Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kılıçdaroğlu: “Evde Yaşlıya, Engelliye Bakan Kadının da Emeklilik Hakkı Olması Lazım. Sözüm Var Hiçbir Kadını Bir Erkeğe Muhtaç Etmeyeceğim”

Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Eğer evde bir engelli varsa, anne çalışamıyor; eğer bir yaşlı varsa ve anne yaşlıya bakıyorsa o zaman o annenin; yaşlıya engelliye bakan annenin sosyal güvenlik primini devletin yatırması lazım. Yeri zamanı geldiğinde o ev kadını emeklilik hakkına kavuşmalı ve onun da emeklilik hakkı olmalı. Benim sözüm var hiçbir kadını erkeğe muhtaç etmeyeceğim” dedi.

Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu,

Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Eğer evde bir engelli varsa, anne çalışamıyor; eğer bir yaşlı varsa ve anne yaşlıya bakıyorsa o zaman o annenin; yaşlıya engelliye bakan annenin sosyal güvenlik primini devletin yatırması lazım. Yeri zamanı geldiğinde o ev kadını emeklilik hakkına kavuşmalı ve onun da emeklilik hakkı olmalı. Benim sözüm var hiçbir kadını erkeğe muhtaç etmeyeceğim” dedi.

Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bugün Ankara’da CHP Aile Destekleri Sigortası Buluşması’nda konuştu. Kılıçdaroğlu, buluşmada yaptığı konuşmasında, evde yaşlıya veya engelliye bakan kadınların sigorta primlerini devletin yatırması gerektiğini ve emeklilik hakkı olması gerektiğini söyledi. Kılıçdaroğlu, konuştuğu sırada söz almak isteyen bir kadını ve torununu da kürsüye davet etti. Kılıçdaroğlu şöyle konuştu:

“Hakkın, hukukun ve adaletin olması için her evde huzurun, bereketin olması lazım. Hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği, her annenin severek evladını doyurduğu bir düzeni inşa ettiğimizde bu ülkede adalet var demektir. Eğer bir çocuk yatağa aç giriyorsa, anne beslenme çantasına bir şey koyamıyorsa o ülkede adalet yok demektir. Benim bütün hedefim, bu ülkeye adaleti getirmek ve her evde huzurun her evde bereketin olmasını sağlamaktır. Bundan emin olmanızı isterim.

“TÜRKİYE KAZANIYORSA BU KAZANCIN HAKÇA DAĞITILMASI LAZIM”

Türkiye büyüyorsa, Türkiye gelişiyorsa, Türkiye kazanıyorsa bu kazancın hakça dağıtılması lazım. Burada kardeşlerimizi dinledik. Çocuklarının acısının ne kadar yüreklerinde hissettiklerini anlattılar. Acıyı yaşayanlar anlattılar. Ben de işsizlik nedeniyle intihar eden babaların haberini elbette gazetelerden okudum ve bu acıları hep beraber yaşadık. Bu acıların sona ermesi lazım. Bu acıların sona ermesi için de kim bize destek verecek diye haykıran anneler de burada. Az önce ifade ettiler. Sizin sahibinizin sosyal devlet olması lazım. Kişiler değil. Devletin sizi desteklemesi lazım. Devletin hiç kimseyi aç ve açıkta bırakmaması lazım.

Yoksul mahallelerden başlayarak bol miktarda kreş açın dedim. Anneler sevgi, güven içerisinde çocuklarını kreşe getirsinler. Çocuk arkadaşlarıyla beraber oynasın, eğlensin, uyusun, karnını doyursun. Anne akşam gelip kreşten çocuğu aldığı zaman bilecek ki çocuğum orada eğlendi, karnını doyurdu diye. Bunu Allah nasip ederse bütün Türkiye geneline yayacağız. Bütün Türkiye genelinde anneler, çocuklarını sevgiyle o kreşlere teslim edecekler. Orada genç kızlarımız bu çocuklara bakacak. Bütün bunların hepsi sizin hak ettiğiniz bir şeydir. Bunlar lütuf değildir. Bunlar sosyal devletin size vermesi gereken şeyler.

“AİLE DESTEKLERİ SİGORTASI ŞUDUR: GELİRİ OLMAYAN VEYA GELİRİ ASGARİ ÜCRETİN ALTINDA OLAN HER AİLEYE DEVLET BANKA HESABINA PARA YATIRIR. KADIN GİDER O PARAYI EMEKLİ GİBİ, İŞÇİ GİBİ ÇEKER. EVLADININ RIZKINI SAĞLAR”

Neden sosyal devlet diyoruz? Sosyal devlet, geliri olmayan veya düşük gelirli vatandaşına hizmet eden devlet demektir. Hiç kimsenin aç ve açıkta kalmadığı herkesin işinin gücünün olduğu bir devlete biz sosyal devlet diyoruz. Şehre kırsaldan çoğunuz geldiniz. Buralarda yaşıyorsunuz. Ama buralar hak ettiğiniz gibi yaşamak sizin hakkınızdır. Çocukların evde rahatça karnını doyurabilmelisiniz.

Az önce söyledin 6 bin lira gelirim var 3 bin lira kiraya veriyorum. Hangi sosyal devlette gelirin yarısı kiraya gider? Gelirin yarısı kiraya gidiyorsa çoluk çocuğun karnını nasıl doyuracaksınız? Bunun için dünya bir çözüm üretmiş. Adına Aile Destekleri Sigortası diyorlar. Aile Destekleri Sigortası şudur: Geliri olmayan veya geliri asgari ücretin altında olan her aileye devlet banka hesabına para yatırır. Kadın gider o parayı emekli gibi, işçi gibi çeker. Evladının rızkını sağlar. Böylece o ailenin fakir olduğunu kimse bilmez. Ancak sosyal devlet bilir.

“HER EVDE ASGARİ BİR GELİR GÜVENCESİNİN OLMASI LAZIM”

Belediye başkanlarımız şu anda bunu uyguluyorlar. Hepsi uyguluyor. Ama biz bütün Türkiye’de yapmak istiyoruz. Hakkari’de de fakir aile var. Trabzon’da da fakir aile var. Kırklareli’nde de fakir aile var. Dolayısıyla her evde asgari bir gelir güvencesinin olması lazım.

“BENİM SARAYLARDA OTURMAK GİBİ BİR MERAKIM YOK”

Bu sorunun çözülmesi lazım. Bu sorunu çözecek olanlar, sorunu geçmişte yaşamış olanlardır. Dolayısıyla benim saraylarda oturmak gibi bir merakım yok. Sizler gibi yaşayacağım. Mütevazi yaşayacağım. Sizin gibi yaşayacağım ve sizin sorunlarınızı çözeceğim. Eğer bir çocuk yatağa aç giriyorsa ben niye siyaset yapıyorum. Siyaset, toplumu huzurlu kılmaktır.

“HİÇBİR KADINI ERKEĞE MUHTAÇ ETMEYECEĞİM”

Eğer evde bir engelli varsa, anne çalışamıyor; eğer bir yaşlı varsa ve anne yaşlıya bakıyorsa o zaman o annenin; yaşlıya engelliye bakan annenin sosyal güvenlik primini devletin yatırması lazım. Yeri zamanı geldiğinde o ev kadını emeklilik hakkına kavuşmalı ve onun da emeklilik hakkı olmalı. Benim sözüm var hiçbir kadını erkeğe muhtaç etmeyeceğim.”

“GELEN GÜN, GİDEN GÜNÜ ARATTIĞI GİBİ BİZE NASIL TOZ PEMBE BİR TABLO ÇİZİYORLAR. BANA HİÇ OLMADI O TOZ PEMBE HAYAT”

Kılıçdaroğlu, konuşması sırasında söz almak isteyen bir kadını kürsüye davet ederek sözü ona bıraktı. Kürsüye torunu ile birlikte gelen kadın Kılıçdaroğlu ile fotoğraf da çekildi. Kadın şunları söyledi:

“Rüyamda bile hayal edemiyordum sizinle böyle yan yana olmayı. Ama şu an şükürler olsun. İnşallah da Cumhurbaşkanı olarak görmek istiyoruz. Yüz yüze, yan yana gelmek bir onur benim için. Ben 59 yaşına girdim ve şu ana kadar iki kız çocuğumu babamdan aldığım emekli maaşıyla çok zor şartlarda büyüttüm ama şu an diyorum ki gelen gün giden günü aratıyor. Öyle bir zor hayat geçiriyoruz ki bütün arkadaşlarımızın da dile getirdiği gibi hayat şartlarının zor olduğunu onu en acı şekilde yaşayan ben oldum. Yeri geldi çocuklarıma önüne bir yudum çorbayı koyarken ben geri çekildiğim oldu. Ama şu an yemin ederim gelen gün, giden günü arattığı gibi bize nasıl toz pembe bir tablo çiziyorlar. Ben bilmiyorum. Bana hiç olmadı o toz pembe hayat. Şu an iki kızımı okuttum, evlendirdim, torunlarım var. Evimin kirası 1000 lirayken birden 4000 bin oldu. Aldığım maaş 5000. Ben nasıl geçineceğim? Torunlarıma bir hakkım değil mi küçük bir hediye almak, cebine 50 TL koymak.”

KILIÇDAROĞLU’NUN PROGRAMINA TERLİKLE GELEN 4 ÇOCUK ANNESİ ÖZBEY: “BENİ GEÇ, ÇOCUKLARIMIN AYAKLARI İYİ OLSA DA OKULA GİTSE. BEN KENDİ AYAKKABIMI ALMIYORUM”

Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun katıldığı programda hemen yanında oturan ve ayakkabısı olmadığı için terlik giyen dört çocuk annesi Aliye Özbey, “Ben hayatımda daha hiç (ayakkabı) almadım. Alacak durumda değilim. Beni geç de çocuklarımın ayakları iyi olsa da okula gitse, ben kendi ayakkabımı almıyorum… Kış aylarında kara bir marka giyiyorum, ayakkabım kara lastik, eski tip” dedi.

Kılıçdaroğlu bugün; CHP Kadın Kolları Başkanlığı’nın Ankara Çankaya’daki Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde düzenlediği Aile Destekleri Sigortası Buluşmasına katıldı. Kadınlar sorunlarını Kılıçdaroğlu’na anlattı. Programda Kılıçdaroğlu’nun yanında oturan 52 yaşındaki 4 çocuk annesi Aliye Özbey’in ayakkabı yerine terlik giymesi dikkat çekti. Özbey, kürsüye çıkarak sıkıntılarını Kılıçdaroğlu’na ve tüm kadınlara anlattı.

Özbey, ANKA Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, “Devamlı terlik giyiyorum, kara marka bir ayakkabı giyiyorum. Ben hayatımda daha hiç almadım. Alacak durumda değilim. Beni geç de çocuklarımın ayakları iyi olsa da okula gitse, ben kendi ayakkabımı almıyorum. Öğrencim var. Öğrenci kitap istiyor. Öğrenci her şey istiyor… Kış aylarında kara bir marka giyiyorum, ayakkabım kara lastik, eski tip. Keşke bugün giyseydim, buraya gelseydim” diye konuştu.

Özbey, kızlarından birinin KPSS sınavında iyi puan almasına rağmen atamasının yapılmadığını ve 3 kızının da okumaya devam ettiğini dile getirerek, “Evim yok, kiradayım. Maluliyet aylığı yetmiyor. 5 bin lira civarı. Zor durumdayız. Şah damarımdan ameliyatlıyım. Boğazımda kist var. Ayağımda kireçlenme var, ameliyat olamıyorum” dedi.

Özbey, “Kaymakam, millet, kapı, komşu… Yardım ile geçiniyorum. Yardım kolisi kapıma geliyor, kızlarımın gururuna dokunuyor. Genç kızlar, arkadaşları var. Devletin, milletin yardımı ile geçiniyorum” sözleriyle yaşadıklarını özetledi.

SİBEL KALKAN; “EZİLEN VE EZENİN OLMADIĞI BİR DÜNYADA YAŞAMAK İSTİYORUM, TÜM BUNLARIN SON BULMASI İÇİN 28 MAYIS GÜNÜ HEPİMİZİN DEĞİŞİMDEN YANA OLMASINI İSTİYORUM”

CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, Aile Destekleri Sigortası toplantısında yarın yapılacak seçimlerin kadınlar için son derece kritik olduğunu belirterek, “Dün HÜDA PAR’ın yemin etmekte zorlanan milletvekili açıklama yapmış. ‘Kadınlar narindir, zariftir, naziktir diyor, onların çalışmasına gerek yok.’ Biz de buradan kendisine diyoruz ki kendisi de çok narindir, kibardır, onun da hiç Meclis’e gidip de kendisini yormasına gerek yok. Hiç çalışmasa da olur” dedi. Ekonomik sıkıntı yaşadığını söyleyen Sibel Kalkan da “Bir sigortam bile yok, yaşım ilerliyor bu da benim için büyük bir kayıp. Yardım almaktan gocunmuyorum ama kendi emeğimle çalışmak istiyorum. Çocuklarımı istediğim gibi yediremiyorum, giydiremiyorum, isteklerini karşılayamıyorum. Bir çocuk bir şey istediğinde ona ‘yok, alamıyorum’ demek kadar acı bir şey yok şu dünyada. Ezilen ve ezenin olmadığı bir dünyada yaşamak istiyorum, tüm bunların son bulması için 28 Mayıs günü hepimizin değişimden yana olmasını istiyorum. Bize verilen seçme ve seçilme hakkını belki de son kez kullanacağız” diye konuştu.

Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bugün Ankara’da, Aile Destekleri Sigortası Toplantısı’na katıldı. Maddi sıkıntılar nedeniyle yaşamlarını sürdürmekte zorlanan çok sayıda kadın da toplantıda sıkıntılarını dile getirdi.

Toplantıda konuşan CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka şunları söyledi.

“KENDİSİ DE ÇOK NARİNDİR, KİBARDIR, ONUN DA HİÇ MECLİS’E GİDİP DE KENDİSİNİ YORMASINA GEREK YOK”

“Cumhuriyet tarihimizin en kritik seçimine sayılı saatler kaldı. Özellikle biz kadınlar açısından son derece kritik bir seçim. Adeta yaşamla ölüm arasındaki bir ince çizgideyiz. Sayın Cumhurbaşkanımız sizlerin yaşadığı sorunları biliyor ve ta yüreğinde hissediyor, sizlerin sorunlarının çözümlerini de çok iyi biliyor. Sarayda yaşayanlar sizi duyabilir mi, ne hissettiğinizi hissedebilir mi? Sarayda yaşayanlar halkın elini tutabilir mi? İşte o yüzden buradayız, halkın iktidarını kurmaya hazırız değil mi? Dün HÜDA PAR’ın yemin etmekte zorlanan milletvekili açıklama yapmış. ‘Kadınlar narindir, zariftir, naziktir’ diyor, ‘Onların çalışmasına gerek yok.’ Biz de buradan kendisine diyoruz ki kendisi de çok narindir, kibardır, onun da hiç Meclis’e gidip de kendisini yormasına gerek yok. Hiç çalışmasa da olur.”

Nazlıaka’nın konuşmasının ardından ekonomik sıkıntı yaşayan, şiddete maruz kalan kadınlar da söz alarak yaşadıklarını aktardı. Nazlıaka’nın söz verdiği kadınlar sırayla şunları söyledi:

DÖNDÜ DAĞDELENLER: Ben 2 çocuk annesi anne olarak çocuklarımı alın terimle çalışıp eğitimlerini en nitelikli şekilde aldırdığım için çok mutluyum. Ama çocuklarımın o nitelikli eğitimleri nedense verilmeyen imkanlar yüzünden mi yoksa yaşatılması engellenen hayaller yüzünden mi, onların hayallerini yurtdışı süslüyor olması beni çok üzüyor. Bütün annelerin hayalleri için rica ediyorum Sayın Cumhurbaşkanım, emek verdiğimiz çocuklarımızın hayalleri kendi ülkelerinde olsun istiyorum. Benim bir sloganım vardı; ben şerefli bir Türk kadınıyım, kedi, köpek, değilim kimsenin sahiplendirilmesine ihtiyacım yok. Benim tek sahibim var o da Allah. Hesap vereceğim kimse yok.

CİVAN AYÇAN: Eşim 24 yıl YÖK’te çalıştı, emekli oldu. 6 yıl oldu vefat edeli, bana 6 bin 200 lira maaş bağlandı; 3 bin lira kira veriyorum, 2 bin 500 lira faturalar geliyor, 200 lira taksit veriyorum. Torunlarım var, torunlar bir şey isteyince utanıyorum yok demeye.  Ben böyle yaşamak istemiyorum. Benim eşim emek vermiş ben de onunla emek verdim. Özgür ve hür yaşamak istiyorum, dul kadınsam benim özgürlüğüme kimse karışamaz. Babam bile karışamaz bana.

SEVAL ÖZTÜRK: 2 torumun var, bina temizliği yaparak onlara geçimini sağlıyorum. Eşim emekli, evim kira, oğlum cezaevinde. Belediyenin verdiği yardım parasıyla et alabilirsem onu alıyorum.

ZARİFE KARAPİLCİ: Şiddete maruz kalmış kadınlar olarak burada sesimizi duyuralım, duyarsız kalmayalım. Duyarsız kötülüğü, şiddeti getirir. Duyarlı olmalıyız ki bütün illerimizdeki kadınlar şiddet görmesinler, ne kadar duyarlı olursak o kadar azaltabiliriz. Kadına ve çocuklara şiddeti sessiz kalmayalım, çocuklarımızın eğitimini tamamlayalım. Cahil kalmasınlar, onlar da bizim gibi şiddet görmesinler. Ben 13 yaşında evlendirildiğim için okuyamadım şiddete maruz kaldım, onun için çocuklarımızı eğitimsiz koymayalım.

SİBEL KALKAN: Toplumda olduğu gibi ben de maddi ve manevi birçok sıkıntı yaşıyorum. 4 kişilik bir aile olarak asgari ücretle geçinememekteyim şu anda. Bir ailenin yoksulluk sınırı 33 bin ve üzerinde olmuşken asgari ücret şu an komik bir rakam olarak kalıyor. En bariz temel ihtiyaçlarımızı bile şu an karşılayamıyoruz Belediyenizden yardım alıyorum çünkü eşim bir yıldan fazla süre işsiz, ailelerin yardımıyla ayakta durduk. Çocuklarımın okul masraflarını karşılamakta, kiramı ödemekte zorlanıyorum. Eşim İstanbul’da geçici bir iş buldu, çocuklarından ve evinden ayrı kalmak zorunda kaldı. Gelecekten kaygılıyım hem çocuklarımın geleceğinden hem kendi geleceğimden kaygılıyım. Bir sigortam bile yok, yaşım ilerliyor bu da benim için büyük bir kayıp. Yardım almaktan gocunmuyorum ama kendi emeğimle çalışmak istiyorum. Çocuklarımı istediğim gibi yediremiyorum, giydiremiyorum, isteklerini karşılayamıyorum. Bir çocuk bir şey istediğinde ona ‘yok, alamıyorum’ demek kadar acı bir şey yok şu dünyada. Buradaki bütün kadınlar bunu eminim yaşamıştır ama ben bunu yaşamak istemiyorum artık. 2 çocuğum var, sabahları okula gönderdiğimde kahvaltısının yanında bir bardak süt içirmek istiyorum çünkü tok tutsun diye evladımı. Gelin görün ki 2 seneye kadar marketten aldığım 1 kilo süt 2,5 lirayken şu an 20-25 TL’yi buluyor. Mansur Başkan’a çok teşekkür ediyorum, evime et giriyorsa onun sayesinde giriyor.  Bundan utanmıyorum asıl utanması gerekenler bizleri bu duruma düşürenler. İnsanım ve insanca, hür yaşamak istiyorum. Ezilen ve ezenin olmadığı bir dünyada yaşamak istiyorum, tüm bunların son bulması için 28 Mayıs günü hepimizin değişimden yana olmasını istiyorum. Bize verilen seçme ve seçilme hakkını belki de son kez kullanacağız.

ALİYE ÖZBEK: 4 tane kızım var, bir kızım paramedik bitirdi ataması olmadı, kalbinde cihaz var. 3 senedir üniversite mezunu, evde çocuğun psikolojisi de bozuldu. Evim kira, maluliyet aylığı alıyoruz, 4,5 milyar (bin). Neye yetecek? Kira mı, ev mi, öğrenci mi? Bir üniversite kitabı şu anda 2,5 milyar (bin), 5 milyar (bin). Bir tek aylık bir kitaba vereceğiz gerisini nasıl yaşayacağız bilemiyoruz. 4 öğrenci, 5 tane boğaz, güç yetirecek durumda değiliz.

SEZEN SEDA SAYDAM: 1999 yılında başlayıp 2022 yılında sona eren iş hayatımın bana kazandırdığı sonuç koca bir hiç; dünya kadar kredi ve kredi borçları. 2022 yılından beri ben ve eşim işsiziz, herhangi bir gelirimiz, sağlık güvencemiz yok, Yeşil Kartlıyız. Tedavilerimizin bazılarında devlet bizden ücret etmeli.  LGS’ye girecek olan bir oğlum var ben onu Milli Eğitim’in tam olarak veremediği eğitimden dolayı eksik kalan taraflarını tamamlaması için bir dershaneye gönderemedim. Oğlum LGS’ye girecek, 2 gün önce evime borçlarımdan dolayı gelen haciz memurları ve avukatlarla tanışmak zorunda kaldı, alın size sınav morali. Her gün en pişirsem diye düşünmekten, çalan kapının ardında beni bekleyenin ne olduğunun korkusuyla kapı açmaktan, çocuklarımın gelişimi için et, meyve, sebzeleri yedirememekten mutsuzum. EYT mağduruyum, 6 bin iş günü olan insandım ama bu hakkımı alamadım. Çocuklarımın geleceğinden korkuyorum. Tüm bunları söylerken acı çekiyorum ama utanmıyorum çünkü utanması gerekenler kim biliyorum.

Haber: TAMER ARDA ERŞİN- Kamera: FATİH NAZIM EFE

Kaynak: ANKA Haber Ajansı