Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

BTP Genel Başkanı Baş: “Dünya yeni bir güç dengesine doğru ilerlerken Türkiye’nin nasıl bir yol izleyeceği hayati önem taşımaktadır”

Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş, ABD-İran geriliminin küresel güç mücadelesinin parçası olduğunu belirterek, Türkiye’nin Batı merkezli ekonomi yerine kendi milli politikalarıyla hareket etmesi gerektiğini söyledi. Baş, “Dünya yeni bir güç dengesine doğru ilerlerken Türkiye’nin nasıl bir yol izleyeceği hayati önem taşımaktadır” dedi. 

Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş, ABD-İran geriliminin küresel güç mücadelesinin

(ANKARA) – Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş, ABD-İran geriliminin küresel güç mücadelesinin parçası olduğunu belirterek, Türkiye’nin Batı merkezli ekonomi yerine kendi milli politikalarıyla hareket etmesi gerektiğini söyledi. Baş, “Dünya yeni bir güç dengesine doğru ilerlerken Türkiye’nin nasıl bir yol izleyeceği hayati önem taşımaktadır” dedi.

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, küresel gelişmeler ve Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. ABD ile İran arasında yaşanan gerilimin yalnızca bölgesel bir kriz olmadığını belirten Baş, sürecin enerji politikaları, küresel güç dengeleri ve ekonomik sistemle doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti. Çin, Rusya ve BRICS ülkelerinin yükselişine dikkati çeken Baş, dolar merkezli küresel ekonomik düzenin zayıfladığını savundu.

MİLLİ EKONOMİ MODELİ VURGUSU

Hüseyin Baş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, şu ifadelere yer verdi:

“Bugün dünya, yalnızca bölgesel krizlerin değil, küresel güç mücadelesinin de en sert, en kritik dönemlerinden birini yaşamaktadır. ABD ile İran arasında yaşanan çatışma ve perde arkasındaki pazarlıklar, aslında yenidünya düzeninin nasıl şekilleneceğini açıkça göstermektedir. Çünkü mesele yalnızca İran meselesi değildir. Mesele; enerji yolları, petro-dolar sistemi ve küresel hakimiyet mücadelesidir. Uzun yıllardır dünyayı dolar üzerinden kontrol eden Amerikan sistemi artık ciddi şekilde sarsılıyor. Çin’in ekonomik yükselişi, Rusya’nın artan etkisi, BRICS ülkelerinin genişlemesi ve milli paralarla ticaretin yaygınlaşması ABD merkezli düzeni zayıflatıyor.

Gelinen noktada İran; Çin ve Rusya ile kurduğu ilişkiler nedeniyle bu yeni güç denkleminde çok kritik bir yerde duruyor. Bu nedenle bugün yaşanan süreç sadece bir Orta Doğu gerilimi değil, küresel güç merkezleri arasındaki büyük paylaşım mücadelesidir. İsrail güdümündeki ABD ise eski gücünü koruyabilmek adına daha sert ve daha saldırgan politikalar izliyor. Çünkü artık dünyanın tek patronu olmadığını görüyor. NATO içindeki çatlaklar, Avrupa’nın yeni arayışları ve doların alternatiflerinin konuşulması bunun en açık göstergeleridir.

Dünya yeni bir güç dengesine doğru ilerlerken Türkiye’nin nasıl bir yol izleyeceği de hayati önem taşımaktadır. Bugün ülkemiz ya yıllardır sürdürülen Batı merkezli ekonomik anlayışlara mahkum olmaya devam edecek ya da kendi milli tezleriyle yeni dönemin güçlü aktörlerinden biri olacaktır. Çünkü bugün görüyoruz ki liberal ekonomi modeli artık insanlığa refah üretmiyor. Türkiye’de milyonlarca insan çalıştığı halde yoksullaşıyor, üretim düşüyor, gelir adaletsizliği büyüyor. Bunun adı ekonomik kriz değil, yanlış sistem krizidir. Bu nedenle Milli Ekonomi Modeli bugün her zamankinden daha büyük bir ihtiyaç haline gelmiştir. Devletin ekonomide güçlü ve otorite olduğu, milli kaynakların millet yararına kullanıldığı, milletin alım gücü ve refahının arttığı, milli kalkınmanın esas alındığı bir anlayış, artık yalnızca Türkiye için değil, dünya için de önemli bir çıkış yolu haline gelmiştir.

Türkiye’nin tarihi misyonu başkalarının projelerine eklemlenmek değil; kendi medeniyet perspektifiyle adalet merkezli yeni bir yol ortaya koymaktır. Ve bu noktada en önemli görev şüphesiz yine yüce Türk milletinin olacaktır. İnanıyoruz ki bu kritik süreçte ülkemizin geleceğini emperyal baskılar ve oyunlar değil, milletimizin bu gerçekleri görüp buna göre tavır alması belirleyecektir.”