Haber: Esra TOKAT
(ANKARA) – Ayhan Bora Kaplan suç örgütünün yeniden görülen davasının duruşmasında müşteki sanık komiser Gökhan Karaca, suç örgütüne yönelik yapılan ikinci dalga operasyonu öncesinde soruşturmayı yürüten dönemin Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekili Ahmet Yıkılmaz’ın, şüpheli olarak değerlendirilen Ayhan Bora Kaplan’ın kardeşi ile avukatı Cengiz Haliç başta olmak üzere bazı isimlerin gözaltı listesinden çıkarılmasını sağladığı iddiasında bulundu. Karaca, şu an hakkında yakalama kararı bulunan Ayhan Bora Kaplan’ın avukatı Haliç için Yıkılmaz’ın, “Bora Kaplan’la aralarında avukat-müvekkil ilişkisi vardır” dediğini söyledi.
Ayhan Bora Kaplan (ABK) suç örgütüne yönelik 17’si tutuklu 61 sanığa verilen bir kısım cezaların istinafta bozulmasının ardından operasyonu düzenleyen polisler, Kaplan’ın avukatları ve M7 kod adlı gizli tanık Serdar Sertçelik’in bulunduğu dosyaların birleştirilmesi sonucu oluşan 76 sanıklı dosyaya ilişkin açılan davanın ilk duruşmasının dördüncü celsesi görülüyor.
Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Sincan Cezaevi Kampüsü’nde görülen duruşmaya komiser Gökhan Karaca’nın savunmasıyla devam edildi.
Serdar Sertçelik, Karaca’nın savunmasından önce söz isteyerek “Ben 10’uncu aydan Türkiye’ye getirilene kadar Macaristan’da tek kişilik hücrede hapishanede kalıyordum. Elimde tuttuğum dosya ise o süreçte benim adıma atılan sahte Instagram mesajları. Benim internete erişimim yoktu. Macaristan’a yazı yazılarak o tarihlerde benim nerede olduğum istensin” talebinde bulundu.
“Bora Kaplan’la aralarında avukat-müvekkil ilişkisi vardır”
Daha sora Karaca’nın savunmasına geçildi. Operasyonun başlangıcında görevli olmadığını ifade eden Karaca “O yüzden yakalanma kısmına dair bilgim yok. Ben dosyaya 10-15 gün sonra geldim. Geldiğimde Kerem Gökay Öner benimle görüşme yaptı ve proje ekibinde beni görevlendirdi deneyimli olduğum için. Ben burada görevlendirildiğimde Şevket, Murat ve Kerem Müdür’ü tanımıyordum. Daha önce Yenimahalle’de olduğum için sadece Ufuk’u biliyordum. Bana etkin pişmanlıktan faydalanacağı söylendi Serdar Sertçelik’in ve benim de görüşmem istendi ne hakkında konuşacağına dair. Mahfuz Tatar ve Semih Aslan dosyalarını incelemem istendi. Bunu inceledim. Benim bu tarihten sonra vurulana kadar hiçbir görüşmem yoktur” dedi.
Karaca, ikinci dalga operasyonu öncesinde soruşturmayı yürüten dönemin Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekili Ahmet Yıkılmaz’ın, şüpheli olarak değerlendirilen Ayhan Bora Kaplan’ın kardeşi ile avukatı Cengiz Haliç başta olmak üzere bazı isimlerin gözaltı listesinden çıkarılmasını sağladığı iddiasında bulundu. Karaca, şu an hakkında yakalama kararı bulunan Ayhan Bora Kaplan’ın avukatı Haliç için Yıkılmaz’ın, “Bora Kaplan’la aralarında avukat-müvekkil ilişkisi vardır” dediğini öne sürdü.
“Ufuk ses kaydını açmış, iyi ki de açmış”
Karaca, savunmasına şöyle devam etti:
“Serdar Sertçelik’in vurulduğu gün de bizim gidip görüşmemiz istendi. Keçiören’deki annesinin evine gittik. Gittiğimizde ayağı yaralıydı. Ses kayıt cihazının çalışıp çalışmadığından emin olmak için Ufuk telefonun ses kaydını açtı. İyi ki de açmış bugün görüyoruz karşılaştığımız suçlara bakınca. Bize Sertçelik, vurulmasının tesadüf olduğunu söyledi.
Bu süreçlerde Serdar gizli tanık olduktan sonra beyanı gerekli çalışmaların yapılması için bize gönderildi. Biz de delil araştırmalarını yapıyoruz. Bizim kasıtlı olarak bir şeyler yapalım gibi bir şey olmadı. Böyle bir talimat da almadım. Alsam da yapmam zaten, tutanak tutarım ‘bana böyle talimat verildi’ diye.”
“Yaptığım tüm işler hukuka uygundur”
Sertçelik’e sahte doktor raporu almakla suçlanan Karaca, konu bu hakkında da şunları öne sürdü:
“22 Kasım’da Başsavcıvekilimizin odasında cinayet dosyasına ilişkin toplandık. O toplantıda Şevket Müdür, Savcı Mustafa Kaya, Müdür Kerem Gökay Öner ve Ufuk vardı. ’24’ünde operasyonu yapalım’ dediler. Bu tarihte operasyonu yaptık. Biz proje kısımları olarak talimatları alırız, ifadeleri alırız, ekiplere teslim ederiz. Doktor Bey ilk değerlendirmesinde ‘10 gün üzerine basmamalı. basarsa kalıcı hasar oluşabilir’ dedi. Savcı uygun görmedi raporu, yeniden istedi. Böylelikle ‘gözaltına alınmasının sakıncası var’ raporunu yazdı. Savcı, şahsın evinde ifadesinin alınmasına karar verdi ve ‘diğerleriyle birlikte talimat vereceğim’ dedi. Biz de gittik ifadesini aldık. 21 yıldır bu işteyim. Yaptığım tüm işler hukuka uygundur. Ses kaydı ortada. Benim orada ne gibi bir telkinim bulunmakta. Bizim ne dahlimiz var kaçmasına ne de bilgimiz. Bizim için sıradan bir şüpheli kendisi. İşkence iddiaları var. Dosyanın en başından beri yaklaşık 100’den fazla şüpheli oldu. Avukatları ile birlikte en az 200 kişi. Bunlar hiç bir evrede söylemiyorlar işkenceyi. Ben bir çıkar gütmedim. Görevimin gereğini yerine getirdim. Biz bir operasyon yapmışız. Bunun darbe neresinde? Böyle bir şey söz konusu olamaz.”
Gökhan Karaca’nın avukatı da “Raporu alanlar rütbeli polisler değiller. Birisi komiser yardımcısı birisi polis memuru. Bunlar Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesi’nde ifade de verdiler bir telkinleri olmadığına dair” dedi. Karaca’nın avukatı müvekkilinin duruşmalardan vareste tutulmasını istedi.
Metehan İlkyaz: “Benim Sertçelik’in gizli tanık olduğundan bile haberim yoktu çünkü bize söylenmez”
Karaca’nın avukatının ardından müşteki sanık komiser Metehan İlkyaz savunma yaptı. İlyaz’ın savunması şöyle:
“Geldiğim gün Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne yönelik operasyon yapıldığını öğrendim. Ben operasyonda yer almadım. Sonrasında Ekipler Amiri olarak görevlendirildim. Ben sorguya, ifade almaya girmem. Savcılıktan direkt talimat almam. Biz sahada gözaltı yaparız, elde edilen delilleri teslim ederiz. Benim Serdar Sertçelik’in gizli tanık olduğundan bile haberim yoktu çünkü bize söylenmez. Gizli tanık olduktan sonra eve götürüldü. Şevket Müdür’ün talimatıyla abisine telefon numaramızın verilmesi ifade edildi bir şey olduğunda ulaşılması için. Sonra da biz ve ekiplerimiz bir daha Sertçelik ile görüşmedik, yanına gitmedik. Bir kaç gün sonra beni aradı Serdar Sertçelik ve ‘Şevket ve Ufuk Müdürüme ulaşamıyorum’ dedi. Ben de ileteceğimi söyledim.”
Hakkındaki suçlamaları reddeden İlkyaz, “Sanık ve müdafiilerinden gelen hiçbir soruyu cevaplamak istemiyorum Sayın Başkanım” dedi. Bunun üzerine ara karar kuran Mahkeme Başkanı, İlyaz’ın sorgusunu sonlandırdı. İlkyaz’ın avukatı Nuri Kılıç’ın savunmasına geçildi.
“Tamamen soyut, mesnetsiz, somut delillerle hazırlanmayan iddianameyi kabul etmiyoruz”
Avukat Kılıç, savunmasında şunları söyledi:
“Tamamen soyut, mesnetsiz, somut delillerle hazırlanmayan iddianameyi kabul etmiyoruz. Müvekkilimin hangi eyleminin Serdar Sertelik’in kaçırılmasına katkı olduğuna ilişkin somut bir şey yok. Bu yüzden savunmalarımızda zorlanıyoruz. İlgili ilgisiz ne var ne yok her şeyi savunmamıza sokuyoruz bu yüzden. Bu iddianamenin yasal yeterliliğe sahip olmamasından kaynaklı bir sonuçtur.
Göreve getirildiğinden itibaren bir buçuk ayda benim müvekkilimin Serdar Sertçelik’in kaçırılmasını planlaması imkansızdır. Müvekkilimin görevi operasyonlar için ekip ve araç görevlendirmekten ibarettir. İş bittikten sonra da emrindeki memurlar bilgilendirme yapıyor müvekkilime. Dava konusu olayla ilgili olarak müvekkilimin hiçbir sorumluluğu ve görevi yoktur. Müvekkilimin üzerine atılı suçlamaları reddediyoruz.”
Duruşmaya saat 13.30’a kadar

