(ANKARA) – Türk Psikologlar Derneği, mesleki kanun yetersizliğine dikkati çekerek, “Kamu kurumlarının liyakatsiz ve iş bilmez çarkları arasında ezilen on binlerce psikoloğun öfkesini haykırmak için buradayız. Türkiye’de psikoloji bilimi ve psikologluk mesleği, tarihinin en güvencesiz, en belirsiz ve en sahipsiz dönemlerinden birini yaşamaktadır” açıklamasını yaptı.
Türk Psikologlar Derneği, 10 Mayıs Dünya Psikologlar Günü dolayısıyla Ulus Meydanı’nda Atatürk Anıtı önünde açıklama yaptı. Açıklamaya Genel Sağlık-İş, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası, Lisansiyer-Sen, Hep-Sen, KESK, Genel Sağlık-Sen, Hekim Birliği ve psikoloji öğrencileri de destek verdi.
Basın açıklamasına katılan psikologlar, “Meslektaşlarımıza yapılan saldırıyı kınıyoruz” , “Psikologlar için güvenli çalışma ortamı, toplum için güvenli gelecek” yazılı pankart açtı. Psikologlar, ellerinde “Sahadayız, sistemde yok sayılıyoruz” , “Psikolog meslek yasası, toplumun güvencesidir” , “Emek var, karşılık yok”, “Biz ‘diğer’ değil, sağlık meslek mensubuyuz” , “Psikolog tek meslek, tanım istiyoruz” yazılı dövizler taşıdı.
“SABRIMIZ TÜKETMİŞ, İYİ NİYETİMİZ KARŞILIKSIZ KALMIŞTIR”
Türk Psikologlar Derneği Genel Başkan Yardımcısı Ali Demirel, burada yaptığı konuşmada, şunları kaydetti:
“Var olan yasalar ve mevzuatlar yüzünden mesleki hakları gasp edilen ve çalışma hürriyeti engellenen psikologlar için buradayız. Plansız programsız açılan psikoloji bölümlerinde gelecek kaygısını derinden hisseden psikoloji öğrencileri ve iş yükü altında ezilen akademisyenlerimiz adına buradayız. Kamu kurumlarının liyakatsiz ve iş bilmez çarkları arasında ezilen on binlerce psikoloğun öfkesini haykırmak için buradayız. Kalbimizdeki büyük kırgınlığı, ruhumuzdaki derin öfkeyi haykırmaya geldik. Sabrımız tükenmiş, iyi niyetimiz karşılıksız kalmıştır. Öfkeliyiz, çünkü sahipsiz bırakılıyoruz. Türkiye’de psikoloji bilimi ve psikologluk mesleği, tarihinin en güvencesiz, en belirsiz ve en sahipsiz dönemlerinden birini yaşamaktadır; nitekim güncel yasal düzenlemelerle serbest çalışma hakları fiilen engellenen ve sağlık sistemindeki yeri muğlaklaştırılan psikologlar, artık sadece işsizlikle değil, bizzat mesleki kimliklerinin yok sayılmasıyla mücadele etmektedir. Meslektaşlarımız, bir yandan diplomalarının değersizleştirilmesiyle, diğer yandan ise en temel anayasal hakları olan mesleki bağımsızlıklarının gasp edilmesiyle karşı karşıya bırakılmıştır. Psikologlar olarak yaşadığımız bu kriz sadece bizi değil; doğrudan toplumun ruh sağlığını tehdit eden yapısal bir çöküştür.”

