Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu: Nisan ayında tüketici fiyatlarında enerji ve gıda fiyatları öne çıkacak

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu’nun (PPK) 22 Nisan tarihli toplantısının özetinde, enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarının dezenflasyon sürecinde risk unsuru olmaya devam ettiği vurgulanarak, “Öncü veriler nisan ayında tüketici fiyatlarının seyrinde enerji ve gıda fiyatlarının öne çıkacağına, ana eğilimin ise bir miktar yükseleceğine işaret etmektedir. Yurt içi enerji fiyatlarında meskenlere yönelik doğal gaz ve elektrik fiyat artışlarına istinaden önemli bir yükseliş izlenmektedir” denildi.  

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu'nun (PPK) 22

(ANKARA) – Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu’nun (PPK) 22 Nisan tarihli toplantısının özetinde, enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarının dezenflasyon sürecinde risk unsuru olmaya devam ettiği vurgulanarak, “Öncü veriler nisan ayında tüketici fiyatlarının seyrinde enerji ve gıda fiyatlarının öne çıkacağına, ana eğilimin ise bir miktar yükseleceğine işaret etmektedir. Yurt içi enerji fiyatlarında meskenlere yönelik doğal gaz ve elektrik fiyat artışlarına istinaden önemli bir yükseliş izlenmektedir” denildi.

TCMB Başkanı Fatih Karahan’ın başkanlığında 22 Nisan’da toplanan PPK’nın toplantı özeti yayımlandı. Kurul, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37’de sabit tutulmasına karar verdi. Özette, küresel ekonomiye ilişkin yapılan değerlendirmede, jeopolitik gelişmeler eşliğindeki belirsizlikler nedeniyle enerji fiyatlarının yüksek seyrettiği ve oynaklık gözlendiği vurgulandı.

Enerji arzı, tedarik zincirleri ve taşıma maliyetlerindeki belirsizliklerin süresinin ve ölçüsünün enerji fiyatlarının gelecekteki seyrinde belirleyici olmaya devam edeceği aktarılan özette, jeopolitik gelişmelerin etkisiyle, başta Orta Doğu ve Afrika ülkeleri olmak üzere birçok ekonomide 2026 yılı için büyüme öngörülerinin aşağı yönde güncellendiğine dikkati çekildi.

“Jeopolitik gelişmelerin, enflasyonu ne ölçüde bozacağı küresel para politikalarında önem taşımaktadır”

2027 yılında baz etkilerinin devreye girdiği kaydedilerek, büyüme oranlarının toparlanmasının beklendiği aktarıldı. Özette, küresel ekonomiye ilişkin yapılan değerlendirme şöyle:

“Bu çerçevede, küresel ölçekte zayıf ve kırılgan görünümün devam edeceği, Türkiye’nin dış ticaret ortaklarının ihracat paylarıyla ağırlıklandırılan küresel büyüme endeksinin yıllık bazda bir önceki PPK dönemine göre 2026 yılı için bir miktar aşağı, 2027 yılı için ise bir miktar yukarı yönde revize edilerek sırasıyla yüzde 1,9 ve yüzde 2,4 oranında artacağı tahmin edilmektedir.

Emtia fiyatlarındaki yükseliş küresel enflasyon üzerindeki riskleri artırmıştır. Gelişmiş ülke merkez bankalarının fiyatlanan politika faizi patikaları, geçtiğimiz PPK dönemine göre belirgin olarak yukarı kaymıştır. Jeopolitik gelişmelerin neden olduğu arz şokunun ne kadar kalıcı olacağı ve enflasyon beklentilerini ne ölçüde bozacağı küresel para politikalarının seyri açısından önem taşımaktadır. Son dönemde, artan belirsizlik ve risk iştahındaki dalgalanmalara bağlı olarak, gelişmekte olan ülke hisse senedi piyasalarından portföy çıkışları gözlenirken, portföy hareketleri üzerindeki aşağı yönlü riskler canlılığını korumaktadır.”

Kredi faizlerinde belirgin bir artış yaşandı

Bireysel kredilerin 4 haftalık büyüme oranlarının ortalamasının 13 Mart–17 Nisan döneminde yüzde 3,2 seviyesine ulaştığı aktarılan özette, parasla ve finansal koşullara ilişkin, kredilerdeki bu artışta ihtiyaç ve taşıt kredilerinin etkili olduğu belirtildi.

Özette, TL mevduat faiz oranlarının, 13 Mart ile biten haftaya kıyasla 260 baz puan artarak 17 Nisan ile biten haftada yüzde 47,2 seviyesinde gerçekleştiği, aynı dönemde TL ticari kredi faizleri (Kredili Mevduat Hesabı ve Kredi Kartı hariç) 121 baz puan artışla yüzde 49,3 seviyesinde olduğu kaydedildi. Özete göre, ihtiyaç kredisi faizleri 441 baz puan artarak yüzde 63,1, konut kredisi faizleri 267 baz puan artarak yüzde 36,8, oynak bir seyir izleyen taşıt kredisi faizleri ise 397 baz puan artarak yüzde 39,6 oldu.

TCMB’nin 27 Mart tarihinde, “makrofinansal istikrarı güçlendirmek” amacıyla Türk lirası cinsinden kredi büyümesine dayalı zorunlu karşılık uygulamasında değişiklikler yaptığı hatırlatılarak, “Deprem bölgesine kullandırılan kredilere ilişkin istisnalar kaldırılmış, istisna krediler arasında yer alan esnaf kredilerinin kapsamı daraltılmıştır” denildi.

TCMB brüt uluslararası rezervlerinin 13 Mart tarihinden bu yana 15,2 milyar ABD doları azaldığı ve 17 Nisan itibarıyla 174,5 milyar ABD dolarına gerilediği belirtilen özette, şu ifadelere yer verildi:

“Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS) 11 Mart’tan bu yana yaklaşık 20 baz puan düşerek 21 Nisan itibarıyla 233 baz puan seviyesine gerilemiştir. Türk lirasının 1 ay vadeli kur oynaklığı 21 Nisan itibarıyla 11 Mart’a kıyasla yüzde 9,3 seviyesine gerilerken, 12 ay vadeli kur oynaklığı yüzde 21 seviyesine yükselmiştir. Önceki PPK toplantı haftasından 17 Nisan’a kadar Devlet İç Borçlanma Senetleri piyasasından 4,2 milyar ABD doları çıkış, hisse senedi piyasasına ise 0,5 milyar ABD doları giriş olmak üzere toplam 3,7 milyar ABD doları net portföy çıkışı gerçekleşmiştir.”

Talep ve üretim: İktisadi faaliyette yavaşlama sinyalleri

Kurul, göstergelerin iktisadi faaliyette yavaşlamaya işaret ettiğini değerlendirerek, perakende satış hacim endeksinin şubatta aylık yüzde 0,2 azaldığı, otomobil satışlarının ise yılın ilk çeyreğinde gerilediği ifade edildi. Özette, sanayi üretiminin ana eğiliminin zayıf seyrettiği ve nisan ayı verilerinin üretim beklentilerindeki zayıf seyrin sürdüğünü gösterdiği belirtildi.

Özete göre, cari işlemler dengesi ise şubat ayında 7,5 milyar dolar açık verirken, 12 aylık birikimli cari açık 35,4 milyar dolar seviyesine yükselirken, seyahat gelirlerinin 12 aylık birikimli olarak 60,1 milyar dolar düzeyinde gerçekleşerek güçlü seyrini koruduğu vurgulandı. Talep ve üretime ilişkin, şu değerlendirme yapıldı:

“Çeyreklik bazda sanayi üretimi, şubat ayı itibarıyla ilk çeyrekte yatay seyretmiştir. Şubat ayında, ocak ayında sanayi üretimindeki daralmada önemli rolü olan inşaat bağlantılı sektörlerin üretiminde artış olmakla birlikte, söz konusu artış ocak ayındaki gerilemeyi kısmen telafi etmiştir. Böylece, şubat ayı itibarıyla inşaat bağlantılı sektörlerde üretim çeyreklik olarak azalmıştır. Sanayi üretiminin ana eğilimi zayıf seyretmektedir. İmalat sanayine yönelik anket göstergeleri, mart ayında savaş kaynaklı etkilerle geleceğe yönelik üretim beklentilerinde bozulma ima etmiştir. Nisan ayı iktisadi yönelim anketi verileri de üretim beklentilerindeki zayıf seyrin sürdüğüne işaret etmektedir.

Şubat ayında mevsimsellikten arındırılmış istihdam 32,2 milyon kişi seviyesinde gerçekleşmiş ve bir önceki çeyrek ortalamasına kıyasla yüzde 1,3 oranında azalmıştır. Anket göstergeleri, imalat sanayi firmalarının geleceğe yönelik istihdam beklentilerinde tarihsel ortalamanın altında seyreden görünümün devamına işaret etmektedir.

“İhracat ve ithalat, savaşın olumsuz etkilerine rağmen artış kaydetti”

Şubat ayında cari işlemler dengesi aylık bazda 7,5 milyar ABD doları açık vermiştir. 12 aylık birikimli cari açık önceki aya kıyasla 2,3 milyar ABD doları artarak 35,4 milyar ABD doları olmuştur. Seyahat gelirleri aylık bazda 2,7 milyar ABD doları, 12 aylık birikimli olarak 60,1 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşmiştir. Hizmetler dengesi fazlası ise 62,6 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşerek güçlü seyrini sürdürmüştür.

Mart ayında mevsimsellikten arındırılmış olarak ihracat ve ithalat, savaşın olumsuz etkilerine rağmen artış kaydetmiştir. Bununla birlikte, 12 aylık birikimli dış ticaret açığı bir önceki aya göre yükselmiştir. Söz konusu dönemde, altın ithalatı bir miktar gerilemiştir. Mart ayı itibarıyla 12 aylık birikimli altın ithalatı 23,6 milyar ABD doları olmuştur. Mevcut veriler ışığında, 12 aylık birikimli cari açığın mart ayında artacağı öngörülmektedir. Mart ayına ilişkin geçici dış ticaret verileri ve nisan ayı için yüksek frekanslı öncü verilerle beraber değerlendirildiğinde, üç aylık ortalama eğilimler, ihracatta ve ithalatta sınırlı artışa işaret etmektedir.”

“Gıda enflasyonunun seyri mart ayında yavaşladı”

Mart ayında tüketici fiyatlarının yüzde 1,94 arttığı ve yıllık enflasyonun yüzde 30,87’ye gerilediği hatırlatılan özette, enerji ve hizmet gruplarında yıllık enflasyonun yükseldiği belirtildi. Hizmet sektöründeki fiyatlama davranışının “önemli bir atalete” neden olduğu vurgulanan özette, yıllık mal enflasyonu yüzde 26 civarındayken hizmet enflasyonunun yüzde 40 seviyesinde seyrettiği ifade edildi.

Mart ayında enflasyondaki yükselişte enerji grubunun etkisinin öne çıktığı belirtilen özette, “Enerji fiyatları ham petrol fiyatlarındaki gelişmelere istinaden akaryakıt fiyatları öncülüğünde yüzde 4,75 oranında artarken, eşel mobil uygulaması uluslararası enerji fiyat gelişmelerinin enflasyona yansımasını önemli ölçüde sınırlamıştır” denildi. Gıda enflasyonundaki yüksek seyrin mart ayında yavaşladığına dikkati çekilen özette, haberleşme ve ulaştırma fiyatlarının yüsek seyrini koruduğu vurgulandı.

Enflasyon beklentileri yukarı yönlü revize edildi

Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarına göre enflasyon beklentilerinde nisan ayında yükseliş gözlendiği kaydedilen özete göre, 2026 yıl sonu beklentisi 2,2 puan artışla yüzde 27,5’e çıkarken, 2027 yıl sonu beklentisi 1,4 puan artışla yüzde 20,1 oldu. Hanehalkı beklentisi ise 12 ay sonrası için 1,1 puan artarak yüzde 49,9’a ulaştı. Özette, enflasyon gelişmeleri ve beklentilerine ilişkin şöyle denildi:

“Brent ham petrol fiyatları jeopolitik gelişmelerin etkisiyle hem mart hem de nisan ayında genel olarak yükseliş göstermiş ve güçlü oynaklık sergilemiştir. Petrol fiyatlarına benzer şekilde, TTF doğal gaz fiyatları arz kısıtları endişesiyle mart ayının ortalarında belirgin bir oranda yükseldikten sonra nisan ayında düşüş eğilimi göstermiştir. Enerji ve hammadde akışındaki küresel ölçekte kesintiler, özellikle petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki yüksek artışla birlikte üretim maliyetlerini artırarak küresel ölçekte enflasyonist baskı oluşturma riski taşımaktadır.

“Doğal gazda, fazla tüketim yapan hanelerin daha yüksek ödediği kademeli fiyat uygulamasına geçildi”

Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam etmektedir. Yakın dönemdeki gelişmelerin enflasyon görünümü üzerindeki olası ikincil etkileri önem taşıyacaktır. Öncü veriler, nisan ayında tüketici fiyatlarının seyrinde enerji ve gıda fiyatlarının öne çıkacağına, ana eğilimin ise bir miktar yükseleceğine işaret etmektedir. Yurt içi enerji fiyatlarında meskenlere yönelik doğal gaz ve elektrik fiyat artışlarına istinaden önemli bir yükseliş izlenmektedir. Doğal gazda, elektriktekine benzer şekilde, meskenler için fazla tüketim yapan hanelerin daha yüksek ödediği kademeli fiyat uygulamasına geçilmiştir. Bu uygulamanın da etkisiyle nisan ayında meskenlere yönelik doğal gaz fiyatları yüksek bir oranda artmaktadır.

Faiz sabit tutuldu, sıkı duruş mesajı verildi

Para Politikası Kurulu, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37’de sabit bırakırken, gecelik borç verme faiz oranı yüzde 40, borçlanma faiz oranı ise yüzde 35,5 seviyesinde sabitledi. Kurul, dezenflasyon süreci ve para politikası duruşuna ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

“Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir. Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları, enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir. Para politikası kararları enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alınmaktadır. Son dönem gelişmelerin de etkisiyle, enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kurul enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurgulamıştır.

Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edilecektir.”