Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Özel Okmeydanı Hastanesi ile kayyum yönetimindeki Şişli Belediyesi işçileri TBMM’de: Hiçbir özlük hakkımızı bırakmayacağız, sonuna kadar direneceğiz

DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu, Özel Okmeydanı Hastanesi ve kayyum yönetimindeki Şişli Belediyesi işçileriyle TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Bir hastane işçisi, “Tüm çalışanların maaş ve fazla mesaileriyle birlikte kıdem ve ihbar tazminatlarını hesaplayıp toplu anlaşmaya gitmekten neden korkuyorsunuz? Özel Okmeydanı Hastanesi çalışanları olarak sizlere bir kere daha hatırlatmak isteriz ki hiçbir özlük hakkımızı bırakmayacağız. Sonuna kadar direneceğiz” dedi. Şişli Belediyesi işçisi ise “Yaklaşık 8 aydır Şişli Belediyesi’nde bir kayyum yönetimi var. Kayyum ve yönetimi geldiğinden itibaren yaptığı tek şey işçilerin kazanmış haklarını nasıl gasbederiz, nasıl tırpanlarız, nasıl yok ederiz bunun çabası içinde” diye konuştu.

DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu, Özel Okmeydanı Hastanesi ve

(TBMM) – DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu, Özel Okmeydanı Hastanesi ve kayyum yönetimindeki Şişli Belediyesi işçileriyle TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Bir hastane işçisi, “Tüm çalışanların maaş ve fazla mesaileriyle birlikte kıdem ve ihbar tazminatlarını hesaplayıp toplu anlaşmaya gitmekten neden korkuyorsunuz? Özel Okmeydanı Hastanesi çalışanları olarak sizlere bir kere daha hatırlatmak isteriz ki hiçbir özlük hakkımızı bırakmayacağız. Sonuna kadar direneceğiz” dedi. Şişli Belediyesi işçisi ise “Yaklaşık 8 aydır Şişli Belediyesi’nde bir kayyum yönetimi var. Kayyum ve yönetimi geldiğinden itibaren yaptığı tek şey işçilerin kazanmış haklarını nasıl gasbederiz, nasıl tırpanlarız, nasıl yok ederiz bunun çabası içinde” diye konuştu.

DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu, TBMM’de Özel Okmeydanı Hastanesi ve Şişli Belediyesi işçileri ile birlikte basın toplantısı düzenledi. Konukçu’ya basın açıklaması boyunca eşlik eden işçiler, iş yerlerinde yaşadığı sorunları dile getirdi.

“Türkiye’nin dört bir tarafında işçiler çalışma koşullarına karşı, düşük ücretlere karşı direnişteler. Direnişte olan, sorunlarını anlatmaya çalışan Özel Okmeydanı Hastanesi emekçileri ve Şişli Belediyesi işçileri bugün bizlerle birlikte. ‘Ülkede ekonomik kriz var’ deyip duran bir iktidar var. Ancak bunu söylerken bir taraftan da ‘büyüyoruz’ diyor ekonomik olarak. ‘Dünyanın 16. büyük ekonomisiyiz’ diyor” ifadelerini kullanan Konukçu, şunları söyledi:

“Biz baktığımızda gördüğümüz, dediğimiz şey bir ekonomik krizden çok bölüşüm krizi. Bir taraf gitgide zengin olurken, dolar milyonerleri ortaya çıkarken, sayıları her geçen gün artarken bir taraftan da açlık sınırının altında yaşayan milyonlarca emekçi var ve bunların sayısı gitgide artıyor. Biliyorsunuz, asgari ücret şu anda açlık sınırlarının altında ve asgari ücrete yapılacak zam oranları tartışılırken yüzde 20-25’lerden bahsedebiliyorlar. Kendi öngördükleri enflasyonun da altında rakamları telaffuz edebiliyorlar. Bu çalışma koşulları emekçilerin kabul etmesi mümkün olmayan koşullar. Çünkü bu koşullar aynı zamanda emekçilerin bütün ailecek, çoluk çocuk çalışmasına yol açıyor.

“Hastaların müşteri, ağlık emekçilerinin de maalesef bir eşya gibi görüldüğü sistem var”

Çocuk işçi ölümleri, zorla işçileştirilen çocuk demek daha doğru, ölümleri gitgide artıyor. Devlet eliyle Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı MESEM’lerde çocuklar her geçen gün hayatlarını kaybediyorlar. Bir taraftan da sağlıkta dönüşüm projesi ile karşı karşıyayız. Sağlıkta biliyorsunuz uzun zamandır ciddi bir özelleştirme var. Hastaların müşteri olarak görüldüğü, çalışanların da sağlık emekçilerinin de maalesef bir eşya gibi görüldüğü bir sistem var. Bu sistem şu an öyle bir noktaya geldi ki ciddi bir tekelleşme süreci yaşanıyor. Hastaneler, özel hastaneler bir bir değişik bahanelerle kapatılıyor ve bunun ardından oradaki emekçilerin haklarına el konuyor, gasbediliyor ve sağlık alanındaki büyük tekeller hastanelere el koyuyor, zincirlerini büyütüyor. Burada yine olan sağlık çalışanlarına oluyor.

“Kayyumlar her yerde olduğu gibi Şişli Belediyesi’nde de emekçilerin hakkına göz dikiyor”

Bir taraftan da bakıyoruz ki belediyelere biliyorsunuz kayyum atanıyor. Şimdi şu ara kayyum atanmıyor olabilir ama bir barış sürecinden bahsediliyor. Ancak bu süreçte yapılması gereken en önemli adımlardan biri olan kayyumlara son verilmesi, görevinden alınan belediye başkanlarının görevine iade edilmesi yapılmazken kayyumlar her yerde olduğu gibi Şişli Belediyesi’nde de emekçilerin hakkına göz dikiyor. Toplu iş sözleşmeleri haklarını gasp ediyor. Kendi demokratik hakkını kullanan, mesai saatleri dışında faaliyetlerde bulunan işçileri değişik bahanelerle, ‘yandaş’ olmadığı için, kendi iktidarından yana oy kullanmadığı için işten atabiliyor.”

“Kıdem ve ihbar tazminat haklarımızı neden gasbetmek istiyorsunuz?”

DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu, açıklamasının ardından kürsüyü Özel Okmeydanı Hastanesi işçisine bıraktı. Kader isimli işçi yaşadıkları sorunları şu sözlerle anlattı:

“Bizler yaklaşık 28 yıllık geçmişi olan Özel Okmeydanı çalışanı ve emekçileri olarak buradayız. Ben radyoloji teknisyeni Kader. Hastanemiz 2021 yılında Şafak Grubu’na devredildi. 8 aydır maaşlarımız ve mesailerimizin geç ödenmesi sorunları yaşarken son olarak eylül, ekim ve kasım maaşlarımızı alamadık. Özel Okmeydanı Hastanesi çalışan ve emekçileri olarak ekonomik mağduriyet yaşamamıza rağmen tamamen özveri ve iyi niyet duygusuyla çalışmaya devam ettik. 10 Kasım 2025 tarihinde Can Berker Öztürk ile yönetim kurulu başkanı olan Seçim Öztürk’ün inisiyatifi ile uzman ehliyeti olmayan ve vasıfsız teknik ekip personeline yaptırılan görsel çekim ile yıkım ve deprem riski korkuları ifade edilerek hastane başhekimine doktorların sözleşmesinin feshedildiği, çalışanların 2-3 aylık ücretsiz izne çıkarılacağı bilgisi verildi.

“Hiçbir özlük hakkımızı bırakmayacağız”

Özel Okmeydanı Hastanesi sağlık çalışanları olarak Can Berker Öztürk ve Seçim Öztürk’e şunu sormak istiyoruz: Deprem yönetmelikleri konusunda uzmanlık ve ehliyet sahibi olmadan bir görsele bakarak nasıl böyle bir karar alabiliyorsunuz? Bu kararı alırken 2-3 aylık maaşımız ve mesailerimizle birlikte kıdem ve ihbar tazminat haklarımızı neden gasbetmek istiyorsunuz? Vekil avukatlarımızla görüşmekten ve süreci uzatmaktan çıkarınız nedir? Çalışanları tek tek arabuluculara yönlendirmekteki amacınız nedir? Tüm çalışanların maaş ve fazla mesaileriyle birlikte kıdem ve ihbar tazminatlarını hesaplayıp toplu anlaşmaya gitmekten neden korkuyorsunuz? Özel Okmeydanı Hastanesi çalışanları olarak sizlere bir kere daha hatırlatmak isteriz ki hiçbir özlük hakkımızı bırakmayacağız. Sonuna kadar direneceğiz. Bu konuda işçi ve emekçiler olarak oldukça güçlüyüz.”

“Biz kayyumları antidemokratik buluyoruz”

DİSK/Genel-İş İstanbul 3 No’lu Şube Başkanı Zeynel Yiğit ise kayyum yönetimindeki Şişli Belediyesi’nde yaşanan işten çıkarmalara ilişkin şunları söyledi:

“Ülkemizde çok ciddi bir demokrasi sorunu yaşıyoruz. Biz bugün burada, aynı zamanda Şişli işçilerinin, Şişli Belediye işçilerinin yaşadığı sorunlardan önce bir barışı konuşmak isterdik gerçekten. Çünkü Türkiye bir barış sürecine girdi tekrar ve bu barış sürecinde ne kadar katkı sunarız, emekçiler olarak halkların kardeşliğini ne kadar savunuruz ne kadar katkı sunarız, aslında biz bugün bunları konuşmak isterdik. Fakat bugün bunları konuşmayacağız. Çünkü bugün işimizden, aşımızdan, ekmeğimizden olduk. Evet, Şişli Belediyesi’nde antidemokratik bir biçimde bir kayyum atamasıyla karşı karşıya kaldık. Biz kayyumları antidemokratik buluyoruz.

“Kayyum emekçilerin, çöpçülerin, temizlik işçilerinin işçi haklarına saldırmaya başlamıştır”

Türkiye’nin acil bir demokrasiye ihtiyacı var. Yaklaşık 8 aydır Şişli Belediyesi’nde bir kayyum yönetimi var. Kayyum ve yönetimi geldiğinden itibaren yaptığı tek şey işçilerin kazanmış haklarını nasıl gasbederiz, nasıl tırpanlarız, nasıl yok ederiz bunun çabası içinde. Oysa kayyum, nasıl ki antidemokratik bir yöntem biçimi de olsa, birinci derecedeki sorunu oraya, bu antidemokratik bir biçimle geldiği noktada da Şişli halkına hizmet etmek zorundadır. Ama Şişli halkına hizmet etmeyi bırakmış, Şişli’deki belediye işçilerinin, emekçilerin, çöpçülerin, temizlik işçilerinin işçi haklarına saldırmaya başlamıştır. Bizler de toplu sözleşmemizdeki bu hak gasplarına karşı hukuka gittik. İş mahkemesine gittik, dava açtık. Dedik ki mahkemeye: Biz buradaki kayyumla toplu sözleşmedeki 26, 27. madde ile ilgili anlaşamıyoruz. Son kararı hukuk verecek. Kimse hukukun üstünde değil. Bu kayyum da değil. Fakat mahkemeye gittiğimizde, mahkemede bir hak aramak istediğimizde, hukuki hakkımızı aramak istediğimizde bir baktık ki kayyum bizi, mahkemeye giden işçi arkadaşlarımızı iş haklarını feshetti. Buradan başta Adalet Bakanı’na sesleniyorum. Aslında bu görev Adalet Bakanımızın görevidir.”