Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

YENİ Partili Bülbül’den adli yıl mesajı: “Yeni adli yılda ihtiyacımız olan şey daha fazla tutuklama değil” 

YENİ Parti Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, yayımladığı mesajda, “Yeni adli yılda ihtiyacımız olan şey daha fazla tutuklama değil, kanunun gerçekten kanun olarak uygulandığı, yargının siyasetten bağımsız, savunmanın özgür ve özgürlüğün esas, tutuklamanın ise gerçekten istisna olduğu bir hukuk düzenidir” dedi. 

YENİ Parti Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, yayımladığı mesajda, "Yeni adli

(ANKARA) – YENİ Parti Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, yayımladığı mesajda, “Yeni adli yılda ihtiyacımız olan şey daha fazla tutuklama değil, kanunun gerçekten kanun olarak uygulandığı, yargının siyasetten bağımsız, savunmanın özgür ve özgürlüğün esas, tutuklamanın ise gerçekten istisna olduğu bir hukuk düzenidir” dedi.

YENİ Parti Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, bugün başlayan 2026-2027 adli yılına ilişkin mesaj yayımladı. Bülbül, mesajında şu ifadelere yer verdi:

“Yeni adli yıl Türkiye’de hukuksuzluk ve tek adam rejiminin yarattığı acı bir tablo ile açılıyor. Adli yıl açılırken, Türkiye’de yargının geldiği noktayı görmezden gelerek adaletten söz etmek mümkün değildir. İBB kumpas davasında yaşanan adil yargılanma hakkı ihlalleri, belediyelere yönelik operasyonlar, muhaliflere yönelik baskı, gazetecilerin sırf mesleki faaliyetleri nedeniyle kıskaç altına alınması, tutuklamanın kanundaki istisnai tedbir olmaktan çıkarılıp fiili cezaya dönüştürülmesi, muhaliflerin tutuklama yasağı olan suçlardan dahi tutuklanması işte bu rejimin net bir sonucudur.

HUKUK DEVLETİNDE YARGI, MUHALİFLERİ HİZAYA GETİREN BİR ARAÇ DEĞİLDİR”

Gazeteciler haberleri, yurttaşlar sosyal medya paylaşımları, avukatlar ise yalnızca mesleki faaliyetleri nedeniyle soruşturma ve baskıyla karşı karşıya bırakılmaktadır. Hukuk devletinde yargı, iktidarın muhaliflerini hizaya getiren bir araç değildir. İktidar dahil herkesin sınırlarını belirleyen bağımsız bir güvencedir. AYM ve AİHM kararlarının uygulanmadığı, ifade özgürlüğünün daraltıldığı, savunmanın hedef haline getirildiği ve tutuklamanın istisna olmaktan çıkarıldığı bir düzende hukuk devletinden söz edilemez.

VATANDAŞ ÇARESİZCE AİHM KAPILARINDA BEKLİYOR”

Türkiye, bugün AİHM ve AYM kararlarının uygulanmadığı, yargının siyasetin emrinde karar verdiği bir iklime teslim olmuş durumda. Adalet talebine partizan bir hukuk sistemi içinde olumlu karşılık alamayan vatandaş çaresizce AİHM kapılarında adalet bekliyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin önünde 2025 yılı sonu itibarıyla Türkiye aleyhine bekleyen 18 bin 464 dosya var. AİHM’e giden her üç davadan birisi Türkiye’den gidiyor. 2025 sonunda açıklanan veriler, Anayasa Mahkemesi için de durumun farklı olmadığını ortaya koymaktadır. Bugüne kadar 714 binden fazla bireysel başvuru yapılmıştır. Bunun yanı sıra derdest dosya sayısı 91 bin 686 olarak açıklandı. Kurulduğu günden bugüne 82 binden fazla hak ihlali kararı verdi. Bunların 65 bini adil yargılanma hakkı ihlallerinden oluşmaktadır.

SAVUNMA HAKKI, AĞIR BİR DARBE ALDI”

Savunma hakkı, bu çöküşün en ağır darbe alan alanıdır. Avukat Mehmet Pehlivan, sırf Ekrem İmamoğlu’nun avukatı olduğu için halen zindanlarda hukuksuzca tutulmakta, mesleğini icra ettiği için yargılanmaktadır. Osman Kavala, Tayfun Kahraman ve Selahattin Demirtaş AİHM ve AYM kararlarına rağmen serbest bırakılmamakta, iktidardan talimatlı ilk derece mahkemeleri eliyle hukuka aykırı biçimde zindanda tutulmaktadır.

Bugün Türkiye, yandaşa başka, muhalife başka hüküm verilen çifte hukuk düzeninin uygulandığı, avukatların zindanlara atıldığı, AYM ve AİHM kararlarının uygulanmadığı, Anayasanın rafa kaldırıldığı, yurttaşların kendi ülkesinde adalet bulamayıp AİHM kapısına sürüklendiği bir ülke haline gelmiştir.

İHTİYACIMIZ OLAN ŞEY, YARGININ SİYASETTEN BAĞIMSIZ OLMASIDIR”

Yeni adli yılda ihtiyacımız olan şey daha fazla tutuklama değil, kanunun gerçekten kanun olarak uygulandığı, yargının siyasetten bağımsız, savunmanın özgür ve özgürlüğün esas, tutuklamanın ise gerçekten istisna olduğu bir hukuk düzenidir. Hukukun üstünlüğünün yeniden tesis edildiği, yargı bağımsızlığının sağlandığı, savunma hakkının güvence altına alındığı bir Türkiye mümkündür. O günlere olan inancımızla; mesleğini onuruyla icra eden hâkimlerin, savcıların, avukatların ve tüm yargı çalışanlarının yeni adli yılını kutluyor, adaletin yeniden hâkim olacağı bir ülke için mücadele kararlılığımızı yineliyoruz.”