Haber: Erva GÜN
(BURDUR) – Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Dalgar, Türkiye’de yerli embriyo üretim ruhsatına sahip tek üniversite olduklarını belirterek, bu teknolojiyle düşük verimli hayvanlardan yüksek verimli yavrular elde ettiklerini söyledi. Dalgar, “15 kilo süt veren bir inekten, genetik seleksiyonla 60 kilo süt veren bir yavru alabiliyorsunuz. Embriyo ithalatı bin ile 3 bin dolar arasındayken biz bunu çok daha düşük maliyetle piyasaya sunabileceğiz. Hayvancılığın kurtuluş reçetesi bu teknolojidir” ifadelerini kullandı.
Burdur MAKÜ Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Dalgar, üniversitenin kuruluşunun 20’nci yılı dolayısıyla basın mensuplarıyla bir araya geldi. Üniversitenin hayata geçirdiği eğitim, üretim, Ar-Ge ile sektör iş birliklerini kapsayan “Farklılaşarak Bütünleşik Kalkınma Modeli”, MAKÜ 20. Yıl Basın Buluşmaları programında paylaşıldı.
Tarım ve hayvancılık alanında ihtisaslaşmış bir üniversite olduklarını vurgulayan Dalgar, Yüksek Öğretim Kurumu’nun (YÖK) programına dahil edilen ilk beş üniversiteden biri olduklarını kaydetti. Dalgar, “Özellikle tarım ve hayvancılık alanında, Tarım Bakanlığı ile en güçlü iş birliklerini geliştiren üniversitelerden biri konumundayız. Aynı zamanda sektörle ve yereldeki tüm paydaşlarla birlikte ortak projeler üretmeye ve uygulamaya devam ediyoruz” dedi.
Üniversitede toplam öğrenci sayısının 34 bin 781 olduğunu aktaran Dalgar, Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi’nin verilerine göre, Türkiye’de 208 üniversite arasında mezun istihdam oranında 22’nci sırada olduklarını aktardı.
Önceliklerinin Burdur olduğunu vurgulayan Dalgar, bölgede hayvancılık uygulamalarını geliştirdiklerini belirterek, süreç içerisinde bütün paydaşlar ile birlikte çalıştıklarını kaydetti. Dalgar, “Siz bir projenin peşinden koşuyorsunuz sanki ilk defa sizin aklınıza gelmiş gibi o fikir. Sizden 10 yıl önce birileri onu denemiş ve olumsuz sonuç tecrübe etmiş olabiliyor. O yüzden Tarım Bakanlığı, Hayvancılık Genel Müdürlüğü, Tarım Reformu hepsiyle yakından çalışmaya özen gösteriyoruz” ifadelerini kullandı.
Dalgar, üniversitenin ihtisaslaştığı hayvancılık alanında geliştirdiği ve ticarileşme aşamasına geçen ürünlerin detaylarını da paylaştı. Üniversitenin sermayesine sahip olduğu anonim şirket üzerinden ürünlerin satışa sunulduğunu kaydeden Dalgar, meme siğili ilacından şap spreyine, tekerlekli buzağı arabasından genetik embriyo üretimine kadar birçok çalışmanın olduğunu dile getirdi.
Antibiyotiksiz tedavi: “Papilant” ve “MAKÜ Hoof Jel”
Hayvancılık sektöründeki temel sorunlara bitkisel çözümler ürettiklerini ifade eden Dalgar, meme siğili sorunu için geliştirilen “Papılend” ve ayak hastalıklarına yönelik “Makü Hoof Jel” ürünlerini tanıttı. Dalgar, geliştirilen ürünlere ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Papilant, özellikle büyükbaş hayvanlarda sağım makinesinin yarattığı kanamalı siğil sorununu bitkisel yolla çok hızlı çözebiliyor. Ayak hastalıkları için geliştirdiğimiz pomat ise antibiyotik kullanımının önüne geçiyor. Normalde antibiyotik kullanılan hayvanın sütü çöpe giderken, bu ürünle yetiştiriciyi hem bu maliyetten hem de süt kaybından kurtarıyoruz. Ürün, sürüldüğü bölgede koruyucu bir tabaka oluşturarak pislik ve su almasını engelliyor ve üç gün içinde iyileşme sağlıyor.”
Şap hastalığına karşı ilaç geliştirildi
Türkiye’nin hayvancılık gündemindeki şap hastalığına karşı geliştirilen “Boviral Aspirin” isimli spreyin büyük ilgi gördüğünü belirten Dalgar, şöyle konuştu:
“Hayvanlarda şap hastalığı ağız yarası nedeniyle yem yiyememeye ve bağışıklığın düşmesine yol açıyor. Bu spreyi sıktığınızda 10 dakika sonra hayvan normal beslenmesine geri dönüyor. Beslenebildiği için bağışıklığı güçlü kalıyor ve hastalığı yenebiliyor. Türkiye’de 2025 yılı Ağustos – Eylül aylarında başlayan şap salgını üzerine hocalarımız 4 ayda bu ürünü piyasaya çıkardı. Azerbaycan’dan bile distribütörlük talepleri geliyor.”
“Yerli Embriyo” ile genetik seleksiyonla verim artışı
Türkiye’de yerli embriyo üretim ruhsatına sahip tek üniversite olduklarını vurgulayan Dalgar, köylünün “Sarı Kız” diye sevdiği düşük verimli ineklerden, taşıyıcı annelik yöntemiyle yüksek verimli yavrular elde edilebildiğini söyledi. Dalgar, teknolojinin detaylarına ilişkin, “7 günlük buzağı dediğimiz embriyoyu hayvana transfer ediyoruz. Yüzde 85 oranında cinsiyet tayini yapabiliyoruz. 15 kilo süt veren bir inekten, genetik seleksiyonla 60 kilo süt veren bir yavru alabiliyorsunuz. Embriyo ithalatı bin ile 3 bin dolar arasındayken biz bunu çok daha düşük maliyetle piyasaya sunabileceğiz. Kurtuluş reçetesi bu teknolojidir” bilgisini paylaştı.
Kitle fonlama sisteminden yatırım alan ilk ürün: Astronot yiyeceği “Spirulina”
Üniversitenin kitle fonlama sisteminden yatırım alan ilk ürünü olan “Makü Spirulina” ve bölge ekonomisine kazandırılan “Burdur Keçi Peyniri” hakkında da bilgi verdi. Dalgar, “Mikroalg dediğimiz spirulina, astronot yiyeceği olarak bilinen bir gıda takviyesidir. Türkiye’de bir üniversite ürünü olarak ilk defa kitle fonlamasından yüzde 120 yatırım aldı. Ayrıca Burdur’un keçi sütü altyapısını değerlendirerek tescilli ‘Burdur Keçi Peyniri’ni ürettik. 50 seçilmiş sürüden gelen sütler, soğuk zincirle işlenip alaca bez ambalajıyla piyasaya sunuluyor” dedi.
“Hayvancılık işletmelerini akredite ve belgelendirme yetkisine sahip tek kurumuz”
Üniversite olarak hayvancılık işletmeleri için ideal standartları belirlediklerini ve Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) tarafından akredite edilen bir program geliştirdiklerini söyleyen Dalgar, şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye’de hayvancılık işletmelerini akredite etme ve belgelendirme yetkisine sahip tek kurumuz. ‘İyi Sürü’ veya ‘İyi Sürü Plus’ belgesi alan bir yetiştiricimiz, kurban pazarında hayvanını diğerlerinden bin lira daha pahalıya satabiliyor. Çünkü bu belge, o sürünün hijyenik, biyogüvenlikli ve ideal standartlarda beslendiğinin tescilidir. Süt sığırcılığında da A sınıfı çiftlik belgesine sahip işletmeler, sütlerini litresini 2-3 lira daha fazlaya satabiliyor. Bu sistemle üretim şartlarını bilimsel temellere oturtuyoruz.”
Çiftçi Okulu ile buzağı ölümlerinde azalma bekleniyor
Türkiye genelinde yıllık buzağı kaybının 400 bin civarında olduğunu ve bunun ciddi bir ekonomik kayıp yarattığını belirten Dalgar, MAKÜ Çiftçi Okulu’nun çalışmalarına dikkati çekti. Burdur’un 180 köyünde eğitimler verdiklerini ifade eden Dalgar, “Ölen bir buzağının ekonomik kaybı 2 bin euro olarak hesaplanıyor. Biz bu kayıpları önlemek için 180 köyde kadın üreticilerimiz başta olmak üzere yetiştiricilerimize eğitim verdik. Kahvehanelerde, resimli kitapçıklarla doğru bilinen yanlışları düzelttik. Bir teyzemiz bize gelip ‘Her sene beş buzağım ölüyordu, bu sene eğitimden sonra sadece bir tane öldü’ dediğinde, bu başarının somut karşılığını görüyoruz. Eğer bu ölümleri Türkiye genelinde önleyebilirsek, canlı hayvan ithalatına gerek bile kalmayabilir” diye konuştu.

