(ANKARA) – Tüm Eczacı İşverenler Sendikası (TEİS) Genel Başkanı Nurten Saydan, “Ülkemizdeki gıda takviyelerinin de diğer AB ülkeleri ve dünyanın gelişmiş ülkelerinde olduğu gibi etkin, bilimsel temelli ve güvenli bir denetim sürecinden geçmesi gerekiyor. Bunun için Sağlık Bakanlığı’na bağlı, ilaçta uzman kurum olan Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu bünyesinde özel bir yapı kurulmalı ve gıda takviyelerinin sorumluluğu bu kuruma verilmelidir. Bu adım hem halk sağlığının korunması hem de piyasadaki denetimsizliğin giderilmesi açısından pek çok sorunu çözecektir” dedi.
TEİS Genel Başkanı Nurten Saydan, gıda takviyesi ve vitaminlerin ruhsat ve denetim süreçlerine ilişkin açıklama yaptı.Saydan, bu ürünlerin Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yetki alanından çıkarılıp Sağlık Bakanlığı’na devredilmesini ve sadece eczanelerden, eczacı danışmanlığında hastaya ulaştırılması gerektiğini belirtti.
“Gıda takviyesi görüntüsü altında bu riskler vatandaşın karşısına çıkarılmaktadır”
Kısa süre önce kamuoyuna yansıyan ve ‘zayıflama kahvesi’ adı altında satılan bir ürünü kullandıktan sonra kalbi duran ve entübe edilen vatandaşla ilgili haberi hatırlatan Saydan, şunları kaydetti:
“Kahvelere ilaç etken maddesi eklenerek ‘zayıflama kahvesi’ adıyla internet ve benzeri ortamlarda fütursuzca satış yapılıyor. Bu tarz ürünlerin içinde sibutramin gibi maddeler bulunabiliyor ve bunlar insan sağlığına son derece ciddi olumsuz etkiler yapıyor. Sibutramin, Ekim 2010’da ABD pazarından çekilmiş, ülkemizde de Sağlık Bakanlığı tarafından yasaklanmıştır. Buna rağmen, gıda takviyesi görüntüsü altında bu riskler vatandaşın karşısına çıkarılmaktadır.”
“Gıda takviyeleri ilaçtır, denetim Sağlık Bakanlığında olmalı”
Bugün gıda takviyesi adıyla ruhsatlandırılan ürünlerin büyük kısmının fiilen ilaç gibi kullanıldığına dikkat çeken Saydan, şöyle devam etti:
“Farmasötik form verilmiş veya ilaç gibi kullanılan bu ürünlerin denetimi Sağlık Bakanlığı tarafından yapılmalı ve eczanelerden verilmeliyken; şu anda bu ürünlerin ruhsat ve denetiminden Tarım ve Orman Bakanlığı sorumludur. Gıda takviyesi adı altında ruhsat alan bu tip vitamin ve benzeri ürünler, marketlerde, internette, benzin istasyonlarında, hatta pazarlarda bile satılmaktadır. Gıda takviyeler; günlük kullanım dozu olan ilaçlardır. Bitkisel veya ‘gıda’ olarak isimlendirmek onları masum yapmaz. İster bitkisel olsun ister kimyasal, her ilacın yan etkisi vardır.”
Gıda takviyelerinin denetimsizliğinin toplum sağlığını tehdit ettiğini vurgulayan Saydan, “İlaç sadece eczanelerden alınır. Gıda takviyeleri de eczacı denetiminde kullanılmalıdır” dedi.
“Gıda takviyeleri günlük kullanım dozu olan ilaçlardır”
Saydan, vatandaşları kontrolsüz ilaç ve gıda takviyesi kullanımının sonuçları konusunda uyararak şunları kaydetti:
“Gıda takviyeleri günlük kullanım dozu olan ilaçlardır. Bu ürünler hekim ve eczacı denetiminde kullanılmalıdır. Ruhsatlandırmaları ve kontrolleri Sağlık Bakanlığı tarafından yapılmalı, sadece eczanelerden, eczacı danışmanlığında halka sunulmalıdır. İnternet, market, benzinlik, pazar ve benzeri yerlerden ‘ilaç’ veya ‘gıda takviyesi’ alırsanız kullandığınız ürünün kalitesinden, güvenliğinden ve etkinliğinden emin olamazsınız. Dolayısıyla ne sağlığınız ne de siz güvende olursunuz…”
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılan ve gıda olduğu iddia edilen ürünlerin kontrolsüzce her yerde, özellikle de internet üzerinden satıldığını belirten Saydan, en çok satılan gıda takviyeleri arasında B12 vitamini, D vitamini ve C vitamininin bulunduğunu ifade ederek “Bu ürünleri eczane dışında, internetten, marketten, pazardan ya da benzinlikten alan vatandaşlarımız, fazla kullandıklarında ne gibi olumsuzluklarla karşılaşacaklarını gerçekten biliyorlar mı” diye sordu.
“Gıda takviyelerinin Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanması ve hekim önerisiyle kullanılmadır”
Saydan, toplumda ‘zararsızmış’ gibi görülen vitaminlerin bile yüksek dozda kullanıldığında ciddi sorunlara yol açabileceğine dikkat çekerek şöyle devam etti:
“B12 vitamin yüksekliği vücutta pıhtılaşmayı artıran trombosit miktarını yükseltebilir. Bu da damarda pıhtı oluşumunu artırarak ani kalp krizlerini, inme, damar tıkanıklıkları ve felç gibi hastalıkları tetikleyebilir.
En çok kullanılan vitaminlerden biri olan D vitamininin fazlalığı, kanda kalsiyum yükselmesine, böbrek problemlerine, böbrek taşlarına ve damar sorunlarına yol açabilir. Fazla D vitamini, zehirlenmelere neden olabilir; bu zehirlenme sonucunda gelişen böbrek yetmezliği ve kalp yetmezliği ölümle sonuçlanabilir. Ayrıca D vitamini fazlalığı ciltte kuruma ve kaşıntıya da sebep olabilir. Vatandaşlarımız ve bu ürünleri pazarlayanlar bu riskin farkında mı?
Yeni moda olan, ‘yaşlanmayı geciktiren takviye’ gibi lanse edilen D3 vitamininin fazla alınması; mide bulantısı, kusma, kabızlık, kilo kaybı, böbrek sorunları ve kalp ritminde bozukluğa neden olabilir. C vitamini gereğinden fazla alındığında baş ağrısı, yorgunluk, baş dönmesi, sinir sistemini olumsuz etkileyerek uykusuzluk veya tam tersi aşırı uyku hali, halsizlik ve bitkinlik gibi şikâyetlere yol açabilir.”
Saydan, bu örneklerin çoğaltılabileceğini belirterek, “Ancak şu kesin ki toplum sağlığının korunması için gıda takviyelerinin Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanması ve hekim önerisiyle, sağlık profesyoneli olan eczacılar eliyle hastaya sunulması şarttır” dedi.
“Gıda takviyelerinin güvenli bir denetim sürecinden geçmesi gerekiyor”
Saydan, gıda takviyelerinin denetiminde yapılması gereken yapısal değişiklikleri ise şöyle özetledi:
“Ülkemizdeki gıda takviyelerinin de diğer AB ülkeleri ve dünyanın gelişmiş ülkelerinde olduğu gibi etkin, bilimsel temelli ve güvenli bir denetim sürecinden geçmesi gerekiyor. Bunun için Sağlık Bakanlığı’na bağlı, ilaçta uzman kurum olan Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) bünyesinde özel bir yapı kurulmalı ve gıda takviyelerinin sorumluluğu bu kuruma verilmelidir. Bu adım hem halk sağlığının korunması hem de piyasadaki denetimsizliğin giderilmesi açısından pek çok sorunu çözecektir.”



