bir süre önce Fatma Nur öğretmenin bir öğrencisinin saldırısına uğrayarak hayatını kaybetmesinden kısa bir süre sonra; önce Şanlıurfa’da ardından Kahramanmaraş’ta bir okulun öğrencilerinin okulu basarak katliam yapmaları…
Özellikle de Kahramanmaraş’ta öğrencinin emniyet müdürü olan babasının 5 silahını da yanına alarak okulda katliam yapması ülkemizin gündemini oluşturdu.
Tabi bu olaydan çok kısa bir süre önce babasıyla poligonda atış talimi yapması da işin cabası…

Ama görülüyor ki konuyla ilgili hemen herkes kendince okullarda yaşanabilecek olaylar üzerine, özellikle de bunun nasıl önlenebileceği konusunda düşüncelerini söylemeye çalışıyorlar ancak, konuşulan çözümlerin genelde her okula polis görevlendirmenin çok ötesine geçmeyen ve kangren olmuş bir sorunun sadece pansuman yapmakla düzeleceğini düşünen, basit ve sadece günü kurtarmaya çalışan çözümler olduğunu görünce…

Yaşamının önemli bir kısmını eğitimde, bunu da öğretmen ve okul müdürü olarak geçiren yani içeriden biri olarak çözüm önerisinde bulunmam sanırım herkes tarafından anlaşılabilecektir…

Doğrusunu isterseniz eğitimde yaşanan sorunun temelinde yaklaşık 24 yıldır süregelen, iktidarın uyguladığı neoliberal sistem yatmaktadır desek sanıyorum yanlış olmaz… Belki konuya yabancı olan birileri neoliberal falan denilince anlamakta zorluk çekebilir, bu nedenle konuyu olabildiğince açık seçik açıklamaya çalışacağım ki çözüm konusunda bizim de tuzumuz olabilsin.

Çok basit olarak söylemek gerekirse, neoliberalizm sermayenin hemen her konuda bildiğini okuduğu, devletin düzenleyici olmaktan çıktığı sistemin adıdır…
Ana sloganı nedir biliyor musunuz? “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler.”

Yani buna göre ekonomide nasıl ki devlet devreden çıkarak piyasayı küresel sermayenin keyfiyetine bırakmışsa, aynı durum trafikte bile söz konusuysa, emin olun eğitim de bundan çok farklı değil.

Zaten sermayenin egemenliğine bırakılmış bir eğitim sisteminde de hiçbir şey eskiden olduğu gibi kalmayıp bu değişimden kavramlar da ister istemez etkilenmektedir.

Çok eskiden öğretmen denilince devletin yaratmak istediği yurttaş modeline göre öğrenciyi o bilince hazırlamakla görevli kişi anlaşılırken…
Yeni sistemde aslında eğitilmesi gereken öğrenci ve velinin eğitim sisteminin ana unsuru olarak kabul edildiği görülmektedir.
Buna göre veli ve öğrenci öğretmen tarafından öğretilen bilgiyi almak durumunda olmaktan çıkarılıp memnun olması gereken bir müşteri olarak kabul edilmekte…
Ve bu memnuniyetin sağlanabilmesi için de eğitim tamamen öğrenci ve velisinin inisiyatifine, onun bilincine… Dinî ve millî duygusuna… Ahlak anlayışına kısacası insafına bırakılmaktadır.

Böyle olunca da devlet de geleceğin yurttaşını yetiştirme görevini velinin ve öğrencinin müdahalesine bırakarak sadece hakem rolüne girmekte…
Öğretmen de müşteri memnuniyetini sağlamak, müşteri şikâyetine neden olmamak adına sadece veli ve öğrencinin duygu ve düşüncelerine dikkat etmek durumunda olan basit sıradan görevlilere dönüştürülmektedir.

Hem zaten 2011 ve 2017 yıllarındaki MEB teşkilat yasası ve sosyal etkinlikler yönetmeliği değişiklikleriyle de Atatürk ilke ve inkılapları yanında vatan, millet, bayrak, bağımsızlık gibi kavramların öğrencilere öğretilmesi de öğretim dışı bırakılmış olduğundan; Bu ulusun çocuklarını aynı duygu ve düşüncede birleştirecek herhangi bir durum da söz konusu olamayacaktır.

Şöyle bir düşünün… Öğrencilere vatan, ulus, bağımsızlık, Atatürk, Cumhuriyet gibi kavramların öğretilmesinin eğitim dışı bırakılıp sadece sınav başarısının söz konusu olup hırs ve rekabetin körüklendiği bir ortamda…
Buna bir de öğrenciye sorumluluk kazandıracak ders çalışma, devam etme ve kurallara uyma gibi zorunlulukların kaldırılıp yaptırım uygulanmadığını da eklediğinizde
Öğrencilerin birbirlerini ve yeteneklerini keşfedecekleri, aralarında işbirliği ve dayanışmanın olabileceği tiyatro, müzik, halk oyunu, çeşitli spor alanlarına öğrenci bulunabilir mi?

Ya da şöyle düşünün, okuldaki her öğrencinin yeteneğine göre spor, sanat, folklor gibi sosyal, kültürel ve sportif etkinliklerde görev aldığı bir okulda bu türden bir olay çıkar mı?

Ayrıca okullardaki bu türden etkinlikler, bilinmelidir ki geleceğin spor, sanat, kültür insanlarının ortaya çıkmasının yani keşfedilmesinin de ana unsuru durumundadır.

Yani uzun sözün kısası; bu tür olayların olmamasının yegâne yolu, öğrencileri Atatürk, ulus, vatan, millet, bayrak gibi ortak ulusal bilinçle yetiştirmek dışında; Yeteneklerine göre kendilerini zevkle ifade edebilecekleri sanat, spor ve kültürel etkinliklere yönlendirmekten geçecektir…

Siyasal İslamcı, tarikatlarla protokol yapan bir anlayış bunu yapabilir mi? Mümkün değil ama emin olun başka bir yolu yok, gerisi havanda su dövmektir.

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER