(ANKARA) – NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara’daki NATO Liderler Zirvesi öncesinde düzenlediği basın toplantısında, “Türkiye’nin devasa ordusu ve 3 bine yakın savunma şirketiyle ittifak için hayati önemde olduğunu” vurguladı. Bazı müttefiklerin Ankara’ya yönelik örtülü kısıtlamalarına değinen Rutte, “Maksimum iş birliği için bu sorunları kamuoyu önünde büyütmeden perde arkasında sessizce çözüyoruz” dedi. Rutte, S-400 konusunun Türkiye ile ABD arasında ikili bir mesele olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanlığı bünyesinde kurulan Uluslararası Medya Merkezi’nde ilk resmi basın toplantısını düzenleyen NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, küresel güvenlik mimarisi, Ukrayna savaşı, Orta Doğu’daki “Epic Fury” (Destansı Öfke) operasyonu ve müttefikler arasındaki askeri hafriyat dengelerine ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
“ON MİLYARLARCA YENİ PROJE AÇIKLAYACAĞIZ”
Rutte, şunları söyledi:
“Bütün ittifakımızın ne kadar güçlü olduğu konusunda hemfikir olduk ve herkes yüzde 5 konusunda anlaştı. Şu anda Ankara’da somut sonuçları izliyoruz. Elbette daha fazla yatırıma ve kaynağa ihtiyacımız var. Avrupalı müttefikler ve Kanada harcamalarını ABD ile eşitleme aşamasında. Bütün doğu yakamızda ve Baltık yakasında gücümüzü artırıyoruz, Ukrayna’yı desteklemeye devam ediyoruz. Buradaki yatırım gerçek ve ekonomik gücümüzü askeri kapasiteye dönüştürmek gerektiği için yapıyoruz. Yeniliği merkeze almaya çalışıyoruz. Yarın gerçekleştireceğimiz endüstri görüşmeleri de önemli bir platform olacak.
On milyarlarca yeni proje açıklayacağız ve bu şekilde caydırıcılığımızı güçlendireceğiz. Burada sadece savunma değil, ekonomi ve yenilik odaklıyız. Kendi güvenliğimize yatırım yapıyoruz ve kendi toplumlarımızı güvende tutmak için neler yapabileceğimizi görmek istiyoruz. Rusya Ukrayna’ya saldırmaya devam ediyor. Bizim hava savunmasına verdiğimiz destek ile Ukrayna tarih yazmaya devam ediyor. Ukrayna’nın ihtiyacı olan her şeye sahip olması gerektiğine inanıyoruz. Ukrayna’nın güvenliği, güvenliğimiz ile doğrudan ilişkili. Burada savunmamız üzerine yapacağımız yatırımlar üzerine konuşacağız. Kendi endüstriyel bilgilerimizi masaya yatıracağız. Putin’e de ne kadar kararlı olduğumuzu göstereceğiz. NATO’nun güvenlik sağlama arzusunu ortaya koyacağız. NATO olarak ortaklarımızla birlikte güvenliği önceliğimiz haline getirdiğimizi göstereceğiz.
Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik gerçekleştirdiği füze ve İHA saldırılarına dikkat çeken Genel Sekreter Rutte, müttefiklerin Ukrayna’ya olan askeri ve lojistik desteğinin kararlılıkla devam etmesi gerektiğinin altını çizdi.
LAHEY ZİRVESİ’NDEKİ TAAHHÜTLERİ HATIRLATTI
Geçtiğimiz yıl Hollanda’da yapılan Lahey Zirvesi’ndeki taahhütleri hatırlatan Rutte, şu ifadeleri kullandı:
“Ukrayna kendi egemenliğini savunmaya devam ederken, müttefiklerin ve NATO ortaklarının Ukrayna’nın ihtiyaç duyduğu her şeyi almasını sağlamaya devam etmesi gerekiyor. Ve şunu açıkça belirteyim, Ukrayna’ya olan desteğimizin kesintisiz sürmesi için tüm müttefiklerin üzerine düşeni yapması, yani yükü adil bir şekilde paylaşması gerekiyor. Çünkü Ukrayna’nın güvenliği bizim kendi güvenliğimizle çok yakından bağlantılı.”
Rutte, önümüzdeki iki gün boyunca Ankara’da bir araya gelecek olan 32 müttefik ülkenin; Ukrayna, Avrupa Birliği, Hint-Pasifik ve Körfez ortaklarıyla birlikte dünya ekonomisinin neredeyse üçte ikisini temsil eden devasa bir güç olarak sonuç üretmeye devam edeceğini vurguladı.
“TRUMP İLE SAVUNMA HARCAMALARINDAKİ ARTIŞI KONUŞTUK”
Rutte daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı. “ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland çıkışları, müttefikleri Afganistan ve Irak üzerinden eleştirmesi ve İran’la yaşanan Epic Fury savaşı bağlamında Avrupa’dan beklediği desteği tam bulamaması karşısında NATO’da nasıl bir hava eseceği” yönündeki soruyu yanıtlayan Rutte, ittifak içindeki birlik mesajını savundu.
Geçen hafta Başkan Trump ile son derece yapıcı bir görüşme gerçekleştirdiğini belirten Genel Sekreter, Avrupalı devletlerin ve Kanada’nın savunma bütçelerindeki tarihi artışı şu sözlerle değerlendirdi:
“Elbette bu durum Putin, Rusya ve Ukrayna tehdidinden kaynaklanıyor; ancak aynı zamanda Başkan Trump’ın bizi bu konuda son derece güçlü bir şekilde teşvik etmesinden de ileri geliyor. Kendisinin, Eisenhower döneminden bu yana Avrupalıların ve Kanadalıların da Amerikalılarla aynı oranda askeri harcama yapacağı bu eşitleme durumuna gelinebilmesini sağlayan ilk ABD Başkanı olduğu argümanını sunabilirsiniz. Bu eşitlenme 50-60 yıldır duyulan bir arzu ve şimdi gerçekleşiyor. Bunda Trump’ın liderliğinin payı büyük.”
ORTA DOĞU’DA “EPIC FURY” OPERASYONU VE HÜRMÜZ BOĞAZI’NDA STRATEJİK ADIMLAR
Trump’ın genel olarak İran ve Hürmüz Boğazı konusundaki bazı bölgesel hayal kırıklıklarını doğrudan ele aldıklarını da belirten Rutte, transatlantik ortaklığın sahada aktif olduğunu hatırlattı. ABD ve İsrail ortaklığında İran’a yönelik düzenlenen “Epic Fury” operasyonunu desteklemek amacıyla Avrupa’daki askeri üslerden kalkan müttefik uçaklarının yaklaşık 5 bin sorti (uçuş) gerçekleştirdiğini açıklayan Genel Sekreter Rutte, “Daha geçen Cuma günü, Fransızların ve İngilizlerin Ummanlılarla bir araya gelerek, Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer serbestisi ilkesini kolektif olarak savunacaklarından emin olmak için adım attıklarını gördük. Bu, son 72 saat içinde gerçekleşen son derece önemli bir küresel gelişmedir” diyerek müttefiklerin küresel enerji yollarını koruma konusundaki kararlılığını Ankara’dan tüm dünyaya ilan etti.
“RUSYA’NIN AĞIR BOMBARDIMANI ASKERİ BİR ÜSTÜNLÜK DEĞİL, ÇARESİZLİK GÖSTERGESİDİR”
Rusya’nın dün gece Ukrayna şehirlerine yönelik gerçekleştirdiği ağır bombardımanın NATO’ya bir mesaj olup olmadığına ilişkin soruyu yanıtlayan Rutte, bu saldırıların askeri bir üstünlükten ziyade bir zayıflık göstergesi olduğunu savundu. Ukrayna halkının ve ordusunun son aylarda büyük bir direnç ve başarı gösterdiğini vurgulayan Genel Sekreter, şöyle konuştu:
“Dün geceki mesaj, Putin’in ne kadar çaresiz olduğunu bir kez daha gösteriyor çünkü siz Ukraynalılar savaş alanında oldukça başarılısınız. Rus ekonomisini vuruyorsunuz; enerji altyapısı, seyir füzesi savunması ve savunma sanayi kapasitesi söz konusu olduğunda Rusya’nın derinliklerini hedef alıyorsunuz. Cephe hattında Rusların birkaç ay önceki gibi büyük ilerlemeler kaydetmesini engellemeyi başardınız. Durum şu an az çok bir çıkmaza girmiş vaziyette. Dün gece yaşananlar, masum sivillere yönelik rastgele bir saldırıdır ancak Rusya bu savaşı asla bu yolla kazanamaz.”
Putin’in savaş alanında 35 bin kadar kendi askerinin ölümünü feda etmeyi göze aldığını ve bunun Rus aileleri için korkunç bir durum olduğunu söyleyen Rutte, Kiev ve diğer şehirlerdeki sivil kayıplar için kalbinin ve dualarının Ukrayna halkıyla birlikte olduğunu ifade etti.
İNGİLİZ GEMİSİNE RUS SAVAŞ UÇAĞININ YAKLAŞMASI
İngiltere Savunma Bakanlığı tarafından duyurulan Rus “Bear-F” casus uçağının İngiliz uçak gemisi HMS Prince of Wales’i taciz etmesi ve NATO’nun Rusya’yı hibrit/eşik altı faaliyetlerde caydırmakta yetersiz kalıp kalmadığı yönündeki soruya ise Rutte, İngiliz Silahlı Kuvvetleri’nin F-35 jetleriyle anında gerçekleştirdiği önleme harekatını övdü. Rutte, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Tam aksine, ülkeniz Birleşik Krallık tam olarak yapılması gerekeni yaptı. Aldıkları hızlı önlemlerden dolayı İngiliz ordusunu takdir etmek isterim. Bir askeri gemiye bu kadar yakın mesafede bunu yapmak, Rusların profesyonellikten ne kadar uzak olduğunu gösterir. Elbette bu hareketler pervasızca. Ancak Birleşik Krallık silahlı kuvvetleri tam olarak yapmaları gerekeni yaptılar; bu müdahale, her koşulda kendimizi savunacağımızın en açık kanıtıdır.”
Avrupa genelinde askeri tesislere yönelik yaşanan İHA hareketlilikleri ve eşik altı hibrid faaliyetlere karşı müttefiklerin tetikte olduğunu belirten Genel Sekreter Rutte, Ankara’da yürütülecek iki günlük liderler diplomasisinde bu tür güvenlik tehditlerine karşı ortak önlemlerin de masaya yatırılacağını belirtti.
HİNT-PASİFİK’TE ÇİN TEHDİDİ VE “SAF OLAMAYIZ” UYARISI
Çin’in Güney Pasifik’te gerçekleştirdiği son füze testi ve Hint-Pasifik Dörtlüsü (IP4) liderlerinin zirve katılım dinamiklerine ilişkin soruyu yanıtlayan Rutte, bölge liderleriyle sarsılmaz bir koordinasyon içinde olduklarını belirtti. Çin’e karşı net bir duruş sergilenmesi gerektiğini ifade eden Genel Sekreter, şu uyarılarda bulundu:
“IP4 ortaklarımızla; Avustralya, Yeni Zelanda, Kore Cumhuriyeti ve Japonya ile çok yakın bir iş birliğimiz var. Daha bu öğleden sonra, yaşanan bu son füze gelişmesiyle ilgili olarak Japonya Savunma Bakanı ile mesajlaşıyordum. Ve bence bu durum, Çin konusunda saf olamayacağımızın en açık kanıtıdır. Hint-Pasifik’te yaşananlar, Transatlantik’te yaşananlarla doğrudan ilgilidir. Bunu Ukrayna’daki savaşta net şekilde görüyoruz; Çin, Kuzey Kore ve İran, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü bu kışkırtılmamış saldırı savaşının temel destekçileri konumunda. Dolayısıyla bu küresel tehdit karşısında saf olamayız ve sizi temin ederim ki bu konunun üzerindeyiz.
NATO’DA YENİ İŞ BÖLÜMÜ: AVRUPALILAR SAHAYI DEVRALIYOR, PARAYI ÖDÜYOR
Müttefiklerin bütçe planlarına uymaması durumunda ABD’nin hazırladığı yaptırım iddiaları ve NATO içindeki yeni Avrupa komuta yapısının işleyişine ilişkin soruyu yanıtlayan Rutte, ittifak içindeki yeni iş bölümünün tıkır tıkır işlediğini söyledi. Karar alma mekanizmalarının iddia edildiği gibi karmaşık olmadığını savunan Rutte, savunma yükünün paylaşımı konusundaki somut örnekleri paylaştı:
“Sahadaki gerçek savaşa ve operasyonlara baktığınızda Avrupalıların NATO’daki komutaları de facto olarak devraldığını görüyorsunuz; Amerikalılar ise kara, hava ve deniz komutanlıkları söz konusu olduğunda bunların küresel stratejik sorumluluğunu üstleniyor. Dolayısıyla Avrupalı müttefiklerin ellerini taşın altına koyduğu son derece net bir iş bölümü zaten mevcut. Aynı durumu Ukrayna konusunda da görüyoruz; ABD, Ukrayna’ya hâlâ önleme füzeleri gibi kritik askeri teçhizatları ve ileri teknoloji savunma sanayisi ürünlerini sağlamaya devam ediyor, ancak artık bu sistemlerin parasını doğrudan Avrupalılar ve Kanada ödüyor. İleri hat kara kuvvetlerindeki insan yoğunluğunda da Avrupalı müttefiklerin ağırlığı artıyor.”
“DEMOKRASİ SEÇİMLERDEN DAHA FAZLASIDIR: ÖZGÜR MEDYADIR”
Rutte, Türkiye’deki özgür basın tartışmalarından Ankara’nın ittifaktaki askeri gücüne kadar pek çok hassas konuyu da değerlendirdi. Türkiye’nin 1952’den beri devasa ordusu ve 3 binden fazla şirkete ulaşan yerli savunma sanayisiyle vazgeçilmez bir güç olduğunu vurgulayan Rutte, transatlantik ittifakında Avrupa’nın konvansiyonel savunma sorumluluğunu devralmasının NATO’yu daha sürdürülebilir kılacağını ifade etti.
“Türkiye’de muhaliflere ve gazetecilere yönelik baskı uygulandığı iddiaları ışığında Ankara’nın liberal demokrasilerin zirvesi için doğru yer olup olmadığı ve liderlerin bu meseleyi Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşüp görüşmeyeceği” yönündeki soruya ilişkin Rutte, diplomatik ancak net bir dille yanıt verdi. Demokrasinin sadece sandıktan ibaret olmadığını vurgulayan Genel Sekreter, şu ifadeleri kullandı:
“Şunu söylememe izin verin: Demokrasi söz konusu olduğunda, demokrasi seçimlerden daha fazlasıdır. Seçimler elbette demokraside hayati bir öneme sahiptir. Ancak demokrasi aynı zamanda özgür medyadır; yani şu an bu salondaki sizlersiniz. İstediğiniz tüm soruları sorabilmeniz, istediğiniz yazıları yazabilmeniz ve özgürce araştırmalarınızı yapabilmenizdir. Ve elbette demokrasi, insanların eğer isterlerse gösteri ve protesto düzenleyebilmeleridir. Medya söz konusu olduğunda, medyanın bu büyük etkinliklere bizzat ve kısıtlamasız katılabilmesi NATO için son derece önemlidir. Bu zirve, liderlerin tüm bu meseleleri Cumhurbaşkanı Erdoğan ile doğrudan görüşmeleri için de iyi bir fırsattır.”
“TÜRKİYE NATO’DAKİ EN BÜYÜK VE EN İYİ EĞİTİMLİ SİLAHLI KUVVETLERDEN BİRİNE SAHİP”
“Türkiye’nin NATO’nun gelecekteki güvenlik stratejisi için ne kadar önemli olduğu” soruyu yanıtlayan Rutte, Ankara’nın ittifak içindeki ağırlığına övgüler yağdırdı. Türkiye’nin haritadaki konumunun ve liderliğinin hayati olduğunu belirten Rutte, şöyle devam etti:
“Çok önemli. Türkiye neredeyse en başından beri, 1952’den bu yana bu ittifakın içinde. NATO’daki en büyük ve en iyi eğitimli silahlı kuvvetlerden birine sahipsiniz. Özellikle son 5 ila 10 yılda savunma sanayisi altyapınızı hızla geliştirdiniz. Şu anda yaklaşık 3 bin savunma şirketiniz var ve bunlar her gün, üniformalı kadın ve erkek askerlerimizin kendimizi savunmak için ihtiyaç duyduğu teçhizatı durmaksızın sağlıyor. İşte tüm bu nedenlerden dolayı Ankara, İstanbul ve bir bütün olarak Türkiye gerçekten çok önemli. Bu NATO zirvesini burada, Ankara’da düzenliyor olmamız da bunun en somut kanıtıdır.”
“DAHA GÜÇLÜ BİR AVRUPA, DAHA GÜÇLÜ BİR NATO DEMEKTİR”
“ABD’nin Avrupa’daki askeri yükü Avrupalı müttefiklere kaydırmasının transatlantik bağını zayıflatıp zayıflatmayacağı” sorusu üzerine Rutte, ittifakın geleceğini şekillendirecek tarihi bir özeleştiride bulundu. ABD’nin hem Pasifik hem de Transatlantik’te eş zamanlı iki cepheli bir çatışma olasılığına göre stratejisini netleştirdiğini belirten Rutte, şu analizi paylaştı:
“Daha sadece 3, 4 ya da 5 yıl önce sahip olduğumuz NATO askeri yapısı yapısal olarak sürdürülebilir değildi. ABD’den 8 saatlik uçuş mesafesinde yaşayan 500 milyon nüfuslu bir ülkeden, dünyanın en zengin bölgesi olan Avrupa’daki 600 milyon insanı Ruslara karşı savunmasını istememiz ve buranın ABD’ye aşırı derecede bağımlı kalması sürdürülebilir bir model değildi. Genel olarak konuşmak gerekirse, bu dengenin yeniden kurulması hayati önem taşıyor. ABD, Rus nükleer denizaltılarının kendi kıyılarına ulaşmasını önlemek adına konvansiyonel destek sağlamaya devam edecek. Ancak Avrupa’nın daha güçlü bir rol üstlenmesi ve Kanada’nın adım atması şart. Şimdi ABD’nin bunun ‘adil bir anlaşma’ olduğunu bildiği sürdürülebilir bir ittifak yaratıyoruz. Biz de onlar kadar harcama yapıyoruz, Avrupa’nın konvansiyonel savunması için daha fazla sorumluluk alıyoruz. Unutulmamalıdır ki; daha güçlü bir Avrupa, daha güçlü bir NATO demektir.”
“ABD’NİN BÜTÇE HEDEFLERİ NATO’YU BİRBİRİNE DAHA DA YAKINLAŞTIRIYOR”
“ABD tarafında Pete Haxon gibi isimlerin müttefikleri ‘bedavacılıkla’ suçlaması ve bütçe hedeflerini tutturamayan ülkelere yönelik bir koruma kalkanı incelemesi (Demokles’in Kılıcı) yürütmesinin NATO’yu bölüp bölmediği” yönündeki soruya Rutte, şu stratejik değerlendirmede bulundu:
“Bölmüyor. Bence aksine NATO’yu birbirine daha da yakınlaştırıyor ve böyle bir inceleme sürecinin yürütülmesinin son derece akıllıca olduğunu düşünüyorum. Bu sürecin, Avrupa Müttefik Yüksek Komutanı’nın (SACEUR) tam merkezinde yer alacağı şekilde organize edilecek olması ve Amerikalıların bunu tüm müttefiklerle yakın koordinasyon içinde yapacaklarını çok açık bir şekilde beyan etmiş olmaları bence kesinlikle önemli. Daha önce NATO kuvvet modelindeki ayarlamalarda gördüğümüz gibi, bu süreçleri de tam bir yakın koordinasyon ve istişare içinde yürüttüler. Dolayısıyla bu konuda herhangi bir ayrılık veya endişeye gerek yok.”
“NÜKLEER MESELE SÖZ KONUSU OLDUĞUNDA GERÇEKTEN ÇOK İYİ BİR KONUMDAYIZ”
İttifakın nükleer caydırıcılık modelinin sadece ABD’den ibaret olmadığını, İngiliz ve Fransız nükleer kapasitelerinin de bu denklemi tahkim ettiğini belirten Rutte, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Aynı zamanda İngiliz ve Fransız nükleer kapasitelerine de sahipsiniz. Burada Fransızlar askeri olarak NATO yapılarının biraz dışında yer alıyorlar ama elbette stratejik olarak fazlasıyla oradalar; İngilizler ise yıllar önce alınan siyasi kararlar doğrultusunda NATO yapıları içinde tam bir koordinasyonla çalışıyorlar. Ancak bildiğiniz gibi, Fransızlar yakın zamanda Amerikalılarla yakın koordinasyon ve istişare içinde, kendi nükleer caydırıcılıklarının ittifakın genel caydırıcılığı üzerinde nasıl daha da büyük bir etkiye sahip olmasını istediklerini açıkladılar. Dolayısıyla nükleer mesele söz konusu olduğunda savunma bakanlarıyla dört hafta önce gerçekleştirdiğimiz Nükleer Planlama Grubu toplantısında da görüldüğü üzere gerçekten çok iyi bir konumdayız.”
“ASELSAN VE TÜRK SAVUNMA SANAYİSİ NATO İÇİN BÜYÜK BİR KAZANÇ”
Müttefiklerin Türkiye’ye uyguladığı gizli yaptırımlarla ilgili şikayetleri değerlendiren Rutte, “Demokratik ittifaklarda bu tür tartışmalar doğaldır. Benim rolüm bunları kamuoyu önünde büyütmek değil, perde arkasında sessizce çözmektir” mesajını verdi.
“Türkiye’nin savunma sanayisindeki başarılarının ittifakın genel kapasitesini artırmadaki rolü ve bizzat gerçekleştirdiği ASELSAN ziyareti” hakkındaki soruyu yanıtlayan Genel Sekreter Rutte, Türk şirketlerinin küresel savunma ekosistemindeki ağırlığına şu övgülerde bulundu:
“NATO, Türkiye’nin savunma sanayi üretimi açısından yaptıklarından zaten halihazırda çok büyük bir fayda sağlıyor. ASELSAN bunun çok net ve harika bir örneğidir. Ancak Türkiye genelinde toplamda 3 bine yakın savunma şirketinden bahsediyoruz; ASELSAN gibi devlerin yanı sıra orta ve küçük ölçekli şirketler de bu çarkı döndürüyor. Türkiye, savunma sanayisi aracılığıyla zaten pek çok müttefik ülkeyi doğrudan destekliyor ve ittifak genelinde kritik çalışmalar yürütüyor.
Daha geçen hafta Polonya Cumhurbaşkanı buradaydı, Belçika ticaret heyeti çok başarılı bir ziyaret gerçekleştirdi. Türk savunma şirketlerinin Amerika Birleşik Devletleri’ndeki sanayi altyapısına dahi çok ciddi yatırımları var. İşte bu yüzden Seul’den Ankara’ya, Washington’dan bu güzel şehre kadar ittifak genelinde askeri-teknolojik iş birliğinin önünde mümkün olan en az engelin bulunduğu sınırsız bir ortaklık yapısına ihtiyacımız var.”
“GİZLİ YAPTIRIM TARTIŞMALARINI KAMUOYU ÖNÜNDE BÜYÜTMÜYORUM”
Türk yetkililerin farklı dönemlerde dile getirdiği, bazı NATO ve AB üyesi ülkelerin Türkiye’ye yönelik uyguladığı örtülü/gizli askeri yaptırımlar ve kısıtlamalar” hakkındaki sorusuna Rutte, ittifakın Genel Sekreteri olarak üstlendiği arabuluculuk rolünü hatırlatarak, şu çarpıcı yanıtı verdi:
“Sorunuz için teşekkür ederim. Elbette benim pozisyonum ve diplomatik rolüm gereği, savunma sanayi üretimini paylaşmak ve Atlantik genelinde tam kapasite çalışabilmek adına 32 müttefikin tamamının herhangi bir engel olmaksızın, olabildiğince sınırsız bir şekilde birlikte çalışması hayati önemdedir. Tabii ki NATO gibi büyük bir ittifakta her zaman siyasi tartışmalarınız ve bazen de derin görüş ayrılıklarınız olacaktır. Bu yaşandığında dışarıda insanlar her zaman aşırı derecede heyecanlanıyor ve bunu büyütüyor. Ben büyütmüyorum. Demokratik ittifakların doğasında bazen bu tür çatlakların ve tartışmaların yaşanmasının kaçınılmaz olduğunu düşünüyorum.
Bu noktada benim genel sekreter olarak rolüm, bu kısıtlamaları ve sorunları çözmeye yardımcı olmak için perde arkasında sessizce elimden geleni yapmaktır. Yani, perde arkasında maksimum diplomatik fayda sağlayabilmek adına bu hassas konuyu kamuoyu önünde konuşmamak en doğrusudur. Bu sorunların bazıları uzun yıllardır, hatta bazen onlarca yıldır var. Ancak nihai hedefimiz tek: Tüm NATO topraklarını Rusya’ya, terörizme ve karşılaştığımız diğer küresel tehditlere karşı korumak. Kendi içimizde bu tartışmaları yaşayabiliriz, bunda bir sorun yok; ancak sonra bunları çözmeli ve her zamankinden daha güçlü şekilde bir araya gelmeliyiz.”
“S-400 KONUSU İKİLİ İLİŞKİLERİ İLGİLENDİRİYOR”
“Türkiye’nin 2017 yılında satın aldığı S-400’ler için Ankara’da bir çözüm bulup bulmayacakları” sorusunu Rutte, “Bunun müttefikler arasında tamamen ikili (ikili ilişkileri ilgilendiren) bir karar olduğunu düşünüyorum” şeklinde yanıtladı.
