TBMM Başkanı Kurtulmuş, Parlamentolar Arası Birlik 152. Genel Kurulu marjında İstanbul’da bir otelde düzenlenen Filistin’i Destekleyen Parlamentolar Grubu İkinci Toplantısı’na katıldı. Kurtulmuş, bugün yapılacak toplantıya 30 parlamentonun katılacak olmasının ümit verici olduğunu belirterek, geçen yıl yapılan toplantıdan bu yana Filistin meselesiyle ilgili önemli gelişmelerin yaşandığını dile getirdi. Kurtulmuş, Mısır’da her ne kadar bir anlaşma yapılmış görünse de Netanyahu ve hükümetinin saldırganlıklarına devam ettiğini, Filistinli masum kadın ve çocuğu öldürmeyi sürdürdüğünü ifade etti.
Kurtulmuş, Filistin halkıyla dayanışmanın kalıcı bir zemine oturtulması, haklı mücadelelerinin parlamentolar eliyle de uluslararası alanda daha güçlü bir şekilde duyurulması amacıyla geçen yıl 14 parlamentonun katılımıyla gerçekleştirilen Filistin’i Destekleyen Parlamentolar Grubu’nun, planlandığı gibi genişleyerek yoluna devam ettiğini görmekten memnuniyet duyduklarını söyledi.
Geçen yıl belirlenen kurallara da işaret eden Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bunlardan birincisi, başkenti Doğu Kudüs olan, 1967 sınırları temelinde tam anlamıyla bağımsız, egemen ve toprak bütünlüğü sağlanmış olan Filistin Devleti’nin kurulması burada bir araya gelen parlamentoların ve halkların ortak temennisi ve ortak hedefidir. Bu hedefi benimseyen her ülkeye de Filistin’i Destekleyen Parlamentolar Grubu’nun zemini açıktır, o ülkelere de katkılarından büyük memnuniyet duyacağımızı ifade etmek isterim. Müşterek kabul ettiğimiz ikinci temel esas ise Filistin halkının kaderinin kendi hür iradesiyle tespit edilmesi, tayin edilmesidir. Filistin’in geleceğinin ne olacağına Filistinlilerden başka hiç kimse karar veremeyecektir. Üçüncü esas ise parlamentolar arasında etkili, şeffaf, sonuç üreten istişare ve dayanışma zeminini korumak ve genişletmektir. Gönüllülük temelinde ilerleyen grubumuzun gittikçe daha geniş bir temsile ulaşması memnuniyet vericidir.”
“Filistin meselesi insanlık, siyasal meşruiyet ve uluslararası hukuk sisteminin en temel meselesi haline gelmiştir”
Filistin meselesinin herkesin kabul ettiği gibi sadece iki devlet arasında sınır ihtilafı olmadığının altını çizen Kurtulmuş, “Filistin meselesi bir coğrafi mesele hiç değildir. Filistin meselesi, bunun da çok ötesinde bugün artık insanlık, siyasal meşruiyet ve uluslararası hukuk sisteminin en temel meselesi haline gelmiştir. Orta Doğu’da kalıcı huzurun ve istikrarın yolu, iki devletli siyasi ufkun temenni metinlerinden çıkıp artık hayata geçirilmesini gerektirmektedir” diye konuştu.
Kurtulmuş, “Orantılılık denildiğinde toplu cezalandırmalar saklanıyor; meşru müdafaa denildiğinde kalıcı işgal perdeleniyor; sınır güvenliği denildiğinde çocukların hayatı ve ailelerin haysiyeti göz ardı ediliyor. Esasında sözlükler ve terminoloji bozulunca hukuk irtifa kaybediyor. Hukuksuzlukların hüküm sürdüğü uluslararası sistemde siyaset ise daha çok kuvvetin gölgesinde esir alınıyor. Her şeye rağmen yürekten inanıyorum ki tablo ne kadar olumsuz olursa olsun Netanyahu ve siyonist şebeke, uluslararası mahkemelerde gerektiği karşılığı bulacak ve inşallah insanlığın vicdanında yargılandığı gibi uluslararası mahkemelerde yargılanarak hesap vereceklerdir” ifadesini kullandı.
“Hiç şüphesiz ki diplomatik tanımalar tek başına kafi sayılamaz”
Geçen yıl BM Genel Kurulu’nda, 11 yeni ülkenin Filistin’i tanıma kararlarının gündeme gelmesinin diplomatik alanda adaletin tümüyle susmadığının açık göstergesi olduğunu ifade eden Kurtulmuş, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
“Hiç şüphesiz ki diplomatik tanımalar tek başına kafi sayılamaz. Ama bu, önemli ve tarihi bir adımın başlangıcıdır. Asıl ihtiyacımız olan ise biriken siyasi iradeyi bağlayıcı girişimlere dönüştürebilme kararlılığı ve cesaretini ortaya koymaktır. İki devletli çözümün ilerletilmesi için Filistin Devleti’nin daha fazla ülke tarafından tanınması ve BM Teşkilatında tam üye olarak yer alması ertelenemez bir zorunluluktur. Öte yandan ateşkesin gerçek hüviyetine kavuşturularak korunması, insani yardım hatlarının açılması, yeniden imar sürecinin emniyet altına alınması, çözümün gerçekçi bir takvimle desteklenmesi konusunda hiç şüphesiz daha cesur bir parlamenter eşgüdüme ihtiyaç olduğu da açıktır. Filistin’de geliştirilecek anayasal yenilenme, temel yasaların güncellenmesi, ulusal birliğin sağlanması, temsil gücü yüksek seçimlerin hazırlanması ve kurumsal kapasitenin tahkimi de en önemli meselelerimizden birisidir. Filistin halkının iradesini güçlendiren her adım, dış baskıları boşa çıkaran stratejik bir değere sahip olacaktır. Yasama kurumları olarak bizler, bu platforma destek veren parlamentolar her alanda Filistin’e teknik destek vermeye, deneyim paylaşmaya, seçim mevzuatı, idari kapasite ve yeniden imar gibi mali çerçeve başlıklarında katkı sunmaya hazırız.”

