Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Yumuşak başlı olmamızı uysal koyun olduğumuz şeklinde kimse yorumlamasın”

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanlıurfa’nın Silverek ilçesindeki bir lisede 16 kişinin yaralandığı silahlı saldırıya ilişkin, “Olayda ihmali ve kusuru olanlardan mutlaka hesap sorulacaktır” dedi. Erdoğan, “Şahsıma ve ülkeme sosyal medya üzerinden dil uzatan bebek katillerine bazı gerçekleri tekrar hatırlatıyorum. Türkiye Cumhuriyeti devleti sıradan bir devlet değildir. Hiçbir güç Türkiye’ye ve Türkiye Cumhurbaşkanı’na parmak sallayamaz. Yumuşak başlı olmamızı, sağduyulu olmamızı uysal koyun olduğumuz şeklinde kimse yorumlamasın” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanlıurfa'nın

(TBMM) – Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanlıurfa’nın Silverek ilçesindeki bir lisede 16 kişinin yaralandığı silahlı saldırıya ilişkin, “Olayda ihmali ve kusuru olanlardan mutlaka hesap sorulacaktır” dedi. Erdoğan, “Şahsıma ve ülkeme sosyal medya üzerinden dil uzatan bebek katillerine bazı gerçekleri tekrar hatırlatıyorum. Türkiye Cumhuriyeti devleti sıradan bir devlet değildir. Hiçbir güç Türkiye’ye ve Türkiye Cumhurbaşkanı’na parmak sallayamaz. Yumuşak başlı olmamızı, sağduyulu olmamızı uysal koyun olduğumuz şeklinde kimse yorumlamasın” diye konuştu.

Erdoğan, partisinin TBMM’deki grup toplantısına katıldı. Erdoğan, burada yaptığı konuşmaya 14-20 Nisan Şehitler Haftası vesilesiyle şehitleri ve hayattaki gazileri anarak başladı. Erdoğan, şunları kaydetti:

“Dün Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede meydana gelen ve milletçe hepimizi yaralayan olaydan duyduğum üzüntüyü paylaşmak istiyorum. Müessif ve menfur hadiseyle ilgili soruşturmalar başlatılmış, bir kişi gözaltına alınmış, dört yönetici görevden uzaklaştırılmıştır. Saldırı tüm yönleriyle araştırılmaktadır. Olayda ihmali ve kusuru olanlardan mutlaka hesap sorulacaktır. Saldırıda yaralanan 16 kişiden 7’si taburcu edilmiş, 9 yaralımızın tedavisi ise halen devam etmektedir. Yaralılarımıza Cenabıallah’tan acil şifalar temenni ediyor; ailelerimize, eğitim camiamıza ve Siverekli kardeşlerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.”

“Karadeniz’deki keşfimizle adeta şeytanın bacağını kırmış olduk”

Erdoğan, bölgedeki savaşlara rağmen enerjiye erişimde bugün sanayicinin, üreticinin, çiftçinin, turizmcinin, nakliyecinin hiçbir endişe taşımamasının gerisinde 23 yıllık çaba, mücadele ve emek olduğunu söyledi. Enerji sepetini zenginleştirmek ve tedarikçi ülkelerin sayısını artırmanın ilk günden beri öncelikleri olduğunu kaydeden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Enerji sepetimizi zenginleştirmek ve tedarikçi ülkelerin sayısını artırmak ilk günden beri önceliğimiz oldu. Ayrıca hidroelektrik, rüzgar, jeotermal, güneş, nükleer gibi başlıklarda yaptığımız yeni yatırımlarla Türkiye’yi enerjide bir üst lige çıkardık. En büyük devrimi ise arama ve sondaj çalışmalarında gerçekleştirdik. Daha evvel yıllarca kiralama yöntemiyle yapılan petrol ve doğal gaz arama faaliyetlerini kendi imkanlarımızla icra etmeye karar verdik. Ardından dünyanın en büyük dördüncü derin deniz filosunu kurduk. Karadeniz’deki keşfimizle adeta şeytanın bacağını kırmış olduk. Şu an 4 milyon hanenin ihtiyacını Karadeniz gazından karşılıyoruz. 2026 yılında bu rakamı 8 milyon haneye çıkaracağız. 2028’de 16-17 milyon hanenin doğal gazını kendi kaynaklarımızdan karşılar hale geleceğiz.

Kendi gemilerimizle, sondaj çalışmalarımıza Karadeniz’de devam ediyoruz. Sadece kendi denizlerimizde arama yapmıyor, aynı zamanda bu imkanları dost ve kardeş ülkelerin istifadesine de sunuyoruz. Cuma günü Somali’de hepimizin göğsünü kabartan bir tören gerçekleşti. Derin deniz sondaj gemimiz Çağrı Bey, Somali açıklarındaki Curat-1 kuyusunda hidrokarbon aramalarına başlamak üzere bu ülkeye ulaştı. Oruç Reis gemimizle yedi ay boyunca yaklaşık 4 bin 500 kilometrekarelik alanda sismik araştırmalar yürütmüş, umut verici bulgulara ulaşmıştık. Şimdi Çağrı Bey ile ‘Ya nasip’ diyor, inşallah ilk sondajımızı başlatıyoruz.

“Curat-1, dünyanın en derin ikinci deniz sondajı olacak”

Şurası da bir başka övünç kaynağımızdır. Curat-1, 7 bin 500 metrelik derinliğiyle dünyanın en derin ikinci deniz sondajı olacak. Çağrı Bey’e bu kritik görevinde donanmamıza ait Altan, Korkut ve Sancar isimli gemilerimiz refakat edecek. Yani daha önce birilerine minnet ettiğimiz işleri artık kendi gemilerimizle, kendi mühendislerimizle, kendi insan gücümüzle gerçekleştiriyoruz.”

“Görüşmelerden de ne yazık ki beklenen haberler gelmedi”

İkinci Cihan Harbi’nin galipleri tarafından belirlenen kurallar ve kurumlar üzerine bina edilen küresel sistem ekonomik, siyasi ve güvenlik boyutuyla çatırdarken yerine neyin konulacağının, neyin geleceğinin belirsizliğini koruduğunu ifade eden Erdoğan, insanlığın kendine bir çıkış ve kurtuluş yolu aradığını söyledi.

Erdoğan, “Ancak bu yolun ufukta belirdiğini henüz söyleyemiyoruz. İnsanlığın barış, istikrar, güvenlik ve bir parça huzur özlemi, kandan ve kaostan beslenen çevreler tarafından maalesef dinamitleniyor. Bunun en son örneği, 28 Şubat’ta başlayan ve bölgemizi uçurumun eşiğine getiren hukuksuz savaştır. Savaşı kimin istediği, kimin tahrik ettiği, kimlerin bundan rant ve menfaat devşirdiği aradan geçen süre zarfında ortaya çıkmıştır. Bizim savaşın ilk gününde Siyonist lobinin rolüne dair yaptığımız tespitin haklılığı zamanla anlaşılmıştır” ifadelerini kullandı.

İran ile ABD ve İsrail arasındaki çatışmaların 40’ıncı gününde Pakistan’ın gayretiyle 15 günlük ateşkes ilan edildiğini anımsatan Erdoğan, şöyle konuştu:

“Böylece haftalardır yüreği ağzında yaşayan bölge halklarıyla birlikte tüm insanlık 40 gün sonra ilk kez rahat bir nefes aldı. Biz de geçici ateşkesten memnuniyetimizi dile getirdik. Fakat İsrail hükümetinin Lübnan’a yönelik saldırılarını devam ettirmesi barış umutlarına ilk darbeyi vurmuştu. Hafta sonu Pakistan’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen görüşmelerden de ne yazık ki beklenen haberler gelmedi. Tarafların açıklamaları, masa devrilmese bile müzakere sürecinde özellikle nükleer meselede bir tümseğe gelindiğine işaret ediyor.

“Ateşkesin uzatılması noktasında telkin ve girişimlerde bulunuyoruz”

Hürmüz Boğazı’nda tansiyonun tekrar yükseldiğini görüyoruz. Gerilimin düşürülmesi, ateşkesin uzatılması, görüşmelerin sürdürülmesi noktasında gerekli telkin ve girişimlerde bulunuyoruz. Daha önce söylediğim gibi, sıkılı yumruklarla müzakere olmaz. Söz yerine tekrar silahların konuşmasına müsaade edilmemelidir. Ateşkesle aralanan fırsat penceresi sonuna kadar değerlendirilmelidir. Bilhassa ateşkesten hiç hoşnut olmadığı bilinen İsrail hükümetinin süreci kundaklamasına izin verilmemelidir.

Bölgemizde barış olacaksa bu Siyonist rejime rağmen olacak. Bölgemizde istikrar sağlanacaksa, yine bu, vaadedilmiş topraklar hezeyanıyla hareket eden İsrail hükümetine rağmen sağlanacak. Kana bulanan coğrafyamıza huzur gelecekse, bu aynı şekilde, güvenliğini başkalarının güvensizlik içinde olmasına bağlayan İsrail’e rağmen olacak. Çünkü İsrail en küçük bir barış umudu belirdiğinde daha önce defalarca yaptığı gibi bunu sabote etmek için her yolu deneyecek.

İnsanlık cephesi bölgemizdeki yangını söndürmek için uğraştıkça katliam şebekesi ateşe daha fazla odun taşıyacak. Elbette bunu yaparken Türkiye ve İspanya başta olmak üzere barışın sesini yükselten ülkeleri küstahça hedef almaya da devam edecekler. Tetikçi kalemleriyle, medyalarıyla, aparat olarak kullandıkları maşalarıyla vicdan sahiplerini susturmaya çalışacaklar. Ama ne yaparlarsa yapsınlar cesur yürekleri susturamayacak, hakkı ve hakikati savunan kalplere zincir vuramayacaklar.

“İspanya Başbakanı değerli dostum Sanchez’i canıgönülden tebrik ediyorum”

Gazi Meclisimizin çatısı altından Gazze kasabı Netanyahu’nun tehditleri karşısında dik bir duruş sergileyen İspanya Başbakanı değerli dostum Sanchez’i canıgönülden tebrik ediyorum. Dost İspanya halkını aynı şekilde ülkem ve milletim adına kutluyorum. Şunu herkes bilsin ki, biz soykırım şebekesinin köpürttüğü nefret diline, husumet diline, gerilim ve kavga diline teslim olmayacağız. Vakarla, onurla, tarihimizden tevarüs ettiğimiz asalet ve cesaretle en zor zamanlarda doğruları konuşmaya devam edeceğiz. Zalime zalim, hayduta haydut, katile katil demeye devam edeceğiz.

Gazzeli masum yavruların haykıran sesi olmaya devam edeceğiz. Evlat acısıyla ciğeri yanan Filistinli annelerin feryadına kulak vermeye devam edeceğiz. Batı Şeria’da toprakları işgal edilen kardeşlerimizin hakkını savunmaya devam edeceğiz. Lübnan’da yataklarında uyurken katledilen yavruların davasının takipçisi olmaya devam edeceğiz. Gizlenmek istenen tehdit ve zorbalıkla üstü örtülmek istenen hakikatleri birilerinin yüzlerine çarpmaya devam edeceğiz.

“Bu topraklardaki bin yıllık tecrübemizin ışığında sorumluluk duygusuyla hareket etmeye devam edeceğiz”

Coğrafyamızdaki mevcudiyetlerini birilerinin 100 sene önce yaptığı ihsana borçlu olanların aksine biz, bu topraklardaki bin yıllık tecrübemizin ışığında sorumluluk duygusuyla hareket etmeye devam edeceğiz. Şahsıma ve ülkeme sosyal medya üzerinden dil uzatan bebek katillerine bazı gerçekleri tekrar hatırlatıyorum. Türkiye Cumhuriyeti devleti sıradan bir devlet değildir. Hiçbir güç Türkiye’ye ve Türkiye Cumhurbaşkanı’na parmak sallayamaz. Yumuşak başlı olmamızı, sağduyulu olmamızı uysal koyun olduğumuz şeklinde kimse yorumlamasın. Kimse böyle bir vehme kapılmasın. Biz toprağın üstünde haysiyetsizce yaşamaktansa, gerektiğinde toprağın altında şereflice yatmayı onurların en büyüğü olarak görürüz.

Tayyip Erdoğan olarak, şahsım ve tüm dava arkadaşlarım, hepimiz İstiklal Marşı ‘Korkma’ nidasıyla başlayan kahraman bir milletin evlatlarıyız. Biz 11,5 milyon üyesiyle şu muhteşem mısraları kalplerine nakşetmiş bir siyasi hareketin mensuplarıyız:

‘Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!

Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.

Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,

Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.

Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,

‘Medeniyet!’ dediğin tek dişi kalmış canavar?’

İmkansızlıklar içinde bile kükremiş sel misali bentleri çiğneyip aşan bu millete zincir vuracağını zanneden gafiller, gerektiğinde dağları yırtacak kudret, kuvvet ve kararlılığa sahip olduğumuzu hiçbir zaman unutmasınlar.

“Ülkemize ve şahsımıza yönelik hadsizlikler karşısında tepki gösteren tüm siyasetçilere teşekkür ediyorum”

Cumhur İttifakı ortağımız MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli ile birlikte ülkemize ve şahsımıza yönelik hadsizlikler karşısında tepki gösteren tüm siyasetçilere teşekkür ediyorum. Farklı kulvarlarda millete hizmet mücadelesi veren siyasi partilerin söz konusu Türkiye ve Türkiye’nin milli gururu olunca ortaya koydukları bu müşterek tavrı çok kıymetli bulduğumuzu memnuniyetle ifade ediyorum.

İran ile ABD arasında başlayan müzakere sürecinden yaşanan tüm sıkıntılara rağmen umutlarımızı kesmiş değiliz. Şurası bir gerçek ki, anlamsız savaşın kaybedeni, adil barışın ise kazananı çoktur. Herkesten sürece böyle bakmalarını istiyoruz. Zorluklar olabilir, çözülmesi zaman alacak çetrefil meseleler olabilir. Ama barışın nimetlerine odaklanıldığında, uzun vadeli bir perspektifle hareket edildiğinde bunların önemli bir kısmı hal yoluna konulacaktır. Aklıselimin, sağduyunun, sorunları diyalog, diplomasi yoluyla çözme iradesinin eninde sonunda galip geleceğine inanıyoruz, daha doğrusu bunu tüm kalbimizle arzu ve temenni ediyoruz.

Türkiye olarak bölgemizin her karışında sulh ve sükunun egemen olması için bütün imkanlarımızla çalışacağımızın bilinmesini istiyorum. ‘Yurtta barış, bölgede barış, dünyada barış’ ilkesiyle barışın sesi olmaya, barış çabalarına öncülük etmeye her zaman hazırız.”

“Türkiye, ana muhalefetin yönettiği belediyelerde bir fetret devri yaşıyor”

Cumhurbaşkanı Erdoğan muhalefete ilişkin, “Yurt dışında büyük bir atılım içinde olan Türkiye’nin maalesef bu vizyonla uyumlu bir ana muhalefet partisi bulunmuyor. Batı karşısında kompleksli muhalefet, uluslararası toplantılarda ülkemizi mahcup ederken iç politikada ise milletimizi beceriksizliğe mahkum ediyor. Küresel siyasette adeta bir şahlanış döneminde olan Türkiye, ne yazık ki içeride ana muhalefetin yönettiği belediyelerde kelimenin tam anlamıyla bir fetret devri yaşıyor” ifadelerini kulladı.

“Biz bu tuzağa düşmeyeceğiz”

Erdoğan, terörsüz Türkiye sürecine ilişkin ise şunları kaydetti:

“Kirli niyetlerin tek tek deşifre olduğu bu dönemde milletçe en sağlam direniş hattımız 18. ayına giren Terörsüz Türkiye sürecimiz olmuştur. Sürecin ülkemiz için stratejik değeri bugünlerde daha net anlaşılmaktadır. Ellerine ve yüzlerine yapışmış 73 bin Gazzelinin kanına bakmadan çıkıp bir de Kürt kardeşlerimiz üzerinden ülkemize iftira atıyorlar. Biz bu tuzağa düşmeyeceğiz. Cumhur İttifakı olarak ülkemizin ve bölgemizin aydınlık yarınlarını karartmayacağız. Allah’ın izniyle bizler kararlı bir şekilde geleceğe yürüyeceğiz. Bundan kimsenin endişesi olmasın, hiç kimse tereddüt etmesin. Bin yıllık kardeşliğimizin rehberliğinde makul ve meşru zeminde hareket edildiği müddetçe çözümsüz hiçbir meselemizin olmadığı kanaatindeyiz. Bununla birlikte hiçbirimiz kendi enerjimizi hem de milletimizin vaktini faydasız gündemlerle heba etme lüksüne sahip değiliz.”