Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

TBMM Dışişleri Komisyonu… CHP’li Karasu: Karaseki, Ulusal Bozkır Koruma Strateji ve Eylem Planı’nda koruma altına alınmış ve içerisinde sit alanları var

TBMM Dışişleri Komisyonu’nda TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un sunduğu, uluslararası ve diğer ülkelerle yapılan anlaşmalara ilişkin “uygun bulma kanun teklifleri” görüşülerek kabul edildi. “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti Arasında Yenilenebilir Enerji Santrali Projelerine İlişkin Hükümetlerarası Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi”ne ilişkin konuşan CHP Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, yatırımın Sivas’ta Karaseki isimli mevkiide olacağını belirterek bölgenin koruma altında olduğunu vurguladı.

TBMM Dışişleri Komisyonu'nda TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un sunduğu, uluslararası ve

Haber: Berfin BAYIR

(TBMM) – TBMM Dışişleri Komisyonu’nda TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un sunduğu, uluslararası ve diğer ülkelerle yapılan anlaşmalara ilişkin “uygun bulma kanun teklifleri” görüşülerek kabul edildi. “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti Arasında Yenilenebilir Enerji Santrali Projelerine İlişkin Hükümetlerarası Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi”ne ilişkin konuşan CHP Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, yatırımın Sivas’ta Karaseki isimli mevkiide olacağını belirterek bölgenin koruma altında olduğunu vurguladı.

TBMM Dışişleri Komisyonu, AK Parti Ankara Milletvekili Fuat Oktay başkanlığında toplandı. Komisyon Başkanı Fuat Oktay, başkanlık sunuşunda yaptığı konuşmada, İsrail ve ABD’nin İran’a saldırmasıyla başlayan savaşın bugün 74. gününe girildiğini hatırlatarak “Her ne kadar son bir aydır teorik ve kırılgan bir ateşkes sağlanmış ve İran’la ABD arasında iletişim Pakistan üzerinden sürdürülmeye çalışılsa da çalışma ortamının son bulduğunu söylemek Körfez’deki durum maalesef bölgesel ve küresel düzeyde ciddi sonuçlar doğurdu ve doğurmaya da devam etmektedir” dedi.

OKTAY: BÖLGE ÜLKELERİ, GÜVENLİK STRATEJİLERİNİ GÖZDEN GEÇİRMEYE BAŞLAMAKTADIR

Mevcut aşamada Hürmüz Boğazı’nda serbest seyrüseferin yapılamadığını belirten Oktay, şöyle konuştu:

“Bu da başta enerji arz güvenliği olmak üzere aslında tedarik zincirini de birçok alanı da ciddi derecede etkilemiş düzeyde, sadece bölgesel düzeyde değil küresel düzeyde de. Türkiye’nin yaklaşımı bölgede savaş öncesi Boğaz’da, özellikle Hürmüz Boğazı’nda savaş öncesi uygulamaya geri dönülmesidir. İkincisi sonuç; savaş İsrail’in savaş olmasına rağmen başta bölge ülkeleri olmak üzere bedelini tüm dünya ödemektedir, dolayısıyla asıl bedeli İsrail ödemelidir diye düşünüyoruz ve bunun için de aslında uluslararası toplum da, uluslararası kuruluşlar da gereğini yapmalıdır. Üçüncü sonuç, bölge ülkeleri güvenlik stratejilerini gözden geçirmeye başlamaktadırlar. Yine dost ve kardeş bölge ülkelerinin güvenlik mimarisi ve savunma kabiliyetlerinin geliştirilmesine Türkiye olarak katkı sağlamaya çalışmaktayız, aslında buna Avrupa da dâhildir. Dördüncüsü de, bölgesel gerilimin kardeş ülkeler arasında bir çatışmaya dönüşme riskinin mevcut olmasıdır ki bunun engellenmesi için de Türkiye olarak yoğun çaba sarf etmekteyiz. Temennimiz: Bu savaşın bir an önce sona erdirilmesidir. İmzalanacak nihai barış anlaşmasının bölgenin barış, istikrar ve refahına hizmet ederek bugünkünden daha sağlam bir altyapı oluşturması büyük önem taşımaktadır. Bu doğrultuda dost ülkelerle birlikte yoğun diplomatik çabalarımızı sürdürüyoruz.”

Oktay, bugünkü toplantıda müzakere edilmesi öngörülen beş teklif dışında esas komisyon olarak komisyonda bekleyen teklif sayısını 23 olduğuna dikkati çekerek “Öte yandan komisyonumuzda kabul edilen ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu gündeminde yer alan teklif sayısı 117’dir. 28. Yasama döneminin başlangıcından bugüne kadar 70 uygun bulma kanun teklifi Genel Kurul’da görüşülerek kanun kanunlaştırılmıştır” dedi.

DIŞİŞLERİ KOMİSYONU’NDA YENİ KANUN TEKLİFLERİ GÖRÜŞÜLDÜ

Komisyonda, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un sunduğu, uluslararası ve diğer ülkelerle yapılan anlaşmalara ilişkin “uygun bulma kanun teklifleri” görüşüldü. Teklifler arasında, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ekvator Ginesi Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi”, “Türk Devletleri Teşkilatı Sivil Koruma Mekanizmasının Kurulmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi”, “Uluslararası Bakır Çalışma Grubu Çalışma Şartnamesi ile Şartnamede 1992 ve 2005 Yıllarında Yapılan Değişikliklerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi”, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti Arasında Yenilenebilir Enerji Santrali Projelerine İlişkin Hükümetlerarası Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi” ve “2015 Uluslararası Zeytinyağı ve Sofralık Zeytin Anlaşmasının 36ncı Maddesinin Değiştirilmesine İlişkin Olarak Uluslararası Zeytin Konseyi Üyeler Konseyi Tarafından 25 Haziran 2024 Tarihinde Kabul Edilen DEC-1 1/119-V1/2024 Sayılı Kararın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi” yer alıyor.

ÇAKIRÖZER: TÜRKİYE’NİN NEDEN ACİL DURUMLAR BAKANLIĞI YOK?

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “Türk Devletleri Teşkilatı Sivil Koruma Mekanizmasının Kurulmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi”ni imzalayan ve anlaşmada yer alan Türk devletlerinde Acil Durumlar Bakanlığı’nın olduğunu belirterek Türkiye’de ise bu bakanlığın olmamasına dikkat çekti.

Komisyon Başkanı Oktay, Çakırözer’in sözleri üzerine “Aslında bu konu kıymetli bir konu, Türkiye’nin de aslında çok ciddi kapasitesi olan bir konu. Söylediğiniz konu sürekli tartışılagelen bir konu aslında, yine zannediyorum bu konu tartışılmaya devam edecek ama olgunlaştığında zaten Meclisimizin kararı, hükümetimizin kararıdır” dedi.

ERGUN: DEVLET EGEMENLİĞİNİ SINIRLAYAN YATIRIM KORUMALARI SÖZ KONUSU

“Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti Arasında Yenilenebilir Enerji Santrali Projelerine İlişkin Hükümetlerarası Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi”nin geneline ilişkin söz alan İYİ Parti Milletvekili Metin Ergün, “çok standart dışı bir anlaşma” olarak nitelendirerek “Eleştirilerimin temel noktası, yenilenebilir enerji hedefi değil de anlaşmanın hukuki, mali, mülkiyet, tedarik ve uyuşmazlık çözüm mimarisinin Türkiye lehine yeterince dengeli olmaması. Temel şeyimiz bu, yoksa yenilenebilir enerjiyle ilgili bir endişeden dolayı değil yani tekrar ediyorum Türkiye açısından hukuki, mali, mülkiyet, tedarik ve uyuşmazlık çözüm mimarisinin yeterince dengeli olmaması, özellikle bazı maddeleri…” dedi.

Bazı maddelerin tedarik, mülkiyet, uyuşmazlık, çözüm mimarisi ve benzeri konularda Türkiye açısından dengeli olmadığını belirten Ergun, “Özellikle bazı maddeler Türkiye’nin egemenlik alanını zayıflatan maddeler, bunu belki biraz sonra konuşuruz o maddeler üzerinde. Kamu riskini arttırıyor ve yerli sanayiyi ikinci plana atan hükümler içeriyor. Stratejik altyapı yabancı kontrolünde bir nevi, yabancı kontrolüne geçiyor. Türk yargısı devre dışı bırakılıyor büyük oranda. Kur garantili yabancı gelir modeli verilmiş gibi. Yetersiz bir yerlileşme yani yerli üretime yönelik, yerli sanayiye yönelik yetersizlik söz konusu. Devlet egemenliğini sınırlayan yatırım korumaları söz konusu. Yabancı yatırımcıya aşırı vergi avantajı sağlanmış durumda. Yerli üretim zorunluluğunun olmaması, bu manada bir garanti verilmiyor, sadece ‘gayret edilecek’ şeklinde bir ifade geçiyor. Kamu maliyetlerinin toplumsallaştırılamamasıdır” diye eleştirdi.

Ergun, Türk şirketlerine karşı eşitsiz bir rekabetin söz konusu olduğunu kaydederek “Yabancı kontrol, düzenleme egemenliğinin zayıflaması, uluslararası tahkimle ilgili bazı çekincelerimiz var. Euro bazlı alım garantisi vereceğiz, mali portre nedir? Geleceğe yönelik mali bir şey çıkarıldı mı? Bu konuda onu da madde gelince soracağız. Bağlayıcı yerlilik şartının olmamasını tekrar ifade ediyorum. Geniş vergi muafiyetleri söz konusu, kırk dokuz yıl gibi çok da uzun bir vadeye yayılmış yani otuz yıl ama kırk dokuz yıla kadar uzatılabiliyor. Bu da bazı mali açıdan sakıncalar doğurabilir gibi geldi” dedi.

DEMİRCAN: BURADA İMTİYAZ YOK TEŞVİK VAR

Teklifin yedinci maddesinde yer alan anlaşmanın Euro bazında yapılması sebebini Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Yardımcısı Zafer Demircan, “Çünkü dış finansman gelecek ve bunların finansörlerinin büyük bir kısmı da IBR dediğimiz Avrupa Yatırım Bankası, Dünya Bankası veya işte AFC gibi kurumlar ve bunlar döviz üzerinde gelen kurumlar, döviz üzerinden borçlandırma yapan kurumlar ve aynı zamanda projenin fizibilitesi de döviz kuru üzerinden yapıldı. Onun için projenin fizibilitesinde gelir unsurunun da döviz üzerinden değerlendirilmesi lazım” diye açıkladı.

Bakan Yardımcısı Demircan, imtiyazın olmadığını ama hemen hemen her yatırımcıya teşviğin olduğunu belirterek “Bugün itibariyle Türkiye’de yabancı yatırımcılara verilen teşviklerden farklı bir teşviğimiz yok. Herhangi bir yabancı yatırımcı geldiğinde hem bölgesel anlamda hem stratejik yatırım teşvikleri anlamında faydalandığı teşviklerimiz var. Doğru, teşvik veriyoruz. İmtiyaz değil bunlar. Artı Türk şirketlerine niye vermiyoruz? Türk şirketlerine de verdik. Şu anda 36 bin MW’lık projemiz var. Toplamda proje stoğumuz 62 bin MW. Şu an Türk şirketleri de yapıyor. Biz ne yapmaya çalışıyoruz? Bize yılda biraz önce söyledim az çok 10 milyar dolara yakınlık bir yakın bir ilave kapasite yatırımı lazım. Kendi iç kaynaklarımızla, bu ülkenin öz kaynaklarıyla yatırımcıların yapmasının dışında aynı zamanda dış kaynağının da Türkiye’ye transfer edilmesi anlamında önemli bu proje” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de yüzde 100 yerli güneş santralinin kurulmasının şu an mümkün olmadığını, gelinebilinen yerlilik oranının yüzde 70-75 civarında olduğunu söyleyen Demircan, kurulacak teknolojik tesisin çalışma şeklini şöyle anlattı:

“Güneşi otomatik olarak takip edebilen bir teknoloji olacak. Aynı zamanda kendileri daha yüksek kapasite inverter sistemi de getirecekler. Getirilecek olan gümrükten geçirilecek olan ya da en sonunda üzerine KDV getirecek olan tüm maliyet tarifeye yansıyacak. Projenin fizibilitesi kapsamında bu bir maliyet unsuru ve tarifeyle biz tekrardan bunu o kişiye ödemek durumunda kalacağız. Genelde yatırımların teşvik edilmesinde bu tür ilk yatırım maliyetlerini arttırmamak anlamında daha sonra tekrar ödenmesi gereken maliyetlerden ari kılıyoruz ki hem projenin risk katsayısı azalsın, proje öngörülebilir olsun hem de bizim daha sonra aynı maliyeti elektrik üzerinden toplayıp sistemi ödemememiz açısından.”

KILINÇKIRAN: ULUSLARARASI FİNANS KURULUŞLARINDAN SAĞLANACAK FİNANSMANLA HAYATA GEÇİRİLECEK

Enerji ve Tabii Kaynaklar Dış İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı Ercan Kılınçkıran, kanun teklifinin yedinci maddesine işaret ederek “Hem öz kaynak hem de dış finansman yoluyla uluslararası finans kuruluşlarından sağlanacak finansmanla hayata geçirilecek. Bu çerçevede aslında hızlı hareket etmeniz gerekiyor. çünkü elektrik piyasasında özellikle yatırım maliyetleri, özellikle güneşte ve rüzgardaki yatırım maliyetlerinde değişkenlikler söz konusu. Bu değişken bu değişkenliklerden etkilenmemeniz gerekiyor. Bu anlaşma Meclis’te onaylandıktan sonra artık bizim tarifeyi ya da bu anlaşmadaki ticari koşulları değiştirme gibi bir imkanımız olmayacak doğal olarak ancak bir yandan da yatırım yapacak şirkete bir yükümlülük yüklemiş oluyorsunuz. O yatırımı hayata geçirme yükümlülüğü yüklemiş oluyorsunuz” diye açıkladı.

Anlaşmanın onay süreci altı aydan daha uzun sürerse ve şirket mevcut ticari koşullar altında bu yatırımı hayata geçiremeyeceğine kanaat getirirse böyle bir durumda tekrar tarafların bir araya geleceğine dikkati çeken Kılınçkıran, “Suudi Arabistan devleti ve Türkiye tarafı anlaşmanın tarifesini yeniden görüşecek. Eğer ki yatırımı farklı bir tarifeyle yapmak yönünde bir karar alınırsa bu tekrardan ayrı bir anlaşmayla düzen düzenlenip yine iki ülkenin parlamento onay sürecine tabi tutulacak” dedi.

SALICI: YÜZDE 75’LİK YERLİLİK ÜRETİMİ MİKTARINA ULAŞILABİLİYORSA NEDEN YÜZDE 40’LIK KISMINI ZORLAYACAĞIZ?

CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, yabancı bir firmanın Türkiye’de yatırım yapmasına, yenilenebilir enerji konusunda yapılmasına da itirazlarının olmadığını belirterek “Tartışmanın özü yabancı bir firma gelsin, Türkiye’de yatırım yapsın fakat Türk firmalarının sahip olmadığı bazı haklara bu yabancı firma sahip mi oluyor bu proje bazında? Örneğin 2000 MW konuşuyoruz ama aslında toplam anlaşmalar da var. 5 bin MW’lık RES ya da GES projesi… Bu 5 bin MW’lık proje anlaşılır olarak el sıkışılmış ve hızlı bir şekilde ilerleyecek. Geri kalan 3 bini hızlı bir şekilde ilerleyecek. Mevcut 2 bini konuşuyoruz zaten. 30 bin megawatt’lık kurulu gücün 6’da 1 yapıyor. Bu kadar büyük bir payı bir yabancı firmaya niye veriyoruz? Bu aslında Türkiye’nin enerji bağımsızlığında bir engel yaratır mı, yaratmaz mı? Bir eksiklik midir, değil midir?” diye sordu.

Yatırımın yabancı bankalar tarafından finanse edildiğine dikkati çeken Salıcı, “Finansmanı firma buluyor. Finansmanı getiren firma ya da finanse eden banka az önce Metin Bey’in de ifade ettiği buradaki yerli ürün kullanımı konusunda bir şart koyuyor mu? Bunlar var biliyorsunuz. Ben size bu parayı getireceğim ama ürünün bir kısmını şu ülkeden alacaksınız ya da şu firmadan alacaksınız diye şartlar konuyor. Eğer böyle bir şey varsa bunu bilelim. Biz bu soruları böyle bir şey olmadığını varsayarak soruyoruz” dedi.

“Yüzde 75’lik yerlilik üreminin miktarına ulaşılabiliyorsa neden yüzde 40’a kadar olan kısmını biz zorlayacağız?” diyen Salıcı, anlaşmaya yazılmadığını belirterek yabancı ülkeden gelecek olan finansmanın büyük bir kısmının Türkiye’de kalmasına engel olan durumun ne olduğunu sordu.

BAKAN YARDIMCISI DEMİRCAN İLE CHP’Lİ KARASU ARASINDA YATIRIMIN NEREDE YAPILACAĞI TARTIŞMASI

CHP Sivas Milletvekili Ulaş Karasu’nun yatırımın nerede yapılacağına ilişkin sorusuna Bakan Yardımcısı Demircan, Yağdonduran Bölgesi’nde olduğu cevabını verdi. Karasu, yatırımı yapacak firmanın Sivas’ın Kangal ilçesindeki Karaseki mevkiine gelerek yöre halkına burada yatırım yapılacağını söylediğini belirterek Bakan Yardımcısı Demircan’ın söz ettiği şekilde Yağdonduran Bölgesi’nde olmadığına dikkati çekti.

Bunun üzerine Bakan Yardımcısı Demircan, hem Kayseri Taşeli’de hem de Sivas’taki alanlarda Yenilebilir Kaynak Alanı (YEKA) denilen bir mekanizmayla çalışıldığını kaydederek “50’ye yakın kuruma hem bölgesel hem merkezi olarak ‘bu alanı biz yenilebilir kaynak alanı olarak ilan edeceğiz. Hiç çekinceniz var mı?’ diye sorarız. Bu süreç içerisinde hem sayın vekilimizin dikkat çektiği ekolojik anlamdaki değerlendirmeler hem sit anlamındaki tüm değerlendirmeler bize ulaşır. O bölgeyle ilgili herhangi bir şekilde ÇED’e de problem çıkartabilmesi muhtemel bir şey varsa biz bölgemizi revize ederiz, düzenleriz tekrardan. Bunu da Resmi Gazete’de ilan ederiz. Sayın vekilim, bana biraz önce sorduğunuz alan Resmi Gazete’de yayınlanmış, herkes tarafından bilinen bir alan. Mancılık, Havuz, Beyyurdu, Akpınar” diye yanıtladı.

KARASU: BÖLGENİN BU TARZ BİR YATIRIMLA HAYVANCILIK ŞANSI KALMAYACAK

CHP’li Karasu, Demircan’ın saydığı alanların Karaseki Mevkiisinde olduğunu söyleyerek şu ifadelere yer verdi:

“Karaseki düzü olarak geçen bölge Ulusal Bozkır Koruma Strateji ve Eylem Planı’nda koruma altına alınmış bir bölge. İkincisi, içerisinde sit alanları var. Alan doğru. Belki 30 bin dönümün üzerinde bir alandan bahsediyoruz ama firmanın yetkililerinin gelip köyde zaten anlaşma olmadan, kanun geçmeden, köylerde gelip toplantı yapmaları da başka bir sorundur. Yetkilileri ile ben de telefonda bizzat görüştüm. Aynı zamanda sit alanları mevcuttur. Bölge aynı zamanda yedi tane köyün, az önce saydığınız köyler bazında yedi tane köyün neredeyse tüm mera alanları önce ham toprağa çevrilmiştir. Ham toprak olarak düzenlenmiştir. 2015 yılında başlatılan statü değişikliği ile birlikte ham toprak olarak tanımlanmıştır ve daha sonraki süreçte de bu çalışma başlatılmıştır. Özellikle bu bölge hayvancılık açısından önemli bir merkezdir. Bundan kaynaklı olarak da bu bölgenin bu tarz bir yatırımla birlikte hayvancılık yapılma şansı kalmayacak. Zaten köylerin 2000 yılında yedi tane saydığınız köyün nüfusu 3 bin 679 iken bin 322’ye düşmüştür. Köylerde hızlı bir göç mevcuttur. Hayvancılık azalmaktadır. Bu projelerin yönetmeliği özellikle Kangal’ın bu merkez bölgesinde hayvancılık kalmayacak. Aynı zamanda bu proje Kangal Termik Santrali’ne yaklaşık 2 kilometrelik bir mesafededir. Başka güneş enerjileri, rüzgar enerjileri projeleri de mevcuttur. Böyle bir proje ile birlikte bölgede hayvancılık ve tarım ciddi zarar görecektir. Bu bölgenin tamamı değil ama yüzün üzerinde belki 5 bin dönüme yakın ekilebilir tarım arazisi de mevcuttur. Bunlarla ilgili herhangi bir çalışma yapılmış mıdır, yapılmamış mıdır? Şu ana kadar bana gelen çalışma gözükmüyor.”

DÖRT KANUN TEKLİFİ KABUL EDİLDİ, BİR KANUN TEKLİFİ GERİ ÇEKİLDİ

Komisyonda; “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ekvator Ginesi Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi”, “Türk Devletleri Teşkilatı Sivil Koruma Mekanizmasının Kurulmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi”, “Uluslararası Bakır Çalışma Grubu Çalışma Şartnamesi ile Şartnamede 1992 ve 2005 Yıllarında Yapılan Değişikliklerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi”, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti Arasında Yenilenebilir Enerji Santrali Projelerine İlişkin Hükümetlerarası Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi” kabul edildi.

Toplantıda bugün görüşülmesi beklenen “2015 Uluslararası Zeytinyağı ve Sofralık Zeytin Anlaşmasının 36ncı Maddesinin Değiştirilmesine İlişkin Olarak Uluslararası Zeytin Konseyi Üyeler Konseyi Tarafından 25 Haziran 2024 Tarihinde Kabul Edilen DEC-1 1/119-V1/2024 Sayılı Kararın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi” ise daha sonra görüşülmek üzere geri çekildi.