(ANKARA) – Bolu Koru Oteli Yönetim Kurulu Başkanı ve Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Biri, “Prostat kanseri tedavisinde Türkiye, Orta Doğu dahil, Afrika dahil, Avrupa dahil, Kafkaslar dahil en başarılı ülke. Sonuçları olarak da teknolojik olarak da insan kaynağı olarak da” dedi.
Bolu Koru Oteli Yönetim Kurulu Başkanı ve Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Biri, Koru Hastanesi’nde düzenlenen toplantıda prostat kanserinde erken tanı ve yeni nesil tedavi yöntemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Biri, Türk nüfusunun yaşlanan bir nüfus olduğunu ve yaşlanan erkeklerde en sık görülen hastalıklardan birinin prostat hastalıkları olduğunu belirterek, “Prostat hastalıklarını biz iki başlıkta değerlendiriyoruz. Bir tanesi prostatın iyi huylu büyümesi, bir diğeri de prostat kanserleri. 50’li yaşlarda 100 binde 7 görülen prostat kanserleri, 80’li, 90’lı yaşlara gelindiğinde neredeyse yüzde 30-40’lara kadar çıkacak yüksek bir orana ulaşıyor. Tabii kanserin her türü için geçerli olan bir ilke var: Erken tanı. Onun için prostat kanseri için de yaşlanan nüfusla beraber erken tanı en önemli konu” dedi.
Prostat kanserinin erken tanısının çok basit olduğunu ifade eden Biri, şöyle devam etti:
“Rutin sağlık kontrollerimiz içerisinde, yıllık yaptırdığımız, 40 yaşından sonra yapılan check-up diye ifade ettiğimiz sağlık hizmeti içinde bir PSA tetkikimiz var. Bu tetkiki yaptırıyoruz. Bu tetkikin sonucunda eğer tetkikte bir bozulma varsa geçiyoruz daha ileri tahlillere. Bir başka önemli nokta da prostat hastalıkları, özellikle de kanseri, yüzde 14-15 oranında kalıtsal geçiş gösteriyor. Ailede bir prostat kanseri hikâyesi varsa bu hastalarda mutlaka erken yaşta, 40’lı yaşlardan sonra, birinci derece yakınları yani erkek çocukları ve erkek kardeşleri risk grubunu oluşturuyor. Bunları mutlaka takibe almak lazım. Basit bir PSA testinden sonra eğer değerde bir anormallik varsa bir ürolojik muayene yapılıyor. Ürolojik muayenede neye bakıyoruz? Bazen gerçekten kan değeri normal bile olsa muayenedeki bazı bulgular prostat kanserinin erken habercisi olabiliyor.
Prostat kanserlerinde bu PSA yüksekliği varsa hastalara bir MR yapıyoruz. Prostat MR’ından sonra şüpheli bir şey varsa o zaman da füzyon biyopsi dediğimiz prostat biyopsisi yapılıyor. Prostat biyopsisinin sonucuna göre hastalığın seyrini etkileyen iki üç tane önemli konu var. Bir tanesi evresidir. Bir tanesi de çoğalma hızı dediğimiz grade’dir. Tabii prostat kanserinin seyri sadece hastalığın tedavisi değil, aynı zamanda yaşam kalitesi açısından da çok önemli. Yani hastalara yapacağınız tedavi sonrası yaşam kalitesini gözetmezseniz bu sefer ikinci bir mutsuzluk ortaya çıkıyor. Hastalık toparlanmış ama arkasından hastanın yaşam kalitesinin bozulması nedeniyle mutsuzluklar ortaya çıkmış oluyor. İşte bugün teknoloji burada devreye giriyor. Prostat kanseri tedavisinde kullandığınız teknolojiler, daha sonraki yaşam kalitesinde de belirleyici oluyor.”
“İki tane tedavi yöntemi erken yakalanmış prostat kanserlerinde tüm dünyada ön plana çıktı” diyen Biri, tedavi yöntemlerine ilişkin şu bilgileri verdi:
“Bir tanesi fokal tedavi dediğimiz robotik HIFU, yani prostat kanserinde yüksek yoğunlaştırılmış ultrason dalgalarının tümör odağına verilmesiyle yapılan bir tedavi. Bu, günübirlik yapılan bir tedavi. Dolayısıyla hasta bir gün içinde geliyor, aynı gün tedavisini yapıp sonra taburcu ediyorsunuz. Cerrahi bir izi yok, radyasyon yok ve herhangi bir ameliyat olmadığı için de sadece hafif bir anestezi altında, 25 dakika içinde yapılan bir tedavi. Bunu özellikle erken dönemde yakalanmış prostat kanserlerinde uyguluyoruz. Sonuçta bu hastalarda işlem sonrası, doğru seçilmiş vakalarda kanser tedavisinde çok büyük başarı var. Ameliyat ettiğiniz hastalar kadar başarı elde ediyorsunuz. Ama en önemli avantajı, işlemden sonra kanser tedavi edilirken hastada bir ameliyat olmadığı için idrar kaçırma sorunu olmaması.
İkincisi, eğer robotik HIFU yapamıyorsanız hastaya erken dönem ya da lokalize dönem dediğimiz başlangıç dönemindeki prostat kanserlerinde robotik radikal prostatektomi dediğimiz bir ameliyatımız var. İlk olarak biz 2010 yılında Ankara’ya bu teknolojiyi getirdiğimizde Türkiye’de toplam üç tane robot vardı. Bugün Türkiye’de herhalde 70-80’i bulmuştur robot sayısı. Tabii robotun yaygınlaşması, prostat kanseri tedavisinde de gerçekten tüm dünyada yeni bir çağ açmıştır. Çünkü ameliyatla tüm prostatı aldıktan sonra, yine biraz önce söylediğim gibi hem kanserin kontrolü açısından altın standart kabul ediliyor hem de ameliyat sonrası yaşam kalitesi açısından; idrar kaçırma başta olmak üzere cinsel hayatın korunması, kanser kontrolü ve ameliyat sonrası hızlı iyileşme açısından son derece başarılı bir teknik. Bu robotik teknoloji tabii Türkiye’de kamu ve özel birçok hastanede çok başarılı bir şekilde uygulanıyor.”
Biri, prostat kanseri vakalarındaki artışa dikkati çekerek, 1995 yılında düzenlenen bir kongrede Türkiye genelindeki üniversite, kamu ve özel hastanelerden toplam 246 prostat kanseri vakasının sunulduğunu belirterek, 2026 yılı itibarıyla yalnızca kendi merkezlerinde gerçekleştirilen vaka sayısının 4 bine yaklaştığını söyledi.
Biri, prostat kanserinin Amerikan toplumunda görülme oranının Türkiye’ye kıyasla daha yüksek olduğunu söyledi. Asya toplumlarında da prostat kanserine sık rastlandığını ifade eden Biri, Akdeniz tipi beslenme alışkanlığının yaygın olduğu toplumlarda ise hastalığın daha düşük oranlarda görüldüğünü kaydetti.
