Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Ankara Tabip Odası: TÜİK’in “Türkiye Sağlık Araştırması – 2025” raporu, derinleşen yoksulluğun halk salığı üzerindeki etkilerini ortaya koydu

Ankara Tabip Odası, TÜİK’in “Türkiye Sağlık Araştırması – 2025” raporunun derinleşen yoksulluğun halk sağlığı üzerindeki etkilerini ortaya koyduğunu belirterek, “TÜİK’in bu verileri, okullarda çocuklara verilecek ücretsiz bir öğünün sağlıklı bir gelecek için olmazsa olmaz hale geldiğini bir kez daha gözler önüne sermektedir” açıklamasını yaptı. 

Ankara Tabip Odası, TÜİK'in "Türkiye Sağlık Araştırması – 2025" raporunun derinleşen

(ANKARA) – Ankara Tabip Odası, TÜİK’in “Türkiye Sağlık Araştırması – 2025” raporunun derinleşen yoksulluğun halk sağlığı üzerindeki etkilerini ortaya koyduğunu belirterek, “TÜİK’in bu verileri, okullarda çocuklara verilecek ücretsiz bir öğünün sağlıklı bir gelecek için olmazsa olmaz hale geldiğini bir kez daha gözler önüne sermektedir” açıklamasını yaptı.

Ankara Tabip Odası, sosyal medya hesabından TÜİK’in “Türkiye Sağlık Araştırması – 2025” verilerine ilişkin açıklama yaptı. Verilerin derinleşen yoksulluğun halk sağlığı üzerindeki etkilerini ortaya koyduğu belirtilen açıklamada, şu değerlendirmeler yapıldı:

“Ekonomik kriz ve alım gücündeki belirgin düşüş, toplumun sağlıklı gıdaya erişimini doğrudan kısıtlamaktadır. Et, süt, süt ürünleri, yumurta gibi temel protein kaynaklarına erişimin giderek güçleşmesi, geniş kitleleri karbonhidrat ağırlıklı, düşük besin değerli ucuz gıda tüketimine yöneltmektedir. Bu durum, yalnızca bir tercih değil, ekonomik zorunluluktan kaynaklanan bir beslenme modelidir ve obezitenin temel nedenlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Ekonomik Kaygılar ve Psikososyal Etkiler Yoksulluk ve gelecek kaygısı, bireyler üzerinde kronik bir stres faktörü oluşturmaktadır. Uyku düzensizliği, kaygı bozukluklarının hormonal denge üzerindeki olumsuz etkileri obezite ve depresyon döngüsünü tetiklemektedir. Özellikle ucuz paketli gıdalarda koruyucu, renklendirici, aroma verici olarak denetimsizce kullanılan obezojen maddelerin tüketimi de obeziteyi bireysel bir sorun olmaktan çıkarmakta, yasal düzenlemelerin önemini ortaya koymaktadır. Obezite, bu tablo içerisinde bir kilo problemi olmanın ötesinde psikolojik ve hormonal bozuklukların bir dışavurumu olarak karşımıza çıkmaktadır.

“KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİNİN İHMAL EDİLMESİ, TOPLUMUN DAHA FAZLA HASTALANMASINA NEDEN OLACAKTIR”

Obezite, diyabet, hipertansiyon ve kardiyovasküler hastalıklar gibi kronik rahatsızlıkların birincil risk faktörüdür. Mevcut ekonomik tabloda proteinden fakir beslenmek zorunda kalan, hareket alanı ve doğal yaşam alanları daraltılmış bir toplumun sağlığı doğrudan risk altındadır. Bugün koruyucu sağlık politikalarına ayrılan kaynakların yetersizliği, bu sorunun kronikleşmesine neden olmaktadır. Koruyucu sağlık hizmetlerinin ihmal edilmesi, toplumun daha fazla hastalanmasına, sağlık sistemine olan başvuruların artmasına ve orta ve uzun vadede toplam kamu sağlık harcamalarında önelemez artışa neden olacaktır.

Obezite artışıyla mücadele etmek için sadece bireysel diyet önerileri yeterli değildir. Sosyoekonomik eşitsizliklerin giderilmesi, sağlıklı gıdaya erişimin güvence altına alınması, sağlıklı kentler için yapısal değişikliklerin gerçekleştirilmesi ve koruyucu sağlık politikalarına bütçe ayrılması, halk sağlığını korumak adına atılması gereken en temel adımlardır. TÜİK’in bu verileri, okullarda çocuklara verilecek ücretsiz bir öğünün sağlıklı bir gelecek için olmazsa olmaz hale geldiğini bir kez daha gözler önüne sermektedir.”