(ANKARA) – Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı Sevda Karaca, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda düzenlenen silahlı saldırılara ilişkin, “Okulların şiddet yuvası olması tesadüf değil, AKP elinde perperişan hale getirilen eğitimin bir sonucu. Bu düzeni yıkmak zorundayız; geleceğimizi kurtarmak, çocukluğu savunmak, gençlere yaşanabilir bir ülke kurmak için” ifadelerini kullandı.
EMEP Genel Başkan Yardımcısı Sevda Karaca, sosyal medya hesabından konuya ilişkin yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:
“Siverek’te bir lisede, Maraş’ta bir ortaokulda yaşanan korkunç şiddet olaylarıyla canımız yandı. Çocuklar için en güvenli alanlar olması gereken yerler, bir kere daha şiddet sahnesine dönüştü. Ve iktidar sözcülerinden her seferinde aynı cümleler dökülüyor: ‘bireysel bir olay, suçlu çocuklar, suçlu sosyal medya…’ Hayır. Bu yaşadıklarımız, uzun süredir iktidar politikalarıyla inşa edilen toplumsal ve politik çürümenin sonucu. Bir yanda bireysel silahlanmanın önündeki her türlü engelin kaldırıldığı, suçun kolaylaştırıldığı, şiddetin yüceltildiği, adaletsizliğin derinleştiği bir düzen… Diğer yanda yoksulluğun, güvencesizliğin ve geleceksizliğin kuşattığı bir gençlik.
“Bu noktaya bir günde gelmediğimizi saklıyorlar”
Okulların içi boşaltılmış, eğitim piyasalaştırılmış, kamusal sorumluluk geri çekilmiş durumda. Güvenlik ise yalnızca turnikeye, kameraya, kapıya, çocukları daha fazla cezalandırmaya, hapsetmeye, basını sansürlemeye, sosyal medyayı yasaklamaya indirgeniyor. İktidar sözcüleri geleceksizliğin içine doğan, her yanından şiddetle kuşatılarak büyüyen kuşakların; ‘torba, torna, takke’ üçgenine sıkıştırılan hayatların sorumluluğunu hiç üstlenmiyor. Geleceksizlik, yoksulluk ve güvencesizlikle kuşatılan gençlere mafyatik racon, güç, hızlı para, maço erkeklik ve suçtan başka ‘çıkış yolu’ bırakmadığını kabul etmiyor. Sabunsuz, yemeksiz, kitapsız, bilimsiz, hurafe dolu okullarda, çocuklara takke-torna- torbadan başka bir geleceği hayal bile ettirmeyen sermaye düzeninde, bu noktaya bir günde gelmediğimizi saklıyorlar. Varsa yoksa sahte gözyaşı, varsa yoksa hamaset, çarpıtma, toplumun haklı öfkesini yanlışa kanalize etme…
Bugün iktidar sözcülerinden daha fazla baskı, daha fazla yasak, daha fazla cezalandırma ve daha fazla suçlama duyacağız. Yarattıkları karanlığı görünmez kılmak için suçu hep başka yerde arayacaklar. Hatta çözüm diye, bu karanlığı daha da derinleştiren politikaları toplumun önüne koyacaklar. Bu nedenle şimdi, bu acının ortasında daha da dikkatli olmak zorundayız.
“Bu düzeni yıkmak zorundayız”
Tekrar söyleyelim: Okulların şiddet yuvası olması tesadüf değil, AKP elinde perperişan hale getirilen eğitimin bir sonucu. Kamusal eğitim politikası yoksa orayı piyasa doldurur. Sosyal politika yoksa orayı suç doldurur. Kamusal koruma yoksa, orayı korku ve şiddet doldurur.
Ve en ağır bedeli çocuklar, eğitim emekçileri öder. Yapılması gereken şey, bu olayları ‘psikolojik vaka’lara indirgemek değil. Tam tersine, bu düzenin nasıl şiddeti yeniden ürettiğini açıkça görmek ve göstermek. Okulları gerçekten güvenli ve kapsayıcı alanlara dönüştürmek. Rehberlik ve psikososyal destek mekanizmalarını istisna ve lüks değil, sistemin omurgası haline getirmek. Bireysel silahlanmayı gerçekten durduracak politik iradeyi kurmak. Ama en önemlisi: geleceksizliği normalleştiren bu düzenle hesaplaşmak. Çünkü okullarda patlayan şiddet de sokakta büyüyen suç ağları da gençliğin içine çekildiği bu karanlık da münferit olaylar değil; bu düzenin ürettiği sonuçlar… Bu düzeni yıkmak zorundayız; geleceğimizi kurtarmak, çocukluğu savunmak, gençlere yaşanabilir bir ülke kurmak için.”

