Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
ZEKİ SARIHAN
ZEKİ SARIHAN

Okullarda Ramazan Etkinlikleri: Devletin Dini Adalettir

Millî Eğitim Bakanlığının Ramazan ayı boyunca okullarda yapılacak etkinlikler sert tartışmalara neden oldu. Bu konudaki genelgeyi  okuyunca benim aklıma şunlar geldi:

Hükümetimiz, dindar insanlardan oluşuyor. Yetişmekte olan kuşakların da kendileri gibi dindar olmalarını istedikleri için Ramazan ayını bir fırsat olarak görüyor.

Gerçi, dindar kuşaklar yetiştirmek için Ramazan ayı yetmediği düşünülmüş. Bu çalışmaları bütün  bir yıla yaymak gerekirdi. Öğrenciler camilere götürülmeli, imamlar okula getirilmeli, bazı tarikatlara mensup oldukları söylenen kişiler Bakanlıkla yapılan anlaşma üzerine okullara giderek öğrencilerle sohbet etmeliydi.

Mümkün olduğu kadar çok imam hatip okulu açmak ve din dersinin zorunlu dersler arasında bulunması, “dindar” kuşaklar yetiştirmek için yeterli olmamıştı anlaşılan.

Devlet Neden Din Kurallarına Göre Yönetilmiyor?

Nitekim, namaz kılmayanların, oruç tutmayanların, sayısı gitgide artmaktaydı ve bu artış bu hükümetin işbaşında olduğu son 24 yılda da devam etmişti. Yani ne yapılsa nafileydi aslında. İnsanlar arasındaki ilişkide dinlerin ortaya çıktığı Orta Çağ’daki anlayışları değil, çağın gerektirdiği kuralları uygulamak. Nitekim artık hırsızın eli Suudi Arabistan’da bile kesilmiyor. Laik ülkelerde okullar dinlere ve mezheplere göre ayrılmıyor. Milletvekili temininde “vicdana vurgu yapılıyor. Medeni nikâhta her din ve mezhep mensubuna veya dindar olmayan kişilerin nikahları aynı cümlelerle kıyılıyor.  Uygar milletlerin eğitim programlarında evrim teorisi var. Zaten evreni ve canlı hayatını anlamak için başka teoriler yeterli değil. Orta Çağ Arabistan’ında yaygın bir uygulama olan faiz, İslamiyet’te şiddetle yasaklanmış ve lanetlenmişken günümüzde tasarrufun ve ticaretin temelini oluşturuyor.

Müslüman Var “Müslüman” Var

Bununla birlikte  eskiçağlardan beri insanlar ihtiyaç duyduğu için onlar arasında yayılan, toplumdan topluma kuralları değişmekle birlikte varlığını sürdüren fakat değişim geçirdiği de muhakkak olan toplumsal bir kurum olarak kültürün parçalarından biridir. Hükümet de din empoze etmenin laikliğe aykırı olduğu konusunda gelecek eleştirileri savuşturmak için ramazan kültürünü yaşatmak için bu genelgeyi gönderdiğini savunuyor. Fakat mantıksız bir örnekle yaptığına gerekçe gösteriyor: Laikler, okullarda Noel kutlamalarına değil de ramazana itiraz ediyorlarmış. Böylece hükümetin bu genelgeyle zihninin gerisinde iki dini yarıştırmak olduğu anlaşılıyor. Türkiye okullarında öneli uygulayanlar var mı? Kaç okul? Verilen örnek isabetsizdir. İslamiyet lehine görülecek bir uygulama varsa o da ramazan ve Bayram tatillerinde okulların tatil edilmesidir ve bu da laik devletin inançlara ve kültüre saygısının bir ifadesidir. Laik devlet, öğrencilere evde kimlerin oruç tutuğunu, kimlerin tutmadığını sormaz. İftar sofrasının fotoğraflanmasını isteyemez.

Türkiye’de çok az kalan Hıristiyanları saymazsak herkesin şöyle veya böyle İslam diniyle bir bağı vardır. İslamiyet bazıları için bir inanç sistemi, bazılarımız için ise bir kültür kaynağıdır. Kimisi beş vakit namazını kılar, kimi cumadan cumaya, bazısı ise bayramdan bayrama camiye gider. Bunları da yapmayanların cenazeleri musalla taşında imamın kıldırdığı namazla mezara konulur.

İnanç Müslümanları arasında da farklar vardır. Bir kısmi ham sofudur. Kızını okula göndermek istemez. Kadınların yüzlerini açmasına bile karşıdır. Dinin emirlerini biçimsel olarak yerine getirir ama bunların derin anlamlarını düşünmez.

Olgun Müslüman ise insanlar arasında fark gözetmez. Yunus gibi dört kitabın manasının bir elifte olduğunu bilir. İnsan hakkı yemekten korkar. Yalan söylemez. Terazide hile yapmaz. İnsanlar arasındaki sınıf farklarına karşıdır. Komşusu aç iken rahat yatamaz. Bilim nerde ise onun alınmasını ister. Hele kime yapılırsa yapılsın adaletsizliğe karşı isyan eder.

Laikliğin Başına Gelenler

Bu insanlar günümüzde iktidarda olmadıkları için eğitim programlarını yapamazlar. İktidarda değillerdir çünkü örgütsüz ve parasızdırlar. Para, şu anda iktidarda bulunanların elindedir.

Türkiye’de iki sınıf zengin vardır: Şimdi artık iktidarda olmayan eski bürokrat burjuvazi, Fransız ihtilalinin yaydığı değerlerle dinin toplumdaki etkilerini sınırlamaya çalışmışlardı, buna bağlı olarak İmam Hatip okullarını kapatmışlar, din derslerini kademeli olarak kaldırmışlar, devletin dışında bir din eğitimine de izin veremedikleri için din eğitimi kaçak yapılmıştı. Tepkiyi hafifletmek için Diyanet İşleri Başkanlığını kurmuşlar, kadrolu imamların maaşlarını da genel bütçeden ödemeye devam etmişlerdi.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra bu sınıfın iktidarı (halka iyi bakmadığı için) çatırdamaya başlayınca, din eğitimine ufaktan başladı. 1950’de iktidara gelen ve ülkenin taşra burjuvazisini yanına almak için politik yeni davranışlar ortaya koyan burjuvazi, (Tek Parti döneminin de has adamlarıydılar) devletin dine müdahalesini genişlettiler. O gün bu gündür Türkiye’nin bir laiklik sorunu var.

Devletin Dini Adalettir

Laiklik devlet işleriyle din işlerinin ayrışması, bunlardan birinin diğerine karışmaması değil mi? Açıktır ki, din işlerine, iktidardakilerin inançları doğrultusunda el koyan devlet, artık laik olmaktan çıkmıştır. Kim ki okullarda zorunlu din derslerini savunuyor, ramazanda okullarda etkinlikler düzenliyor, yönettiği devletin laik olduğunu savunmasın. Bunda korkulacak bir şey yoktur. Aydınlar kendilerine bundan ötürü güç yetiştiremez.

Laik, tam da Fransızca sözcük anlamında olduğu gibi halk demektir. Laiklik ise ruhban sınıfının dışındaki halkın iktidar olmasıdır. Türkiye laikliğinde de milleti İran veya Afganistan’daki gibi imamlar yönetmeyecektir. Halk bu bilince ulaşınca iktidarı ele alacak ve ruhbanlık işlerini inanç gruplarına bırakacaktır. Sünniler, Aleviler, Şiiler, Caferiler… kendi ibadet yerlerini yönetecekler, buraya devleti karıştırmayacaklardır. Demokratik bir yönetime yakışan budur.

Devlet dünya işleri için kurulmuş bir örgüttür. Onun dini adalettir. Adalet üzere yönetilmeyen devletler, ne kadar dindarlık taslasalar da en kötü anlamıyla  “dinsiz, imansız”dır. Dünyada böyle devletler vardır…

(Independent Türkçe, 23 Şubat 2026)

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER