(İSTANBUL)- İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “yağmur projesi” açıklamasına ilişkin, “Diler ve umarım ki bu yağmur projesi de bir felaket planının parçası olmasın” dedi. Dervişoğlu, Zafer Partisi ve Anahtar Parti ile birleşme tartışmalarına ise “Herkesi İYİ Parti’nin çatısı altında buluşmaya davet ediyorum” ifadelerini kullandı.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, İstanbul’da Siyasi Liderler Platformu buluşmasında hukuk fakültesi öğrencileriyle bir araya gelerek soruları yanıtladı. Dervişoğlu, iktidarın “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırdığı sürece, cumhurbaşkanlığı seçimlerine ve siyasi partiler arasında birleşme tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin iktidarın “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırdığı süreç kapsamındaki açıklamaları sorulan Dervişoğlu, şunları söyledi:
“Devlet Bahçeli eleştirisi yapmak istemiyorum. Onun hakkında kararı ve kanaati millet belirlesin. Eğer bütün bu olup bitenleri onun üzerinden değerlendirmeye çalışırsak bahsettiğin o ‘big brotherlar’ masum hale gelir. Söylediğim belki biraz ağır olacak anlayan açısından. ‘O bunu yaptı şunu yaptı’ değil, bu işin şalterini kaldırmak ona düşmemeliydi. Zaten çıkılan yolculuk yanlış, kullanılan referanslara bakarak bunun yanlış olduğunu söylüyorum. ‘Abdullah Öcalan gelsin.’ Abdullah Öcalan Beşiktaş’ta mı oturuyor da buraya gelsin? Abdullah Öcalan Etiler’de mi, Bağcılar’da mı, Gültepe’de mi, Şişli’de mi? Buraya nasıl gelsin? Bu cümle kurulduğunda akla gelen ilk şey, 50 bin vatandaşımızın katline sebep olmuş birisine özgürlük vadeden bir cümle olarak kendini gösteriyor. Bugün geldiğimiz noktada da işin buraya taşınmış olması haklı çıkmama rağmen bana üzüntü veriyor. ‘Gelsin burada konuşsun, örgütünü feshettiğini açıklasın, açıkladıktan sonra da umut hakkından sonuna kadar yararlansın’ demek Abdullah Öcalan denen caninin serbest bırakılmasının önü açılsın demektir. Bunu en başında ifade etmesi de sahibi olduğu cüretin çerçevesini belirliyor. Böyle bir lafı siz diyebilir misiniz? Sizin diyemeyeceğiniz bir şeyi o telaffuz ediyorsa demek ki ona bunu söyletenler var ve bütün bu olup bitenler onun özgün düşüncesi değildir. Yine bu ifade de ağırlarına gidebilir, söylettirilmiştir.”
“ÖRGÜT SİLAH BIRAKMAMIŞTIR, KENDİNİ FESHETMEMİŞTİR”
Terör örgütü PKK’nın silah bıraktığı ve kendisini feshettiği yönündeki değerlendirmelere karşı çıkan Dervişoğlu, şöyle konuştu:
“Çünkü bana göre örgüt silah bırakmamıştır, örgüt kendini feshetmemiştir, örgüt hain emellerinden de amaçlarından vazgeçmemiştir. Örgüt hâlâ 4 kantonlu ayrılıkçı bir devletten bahsediyor. Örgüt hâlâ yerel özerkliklere bağlı olarak federasyondan ve konfederasyondan bahsediyor. Örgütün Kandil’deki yöneticileri, Avrupa’daki yöneticileri, Suriye’de, Irak’ta ve İran’daki uzantıları da silah bırakmayı Abdullah Öcalan’ın özgürlüğüyle ilişkilendiren beyanlarda bulunuyor. Dolayısıyla Milli Güvenlik Kurulu da Türk Silahlı Kuvvetleri de Emniyet Teşkilatı da İçişleri Bakanlığı da Dışişleri Bakanlığı da örgütün kendini feshettiğini söyleyemiyor. Örgütün kendini feshettiğini söyleyen siyasiler var. O siyasilerin yol göstermesiyle de bir tavsiye kurulu niteliği taşıyan Milli Güvenlik Kurulu’nu bir karar kuruluna dönüştürerek örgüt silah bıraktı mı bırakmadı mı kararını ona vermeye zorluyorlar.”
“BİR KİŞİYİ AFFETMEK İÇİN BU KADAR MANEVRA YAPMAYA GEREK YOK”
Süreç kapsamında Meclis’te kurulması planlanan izleme komisyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, şunları kaydetti:
“O izleme komisyonu kendisine gelen bilginin ışığında örgütün silah bırakıp bırakmadığına karar verecekmiş. Bir kişiyi affetmek için bu kadar manevra yapmaya gerek yok. Türkiye’yi zorluklara gark etmenin bir anlamı yok. Abdullah Öcalan denen caniyi serbest bırakmanız noktasında bir yerden bir emir aldıysanız; her şeyi yapan Cumhurbaşkanı’nın bir imzayla bunu yapmaya yetkisi var. Sağlık sorunlarını gerekçe göstererek Abdullah Öcalan’ı serbest bırakabilir. Ama bu sorumluluğu tek başına üstlenemeyenler, siyasi partileri böyle bir suçun ortağı kılabilmek adına Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir komisyon kurdular. O komisyona bir rapor yazdırdılar. O raporun hilafına birtakım yasal düzenlemelerin yapılabilmesini mümkün kılabilecek adımlar attılar. O gün uyardım. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni böyle bir suça alet etmek için bütün bunları yapıyorlar. Şimdi de bunların arzularını yerine getirmek üzere yeni komisyon modelleriyle yine Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bu suçun ortağı haline dönüştürmeye çalışıyorlar. Biz İYİ Parti olarak mevcut milletvekili grubumuzla bu tuzağa asla düşmeyeceğiz. Mücadelemizi sürdüreceğiz.”
Öcalan’ın serbest bırakılmasının sorunları çözeceği yönündeki yaklaşımı eleştiren Dervişoğlu, “Siz referans olarak bir sorunun çözülebilmesini, bir terör örgütü liderinin rehberliğine bırakıyorsanız şayet buna devlet aklı diyemezsiniz. Aklınızı karıştıranların kimler olduğunu biliyorum. Zamanı gelince o akıl karışıklığının gerekçelerini de anlatacağım. Bütün bunları emirle yapıyorlar” dedi.
“BU ÖRGÜTÜN SİLAHLARINI TASFİYE ETSENİZ PARASINI TASFİYE EDEMEZSİNİZ”
Örgütün Suriye ve İran’daki yapılanmalarına ilişkin de konuşan Dervişoğlu, ABD’nin bu yapılara finansman ve silah desteği sağladığını öne sürdü. Dervişoğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Bu örgüt emellerinden, hedeflerinden, amaçlarından vazgeçmemiştir ve ne yaparsanız yapın Türkiye’nin başına bela olmaya devam edecektir. Ayrıca bu örgüt sıradan bir örgüt değildir, bir narko-terör örgütüdür. Bu örgütün finansman kaynaklarının ne olduğunu devlet gayet iyi biliyor. Bu örgütün silahlarını tasfiye etseniz parasını tasfiye edemezsiniz. Türkiye’nin aleyhine kullanılmaya da devam edecektir. Dolayısıyla biz de bu konuda milletimizi aydınlatmaya devam edeceğiz. Ama çok doğru ve çok ölçülü bir dil kullanarak bunu yapmaya çaba sarf edeceğiz. Yoksa salt milliyetçi reflekslerimizle bu ifadelerde bulunuyoruz gibi bir töhmetin altında bizi bırakacaklardır. Ben en başından bu yana milliyetçi reflekslerimizle konuşmuyoruz, gerçekler üzerinden meseleyi ele alıp değerlendiriyoruz diye her konuşmamda vurgu yapıyorum.”
“BU YAĞMUR PROJESİ DE BİR FELAKET PLANININ PARÇASI OLMASIN”
Bahçeli’nin “yağmur projesi” açıklamasına ilişkin Dervişoğlu, bu söylemle AK Parti’den uzaklaşan Erdoğan destekçilerinin Cumhur İttifakı içerisinde tutulmasının amaçlandığını savundu. Dervişoğlu, şöyle konuştu:
“Bahçeli’nin aslında çağrısı şudur: ‘Tayyip Erdoğan’ı sevenler size sesleniyorum. Tayyip Erdoğan’ı seviyorsunuz ama partinizden sıtkınız sıyrıldı. Ben buradayım’ diyor. Bunu demeye çalışıyor. Bir de bir yağmur projesi yapmış. Vizyonunu ortaya koymak için de ‘Yürütmede Tayyip Erdoğan, yasamada Milliyetçi Hareket Partisi, hedefte de Türk asrı’ diye bir tanımlama yapmış. Böyle şematik şeyleri yapmayı çok sever. Ama bu zamana kadar Türk milliyetçiliğinin yararına attığı herhangi bir adıma şahit olmadım. 1978’den beri tanıyorum, yaklaşık 50 yıla dayanıyor. Yine bir yola çıktı, adına da yağmur projesi demiş. Su güzel bir şeydir. Eğer sudan yararlanmak isterseniz Süleyman Demirel gibi barajlar yaparsınız. Setler, bentler kurarsınız. Ama suya karşı tedbir alamazsanız su felakete dönüşür. Diler ve umarım ki bu yağmur projesi de bir felaket planının parçası olmasın. Çünkü uzun zamandır memleket hayrına bir laf söylediğine şahit olmadım.”
“ELİNİ SIKTIĞIM ADAM İSTİKAMETİMİ TAYİN EDEMEZ”
Yeni yasama yılının açılışı dolayısıyla TBMM Genel Kurulu’nda düzenlenen özel oturumun ardından Bahçeli’nin elini sıkmasına yönelik yorumlara da değinen Dervişoğlu, şunları söyledi:
“Adam bana elini uzatmış, sıkmışım. ‘Devlet Bey’in elini sıktı acaba ne olacak?’ diye sosyal medyada bir sürü şey patladı. Benim elini sıktığım adam istikametimi tayin edemez. Önce bilinmesi gereken şey şu; kişinin karakterine kefil olacaksınız. Benden eğer kaygınız ve kuşkunuz varsa onu telafi edebilme şansına sahip değilim. Ben birisinin elini sıkıyorum diye yoluna girmem, birinden menfaat temin ederim siyaseten beslenirim diye fikirlerimi değiştirmem. Onun için size de tavsiyem; maziniz kendinize kefil olsun, mazisi kendisine kefil olan adamdan zarar görmezsiniz.”
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı resepsiyonunda DEM Parti eş genel başkanıyla yaptığı konuşmayı da anlatan Dervişoğlu, “DEM Parti’nin eş başkanıyla rastlaşıyorum ve adamlara söylediğim şu; ‘Demek size büyük taahhütlerde bulunmuşlar ki Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluş yıl dönümünde resepsiyona gelmişsiniz’ diyorum. Ne konuştuğumu da herkese anlatıyorum. Sosyal medyada milliyetçi geçinen arkadaşların trollerinin saldırısına uğruyorum. Allah’tan reva mıdır bu?” ifadelerini kullandı.
“KAZANACAK ADAYIN STRATEJİSİNE ZARAR VERECEK ADIMLARDAN UZAK DURACAĞIZ”
Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve olası adaylara ilişkin soruları yanıtlayan Dervişoğlu, kararları partisinin yetkili kurullarıyla istişare ederek alacaklarını belirtti. Dervişoğlu, “Bir cumhurbaşkanı adayı var ve o adayın da stratejisi varsa, o kazanacak adayın stratejisine zarar verecek adımları atmaktan azami ölçüde uzak duracağız” dedi.
“MANSUR YAVAŞ ADAY OLACAKSA ADAYLIĞINI AÇIKLAR”
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın olası cumhurbaşkanı adaylığı konusunda Dervişoğlu, şöyle konuştu:
“Aday olacaksa, bunun kararını verecek olan da kendisidir. O kararı tebliğ etmeden, kararına dair stratejisini yaşama geçirmeden, onu daha aday olmadan aday ilan etmek çerçevesini belirlediği yol haritasına zarar verir. Dolayısıyla Mansur Yavaş aday olacaksa adaylığını açıklar. Bu soru o zaman sorulduğunda cevabını çok net veririm. Mansur Bey aday oldu, buna rağmen Yeni Parti de bir aday çıkardı ya da Cumhuriyet Halk Partisi bir aday çıkardı; o duruma bakarak da söylenmesi gerekeni söyleriz. Erkenden bir şey söylemeyi yerinde bulmuyorum. Ama bugün Mansur Yavaş ‘Ben adayım’ derse toplum nezdinde bu seçimi kazanabilecek bir yeterliliğe sahip. Bunu da görüyorum. Bu yeterlilik ortadayken bu yeterliliğe katkı sağlayabilecek adımları atmak gerekirse de o adımları atmaktan zerre geri durmam. Bunun bilinmesini isterim. Ama iktidarın eline üzerinde tepineceği yeni bir malzeme vermekten de azami ölçüde uzak durmaya çalışıyorum.”
Adayın ortak akılla belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Dervişoğlu, “Kazanacak olan adayı ortak akılla belirlememiz gerekiyor, dayatmamamız gerekiyor. Milletin belirlediği adayın yanında saf tutmak siyasetçinin görevidir. Öyle bir durum söz konusu olduğunda hiç kimsenin aparatı olmam, bozgunculuk da yapmam. Bunu iyi bilmenizi istiyorum” diye konuştu.
“HERKESİ İYİ PARTİ’NİN ÇATISI ALTINDA BULUŞMAYA DAVET EDİYORUM”
Zafer Partisi ve Anahtar Parti ile birleşme yönündeki yorumlara ilişkin Dervişoğlu, bu partilerin İYİ Parti’den ayrılan isimler tarafından kurulduğunu belirterek şunları söyledi:
“Ben ayrılış gerekçelerinin ideolojik olduğu kanaatini taşımıyorum. Çünkü hem Sayın Ümit Özdağ’ın hem de Sayın Yavuz Ağıralioğlu’nun karakterinin ve bakış açılarının ne olduğunu biliyorum. Meseleye ideolojik pencereden bakıldığında nasıl yaklaştığını da gayet iyi biliyorum. O zaman herhangi bir fikri ayrılık yoksa, bu düzeni destekleyen bir tavrın sahibi değillerse, Türkiye’de yaşanan birtakım olumsuzlukların aparatı haline dönüştürülmemişlerse ve hepsinden önemlisi yola çıktığımız andaki çizgiyi muhafaza ediyorlarsa ayrıldıkları partinin kapısı ardına kadar onlara açıktır. Herkesi, İYİ Parti’nin çatısı altında buluşmaya davet ediyorum. Çünkü ayrılık gerekçeleri ortadan kalkmıştır demektir.”
Kimseye kapıyı kapatmadığını belirten Dervişoğlu, “Kollarımla birlikte, gönlümle birlikte kapıları da ardına kadar açıyorum. Ama ayrılık gerekçeleri şayet ortadan kalktıysa nefislerin bir tarafa bırakılarak, hırsların bir tarafa bırakılarak memleket için yerine getirilmesi icap eden çalışmaların müştereken yürütülmesinin de önünü açıyorum. Yani ben bu işin oyunbozanı değilim. Ben neden ayrıldık diye üzülenlerdenim” ifadelerini kullandı.
“TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ DEYİNCE AKLA SİYASİ PAZARLIKLAR GELMEMELİ”
Milliyetçiliğin siyasi pazarlıklarla anılmasına karşı olduğunu söyleyen Dervişoğlu, “Türk milliyetçiliği deyince akla, ‘ihanete aparat olmak’ gelmemeli. Türk milliyetçiliği deyince akla, siyasi pazarlıklar gelmemeli. Türk milliyetçiliği deyince akla, siyasi alanda alınıp satılmalar gelmemeli. Hiçbir Türk milliyetçisi bu olumsuzluklarla anılmamalı” dedi.
“İYİ PARTİ’NİN ÇATISI HEPİMİZE YETER”
Birleşme çağrıları kadar ayrılık gerekçelerinin de sorgulanması gerektiğini belirten Dervişoğlu, şöyle devam etti:
“Tekraren söylüyorum. Partimizin kapısı ardına kadar açıktır. Ben hem Ümit Bey’i hem Yavuz Bey’i çok severim. Bilirim ki Yavuz Bey ve Ümit Bey de beni çok sever. Herhangi bir fikri ayrılığımız ve aykırılığımız yoksa, siyasi ayrılığımızın ortadan kaldırılması için de teklif ediyorum. İYİ Parti’nin çatısı hepimize yeter. İYİ Parti’nin milliyetçiliği hepimize yeter. İYİ Parti’nin cumhuriyetçiliği hepimize yeter. İYİ Parti’nin kalkınmacılığı, İYİ Parti’nin demokratlığı hepimize yeter. Gelin bir araya gelelim, o sinerjiyi oluşturalım ve doğru olan yerden mücadele bayrağını ayağa kaldıralım. Yoksa onun dışında birtakım insanların beklentilerine cevap verebilecek bir bakış açısıyla sorunların çözümünü tercihinde bulunacağımızı zannedersek bundan netice alamayız. Bu yapılardan başka başka partiler bile çıkar.”
“NEFİSLERİMİZİ AYAKLARIMIZIN ALTINA ALALIM”
Zafer Partisi ve Anahtar Parti’yi ziyaret etmemesine ilişkin eleştirilere de yanıt veren Dervişoğlu, şunları kaydetti:
“Şimdi bana ‘Sen her partiye gittin ama Zafer Partisi’ni ve Anahtar Parti’yi ziyaret etmedin’ diyorlar. Elinizi vicdanınıza koyun. O partileri ziyaret etmiş olma hali ‘İyi ki bizden ayrıldınız’ demek anlamına gelir. ‘Ayrıldınız ve ben konumunuzdan mutluyum’ demek anlamına gelir. Ben bunun ızdırabını yaşıyorum, öyle bir tablonun neden parçası olayım? ‘Bize gelmedi.’ Ne yapayım, benden ayrıldınız diye kutsayayım mı sizi? Millet bizi bir araya getirmek istiyor. Fon krizinde bile milletin nefsine uyup uymadığını anlatıyorlar. Nefislerimizi ayaklarımızın altına alalım, memleket için yapılması icap eden en doğru şey neyse de onu yapalım. Ama başkaları sinerjimize zarar vermek için bizi birleştirmeye çalışır, içinde siyasi sorun olan bir parti konumuna dönüştürmeye kalkışırsa İYİ Parti’nin Genel Başkanı olarak buna izin vermem. Çünkü İYİ Parti’ye bu ülkenin ihtiyacı var.”
Dervişoğlu, siyasi transferlere de tepki göstererek bu konuda siyasi ahlak çerçevesinde yasal düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

