Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Murat Emir: “Dilediğiniz cumhurbaşkanı adayıyla, dilediğiniz CHP üst yönetimiyle yarışma döneminiz bitmiştir”

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, kurultay mutlak butlan davasına ilişkin, “Orada karar verecek olan İstinaf Mahkemesi değil, orada karar verecek olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır. Dolayısıyla ben Cumhurbaşkanına seslenmeyi tercih ediyorum; dilediğiniz cumhurbaşkanı adayıyla yarışma, dilediğiniz CHP üst yönetimiyle yarışma döneminiz bitmiştir. Artık yarışacağınız Cumhuriyet Halk Partisi, kurultayından seçilmiş genel başkanı ve yönetimi, 15,5 milyon vatandaşın oyuyla aday gösterilmiş Sayın Ekrem İmamoğlu’dur. Çok partili siyasal yaşamımızı bitirecek ve Türkiye’yi yüz yıl geriye götürecek böylesine bir lekeyi kendinize sürmeyin” dedi.

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, kurultay mutlak butlan davasına ilişkin,

(TBMM) – CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, “Orada karar verecek olan İstinaf Mahkemesi değil, orada karar verecek olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır. Dolayısıyla ben Cumhurbaşkanına seslenmeyi tercih ediyorum; dilediğiniz cumhurbaşkanı adayıyla yarışma, dilediğiniz CHP üst yönetimiyle yarışma döneminiz bitmiştir. Artık yarışacağınız Cumhuriyet Halk Partisi, kurultayından seçilmiş genel başkanı ve yönetimi, 15,5 milyon vatandaşın oyuyla aday gösterilmiş Sayın Ekrem İmamoğlu’dur. Çok partili siyasal yaşamımızı bitirecek ve Türkiye’yi yüz yıl geriye götürecek böylesine bir lekeyi kendinize sürmeyin” dedi.

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Emir, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın grup toplantısında yaptığı konuşmaya ilişkin şunları söyledi:

“Hiç kimsenin Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na hele hele soykırımcı İsrail hükümetinin Dışişleri Bakanı’nın Cumhurbaşkanımıza parmak sallama hakkı yoktur. Ama Sayın Cumhurbaşkanı böylesine bir milli meselede dahi 86 milyonun bir yumruk gibi dimdik ayakta açık bir tavır gösterdiği durumda dahi ‘benim 11,5 milyon üyem buna izin vermez’ diyerek kendisi tam bir bölücülük yapmıştır. Bir Cumhurbaşkanı’nın görevi ülkede hele hele böyle yangınlar varken milli birlik ve beraberliği korumaktır. 74 milyon bir tarafa Cumhurbaşkanı’na güya AKP üyesi yaptığı kişiler bir tarafta olacak. Bir Cumhurbaşkanı kendi ülkesini, kendi vatandaşını bölmez. Yine Cumhurbaşkanı’nın konuşmasına şaşırdık. Siverek’teki okuldaki saldırıyı geçiştiriyorlar. Okullardaki güvenlik sorunuyla ilgilenmesi gereken Milli Eğitim Bakanı okullarda Mustafa Kemal’i, Cumhuriyeti silmeye çalışmaktadır. Bu nedenle okullardaki böylesine olaylar gözden kaçırılmak istenmektedir. Bu kişi daha önce sosyal medyada paylaşımda bulunmuş. Senin İlçe Milli Eğitim Müdürün ne yapmış, müdürün ne yapmış? Bu kişi hasbelkader Cumhurbaşkanı’na hakeret etse ne olurdu? Bir saat içinde gözaltına alınırdı. ‘Okulu basacağım, milleti öldüreceğim’ diyeni seyrediyorlar. Bu ciddiyetsizlik Türkiye’ye çok şey kaybettirmektedir.

“Sizin kademe anlayışınız yine yoksulları gözden çıkaran bir kademe anlayışıdır”

Yine Cumhurbaşkanı Somali’deki hidrokarbon yataklarından bahsetti, onun müjdelerini verdi. Tam bir hayal rüzgarı. Daha altı yıl önce siz doğal gaz bulmuştunuz, evlere bedava doğal gaz verecektiniz. İki hafta önce yüzde 25 zam yapıldığını duyurdunuz. İşte böylesine çelişkili bir iktidar var. O zaman doğal gazla ilgili kademeli faturaların tehlikelerini söylemiştik. O yanlıştan dönmüyorlar. Kademeli fatura doğrudur, devlet sübvanse eder. Bunu yaparken dar gelirlileri koruyacaktır ama Ardahan’daki, Kars’taki vatandaşımızla Antalya’da, İzmir’deki vatandaşımıza aynı tarife doğru değildir. Bir evde beş kişi yaşayanla, koca bir villada bir kişi yaşayan aynı faturayla fiyatlandırılmamalıdır. Sizin kademe anlayışınız yine yoksulları, çaresizleri gözden çıkaran bir kademe anlayışıdır.

Ankara’da bir kademeli su meselesi var. Mansur Yavaş diyor ki; ‘ben kademeli faturalandıracağım ve az su kullanana yüzde 10 indirimli su vereceğim’ diyor. Osman Gökçek gidip dava açıyor ve bunu iptal ettiriyor. Mesele şu; bir evde 3-5 kişi yaşıyor olmasına rağmen 15 tonu geçmeyen, suyu idareli kullananlar daha düşük faturalarla faturalandırıldılar. Bundan rahatsız olanlar yani villasında havuzunu dolduranların peşinden koşanlar bu kararı iptal ettiler. Çaresiz bir biçimde Osman Gökçek anlatıyor ama bir şeyi Ankaralılara anlatamıyor. Ankaralılar bu karardan önce suyun metreküpünü 46 liradan kullanıyorlardı bundan sonra 51 liradan kullanacaklar. Çünkü yüzde 10 indirim mahkemede iptal edildi. Mahkeme ‘suyu fazla fiyatlandırmışsınız’ demedi, mahkeme kararı elimizde. Mahkeme ‘kademeyi durdurdum’ diyor. Yani havuzunu dolduranla Pursaklar’da beş çocuğu olmasına rağmen 10 metreküp su kullanan vatandaşımın faturasının daha uygun olmasını iptal ediyor mahkeme. Bunun müsebbibi Osman Gökçek ve AKP.”

“Bu çürümüşlüğü seyreden hepsinin bağlı olduğu Recep Tayyip Erdoğan var”

Emir, Ayhan Bora Kaplan suç örgütü davasına ilişkin ise şunları söyledi:

“Bir Ankara Cumhuriyet Başsavcısı zamanında Ayhan Bora Kaplan’la da ilgili başka dosyalarda da kapattığına yönelik iddialar var. Bu iddiaları olan bir başsavcının bu iddiaları tek tek çürütmek yerine ve bütün yaşamıyla ilgili her şeyin hesabını vermek yerine lüks aracının Ayhan Bora Kaplan tarafından ödendiğini görüyoruz. Aynı şekilde bu başsavcının şu anda Yargıtay üyesi olan kişinin villasının tefrişinin de Ayhan Bora Kaplan tarafından yapıldığını görüyoruz. Ayhan Bora Kaplan’ın firari avukatı ‘Murat komiseri görevden aldırtmamız lazım’ diye yazışıyor. Yani mafya, polis müdürlerini tutuklattırıyor, başsavcının evine tefriş yapıyor, başsavcıya araç alıyor. Böylesine bir çürümüşlük var. Bu çürümüşlüğü seyreden bir HSK var, Akın Gürlek var. Bu çürümüşlüğü seyreden hepsinin bağlı olduğu Recep Tayyip Erdoğan var.”

“Türkiye’yi yüz yıl geriye götürecek böylesine bir lekeyi kendinize sürmeyin”

Bir gazetecinin, “İktidar kanadından yapılan bazı açıklamalarda da CHP’ye butlan geliyor diye yorumlanıyor. Sizin bu konudaki değerlendirmeniz nedir” sorusuna yanıt veren Emir, şunları söyledi:

“Butlan davası İstinaf Mahkemesi’ne götürüldü. Böyle bir tartışmayı keyifle izliyor ve keyifle büyütüyorlar. Buradan bir eğlence çıkarttıklarının farkındayız. Ama bu meselenin asıl muhattabı Recep Tayyip Erdoğan’dır. Orada karar verecek olan İstinaf Mahkemesi değil, orada karar verecek olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır. Dolayısıyla ben Cumhurbaşkanına seslenmeyi tercih ediyorum; dilediğiniz cumhurbaşkanı adayıyla yarışma, dilediğiniz CHP üst yönetimiyle yarışma döneminiz bitmiştir. Artık yarışacağınız Cumhuriyet Halk Partisi, kurultayından seçilmiş genel başkanı ve yönetimi, 15,5 milyon vatandaşın oyuyla aday gösterilmiş Sayın Ekrem İmamoğlu’dur. Daha önceki gibi arzu ettiğiniz adaylarla, arzu ettiğiniz şartlarda yarışma dönemi bitmiştir. Çok partili siyasal yaşamımızı bitirecek ve Türkiye’yi yüz yıl geriye götürecek böylesine bir lekeyi kendinize sürmeyin.”

“CHP, milli meselelerde son derece nettir, Türkiye partisidir”

Emir, Cumhurbaşkanı Erdoğan grup toplantısında Özgür Özel’i ve CHP’yi Türkiye’yi Avrupa ülkelerine şikayet etmekle suçlamasına ilişkin ise, “Türkiye’de olağanüstü adaletsizlikler yaşanıyor. Bu darbe üzerinden de siyaset dizayn ediliyor, koltuklarını buna bağlı olarak koruyorlar. Türkiye’de adil yargılanma hakkı başta olmak üzere Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi sürekli olarak çiğneniyor. Doğal olarak da taraflar ve biz AİHM’in önüne gideriz ve hakkımızı ararız. Aynen kendisinin 2002’de gittiği gibi. CHP, milli meselelerde son derece nettir, Türkiye partisidir ama Türkiye’deki bunca adaletsizliği gündem yapmak da hakkı ve görevidir” dedi.

Murat Emir, Serik Belediye Başkanı Kadir Kumbul’un istifasına ilişkin ise, “Bizim belediye başkanlarımızın önüne şöyle bir tercih dayatılmaktadır; ya AKP’ye katıl ya cezaevine atıl. Arkadaşlarımızın bir kısmı buna boyun eğmektedir ama çok büyük bir kısmı dimdik ayakta durmaktadır. Bursa’daki pespayeliği hep birlikte izledik. Bizim arkadaşlarımızdan maalesef dik duramayanlar oraya katılıyorlar ama biz dik duranlarla bu mücadeleye devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

“Buradan Akın Gürlek’le ilgili bir imaj düzeltme çabasını doğru bulmuyoruz”

Emir, Gülistan Doku soruşturmasındaki gelişmelere yönelik ise, “Gülistan Doku cinayeti Türkiye kamuoyunda geniş yer buldu. Oradaki mülki amirlerin ve yargının görevini yeteri kadar yapmadığına dönük kaygılar oluştu. Dolayısıyla son süreçte yeni başsavcının bu olayın üzerine kararlılıkla gittiğine dönük bilgiler bize geldikçe biz bundan mutlu olduk. Böyle bir olayda ucu nereye giderse gitsin sonuna kadar gidilmelidir. Soruşturma açma izni Adalet Bakanının vereceği bir izin değildir. Dosyalarla ilgilenmesi gereken kişi başsavcılar ve savcılardır. Buradan Akın Gürlek’le ilgili bir imaj düzeltme çabasını doğru bulmuyoruz” diye konuştu.