(ANKARA) – Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2026-2027 Adli Yıl Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, dünyanın içinde geçtiği zorlu dönemde Türkiye’nin güçlü olmak zorunda olduğunu belirterek, “Kimsenin merhametine güvenebileceğimiz bir dönemde değiliz. Ama aynı zamanda haklı da olmamız gerekiyor” dedi. Yılmaz, “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin ise “Silahların bırakıldığı, örgütsel yapıların tasfiye edildiğinin sahada ve MGK kararıyla teyit edildiği bir ortamda, ondan sonraki süreç daha çok yargının, hukukun konusu olan bir süreç olacak” ifadelerini kullandı.
2026-2027 Adli Yılı, Yargıtay İsmail Rüştü Cirit Konferans Salonu’nda düzenlenen törenle başladı. Törene Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile Yargıtay üyeleri, hakimler ve savcılar katıldı.
Törende konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, yeni adli yılın yargı camiası ve Türkiye için hayırlı olmasını diledi. Dünyanın jeopolitik risklerin, gerilimlerin ve savaşların arttığı bir dönemden geçtiğini belirten Yılmaz, “Güçlüysem her şeyi yapabilirim” anlayışının giderek yaygınlaştığını söyledi.
Gazze başta olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan gelişmelere dikkat çeken Yılmaz, yalnızca bilim ve teknolojinin insanlık için yeterli olmadığını belirterek, bunların hukuk, ahlak, adalet ve merhametle birleşmesi gerektiğini ifade etti.
“KİMSENİN MERHAMETİNEGÜVENEBİLECEĞİMİZ BİR DÖNEMDE DEĞİLİZ”
Türkiye’nin içinde bulunduğu uluslararası ortamda güçlü olmak zorunda olduğunu belirten Yılmaz, şöyle konuştu:
“Dünyanın bu zorlu döneminde Türkiye Cumhuriyeti olarak şuna inanıyoruz; güçlü olmak zorundayız. Kimsenin merhametine güvenebileceğimiz bir dönemde değiliz. Maalesef böyle bir uluslararası ortamdayız, bölgesel ortamdayız. Dolayısıyla güçlü olmak zorundayız. Ama aynı zamanda haklı da olmamız gerekiyor. Dolayısıyla biz dünyanın bu genel gidişatından farklı olarak hem güçlü olacağız hem de haklı olacağız diyoruz.”
Hukukun ve adaletin devlet hayatındaki önemine vurgu yapan Yılmaz, kanunların herkese eşit uygulanması, hakkın sahibine teslim edilmesi, güçlünün hukukla sınırlandırılması ve güçsüzün hukukla korunmasının devlet ile vatandaş arasındaki güvenin temelini oluşturduğunu söyledi.
“2002’DEN BU YANA HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNÜ GÜÇLENDİRDİK”
Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde 2002 yılından bu yana gerçekleştirilen reformlarda hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi, hak ve özgürlüklerin güvencelerinin genişletilmesi ve vatandaşların adalete erişiminin kolaylaştırılmasının esas alındığını savundu.
Yargının vesayetçi yapılardan arındırıldığını, temel kanunların yenilendiğini ve hak arama yollarının çoğaltıldığını belirten Yılmaz, askeri yargının kaldırılması, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkının getirilmesi ve Kamu Denetçiliği Kurumu’nun oluşturulması gibi düzenlemeleri örnek gösterdi.
“ADALET SİSTEMİNE GELMEDEN İHTİLAFLARI AZALTMAK ÖNEMLİ”
Yargının iş yükünün azaltılmasında uyuşmazlıkların mahkemeye taşınmadan çözülmesinin önemine dikkat çeken Yılmaz, koruyucu adalet anlayışının geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
Nitelikli sözleşmelerin önemine değinen Yılmaz, belirsiz ve niteliksiz hazırlanan sözleşmelerin daha sonra yargının iş yüküne dönüştüğünü belirtti.
Uyuşturucu bağımlılığıyla mücadeleye de dikkat çeken Yılmaz, cezaevlerindeki hükümlülerin yaklaşık üçte birinin uyuşturucu suçlarından bulunduğunu belirterek, bağımlılıkla etkili mücadelenin hukuk ve infaz sisteminin yükünü azaltacağını söyledi.
“MİLLETİMİZİN YARGIDAN EN BÜYÜK BEKLENTİSİ SÜRECİN DAHA HIZLI İŞLEMESİ”
Adalet reformlarının sürdürüleceğini belirten Yılmaz, geçtiğimiz yıl Türkiye Yüzyılı Yargı Reformu Stratejisi ile önümüzdeki dönemin yol haritasının ortaya konulduğunu, 12. Yargı Paketi kapsamında çeşitli düzenlemelerin hayata geçirildiğini kaydetti. Yılmaz, vatandaşların yargıdan en büyük beklentisinin yargılama süreçlerinin daha hızlı sonuçlanması olduğunu ifade etti.
Yılmaz, “Daha hızlı derken elbette kaliteden fedakarlık etmeden, nitelikten fedakarlık etmeden, doğru ve isabetle kararlar verilmesinden fedakarlık etmeden, olabilecek en makul sürelerde bu süreçlerin sona ermesidir. Milletimizin yargıdan en büyük beklentisi budur” dedi.
Bu kapsamda hukuk davalarında duruşmalar arasındaki sürenin zorunlu haller dışında üç ayla sınırlandırıldığını belirten Yılmaz, uzun süren dava ve soruşturmaların nedenlerini erken aşamada tespit etmek amacıyla adalet komisyonları bünyesinde yargı hizmetlerinin etkinliği bürolarının oluşturulduğunu aktardı.
HAKİM VE SAVCI SAYISI 26 BİN 667’YE ÇIKTI
2002 yılında yaklaşık 9 bin 340 olan hakim ve savcı sayısının bugün 26 bin 667’ye, toplam adalet personeli sayısının ise 61 binden 208 binin üzerine çıkarıldığını belirten Yılmaz, hakim ve savcı yardımcılığı ile Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı’nın sisteme kazandırıldığını söyledi.
Hukuk fakültelerine girişte 100 bin başarı sıralaması şartının bu yıl ilk kez uygulanmaya başladığını hatırlatan Yılmaz, UYAP’ın yanı sıra yapay zeka destekli uygulamaların da adalet hizmetlerinde kullanılmaya başlandığını ifade etti.
“TERÖRÜN EKONOMİK MALİYETİ EN AZ 3 TRİLYON”
Terörün Türkiye’nin toplumsal barışı ve kalkınması üzerinde ağır bir yük oluşturduğunu belirten Yılmaz, terörle mücadelenin ekonomik maliyetinin de yüksek olduğunu söyledi. Yılmaz, “Sadece ekonomik maliyete baktığımız zaman terörün en az 3 trilyon lira maliyet oluşturduğunu görüyoruz. Bu kaynaklar terör yerine başka alanlara, adalete, eğitime, altyapıya, teknolojiye harcanmış olsaydı bugün nasıl bir Türkiye olurdu, bunu da takdirlerinize bırakıyorum” dedi.
“TERÖRÜ GÜNDEMİMİZDEN KALICI OLARAK ÇIKARMAK İSTİYORUZ”
“Terörsüz Türkiye” vizyonuyla terörün ülke gündeminden kalıcı olarak çıkarılmasını hedeflediklerini belirten Yılmaz, süreçte şehitlerin hatırasının ve gazilerin hukukunun gözetilmesinin temel ölçütlerden biri olduğunu söyledi.
TBMM’de 467 oyla kabul edilen “çerçeveye yasa”ya da değinen Yılmaz, bunun geniş bir siyasi mutabakat ortaya koyduğunu belirterek Meclis’teki parti gruplarına ve milletvekillerine teşekkür etti.
Sürecin ilk aşamasının silahların bırakılması ve örgütsel yapıların tasfiye edildiğinin sahada tespit edilmesi olduğunu belirten Yılmaz, “Silahların bırakıldığı, örgütsel yapıların tasfiye edildiğinin sahada teyit ve tespit edildiği ve MGK kararıyla da bunun teyit edildiği bir ortamda, ondan sonraki süreç daha çok yargının, hukukun konusu olan bir süreç olacak” dedi.
Yılmaz, Adalet Bakanlığı koordinasyonunda Adli ve Hukuki İşler Koordinasyon Alt Kurulu’nun çalışmalarına başladığını da bildirdi.
“SURİYE’DE HERKESİ KAPSAYAN BİR YÖNETİMDEN YANAYIZ”
Türkiye’nin yalnızca “Terörsüz Türkiye” değil, “terörsüz bölge” vizyonuyla da hareket ettiğini belirten Yılmaz, Suriye’deki gelişmeleri yakından takip ettiklerini söyledi.
Yılmaz, Türkiye’nin Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğini koruduğu, tüm toplumsal kesimleri kapsayan bir yönetim anlayışından yana olduğunu belirterek, “Arabıyla, Kürdüyle, Türküyle, Türkmen’iyle, Alevisiyle, Nusayrisiyle, Sünnisiyle kim varsa, Müslümanıyla, gayrimüslimiyle kim varsa oradaki tüm vatandaşlarını kucaklayan bir Suriye devletinden, yönetiminden yanayız ve bunu destekliyoruz” ifadelerini kullandı.
Bölgede etnik ve mezhebi ayrımlar üzerinden çatışmalar yaratılmaya çalışıldığını savunan Yılmaz, Türkiye’nin bu girişimlere karşı bölgesel barış, huzur ve istikrarı savunduğunu söyledi.
Yılmaz, konuşmasının sonunda yeni adli yılın milletin adalete duyduğu güveni pekiştirmesini ve Türkiye’nin hukuk yolculuğunda yeni kazanımlara vesile olmasını diledi.

