Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

CHP Sözcüsü Sarı: 26 il başkanı görevden alındı

CHP Sözcüsü Müslim Sarı, MYK toplantısının ardından yaptığı açıklamada, 26 il başkanının görevden alındığını ifade ederek, “26 ilimizde bir görevden alma durumu söz konusudur. Bunlardan 7’sinde il başkanlarının disipline sevki söz konusudur. 6 ilimizde de yani bu 26 ilin 6’sında, yeni görevlendirme yapılmıştır” dedi.

CHP Sözcüsü Müslim Sarı, MYK toplantısının ardından yaptığı açıklamada, 26

(ANKARA) – CHP Sözcüsü Müslim Sarı, MYK toplantısının ardından yaptığı açıklamada, 26 il başkanının görevden alındığını ifade ederek, “26 ilimizde bir görevden alma durumu söz konusudur. Bunlardan 7’sinde il başkanlarının disipline sevki söz konusudur. 6 ilimizde de yani bu 26 ilin 6’sında, yeni görevlendirme yapılmıştır” dedi.

CHP Sözcüsü Müslim Sarı, bugün yapılan Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısının ardından basın toplantısı düzenledi. Sarı, MYK toplantısında ülke gündemi ve parti içi meselelere ilişkin değerlendirmelerde bulunulduğunu kaydederek, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi’ne ilişkin şunları söyledi:

“NATO Zirvesi çerçevesinde uygulanan olağanüstü güvenlik önlemleri, tutuklamalar, neredeyse parlamentonun bile o hafta kapalı hâle getirilmesi, kamu kurumlarının kapatılması, memurların zorunlu izne tabi tutulması gibi uygulamalar ile akreditasyon uygulamalarına ilişkin ciddi eleştirilerimiz oldu. Bunları kabul etmediğimizi belirtmek isterim.

“YENİ BİR ÜCRET DÜZENLEMESİNE İHTİYACIMIZ VAR”

TÜİK’in açıkladığı enflasyon hedefleri üzerinden asgari ücretliye, sabit gelirliye, dar gelirliye ya da emekliye ücret belirleme paradigmasını geçersiz kıldığını vurgulayan Sarı, şöyle devam etti:

“Türkiye artık farklı bir yerde. Dolayısıyla açıklanan enflasyon oranı ne olursa olsun, öyle bir zeminde ve öyle bir yerdeyiz ki bunların hiçbirisinin bir önemi ve anlamı yok. Yani enflasyon oranı yüzde 18 çıktı, 19 çıktı, 20 çıktı ya da 15 çıktı… Buna göre dönüp ‘Geçmiş altı ayda ne kadar zam vermiştik, bunun üzerine ne kadar koyabiliriz’ gibi tartışmaların anlamsız olduğu bir yerdeyiz. Bizim yeni bir ücret düzenlemesine ve yeni koşullara uygun yeni bir paradigma inşasına ihtiyacımız var.

Bunun iki nedeni var: Birincisi, biraz önce söylediğim bu yeni durum; insanların yaşam koşulları ve geçmişten gelen birikimler. İkincisi ise enflasyon hedeflerinin ne kadar gerçekçi ve doğru olduğuna ilişkin tartışmalar. Hepimiz biliyoruz ki enflasyon açıklamalarıyla, dar gelirli kesimlerin hissettiği enflasyon arasında dağlar kadar fark var. Dolayısıyla bu rakamlara bakarak bunun üzerinden değerlendirme yapmanın yetersiz ve anlamsız olduğunu belirtmek isteriz.

Peki o zaman ne yapmak gerekir? Asgari ücretin mevcut seviyesinin mutlaka revize edilerek daha üst bir noktaya taşınması bir zorunluluk olarak ortaya çıkıyor. Bildiğiniz üzere Türkiye, Avrupa Birliği’ne aday bir ülke. Özellikle Avrupa Birliği’ndeki asgari ücret rakamlarına baktığımız zaman Türkiye ile arasında dağlar kadar fark olduğunu görüyoruz. Bir kriter oluşturmak gerekirse, şöyle bir kriterin doğru ve nesnel olduğunu kabul ediyoruz: Avrupa Birliği’nin en büyük dört ekonomisi olan Almanya, Fransa, İtalya ve İspanya’daki asgari ücret ortalamasının en az yüzde 50’si kadar bir asgari ücretin Türkiye’de ne işverenin işini zora sokacak bir seviye olacağını ne de işçi açısından kabul edilemez bir seviye olacağını değerlendiriyoruz.

“ASGARİ ÜCRET 45 BİN TL OLMALI”

Şunu demek istiyorum: Bu dört ülkenin asgari ücret ortalamasına baktığımız zaman bunun bin 725 euro olduğunu görüyoruz. Bunun yüzde 50’sini aldığımız zaman Türkiye’de asgari ücretin en az 862 euro olması gerektiğini ve bunun da yaklaşık 45 bin lira civarında bir asgari ücrete denk geldiğini görüyoruz. Mevcut seviyelerle karşılaştırma yaptığımızda asgari ücretin en az yüzde 60 artırılması gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla bu seviye temmuz ayı için geçerli olmalıdır ve asgari ücrete en az yüzde 60 zam yapılmalıdır.

Türkiye’de kamunun belirleyici olduğu başka ücretler de var. Bunlar memur ücretleri, işçi emeklileri ve memur emeklileri ücretleridir. Dolayısıyla işçi ve memur emeklilerinin ücretlerinin de bu paralelde artırılması gerektiğini düşünüyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak talebimiz budur.”

En düşük emekli maaşının ise 32 bin lira olması gerektiğini belirten Sarı, “Öte yandan en alt seviyede gelir elde eden kesimler, yani en düşük emekli maaşı alanlar açısından, özellikle sosyal devlet uygulaması çerçevesinde hazinenin destekleriyle belirli bir seviyeye getirilen bir ücret söz konusu. Bu ücret biliyorsunuz 20 bin lira civarında. Türkiye’de 45 bin lira olarak belirlediğimiz asgari ücretin en az yüzde 70’ine denk gelecek şekilde, bütün ücretlerin bu yüzde 70 seviyesinin üzerine çıkarılmasını politik bir öneri olarak sunuyoruz. Bu demektir ki Türkiye’de en düşük emekli maaşının da en az yüzde 60 oranında artırılarak 32 bin lira seviyesine çıkarılmasını zorunlu görüyoruz” diye konuştu.

“ÇÖZÜM SÜRECİ NEDEN BU KADAR UZADI?”

Sarı, MYK toplantısında “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulunulduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:

“Bilindiği üzere yaklaşık bir yıl dokuz aydır Türkiye’nin gündemini meşgul eden bir süreçle karşı karşıyayız. Bu sürecin sonucunda, bildiğimiz üzere 5 Kasım 2025’te bir komisyon kuruldu. Bu komisyonda yaklaşık yedi aylık çalışma sonucunda 18 Şubat’ta bir rapor kamuoyuna sunuldu. Bu raporun kamuoyuna ve parlamentoya sunulmasının üzerinden yaklaşık dört aylık bir süre geçmiş olmasına rağmen, raporda neredeyse Türkiye’de oydaşma sağlanmış olmasına karşın, bu raporun gereklerinin yerine getirilmesi konusunda hiçbir ilerleme kaydedilmediğini görüyoruz. Dolayısıyla bu dört aylık süre içerisinde neden bir patinaj yapılıyor? Bu süreç neden bu kadar uzadı? Bizler Cumhuriyet Halk Partisi olarak, ülkenin birliği, beraberliği ve kardeşliği konusunda her türlü katkıyı vermeye hazır bir parti olarak bunu soruyoruz. Bu süreç neden yavaş ilerliyor? Neden bu konuda patinaj yapılıyor? Bilmediğimiz bazı süreçler mi var? Varsa nelerdir? Bizler bu sürecin şeffaf şekilde sürdürülmesini istiyoruz.

“BU ŞARTTAN VAZ MI GEÇİLDİ?”

Sayın Bahçeli’nin açıklamalarıyla Sayın Cumhurbaşkanı’nın açıklamaları ve AK Parti Sözcüsü Sayın Ömer Çelik’in açıklamaları arasında bir fark, bir tezat olduğunu da görüyoruz. Dolayısıyla buradan şunu da sormak isterim: Bu şarttan vaz mı geçilmiştir? Yani komisyon raporundaki tavsiyelere uygun olarak ve baştan beri kurgulanan sisteme uygun biçimde, PKK’nın tüm unsurlarıyla birlikte silah bıraktığının teyit edildiği bir mekanizma kurulup bunun sonuçları alındıktan sonra mı bir çerçeve yasa parlamentonun gündemine getirilecektir? Yoksa bu teyit edilmeden parlamentonun gündemine bir çerçeve yasa getirilip, daha sonra kamu organları tarafından silah bırakılıp bırakılmadığının denetlendiği bir durumla mı karşı karşıyayız? Dolayısıyla bu çelişkinin, bu farklı tutumun kamuoyu nezdinde tartışılması ve kamuoyuna açıklanmasının son derece önemli olduğunu düşünüyoruz.”

Sarı, MYK’nın 26 il başkanının görevden alınmasına karar verildiğini açıklayarak, sözlerine şöyle devam etti:

“Cumhuriyet Halk Partisi’nin il örgütleri, ilçe örgütleri, kadın kolları ve gençlik kollarının gelişen durum karşısındaki tutumlarına ilişkin genel bir değerlendirme yaptık ve bazı kararlar aldık. Bu kararları sizlerle paylaşmak isterim. Cumhuriyet Halk Partisi’nde bazı illerimizin il başkanlarının, il yöneticilerinin, yüksek disiplin kurulunun ve il disiplin kurulunun görevden alınmasına ilişkin kararlar alındı.

Bu illeri sizlerle şimdi sırayla paylaşacağım: Ağrı ili ve aynı zamanda merkez ilçesi, Aksaray ili aynı şekilde, Amasya yine kapsam içindeki illerimizden biri, Batman, Bilecik, Bolu, Çanakkale, Denizli, Diyarbakır, Düzce; aynı zamanda Akçakoca ilçesi ile birlikte, Eskişehir, Hakkâri, Iğdır, Kars, Kırıkkale, Manisa, Mardin, Muğla, Muş, Niğde ve merkez ilçesi ile birlikte; Nevşehir, yine Osmaniye ve merkez ilçesi ile birlikte; Samsun, Sivas ve Tunceli, aynı zamanda Sinop ilinde de sadece il başkanının görevden alınmasına ilişkin bir tasarrufta bulunulmuş oldu.

“7 İL BAŞKANI HAKKINDA TEDBİRLİ VE KESİN ÇIKARMA UYGULAMASINA KARAR VERİLDİ”

Böylece 26 ilimizde böyle bir değerlendirme yapılmış oldu. Bunun dışında ilçelerimizde de birkaç karar var ancak bunlar çok ayrıntılı olduğu için sizinle paylaşmayacağım.

Bunun dışında 7 il başkanımız hakkında tedbirli ve kesin çıkarma yönünde disiplin sürecinin uygulanmasına karar verilmiştir. Bu il başkanlarımız; Denizli İl Başkanı Ali Osman Horzun, Muğla İl Başkanı Nail Kızıl, Eskişehir İl Başkanı Talat Yıldız, Sinop İl Başkanı Aykut Cem Yalçınkaya, Düzce İl Başkanı Özcan Dağıstanlı, Kars İl Başkanı Onur Ulaşdemir ve Tunceli İl Başkanı Berkay Gündoğan’dır.

Bunlara ek olarak, 6 ilimizde de il başkanlarımıza yeni görevler verdik. Bugün itibarıyla atamaları tamamlanmış oldu. Bunlar; Batman ili için Yılmaz Özkanat, Çanakkale ili için Koray Akkılıç, Mardin ili için Mahmut Duyan, Osmaniye ili için Rıza Tekerek, Niğde ili için Tevfik Caymaz ve Tunceli ili için Kemal Özcan’dır.

Özetle, 26 ilimizde bir görevden alma durumu söz konusudur. Bunlardan 7 tanesinde il başkanlarının disipline sevki söz konusudur. 6 ilimizde de, yani bu 26 ilin 6’sında, yeni görevlendirme yapılmıştır.”

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Sarı, “26 il dediniz. Bazı merkez ilçeleri de saydınız. Orada bir karışıklık mı var” sorusuna, “26 il, bazılarında merkez ilçeler. 26 ilin içinde bazı illerde hem il hem merkez ilçesi var. Partinin kurumsal kimliğine uygun olmayan iş, eylem ve davranışlar çerçevesinde bir değerlendirme yapıldı” yanıtını verdi.

“BUNLAR TÜRK SİYASETİNE UYGUN OLMAYAN TAKTİKLER”

“Kemal Kılıçdaroğlu, sanatçı Kadir İnanır’ın cenaze törenine katılmıştı. Orada yuhalandığına dair iddialar ortaya atıldı. Tabii buna ilişkin açıklamalar da yapıldı, yalanlandı ama bunu nasıl değerlendirdiniz” sorusu üzerine Sarı, “Bu tür montaj süreçlerini biliyorsunuz, 2023 seçimlerinden önce de yaşamıştık. Sayın Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığıyla ilgili süreçte de kampanya süreci içinde de bunlara şahit olduk. Bunlar Türk siyasetinde uygun olmayan taktikler, doğru değil, bunu kınıyoruz. Gerçekler ile algılar arasında bir ilişki vardır. Elbette algı gerçektir ama desteklenmemiş algıların yaldızları bir müddet sonra dökülür. Gerçekler eninde sonunda ortaya çıkar. Dolayısıyla bu da böyle bir süreç. Bunu hep beraber yaşadık, gördük, yaşayacağız önümüzdeki günlerde de” diye konuştu.

“İKİ BAŞLILIĞI KABUL ETMEMİZ MÜMKÜN DEĞİL”

“İhraç ettiğiniz bazı il başkanlarının ofis kurmasına ilişkin ne düşünüyorsunuz” sorusuna Sarı, “Hiçbir kurum iki başlı biçimde yönetilemez. Sadece siyasi parti için söyleyemiyoruz bütün kurumlar için böyledir. İki başlılık mümkün olmayan bir şeydir. CHP’de de asla kabul edilecek bir şey değildir. Cumhuriyet Halk Partisi’nde bazı arkadaşlarımızın farklı siyasal yolculukları olabilir. Bununla ilgili ipuçlarını görüyoruz. Paralel il binaları, paralel ilçe binaları, paralel başka örgütlenmeler gibi… Bunların farklı bir siyasete, farklı bir siyasal yolculuğa altyapı oluşturmak üzere yapılmış işlemler olduğunu değerlendiriyoruz. Ama iki başlılığı kabul etmemiz mümkün değil. Paralel bir yapıyı da kabul etmemiz mümkün değil. Önümüzdeki günlerde tarafımızdan yapılacak değerlendirmeler de olacak” yanıtını verdi.

CHP Sözcüsü Müslim Sarı, “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin bir soru üzerine, “Komisyon raporuda var. Komisyon raporunu bağlıyız. Orada bir şart var. Şartta diyor ki ‘terör örgütünün tüm unsurlarıyla beraber silah bıraktığının ve tasfiye edildiğinin teyidiyle’ diyor. Bunun da yetkili makamlar tarafından yapılacağı açık Türkiye’de. Ondan sonra da bir yasal çerçeveden bahsediliyor. Münferit, tek ve bir çerçevesi olan bir yasal düzenlemeden bahsediliyor. Bir çerçeve yasa gibi sadece bu konuya özgü bir yasa gibi. Dolayısıyla biz bu sıralamaya uygun bir biçimde hareket edilmesini öneriyoruz, düşüncemiz de bu. Son dönemde bu konuda bir kafa karışıklığı olduğunu görüyoruz. Yetkili makamların bu teyit işlemini gerçekleştirdikten sonra bir sonraki aşamaya geçmenin daha sağlıklı, doğru ve uygunabilir olduğunu düşünüyoruz” dedi.