(ANKARA) – BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, “Milletimizin birliğini öne almalıyız. Milletimizin pek çok sorunları var. Bunların çözümüne odaklanmalıyız. Biz bir ara seçimin doğru olmadığını, yasal olmadığını düşünüyoruz” dedi.
BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Destici, Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir okuldaki saldırıya ilişkin şunları söyledi:
“Valiliğimiz okulda eğitime 4 gün ara verildiğini ve geniş çaplı bir soruşturma başlatıldığını, açığa alınan, haklarında soruşturma açılan kamu görevlileri olduğunu biliyoruz. Bu saldırının faili belli fakat saldırıya acaba teşvik edenler oldu mu? Diğer taraftan, bu saldırı adeta göz göre göre gelmiş. Çünkü bu saldırıyı gerçekleştiren saldırganın birkaç gün öncesindeki sosyal medya paylaşımlarında böyle bir saldırı gerçekleştireceğine dair açık paylaşımları var. Neden bunlarla ilgili bir işlem yapılmadı ya da tedbir alınmadı? Burada bir hatası, ihmali olan varsa mutlaka bunlarla ilgili soruşturmalar ivedilikle yapılmalı ve suçlu olanlar hukuk önüne çıkarak cezaları verilmelidir ki bir daha bu tür işlerde herkes görevini büyük bir sorumluluk içerisinde gerçekleştirilsin ve böyle hadiseler vuku bulmadan önce önlensin.”
Destici, Tunceli’de Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020’de yurttan ayrıldıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamaması üzerine yürütülen soruşturmaya ilişkin şunları kaydetti:
“Ülkemizin kanayan yarlarından bir tanesi de kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz, kumpas ve sonu ölümle biten hikayeler… Bunlardan bir tanesi de Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi bölümü 2’nci sınıf öğrencisi Gülistan Doku’nun ölümü ile ilgili. Bu dosyanın yeniden açıldığı haberleri birkaç gündür basında yer almaktadır. Yine bu hadiseyle ilgili 13 kişinin gözaltına alındığı ve derin bir soruşturmanın devam ettiğini yine başından öğrendik. Kaybın gerçekleştiği dönemde de konuyla ilgili açıklama yapmıştık ve şöyle demiştik: Hiçbir dosya faili meçhul kalmamalıdır.
“Hiçbir farklılık gözetmeden adalet herkes için mutlaka tecelli etmelidir”
Özellikle kadınlarımıza ve çocuklarımıza yönelik suçlar ve milletimizde oluşan bu suçluların faillerinin hak ettiği cezayı almadığı yönündeki kanaatler kamu düzeyiyle birlikte adalete ve devletimize olan güveni de maalesef sarsmaktadır. Bu yönüyle konuyu bir kamu güvenliği meselesi olarak da değerlendirmemiz gerekiyor. Hiçbir farklılık gözetmeden, ülkemizde bulunan yabancı uyruklu şahısları da dahil ederek, adalet herkes için mutlaka tecelli etmelidir. Bu, devletin asli ve ilk görevidir. Gülistan Doku’nun ailesi ve yakınları için başsağlığı, sabır ve metanet niyaz ediyorum.”
“Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Destici, sözlerine şöyle devam etti:
“Son geldiğimiz noktada hem PKK’nın sözcüsü, siyasi uzantısı DEM’in yöneticilerinin hem de hükümet sözcülerinin, Meclis Başkanı’nın açıklamaları var. PKK’nın siyasi uzantıları, Türk siyasetini enfekte etmeye ve açık provokasyonlarına devam etmektedir. Dün DEM Parti’nin sözcüsü tarafından, terörist başı Öcalan’ın, CHP’ye yapılanlardan rahatsız olduğu, yapılacak yasal düzenlemelerle cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin serbest bırakılmasını, terörist başına statü tanımlanması gibi yine PKK’nın ve terörist başının taleplerini açık bir şekilde pervasızca dile getirdiler.
“Abdullah Öcalan bir teröristtir, suçludur, 40 bin kişinin katili, İmralı canisidir”
Yakaladığın hırsızı yargılayıp ceza vermek yerine, masaya oturup pazarlık yapıldığında olabileceklere benzer süreçler yaşıyoruz. Söylenenlerin bizim açımızadan ciddiye alınacak bir yanı yok. Lakin üzülerek ifade ediyoruz ki bunu ciddiye alanlar var. İmralı canisi Abdullah Öcalan bir teröristtir, suçludur, 40 bin kişinin katili, İmralı canisidir. Statüsü budur. Bugün itibarıyla örgüt ona bağlılıklarını ifade ettiğine ve emirlerine riayet ettiğine göre aksi bir durum söz konusu değildir. Biz bir ayrımı yapmak zorundayız. PKK’nın suçları işlediği 10 binlerce cinayetten ibaret değildir. Hukuk literatüründe bulunup, PKK’nın işlemediği tek bir suç dahi yoktur. Bu yönüyle PKK dünya tarihinin en kirli suç örgütlerinin başında gelmektedir. Terörist başının konumu elbette cezaevi olmalıdır. Asla gün yüzü görmemelidir.
Silahların tamamen devre dışı bırakılmadığı, silahlı, silahsız örgütsel yapının tasviye edilmediği süreçlerin kısa vadede bir normalleşme görüntüsü üretse dahi, orta ve uzun vadede daha büyük güvenlik riskleri barındırdığını hepimiz biliyoruz. Buradan, süreci yürüten siyasi ve bürokratik taraflara bir kez daha yapıcı ve yol gösterici bir dille sesleniyorum: Bugün de benzer bir riskle karşı karşıyayız. Terörün tamamen sona ermesi yerine biçim değiştirerek varlığını sürdürmesi ihtimali asla göz ardı edilmemelidir.”
“Seçim yerine biz ülkemizin güvenliğini öne almalıyız”
Destici, bir soru üzerine, ara seçim ve erken seçime yönelik görüşlerini şöyle ifade etti:
“Biz, Büyük Birlik Partisi olarak şu anda Türkiye’nin bir ara seçime değil, tam tersine bu çevremizdeki savaş ortamından dolayı birliğe, beraberliğe, kenetlenmeye ihtiyacımız olduğunu düşünüyoruz. Çünkü her seçim bölgesel de olsa, ufak da olsa, büyük de olsa mutlaka bir ayrışma getirecektir. Sahada bir mücadele meydana getirecektir. Hele ki bu bir milletvekili seçimi olursa. Dolayısıyla da burada seçim yerine biz ülkemizin güvenliğini öne almalıyız. Milletimizin birliğini öne almalıyız. Milletimizin pek çok sorunları var. Bunların çözümüne odaklanmalıyız. Biz bir ara seçimin doğru olmadığını, yasal olmadığını düşünüyoruz.
CHP bunu niye yapıyor? Şu anda biliyorsunuz CHP’nin hem kendi içinde hem de belediyelerle ilgili yaşadığı bir takım hukuksal süreçler var. Dolayısıyla da bu süreçleri unutturarak ya da bu süreçleri gündemden çıkararak Türkiye’yi bir seçim atmosferine sokup seçimi konuşturmak, yani gündemi seçime çevirmek istiyor. Ama bunda da başarılı olacağını düşünmüyorum. Çünkü istifa ettirmesi gereken milletvekillerinin de ona yanaşacağını düşünmüyorum. Hatta görüyoruz bazı haberlerde falan ‘madem bu kadar çok istiyorsa o zaman A takımı istifa etsin’ diyorlar. Ben dolayısıyla da bunun da gerçekleşebileceğine inanmıyorum. Ama istifa ettirirlerse ve 30 sayısını bulurlarsa tabii ki bu bir yasal zorunluluk haline gelir. O zaman Yüksek Seçim Kurulu da bunun gereğini yapar diye düşünüyorum.”
“Enflasyon yüzde 30 ise sen de suya yüzde 30 zam yapacaksın”
Ankara’daki 2025 Mart ve 2026 Mart aylarına ait su faturalarını gösteren Destici, “2025 faturam bin 178,2 lira. Mart 2026’da 3 bin 80 lira. Artış yüzde 161,5. Bu olabilir mi? Bu elektrik faturasından daha yüksek. Üstelik elektrik faturasını ben üst kademeden ödüyorum. Burada belediye başkanlarımız var. Böyle bir şey olabilir mi? Ben Ankara’da oturuyorum. Sen ne anlatıyorsun Büyükşehir Belediye Başkanım? Sen ne anlatıyorsun? Fatura burada. Bir şey anlatmaya gerek yok. Son bir yılda enflasyon yüzde 30, sudaki artış yüzde 1615” dedi.
Bsaın toplantısına katılan Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nin BBP Üyesi Üzeyir Tunç ise, “Üç milyar yüz küsür milyon lira ASKİ kar etti ve büyükşehire bu parayı aktardı” diye konuştu. Mustafa Destici, Tunç’un bu sözleri üzerine, “Yani parayı benden, senden alıyor. Götürüyor sanatçıya 50 milyon, 70 milyon veriyor. Kardeşim benim paramı niye veriyorsun? Büyükşehir Belediye Başkanımız, yöneticileri, ASKİ Genel Müdürü buna cevap versin. Bu ne kardeşim ya? Biz ASKİ’ye çalışıyoruz, ASKİ de konserlere çalışıyor. Ya da başka yerlere çalışıyor. Buna devletin müdahale etmesi lazım. Bu keyfilik olamaz. Enflasyon yüzde 30 ise sen de suya yüzde 30 zam yapacaksın. Devlet de diğer harçlara, pullara, vergilere yapamaz enflasyondan fazla. O da adaletsizlik olur” diye konuştu.

