Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
ZEKİ SARIHAN
ZEKİ SARIHAN

Sosyalizm Öldü Mü?

Dünya’da halkların fırtınalı denizler gibi coştuğu, dindiği, geri çekildiği dönemler vardır.

Galiba epey bir süreden beri geri çekilme dönemindeyiz.

Halkların, kendileri için bir dünya yaratma çabası, son olarak İkinci Dünya Savaşı ile 1970’li yıllar arasında yükselişe geçmişti. İkinci Dünya Savaşı yıllarında  birçok ülkenin halkı sosyalizmi seçerek yeni bir hayatı tercih etmişlerdi. Onlara yol gösteren ideoloji Marksizm’di. İşçi sınıfının zayıf olan bazı ülkelerde ise subaylar darbelerle iktidarı ele geçiriyor, onlar da rejimlerine ”sosyalist” sıfatı yakıştırmaktan geri durmuyordu. Arap sosyalizmi gibi.

Türkiye halkının unutturulduğu  sosyalizmle yeniden ve daha yakından tanışması 1960 Devrimi sonrasıdır. Bundan önceki sosyalizmle haşır neşir olması 1920-1921 yılları idi.

Türkiye sosyalistleri bu dönemde gençliği, işçisi, kadınları, aydınları, ile  hatta genç askerleri ile iktidarı ele almayı ciddi ciddi düşündüler ve harekete geçtiler. Karşı taraf (ABD ve Türkiye’deki işbirlikçileri) ise vermemek için her çareye başvurdu. 1971, 1980 faşist askerî darbeler bunun niçin yapıldı. Sosyalistlere zulmedildi. Örgütlenmeleri yasaklandı.

Gene de Türkiye’deki sosyalizm ateşini söndüren bunlar olmadı. Sosyalizmi adeta ölüm döşeklerine düşüren,  1980’leri sonlarında  Sovyetlerde ve bütün Doğu Avrupa’da “sosyalist” rejimlerinin art arda kapitalizmle yer değiştirmesidir.

Böylece sosyalistlerin tartıştığı bir konu açığa çıkmıştır. Sovyet Bloğunda sosyalizm çoktan bozulmuş, ve yoz bir parti diktatörlüğüne dönüşmüştür.

İKİ TÜR SOSYALİST

Türkiye’de çeşit çeşit sosyalist çevre vardı ama  bunların çeşidini ikiye düşürmek mümkündür:

Bir: Türkiye sosyalistleri. Bunlar Türkiye emekçilerine güvenen, ayakları Türkiye topraklarına basan  gerçek sosyalistler,

İki: Sovyetler Birliğine bağlı, onunla birlikte ve ona güvenerek sosyalist kimliği taşıyanlar.

Sovyet Cephesinin yıkılması, esas bu ikinci cephenin moralini sıfıra indirdi ama yıkılmamış sosyalistleri de kaygılandırdı ve onları rejimlerini yaşatmak niçin yeni önlemler almaya sevk etti. Çin Halk Cumhuriyeti’nin kapitalist yöntemleri sosyalizmin emrine tabi kılması ve halkın refahını artırmaya öncelik vermesi bu önlemlerin en görülenidir.

Türkiye sosyalistlerinin büyük çoğunluğu artık 1960’larda ve 70’lerde olduğu gibi sosyalist değildi. Sosyalizmden umudunu kesenler ya başka oluşumlara kapağı attılar ya da bir kenara çekildiler. İçlerinden bir kısmı yıllardır mücadele ettikleri milliyetçiliği yeniden keşfettiler. Çoğu Kemalizm’i sığınabileceği bir liman olarak gördü.

İSRAFİL SURUNU VURDUĞU ZAMAN…

Günümüzde sosyalist parti ve çevreler yok değildir fakat bunlar geniş halk yığınlarının desteğini almaktan uzaktır. Bu, onların beceriksizliklerinden değil, bütün dünya için sosyalizm mevsiminin gelmemiş  olmasındandır. Geri çekilme nerdeyse hâlâ sürmektedir ve mevcut sosyalistler kılıç artığı gibidirler. Bilindiği gibi, “ağzıyla kuş tutsa” bir önder veya kadro kitlelere zamanı gelmeden devrim yaptıramaz. Toplum, devrim ve sosyalizm için  kabardığı zaman ise yönetici kadro ve liderini bulur.

Günümüz koşullarının sosyalistlere yüklediği görev, kimliklerini sapasağlam korumaları ve toplumu emperyalizme, gericiliğe ve her türlü haksızlığa karşı mücadeleye, bilinçlenmeye sevk etmektir.

HER ŞEYİN BİR VAKTİ VAR

Sosyalizm, insan beyninin keşfettiği en ileri, en haklı düzenin adıdır. Yüzlerce yıllık mücadelenin ve toplumsal bilimlerin gelişmesinin bir sonucudur.  Bu bakımlardan sosyalist olmayanlar, onun kötülüğü üzerinde değil, uygulanmasının imkânsızlığı üzerinde duruyorlar. Gerçekten de sosyalizmin de kapitalizm gibi birçok sorunu vardır. Sosyalizm emeği ile yaşayanların ihtiyacına cevap verecek bir rejimdir. Oysa ülkede mülkiyet yaygınlaşmaktadır. Refah düzeyi düne göre çok yükselmiştir. Sosyalizmin yükseldiği dönemler, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları döneminde olduğu gibi savaş, yoksulluk ve eşitsizliğin yaygın olduğu dönemlerdir. Sosyalistler, böyle dönemlerin gelmesini istemezler ancak o şartların içinden sosyalizmle çıkılması için halklarının başına geçerler. Fakat durgunluk döneminde sosyalistler durumlarını korumaz ve geliştirmeye bakmazlarsa, kriz dönemlerinde topluma başkaları önderlik ederler. Sosyalistler, mantıklı politikalarla, ahlaki özellikleriyle geleceğe yatırım yapmakla yükümlüdürler.

AYAĞI TÜRKİYE TOPRAĞINDA

Sosyalistler şunu da hesaba katmalıdırlar: Sosyalizm de sürekli gelişen bir felsefe ve uygulamadır. Her ülkenin sosyal, siyasal, sınıfsal koşulları farklıdır.  Türk sosyalizmi, Sovyet veya Çin, Küba sosyalizmine benzemek zorunda değildir. 20. Yüzyıl sosyalizminin böyle bir zaafı vardı. Ülke koşullarını hesaba katan Çin, Kuzey Kore, Küba gibi ülkelerin sosyalizmleri ayakta kalmayı başarabildi.

Türkiye sosyalistleri, ayağı yere, Türkiye toprağına basan, Türkiye sosyolojisini hesaba katan ve Türkiye devrimci hareketinden güç alan bir  sosyalizmi adım adım inşa etmeye çalışmalıdırlar. (Independent Türkçe, 30 Mart 2026)

zekisarihan.com  

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER