(ANKARA) – DEVA Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin, TMO’nun açıkladığı hububat alım fiyatlarının enflasyonun ve girdi maliyetlerinin altında kaldığını belirterek, “Çiftçi tarlasını sularken, ürününü taşırken, gübresini atarken, mazotunu alırken her kalemde daha fazla ödüyor; ama hasat zamanı geldiğinde ürününe enflasyonun ve temel girdi maliyetlerinin altında fiyat biçiliyor. Bu, üreticiyi koruyan bir tarım politikası değildir. Bu, çiftçiyi maliyetin altında ezmeye razı eden bir anlayıştır” dedi.
DEVA Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) açıkladığı hububat alım fiyatlarını ve üreticinin artan girdi maliyetlerini değerlendirdi. Açıklanan miktarın çiftçiyi korumaktan uzak olduğunu belirten Şahin, iktidarın tarım politikalarına tepki gösterdi.
TMO’nun açıkladığı hububat alım fiyatlarının üreticiyi hayal kırıklığına uğrattığını ifade eden Şahin, “TMO’nun açıkladığı hububat alım fiyatları, çiftçiye verilen değeri değil, çiftçinin nasıl yalnız bırakıldığını göstermiştir. Geçen yıl ton başına 13 bin 500 TL olan buğday alım fiyatı, bu yıl 16 bin 500 TL olarak açıklandı. Artış yüzde 22,2. Arpada tablo daha da vahim. Geçen yıl bir tonu 11 bin TL olan arpa fiyatı, bu yıl 12 bin 750 TL’ye çıkarıldı. Artış yalnızca yüzde 15,9. TÜİK’in makyajlı rakamlarına göre bile yıllık enflasyon yüzde 32’nin üzerindeyken, çiftçiye bu oranların altında fiyat vermek üreticiyi korumak değil, üreticinin alın terini baskılamaktır” değerlendirmesinde bulundu.
“ÇİFTÇİ HER KALEMDA DAHA FAZLA ÖDÜYOR”
Üreticinin yalnızca enflasyonla değil, gübre, mazot, sulama elektriği, işçilik ve nakliye gibi temel giderlerdeki artışlarla da karşı karşıya kaldığını belirten Şahin, girdi maliyetlerinin çiftçinin omzundaki yükü artırdığını vurguladı. Şahin, şu ifadeleri kullandı:
“Üstelik çiftçinin karşı karşıya kaldığı tablo sadece enflasyon rakamlarından ibaret değildir. Üretici tarlasına tohumu atarken de, gübresini alırken de, mazotunu deposuna koyarken de, sulama elektriğini öderken de çok daha ağır bir maliyetle karşı karşıyadır. Geçen yıl ton başına 24 bin TL olan üre gübresinin bugün 31 bin 500 TL’ye çıkması, çiftçinin yalnızca bir ton gübrede 7 bin 500 TL daha fazla ödeme yapması demektir. DAP gübresinde de tablo farklı değildir. Ton başına 30 bin TL olan fiyat bugün 40 bin TL’ye yükselmiş, çiftçinin sırtına her tonda 10 bin TL ek yük binmiştir. Bu artışlar, oran olarak da açık bir gerçeği göstermektedir. Üre gübresi yüzde 31,25, DAP gübresi yüzde 33,33 artarken; buğdaya verilen artış yüzde 22,2’de, arpaya verilen artış ise yüzde 15,9’da bırakılmıştır.
“GEÇEN YIL 47 OLAN MOTORİN BUGÜN 68 TL’YE ÇIKMIŞ, ARTIŞ YÜZDE 44,7’YE ULAŞMIŞTIR”
Mazotta da çiftçinin yükü katlanmıştır. Geçen yıl 47 TL olan motorin bugün 68 TL’ye çıkmış, motorindeki artış yüzde 44,7’ye ulaşmıştır. Yani çiftçi, traktörünü çalıştırmak için neredeyse yarı yarıya daha fazla para öderken, ürününe verilen fiyat artışı bunun çok gerisinde kalmıştır. Sulama elektriğinde de benzer bir tablo vardır. Tarımsal sulamada kilovatsaat başına maliyet geçen yıl yaklaşık 3 lira 50 kuruş iken bugün 4 lira 37 kuruşa yükselmiştir. Bu da yaklaşık yüzde 25’lik bir artış anlamına gelmektedir. Çiftçi tarlasını sularken, ürününü taşırken, gübresini atarken, mazotunu alırken her kalemde daha fazla ödüyor; ama hasat zamanı geldiğinde ürününe enflasyonun ve temel girdi maliyetlerinin altında fiyat biçiliyor. Bu, üreticiyi koruyan bir tarım politikası değildir. Bu, çiftçiyi maliyetin altında ezmeye razı eden bir anlayıştır. Çiftçi mazotu, gübreyi, ilacı peşin alıyor. Tohumu, sulama elektriğini, işçiliği, nakliyeyi peşin ödüyor. Fakat ürününü teslim ettiğinde emeğinin karşılığını hak ettiği ölçüde alamıyor.”
“BU ÜLKENİN SOFRASINA BEREKETİ ÇİFTÇİ KATAR”
Hububat fiyatlarındaki yetersizliğin yalnızca üreticiyi değil, çarşı pazarı ve gıda enflasyonunu da etkileyeceğini belirten Şahin, özellikle arpa fiyatına dikkat çekti. Şahin, şu ifadeler kullandı:
“Buğdayda üretici, arpada hayvancılık cezalandırılmıştır. Çünkü arpa sadece bir hububat ürünü değildir; yem maliyetidir, süt fiyatıdır, et fiyatıdır, hayvancılığın nefes borusudur. Bugün arpaya verilen yetersiz fiyat, yarın ahırda üreticiyi, markette vatandaşı vuracaktır. İktidar bir taraftan üretimden, gıda güvenliğinden, kırsal kalkınmadan söz ediyor; diğer taraftan üreticiyi maliyetinin altında ezmeye devam ediyor. Sayın Erdoğan, çiftçiler için ‘sofraya bereket katan’ diyor. Doğrudur, bu ülkenin sofrasına bereketi çiftçi katar. Ama o bereket güzel sözle değil, hakkaniyetli fiyatla korunur. Faize trilyonlar ayrılırken, çiftçiye enflasyonun ve temel girdi maliyetlerinin altında fiyat vererek bu ülkenin sofrasındaki yangını söndüremezsiniz. Tarlada kaybeden çiftçi olursa sadece üretici değil, 86 milyon kaybeder.”

