Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İBB Davası’nda 22. gün… İmamoğlu’nun yakın koruması Akın: “Otele girerken bir tek davul zurna eksik. Öyle gizli bir toplantı olur mu?”

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 414 sanıklı İBB Davası’nın 22. gününde savunma yapan İmamoğlu’nun tutuklu yakın koruması Mustafa Akın, “örgüt üyelerinin otelde gizli toplantı yaptığı” iddialarıyla ilgili, “Otele çakarlı arabalarla geliyoruz. Yanımızda iki tane resmi polis ve Valilik onayıyla bizimle beraber çalışan güvenlik görevlisi koruma arkadaşlarımız var. Otele girerken bir tek davul zurna eksik. Öyle gizli bir toplantı olur mu?” dedi. Oteldeki kameraların bantlanma olayına da yanıt veren Akın, “Bu durum, sadece Sayın Başkan’ın toplantı öncesi ya da sonrası üzerinde kıyafet değiştirdiği alana bakan kameranın kapatılması olayıdır” diye konuştu.

CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun

Haber: Zuhal ÇİLOĞLAN

(İSTANBUL) – CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 414 sanıklı İBB Davası’nda savunma yapan İmamoğlu’nun tutuklu yakın koruması Mustafa Akın, “örgüt üyelerinin otelde gizli toplantı yaptığı” iddialarıyla ilgili, “Otele çakarlı arabalarla geliyoruz. Yanımızda iki tane resmi polis ve Valilik onayıyla bizimle beraber çalışan güvenlik görevlisi koruma arkadaşlarımız var. Otele girerken bir tek davul zurna eksik. Öyle gizli bir toplantı olur mu?” dedi. Oteldeki kameraların bantlanma olayına da yanıt veren Akın, “Bu durum, sadece Sayın Başkan’ın toplantı öncesi ya da sonrası üzerinde kıyafet değiştirdiği alana bakan kameranın kapatılması olayıdır” diye konuştu.

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu İBB Davası’nın duruşması 22. gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No’lu salonda, devam ediyor.

Ekrem İmamoğlu’nun tutuklu yakın koruması Mustafa Akın savunmasında, otellerde örgütsel gizli toplantılar yapıldığı, jammer kullanıldığı, kameraların kapatıldığı iddialarına yanıt verdi. İddialara konu olan belediyenin elinde bulunan jammer cihazlarının, rahmetli Kadir Topbaş döneminde alınan jammer cihazları olduğunu belirten Akın, şunları söyledi:

“Bu otelin tepesinde ve etrafında dört tane baz istasyonu var. Otelin tepesindeki baz istasyonu da İstanbul’un en büyük baz istasyonlarından bir tanesi. Burada, bu cihazları kullanmanız mümkün değil. Çünkü baz istasyonlarının özellikleri, bu tür cihazların çalışmasını engeller. Kameraların bantlanma olayına gelecek olursak; bu durum, sadece Sayın Başkan’ın toplantı öncesi ya da sonrası üzerinde kıyafet değiştirdiği alana bakan kameranın kapatılması olayıdır. Yani Sayın Başkan’ın özel hayatının gizliliğini ve itibarını korumak için, yaşadığımız daha evvelki olaylardan dolayı bu kararı aldık. Bunlara da kısaca bir örnek vereyim size; Balıkçı Kahraman, The Marmara Oteli… Ayrıca İsmail Küçükkaya olayı, hepiniz basından biliyorsunuzdur. Oradaki görüntülerin de nasıl alındığı da ayrıca vahim bir olaydır. Bunlar, kamuoyunda Sayın Başkan’ın itibarını sarsacak yanlış algılamalara yöneltecek, maksatlı belli medya mensupları tarafından kullanıldığı için, biz bu tedbirleri, koruma ekibi olarak, özellikle ve özellikle toplantı yaparak, bundan sonra uygulamalarımızı ona göre gerçekleştirdik. Tüm koruma arkadaşlarımız, polis arkadaşlarımız bu konuları bilirler; isterseniz herhangi birisini davet edip sorabilirsiniz.

“Gizli bir durum mevcut olsa, devlet erkanının toplantı için sık sık kullandığı bu otel mi tercih edilirdi?”

Ayrıca iddia edildiği üzere, toplantı ve toplantıya katılanların gizlenmesi gibi bir amaç ile hareket edilmiş olsa, otelin giriş-çıkış kısmına bakan kameralar da kapatılmaz mıydı Sayın Başkanım? Biz otele çakarlı arabalarla geliyoruz. Yanımızda iki tane resmi polis ve Valilik onayıyla bizimle beraber çalışan güvenlik görevlisi koruma arkadaşlarımız, özel kalemimiz, saha koordinatörü arkadaşımız var. Otele girerken bir tek davul zurna eksik. Öyle gizli bir toplantı olur mu Allah aşkına? Mümkün değil, hayatın olağan akışına aykırı. Ayrıca keza gizli bir durum mevcut olsa, devlet erkanının toplantı için sık sık kullandığı bu otel mi tercih edilirdi? Gizli bir durum olsa, bahsi geçen otelin dördüncü katında bulunan VIP girişinden girilmez miydi? Gizli bir toplantı yapacak olan VIP girişinden girer; kimse sizi görmez, özel karşılanırsınız, asansöre binersiniz ve ineceğiniz yere gidersiniz.”

“Üzerimizde herhangi bir kamu malının kalmaması için gerekli hassasiyet gösterilmiştir”

Mustafa Akın, başkanlık konutuna ilişkin kamera kayıt cihazı iddiasına da yanıt verdi. Ekrem İmamoğlu’nun, 15 Mart’ta yeni konutuna taşınmasının planlandığını ancak yeni konutta meydana gelen su kaçağı nedeniyle tadilat sürecinin uzadığını anlatan Akın, şunları kaydetti:

“Bu nedenle taşınma gerçekleşememiştir. Akabinde 19 Mart tarihinde gözaltı süreci yaşanmıştır. Sayın Başkan’ın gözaltına alınmasının ardından, konutta bulunan ekip olarak bir değerlendirme yaptık. Konutun artık kullanılmayacağı anlaşılmıştır. Bu nedenle, İBB envanterine ait tüm eşyaların ilgili birimlere teslim edilmesi yönünde karar aldık. Sayın Başkan’ın 23 Mart’ta tutuklanmasıyla birlikte koruma kararı da sona ermiştir. Bu doğrultuda, zimmetimizde bulunan tüm ekipmanlar —araçlarda bulunan silahlar dahil— ilgili birimlere eksiksiz şekilde teslim edilmiştir. Aynı şekilde konutta bulunan ve kuruma ait olan tüm eşyalar da kalması gerekenler hariç, ilgili birimlere iade edilmiştir. Üzerimizde herhangi bir kamu malının kalmaması için gerekli hassasiyet gösterilmiştir. Nitekim sehven Sayın Başkan’ın yeni adresine götürülen iki adet kettle dahi fark edildiği anda geri alınıp resmi lojmana teslim edilmiştir. Bu örnek dahi, kamu malına gösterdiğimiz özeni açıkça ortaya koymaktadır.”

“Hayatını Emniyet Teşkilatı’na adamış bir insan olarak, bu muamele benim için mesleki bir kırılma noktası”

Korum müdürü Mustafa Akın, hayatını Emniyet Teşkilatı’na adamış bir insan olarak, sabahın erken saatlerinde, bir davetle ifade vermeye çağrılmak yerine evinden, ailesinin yanından gözaltına alınmasının kendisi için yalnızca kişisel değil, aynı zamanda mesleki bir kırılma noktası olduğunu dile getirdi.

Hayatı boyunca ne bir suç örgütüyle ne de şiddet ya da yasa dışı herhangi bir eylemle anıldığını, hayatının tamamının devlet görevi, disiplini ve kamu hizmetinde geçtiğini anlatan Akın, “Buna rağmen, sanki çok ağır suçlar işlemişim gibi bir işlemle karşı karşıya kalmamı kabul etmekte zorlanıyorum. Silahlarıma el konulması, üzerimde sanki bir suç şüphesi varmış gibi balistik inceleme süreçlerinin başlatılması da benim mesleki geçmişimle bağdaşmamaktadır” dedi.

“Yıllarca terörle mücadele etmiş, operasyonel görevler yürütmüş bir polisim”

Bu ülkede yıllarca terörle mücadele etmiş, operasyonel görevler yürütmüş bir polis olarak, hangi süreçlerin nasıl işlediğini bildiğini, bu nedenle, kendisini uygulanan sürecin ağırlığını ve orantısızlığını daha derinden hissettiğini anlatan Akın, şöyle konuştu:

“Burada şunu özellikle vurgulamak isterim: Benim kimseyle kişisel bir çatışmam, husumetim ya da yasa dışı bir ilişkim yoktur. Hakkımda ileri sürülen iddiaların hiçbir somut dayanağı bulunmamaktadır. Bu nedenle, suç isnatlarını kabul etmem mümkün değildir. Beni en çok yaralayan hususlardan biri de, bu süreçte insan onurunu zedeleyen muamelelerdir. Ancak buna rağmen, görevini yapan kamu görevlilerine karşı genelleme yapmaktan özellikle kaçınıyorum. Bu süreçte görevini insani bir şekilde yerine getiren kadın polis memuruna ayrıca teşekkür etmek isterim. Devletin polisi, devletin üniformasını taşıyan herkes benim için saygıdeğerdir. Ben devlet terbiyesiyle yetişmiş bir insanım. Bu nedenle yaşananları kişiselleştirmeden, hukuki zeminde değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Ancak şunu da açıkça ifade ediyorum: Bana yöneltilen suçlamalar ne mesleki geçmişimle ne de hayatın olağan akışıyla bağdaşmaktadır. Sonuç olarak; hakkımdaki suçlamaları kabul etmiyorum. Bu süreçte gerçeklerin ortaya çıkacağına ve hakkaniyetin sağlanacağına inanıyorum. Bu vesileyle, başta koruma ekibinde birlikte görev yaptığım ve halen benimle birlikte tutuklu bulunan arkadaşım Çağlar Türkmen olmak üzere; iddianameleri dahi henüz tamamlanmamış sürücü arkadaşlarım Zekai Kırat ve Recep Cebeci’nin de tahliyesini ve beraatini talep ediyorum.

“Bu davada adaletin tecelli edeceğine inanıyorum”

Sizin ve heyetinizin ne kadar ağır bir görev yürüttüğünün farkındayım. Yaklaşık kırk yıla yakın askerlik ve devlet hizmeti geçmişi olan bir insan olarak, bu yükün ne kadar zor olduğunu yürekten hissediyorum. Bu nedenle size ve heyetinize saygım tamdır. Ancak şunu da ifade etmek isterim: Bu süreci anlamak için yalnızca dosyaya değil, insan hayatına da bakmak gerekir. Çünkü burada yalnızca sanıklar değil, aileler de vardır. Benim de bir ailem var. Yaşlı anne babam artık hayatta değil; Allah rahmet eylesin. Ama geride kalan iki evladım ve eşim var. Aynı şekilde burada bulunan herkesin de bir ailesi var. Her sabah evden çıkarken, insanın en çok düşünmesi gereken şey ailesinin gözüdür. Eğer bu gözle bakılırsa, burada anlatmak istediğim şey çok daha iyi anlaşılacaktır. Sözlerimi bitirirken, bir ayet-i kerime ile tamamlamak istiyorum: Muhammed Suresi 35. ayette Cenab-ı Allah şöyle buyurur: ‘Adil bir dava yolunda mücadele ederken gevşemeyin, korkuya kapılmayın. Barış için yalvarıp yakarmayın. Allah sizinledir; sonunda üstün gelecek olan siz olacaksınız ve Allah, güzel amellerinizi zayi etmeyecektir.’ Ben bu davada adaletin tecelli edeceğine inanıyorum. Heyetinizin de bu adaleti sağlayacağına dair inancım tamdır. Ben Cenab-ı Allah’ın, doğrunun yanında olanların yanında olduğuna yürekten inanıyorum. Ben inançlı bir insanım ve bu inancımı koruyarak, adaletin yerini bulmasını bekliyorum.”

Savunmasını tamamlayan Akın’ın çapraz sorgusuna geçildi.