Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Şerafettin Kılıç: Vefat listesine bir tek Yusuf Tarık Gül’ün adı küçük harflerle yazıldı çünkü babası KHK’li polis memuruydu

TBMM Genel Kurulu’nda konuşan Saadet Partisi Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç, Kahramanmaraş’taki okul saldırısında yaşamını yitiren 11 yaşındaki Yusuf Tarık Gül’ün fotoğrafını göstererek “Bu fotoğrafa iyi bakın, bu fotoğraftaki güler yüzlü çocuk 11 yaşında hayattan koparılan Yusuf Tarık Gül, Maraş’taki menfur okul saldırısında hayatını kaybetti. Vefat listesine bir tek onun adı küçük harflerle yazıldı çünkü babası KHK’li polis memuruydu; ihraç edildi, cezaevine girdi. Babasından 6 yaşındayken ayrı düştü ve henüz kavuşmuşlardı ki gülüşü solduruldu. KHK, çoluk çocuk, masum suçlu ayırmadan mahkum eden bir zulüm aracına dönüşmüştür” dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda konuşan Saadet Partisi Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç, Kahramanmaraş'taki

(TBMM) – TBMM Genel Kurulu’nda konuşan Saadet Partisi Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç, Kahramanmaraş’taki okul saldırısında yaşamını yitiren 11 yaşındaki Yusuf Tarık Gül’ün fotoğrafını göstererek “Bu fotoğrafa iyi bakın, bu fotoğraftaki güler yüzlü çocuk 11 yaşında hayattan koparılan Yusuf Tarık Gül, Maraş’taki menfur okul saldırısında hayatını kaybetti. Vefat listesine bir tek onun adı küçük harflerle yazıldı çünkü babası KHK’li polis memuruydu; ihraç edildi, cezaevine girdi. Babasından 6 yaşındayken ayrı düştü ve henüz kavuşmuşlardı ki gülüşü solduruldu. KHK, çoluk çocuk, masum suçlu ayırmadan mahkum eden bir zulüm aracına dönüşmüştür” dedi.

TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı. Genel Kurul, sosyal medyanın 15 yaş altına engellenmesi ve kadınların doğum izninin 16 haftadan toplam 24 haftaya çıkarılmasına ilişkin düzenlemeleri içeren, 12 maddesi kabul edilen Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin ikinci bölümünde yer alan maddelerin görüşmeleri için toplandı.

Aydın: Yaşananlar çok boyutlu ve paydaşlı bir mesele olarak ele alınmalı

Gündem dışı konuşma için söz alan MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın, Şanlıurfa Siverek’te ve Kahramanmaraş’ta okullara yapılan saldırılara ilişkin, “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamalarının yapıldığı bugünlerde maalesef Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da meydana gelen elim olaylar neticesinde yavrularımızın hevesleri kursağında kalmış, ocaklara ateşler düşmüş ve ülkemiz bir matem havasına bürünmüştür. Söz konusu okul saldırıları münferit vakalar gibi görünse de çocukları şiddete, zorbalığa, nefret diline ve zararlı etkilere açık bırakan daha geniş bir risk alanına işaret etmektedir” dedi.

Çocukları yalnızca fiziksel tehditlerden değil onları şiddete sürükleyebilecek sosyal ve dijital etkilerden de korumak zorunda olduklarına değinen Aydın, “Yani bu tarz felaketlerin yaşanmaması adına öncelikle sorumluluğu bulunan ailelerimizin, toplumumuzun ve dahi devletimizin görevi, yalnızca suç işlendikten sonra tedbir almak yahut cezalandırmak değil çocukları şiddetten koruyacak mekanizmaları önceden düşünüp, tasarlayıp, planlayıp eyleme dönüştürmektir. Yaşananları basite indirgeyip yalnızca okul güvenliğiyle halledilebilecek bir durum gibi görmek yerine, çok boyutlu ve paydaşlı bir mesele olarak ele alınıp, bütüncül bir bakış açısıyla incelenip çözülmesi gereken bir kolektif sorun olarak algılamak ve kabul etmek gerekir. Çünkü tahribatı, yan etkileri, olay mahalli ve şahıslarıyla sınırlı kalmamakta, aksine uzun vadede sosyal bir travmaya dönüşüp toplumsal hatta ülkesel bir krize dönüşebilme riski ve tehlikesi taşımaktadır” diye konuştu.

Aydın, meseleyi yalnızca fail üzerinden okumanın hakikatin eksik anlaşılmasına yol açacağına dikkat çekerek “Çünkü asıl sorgulanması gereken çocuklarımızı böylesi karanlık eylemlere iten sosyal çevre, dijitalleşme, değer erozyonu ve kontrolsüz etki alanlarıdır. Dolayısıyla, bu art arda vuku bulan münferit olaylardan hareketle sadece güvenli okul ortamının güçlü toplumun ve sağlıklı geleceğin temeli olduğunu düşünmek eksik kalır ve bizi hataya götürür. Çünkü ihtiyaç duyduğumuz şey yalnızca daha sert tepki değil, daha akıllı, daha erken ve daha kapsayıcı önleme politikalarıdır” ifadeleri kullandı.

Karslı: Siber zorbalığın pençesinde kıvranma, şiddeti ve nefreti oyun zannetmenin özgürlüğü mü olur?

Şanlıurfa Siverek’te ve Kahramanmaraş’taki okul saldırısı sonucu hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, aileler baş sağlığı dileyerek sözlerine başlayan AK Parti İstanbul Milletvekili Şengül Karslı, “Bugün, esasen bir çark kırılmasının tam ortasındayız. Bugün, mesele, çocuklarımızın hangi dünyada büyüdüğü meselesidir. Mesele, geleceğimizin hangi ellerde, hangi ekranlarda, hangi karanlık koridorlarda şekillendiği meselesidir. İçinden geçtiğimiz çağ dünya tarihinin gördüğü en acımasız dönüşüme sahne oluyor. Dünya benzeri görülmemiş bir hızla değişiyor, dönüşüyor. Karşımızda insan ruhunu öğüten, zihinleri tek tipleştiren, duyguları uyutmaya yemin etmiş devasa bir dijital kuşatma var” dedi.

Dün çocuğunun odasına giren tehlikenin sokağın başından geldiğini bugün ise cebindeki cihazdan geldiğini söyleyerek şöyle konuştu:

“Dün aileler kapıyı kilitler, evlatlarını korurdu; bugün kapılar kilitli olsa da görünmeyen kapılar ardına kadar açık duruyor. Maalesef dijital bağımlılık bu hadiselerin temelinde duran en ağır sorunlardan biri. Saatlerini ekranda tüketen, gerçek hayattan kopan, şiddeti oyun sayan, merhameti emojilere indirgeyen bir nesil tehlikesiyle karşı karşıyayız. Nitekim, BTK’nin gerçekleştirdiği bir araştırmada lise öğrencilerimizin yaklaşık yarısının sosyal medya bağımlılığı riskiyle karşı karşıya olduğu ortaya konulmuştur. Aynı çalışmada, oyun bağımlılığını besleyen en güçlü unsurun ise yalnızlık olduğu tespit edilmiştir. Ellerinin altındaki ekranlarda bambaşka dünyalara giriyor çocuklarımız. Bu şuurla çocuklarımızı korumak adına hazırlanan tarihi, yasal bir düzenlemeyi geçtiğimiz hafta Gazi Meclisimize sunduk. Malumunuz, zihinleri henüz savunmasız olan 15 yaş altındaki çocuklarımız için bu yıkıcı platformlara kati kısıtlamaları hedefledik bu düzenlemeyle. 15 ila 18 yaş arasındaki gençlerimiz için ise onları zehirli içeriklerden korumak üzere belirli denetim mekanizmaları öngörüldü bu düzenlemede. Bugün dünyada da benzer hassasiyetler yükselmekte; Avustralya, Fransa, Birleşik Krallık, Danimarka ve pek çok ülke benzer sınırlamaları hayata geçirmiş ya da gündemine almıştır. Tek derdimiz bizim de bu kanunu bir an önce Gazi Meclisimizden geçirip yavrularımıza kalkan yapmaktır. Ne yazık ki bu süreçte özgürlüklere müdahale yaftasıyla çeşitli engellemelerle karşılaştık. Allah aşkına hangi özgürlük? Bir çocuğun algoritma tüccarlarının kölesi olma özgürlüğü mü bu? Siber zorbalığın pençesinde kıvranma, şiddeti ve nefreti oyun zannetmenin özgürlüğü mü olur? Ekran karşısında zehirleme özgürlüğü müdür bu? Özgürlük bağımlılık zincirlerini kırabilmektir.”

Becan: Cumhur İttifakı, muhalefetin verdiği yüzlerce önergeyi reddetmiştir

Bireysel silahlanmaya ilişkin söz alan CHP Yalova Milletvekili Tahsin Becan, konuşmasında şunları kaydetti:

“Türkiye’de son yıllarda bireysel silahlanmanın artmasıyla birlikte ateşli silahlarla işlenen suçlarda, can kayıplarında ve yaralanmalarda ciddi bir artış yaşanmaktadır. Ruhsatsız silah ediniminin yaygınlaşması, kolaylaşması ve denetimlerin yetersizliği tüm toplumun güvenliğini tehdit eder hâl almıştır; okulda, trafikte, sokakta, kurumda, ailede, nerede ararsan var. Türkiye’de 4 milyon ruhsatlı, 36 milyon ruhsatsız silah olduğundan, bu konuda da dünyada maalesef 10’uncu sırada yer alıyoruz yani neredeyse nüfusumuzun yarısında silah var. Bunun sonucunda on yılda 37 bin silahlı olay yaşanmıştır. Nitekim çok yakın zaman önce seçim bölgem Yalova’da, SGK İl Müdürlüğünde emekliliği reddeden bir kişi kurum avukatı Zekeriya Polat’ı tabancayla katletmiştir, üstelik ruhsatlı silahla saldırıyı gerçekleştirmiştir. Neden yaşananlardan önce gerekli tedbirleri alamayız? Sonra başımıza gelince ağlarız; işte, maden faciası olur, ah vah ederiz; tren kazası olur, ağlarız; yangın çıkar, içimiz yanar; deprem zaten kanayan yaramızdır. Yalova dahil tüm illerimizde kentsel dönüşümde bir arpa boyu yol alamamışızdır. Bugün depremde evladını kaybetmiş biri olarak, kaybettiğimiz öğrencilerimizin ailelerinin hangi acı içinde olduğunu gayet iyi biliyorum. Sizlerin de evlatları var, aynı acı içinde olduğunuzdan eminim. Böyle bir şeye sebep olan sorunları ortadan kaldırıp önlem alamadığımız için önce kendimi, sonra hepinizi buradan kınamak istiyorum. Acımız ortak, yasımız derin, yalnız çocuklarımız değil tüm toplumun güvenliğini tehdit eden her konuda bu Meclis’in çare olması gerekmektedir. Ne yazık ki muhalefet hangi öneriyi sunsa ret cevabı alıyor. Cumhur İttifakı muhalefetin verdiği yüzlerce önergeyi reddetmiştir. Demediniz ki ‘Şu önerilerden biri olsun ülke yararınadır, halkımızın faydasınadır, bunu kabul edelim.’ Her şeyde muhalefete ‘Hayır.’ sonuç ortada. Sonuç nedir? Çoğunluk sizde olunca siz ne diyorsanız o yapıldı maalesef. Halk da bunu görmektedir ama tüm bu yaptıklarınızdan dolayı gördüklerinin cevabını ilk seçimde sandıkta sizlere balyoz gibi indireceğinden hiç şüpheniz olmasın.”

Kılıç: KHK, çoluk çocuk, masum suçlu ayırmadan mahkum eden bir zulüm aracına dönüşmüştür

Saadet Partisi Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç, Kahramanmaraş’taki okul saldırısında yaşamını yitiren 11 yaşındaki Yusuf Tarık Gül’ün fotoğrafını göstererek “Bu fotoğrafa iyi bakın, bu fotoğraftaki güler yüzlü çocuk 11 yaşında hayattan koparılan Yusuf Tarık Gül, Maraş’taki menfur okul saldırısında hayatını kaybetti. Vefat listesine bir tek onun adı küçük harflerle yazıldı çünkü babası KHK’li polis memuruydu; ihraç edildi, cezaevine girdi. Babasından 6 yaşındayken ayrı düştü ve henüz kavuşmuşlardı ki gülüşü solduruldu. Bu da acı bir hikaye olarak kayıtlara geçti tıpkı KHK’li şehit Burak Zekeriya Altınok’un hikayesi gibi. KHK, çoluk çocuk, masum suçlu ayırmadan mahkum eden bir zulüm aracına dönüşmüştür” dedi.

Türkoğlu: Gözaltına alınan 110 madenciyi serbest bırakın

İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, Doruk Madencilik işçilerinin gözaltına alınmasına tepki göstererek “Dünyanın en ağır ve en tehlikeli işini yapan, yerin metrelerce altında alın teri döken, ekmek kazanan 110 madencinin Ankara’nın göbeğinde, bakanlık kapısında karga tulumba gözaltına alınması utançtır, utanç! Bu ülkenin yükünü sırtlayan işçiye reva görülen muamele bu mudur? İddiaları şu, ‘Maaşları alamıyoruz, tazminatımız gasbediliyor, işten atılıyoruz, hastanelik oluyoruz.’ E, bu iddialarla ilgili cevap vermek yerine, karga tulumba polis müdahalesiyle sendika başkanı dahil gözaltına almak kabul edilemez. Bir an önce gözaltına alınan madencileri serbest bırakın. Alın terinin karşılığını verin, adaleti sağlayın. Bu milletin vicdanında daha fazla mahkum olmayın” diye konuştu.

Akay: Depremzede çocuklarımız daha ne kadar bekleyecek?

CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay, Kahramanmaraş depremlerinin üzerinden üç yıl geçtiğini hatırlatarak “İslam Kalkınma Bankasından okulların yeniden yapımı için 165 milyon dolar yani 7,3 milyar liralık kaynak alınmış ama tek bir çivi çakılmamış. Soru önergesi verdik, cevap geldi. Hazine ‘Harcama yok’ diyor, Milli Eğitim ‘Süreç sürüyor’ diyor. Bu nasıl bir yöntem anlayışıdır? Çocuklar konteynerlerde eğitim görürken iktidar hala danışmanlık peşinde. Bu para neden bekletiliyor? Bu gecikmenin hesabını kim verecek? Bugün ortada sadece gecikme, belirsizlik ve sorumsuzluk var. Soruyorum; 7,3 milyar lira nerede? Depremzede çocuklarımız daha ne kadar bekleyecek? Bu ihmali kim açıklayacak? Bu tablo çok açık bir yönetim zaafıdır ve milletin vicdanını yaralamaktadır. Artık hesap verme zamanı gelmiştir, sorumlular derhal açıklama yapmalıdır ve gereği yapılmalıdır” ifadelerini kullandı.

Şevkin: Yüreğir Belediye Başkanımız Demirçalı’nın İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırılması hukuk devleti ilkesinin açıkça yok sayılmasıdır

CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin, yeniden halkın iradesinin, hukukun üstünlüğünün yok sayılmasına tanıklık ettiklerini belirterek “Haksız ve hukuksuz uygulamalara, belediye başkanlarımızın tutsak edilmesine, görevden uzaklaştırılmasına bir yenisi daha eklendi. Adana Yüreğir Belediye Başkanımız Ali Demirçalı hakkında yargılama veya itiraz süreci devam ederken, henüz karar kesinleşmemişken İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırılması hukuk devleti ilkesinin açıkça yok sayılmasıdır. Masumiyet karinesi nerede?” diye sordu.

“Seçilmiş bir belediye başkanını üst mahkemenin kararını beklemeden görevden almak hangi demokratik anlayışla bağdaşır?” diyen Şevkin, bu kararın sadece bir kişiye değil, Yüreğir halkının sandıkta tecelli eden iradesine yapılmış bir müdahale olduğunu söyledi.