Toplumun hafızasında bazı kelimeler vardır; yükü anlamından ağırdır. “Boşanmış kadın” da onlardan biri. Bir medeni hâl tanımından ibaret olması gerekirken, kimi zaman bir yargının, kimi zaman bir fısıltının, kimi zaman da haksız bir etiketin adı olur.
Oysa boşanmak, çoğu zaman bitiş değil; tükenen bir hikâyenin ardından kendini yeniden yazma cesaretidir.
Bir İmzanın Ardındaki Gerçek
Evlilik bir ortaklıktır. Sevgi, saygı ve emekle ayakta durur. Ama her ortaklık sonsuza kadar sürmez. Hayat değişir, insanlar değişir, beklentiler değişir. Kimi zaman şiddet, kimi zaman ilgisizlik, kimi zaman da derin bir yalnızlık o çatıyı ayakta tutamaz hâle getirir.
İşte o noktada bir kadın, çoğu zaman tek başına kalma korkusunu, ekonomik kaygıları, çevresinin baskısını ve çocuklarının geleceğine dair endişeleri omuzlayarak bir karar verir. O karar, sanıldığı gibi “kolay bir vazgeçiş” değildir; çoğu zaman uzun bir sabrın, gözyaşının ve iç muhasebenin sonucudur.
Toplumsal Yargılar ve Çifte Standart
Boşanmış bir erkek için “yeniden hayat kuruyor” denir.
Boşanmış bir kadın içinse hâlâ “neden?” sorusu fısıldanır.
Kadın, evliliği yürütmekle yükümlüymüş gibi görülür. Yürümeyen bir ilişki için bile sabretmesi beklenir. Çünkü toplum, çoğu zaman kadının fedakârlığını kutsar; ama onun mutluluğunu sorgular.
Oysa bir kadının hayatını sürdürme, yeniden başlama ve huzurlu olma hakkı, medeni hâline bağlı değildir. Boşanmak bir kusur değil, bir tercihtir. Ve her tercih gibi saygıyı hak eder.
Yeniden Ayağa Kalkmak
Boşanan kadın, çoğu zaman sıfırdan bir düzen kurar.
Yeni bir ev, yeni bir bütçe, yeni bir sosyal çevre…
Belki bir iş, belki yarım kalmış bir eğitim, belki yıllarca ertelenmiş hayaller.
En önemlisi de kendisiyle yeniden tanışır.
Kendi ayakları üzerinde durmanın özgüveni, yaşadığı zorlukların içinden süzülüp gelir. O artık yalnızca bir eş değil; bir anne, bir çalışan, bir dost, bir birey olarak kimliğini yeniden tanımlar.
Çocukların Gözünden
Toplumda en çok kullanılan cümle şudur: “Çocuklar için katlanılmalı.”
Oysa çocuklar, mutsuz bir evde büyüyen sessiz tanıklardır. Sevginin olmadığı bir ortam, en ağır yükü onların omuzlarına bırakır. Sağlıklı bir ayrılık, çoğu zaman sağlıksız bir birliktelikten daha iyidir. Çocuklar için en kıymetlisi, huzurlu ebeveynlerdir.
Kadının Gücü
Boşanan kadın zayıf değildir. Aksine, çoğu zaman en zor kararı alabilen kişidir. Toplumsal baskıya rağmen kendi hayatı için sorumluluk alabilen bir kadının cesareti, küçümsenemez.
Her bitiş, bir başlangıç taşır içinde. Ve kadınlar, küllerinden doğmayı iyi bilir.
Son Söz
Boşanmış bir kadına bakarken, onun medeni hâlini değil; mücadelesini görün.
Yargılamak yerine anlamayı deneyin.
Çünkü her hayatın içinde bilinmeyen bir hikâye saklıdır.
Ve bazen en büyük güç, “Artık yeter” diyebilmektir.











YORUMLAR