(TBMM) – Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, ekim ayı enflasyon verilerine ilişkin, “Emekliye gelince takvim gösterip sabır isteyenler, faizciye, foncuya gelince hiç aynı sabrı istemiyor” dedi. “Fon krizi”ne ilişkin de Arıkan, “6 Şubat depreminde iş bilmezliğiniz yüzünden Kızılay’ı bitirdiniz. Bu fon depreminde de Türkiye Diyanet Vakfını heba etmeyin” diye konuştu. COP31 Zirvesi’ne İsrail’in katılmasına tepki gösteren Arıkan, “Gazze’nin toprağını ve suyunu zehirleyenlerin Türkiye topraklarında ‘çevre ve gelecek’ nutukları atmasına ev sahipliği yapmak, tarihi bir züldür” ifadelerini kullandı.
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Yeni Yol Partisi’nin Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
AK Parti’nin iktidardaki 24’üncü yılına ilişkin konuşan Arıkan, “2001 krizinin ardından ‘Sorumlu iktidardır, biz krizleri çözeceğiz’ diyerek iktidara gelen AK Parti, bugün binbir krizin baş sorumlusu olarak iktidarda duruyor. Eski Türkiye’de bakanlar Yüce Divan’da yargılanırdı, bugün haklarında tweet bile atılamıyor. 24 yıl önceki ‘Güçlü Türkiye’ vaadinin karşılığında bugün ne var? Trump istedi diye Rahip Brunson’ı bırakan, Aliyev kızdı diye danışmanını görevden alan bir iktidar var. ‘Özgür Türkiye’ vaadinin karşılığında ne var? ‘Başörtüsüne özgürlük’ diye yola çıkıp Azerbaycan’da ‘Başörtüsüne özgürlük’ diyenleri susturan, olağanüstü hali ‘olağan’ hâle getiren, muhalif sesleri susturan bir anlayış var. Sorunun sebebi olanlar, çözümün adresi olamazlar. Bu iktidar miadını doldurmuştur” dedi.
Arıkan, TÜİK ve ENAG’ın ekim ayı enflasyon verilerine yönelik de “Emekliye gelince takvim gösterip sabır isteyenler, faizciye, foncuya gelince hiç aynı sabrı istemiyor. İktidara bakıyorsunuz, ‘Enflasyon düşüyor, faiz düşüyor, istihdam artıyor, tarımsal üretim yükseliyor’ diyorlar ama kredili mevduat hesabı, yani ‘eksi bakiye’ kullanımı 4 yılda yüzde 271 artmış. Yani vatandaş artık ev almak, araba almak için değil, ay sonunu getirmek için borçlanıyor. Düşünebiliyor musunuz, Türkiye’de ilk defa milyonlarca insan evine ekmek götürebilmek için kredi çekiyor. İstihdama bakalım. Eylül ayında istihdam 49 bin kişi azalmış, işsiz sayısı 198 bin kişi artmış, gençlerde işsizlik oranı yüzde 14,8 olmuş. Milletvekili, belediye başkanı transfer sayısını düşündüğünüz kadar hiç işsiz genç sayısını düşündünüz mü?” diye konuştu.
“KİM MİLLETİN PARASINA EL UZATMIŞSA HESABINI SORACAKSINIZ”
“Fon listesindeki vurguncuları öğrenemedik. Sürekli yeni görevlendirmeler yapılıyor. SPK Başkanlığına Vergi Denetim Kurulu Başkanı atandı. Başkan Vekilliğine de MASAK kökenli bir isim getirildi. Ancak bir hatırlatma yapmak istiyorum: Sayın Cumhurbaşkanı, ‘Bir cerrah titizliğiyle’ meseleyi ele alacağız demişti. Size bir dost uyarısında bulunmak istiyoruz: Yaptığınız atamalara baktığımızda siz kalp cerrahını beyin ameliyatına sokuyorsunuz. Bu hasta, bu masada kalır. Soruşturma yürütmek başka, sermaye piyasasını yeniden güvenilir hâle getirmek başkadır. Mevcut dosyaları incelemek başka, aynı krizin bir daha yaşanmayacağı bir sistem kurmak başkadır. Bu yolsuzlukta bütün yollar siyasi ayağa çıkar. Bu işin siyasi ayağını açıklamak zorundasınız. Kim bu işin içindeyse ortaya çıkaracaksınız. Kim milletin parasına el uzatmışsa hesabını soracaksınız. 6 Şubat depreminde iş bilmezliğiniz yüzünden Kızılay’ı bitirdiniz. Bugün güven tazelemek için Kızılay Kanunu’nu konuşuyoruz. Bu fon depreminde de Diyanet camiasını ve Türkiye Diyanet Vakfını heba etmeyin.”
“MÜSLÜMAN ÜLKENİN GÜVENLİĞİNİ BAŞKA BİR MÜSLÜMAN ÜLKENİN GÜVENSİZLİĞİ ÜZERİNE İNŞA ETMEYİ KABUL ETMİYORUZ”
Arıkan, Mekke Ortak Savunma Antlaşması’na ilişkin de bir mutabakatın üzerinde Mekke isminin yer almasının mutlaka Mekke’nin temsil ettiği değerlerle örtüştüğü anlamına gelmediğine işaret etti. Arıkan, Mekke’yi ve Kâbe’yi koruma iddiasının öncelikle Filistin’in, Gazze’nin ve Kudüs’ün korunmasını gerektirdiğini kaydetti.
Arıkan, “Anlaşma metnini okuyunca ilk olarak aklımıza iki soru geliyor: Bir: Kimi savunacağız? İki: Kime karşı savaşacağız? Birinci sorunun cevabı belli. Peki, ikinci sorunun cevabını net bir şekilde sözleşmenin maddeleri içerisinde görmek istiyoruz. Bir birliktelik kurulacaksa ABD’nin veya İsrail’in bölgesel hesaplarını kolaylaştırmak için değil, bölge ülkelerinin bağımsızlığını, coğrafyamızın güvenliğini ve adil bir barışı sağlamak için kurulmalıdır. Biz Saadet Partisi olarak Mekke Anlaşması’nı bu hâliyle kabul etmeyeceğimizi aziz milletimize ilan ediyoruz. Bir Müslüman ülkenin güvenliğini başka bir Müslüman ülkenin güvensizliği üzerine inşa etmeyi kabul etmiyoruz” dedi.
“ÜLKEMİZİN GELECEĞİNİ İSRAİL’DE, AMERİKA’DA YAPILACAK SEÇİMLER DEĞİL, TÜRKİYE’DE YAPILACAK SEÇİMLER BELİRLER”
ABD’de 3 Kasım ara seçimleri ile İsrail’de 120 sandalyeli Knesset’in yeni üyelerini belirlemek üzere düzenlenen genel seçimlere değinen Arıkan, şunları söyledi:
“Aktörler değişebilir, politikalar kısmen değişebilir, yönetimler el değiştirebilir. Nitekim bugün dünyada aktörlerin değiştiğini görüyoruz. Ama sistemi değiştirmediğiniz sürece kendisine yeni aktörler üretir. Birinci Ramses gider, ikinci Ramses gelir. Ancak ‘piramit inşaatı’ kaldığı yerden devam eder. Bir Netanyahu gider, bir Netanyahu gelir. Böyle olursa Filistin’de zulüm kaldığı yerden devam eder. Biz bu yüzden diyoruz ki: Ülkemizin ve bölgemizin geleceğini İsrail’de, Amerika’da yapılacak seçimler değil, Türkiye’de yapılacak seçimler belirler. Amerikan Kongresindeki senatörlerin değil, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki milletvekillerinin tercihleri belirler.”
“BUNLARIN ÇEVRECİLİĞİ, İSRAİL KARŞILARINA ÇIKANA KADARDIR”
Arıkan, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31’in 9 Kasım’da Antalya’da başlayacağını hatırlatarak, çevre sorunlarının yeşil sloganlarla örtülebileceğini ancak doğanın bu şekilde korunamayacağını ifade etti. COP31’de iklim krizinin ele alınacağını ancak iklim krizine neden olan ekonomik düzenin sorgulanmayacağını savunan Arıkan, krizin daha fazla kazanmayı ve daha fazla sömürmeyi esas alan ekonomik düzenin bir sonucu olduğunu dile getirdi. Arıkan, “Tabiatı sınırsız bir kazanç alanı olarak gören bu anlayış, yalnızca ürünlerin etiketini yeşile boyayarak çevreci olabilir mi? Hayır. Bunun adı yeşil dönüşüm değil, yeşil sömürgeciliktir” dedi.
COP31 Zirvesi’ne İsrail’in katılmasına tepki gösteren Arıkan, “İnsanları öldürmek için İsrail, Gazze’de 100 bin tondan fazla patlayıcı kullanarak tarım arazilerini, su kaynaklarını, zeytinlikleri yok etti, ekokırım suçu işledi. İşte Antalya’daki COP31’in özeti budur: Bunların çevreciliği, İsrail karşılarına çıkana kadardır. Gazze’nin toprağını ve suyunu zehirleyenlerin Türkiye topraklarında ‘çevre ve gelecek’ nutukları atmasına ev sahipliği yapmak, tarihi bir züldür” değerlendirmesini yaptı.
Arıkan, çiğ süt üreticilerinin yaşadığı ekonomik sıkıntılara dikkati çekerek, mevcut süt fiyatının üretim maliyetlerinin altında kaldığını ve üreticinin litre başına zarar ettiğini söyledi. Süt üreticilerinin desteklenmesi, maliyetlerin şeffaf şekilde hesaplanması ve fiyatların bu doğrultuda belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Arıkan, üreticilerin taleplerine duyarsız kalınmaması çağrısında bulundu.
Lösemili Çocuklar Haftası ve Turuncu Farkındalığı Günü’ne de değinen Arıkan, çocukların sağlık hizmetlerine zamanında erişiminin sağlanması ve ailelerin ekonomik yükünün hafifletilmesinin devletin sorumluluğu olduğunu vurguladı. Arıkan, hiçbir çocuğun tedavi imkânlarının ailesinin maddi durumuna veya yaşadığı şehre bağlı olmaması gerektiğini ifade ederek lösemiyle mücadele eden çocuklara şifa diledi.

