Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Kılıçdaroğlu, Edirne’de Ayçiçek Alım Fiyatı Önerilerini Açıkladı: “Kilosunun 16 Lira Olması Lazım, Destek Hariç”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Edirne’de ayçiçeği tarlasında CHP’nin ayçiçek alım fiyatı önerilerini açıkladı. Kılıçdaroğlu, “Ton başına bir fiyat verilmesi lazım. Makul olan, kilosunun 16 TL olması lazım, destek hariç. Eğer bu alım fiyatı deklare edilir ve çiftçiden bu ürün ton başına 16 bin liradan alınırsa çiftçi, bırakın kar etmeyi, en azından, ‘evet önümüzdeki yıl ben bunu ekebilirim’ diyecektir” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Edirne’de ayçiçeği tarlasında CHP’nin ayçiçek

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Edirne’de ayçiçeği tarlasında CHP’nin ayçiçek alım fiyatı önerilerini açıkladı. Kılıçdaroğlu, “Ton başına bir fiyat verilmesi lazım. Makul olan, kilosunun 16 TL olması lazım, destek hariç. Eğer bu alım fiyatı deklare edilir ve çiftçiden bu ürün ton başına 16 bin liradan alınırsa çiftçi, bırakın kar etmeyi, en azından, ‘evet önümüzdeki yıl ben bunu ekebilirim’ diyecektir” dedi.

Kilicdaroglu, Edirne’de Aycicek Alim Fiyati Onerilerini Acikladi: “Kilosunun 16 Lira Olmasi Lazim, Destek Haric”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Edirne Büyükdöllük Köyü’nde; ayçiçek tarlasındaki çiftçileri ziyaret etti. Bir çiftçi, Kılıçdaroğlu’na burada şunları söyledi:

“Şu anda ülkemizin ve dünyanın konuştuğu bir ürünün yanında bulunuyorsunuz. Çiftçi için bu gördüğünüz ürün evlat gibidir. Her sezonun bir hikayesi vardır. Bu hikayenin de sonuna gelmek üzereyiz. Hasadın sonudur. Son 3-4 yıldır bazı mesleklerin ve ürünlerin önemi ortaya çıkmıştır. Bunlardan biri çiftçiliktir. İkincisi de ayçiçeğidir. Ayçiçeği, iklim krizinden en çok etkilenen bir bitkidir. Tükettiğimiz ayçiçeğinin en fazla yüzde 65’ini üretiyoruz. Fakat son yıllarda mazot ve gübrenin pahalı olmasından, buğdayın masraflı olmasından dolayı Trakya’da insanlarımız biraz daha ayçiçeğine yöneldiler.

Geçen sene nisan ayında ekim yaptığımız zaman mazot 6,25 liraydı. Bu sene 21 lira. Geçen sene 2 bin lira olan gübre, bu sene 9 bin liradan çiftçiye gitmiştir. Geçen sene 1200 – 1300 arasında olan tohum çeşitleri, bu sene 2300 – 2600 lira arasında değişmiştir. Geçen sene ayçiçeğini sattığımı zaman 750 kilo mazot alabiliyorduk. Bu sene de aynı şekilde, o oranda aldığımız zaman bizim için yeterlidir. Bu çiftçi bu sene buradan para kazanamazsa seneye az eker. Robinson Crusoe ve Cuma’nın gemi beklemesi gibi, tüm Türkiye Tekirdağ limanında gemi bekler.”

“ÇİFTÇİ NASIL EKECEĞİNİ, NASIL GELİR ELDE EDECEĞİNİ, HAYATINI NASIL SÜRDÜRECEĞİNİ BİLEMEZ NOKTAYA GELDİ”

Kılıçdaroğlu, çiftçinin ardından yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Tarımın, çiftçiliğin çok önemli olduğu vurguladı. Pandemiyle beraber, bütün dünyada tarımın stratejik bir sektör olduğu herkes tarafından bilinen bir olay. Dolayısıyla tarıma, çiftçiye destek vermemiz lazım. Destek vermenin ötesinde Türkiye’de tam tersi yapıldı. Gübreden, ilaçtan, mazottan pek çok şeye aşırı zamlar yapıldı ve doğal olarak çiftçi nasıl ekeceğini, nasıl gelir elde edeceğini, hayatını nasıl sürdüreceğini bilemez noktaya geldi.

“AYÇİÇEK TON BAŞINA 16 BİN TL OLMASI LAZIM”

Şimdi güzel bereketli bir tarlanın önündeyiz. Bir süre sonra ürünler derlenecek toparlanacak. Ton başına bir fiyat verilmesi lazım. Makul olan fiyatı 16 bin lira. Yani kilosu 16 lira olması lazım, destek hariç. Eğer bu alım fiyatı deklare edilir ve çiftçiden bu ürün ton başına 16 bin TL’den alınırsa; çiftçi en azından, bırakın kar etmeyi; ‘en azından evet önümüzdeki yıl ben bunu ekebilirim’ diyecektir. ‘Ektiğim zaman sosyal devlet bana sahip çıkacaktır’ bunu söyleyecektir.

“KİMSEYE MİNNET DUYMAK İSTEMİYORLAR, BORÇ ALTINDA EZİLMEK İSTEMİYORLAR”

Ekmezse ne olur? Çiftçiye veremediğiniz paranın çok daha fazlasını yurt dışında eken, ürün elde eden çiftçinin kasasına akıtacaksın, dolar olarak ithal edeceksiniz, paralar dışarıya gidecek. Çiftçimiz çalışkandır, tarlalarımız bereketlidir. Karısıyla, çoluk çocuğuyla hep beraber, aile olarak çalışıyor. Kimseye minnet duymak istemiyorlar, borç altında ezilmek istemiyorlar. Gübresini, ilacını, mazotunu alsın, tarlasında traktörünü sürsün. Huzur içinde, güven içinde şarkı, türkü söyleyerek bereketli tarlasını eksin. Ürün elde etsin, bizler de sofralarımızda kendilerine teşekkür ederek kahvaltımızı yapalım, yemek yiyelim.

“SİZİ DESTEKLEMEK BİZİM EN TEMEL GÖREVLERİMİZDEN BİR TANESİDİR”

Bir şeyden emin olmanızı isterim çiftçi kardeşlerim. Bu ülkenin insanı, sizin ne kadar değerli bir iş yaptığınızı biliyor. İster doğuda ister batıda; güneyde, kuzeyde nerede olursak olalım bu ülkenin insanı çiftçinin ne kadar değerli bir hizmet verdiğini biliyor. Siz üretmediğiniz zaman hepimizin aç kalacağını da onlar biliyorlar. O nedenle size destek vermek, sizi desteklemek bizim en temel görevlerimizden bir tanesidir.

Rakamı söyledim, bugün 13.30’da grup toplantımız var, grup toplantımızda biraz daha ayrıntıya gireceğim. Çiftçilerin beklentileri nedir, onlara neleri vereceğiz, hangi imkanları sağlayacağız, bizim taaddütlerimiz nedir bunu da ayrıca belirteceğiz.”

“KAR ETTİĞİNİZ DEĞİL, MALİYETİNİZİ KARŞILAYABİLDİĞİNİZ BİR RAKAM”

Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarının ardından bir çiftçi, “Geçtiğimiz yıl üre gübresi 2 bin 200 liraydı. Bu yıl 14 bin liradan aldık. Yüzde 700. Bugün bir ton ayçiçeğine bir ton gübre alamıyoruz. Çiftçinin işi zor” dedi. Kılıçdaroğlu, “İşi zor ama zorun çözülmez nitelikte değil. İnşallah çözeceğiz. Bizim telaffuz ettiğiniz rakam, sizin kar ettiğiniz değil, maliyetinizi karşılayabileceğiniz bir rakam. Sizi destekliyoruz” karşılığını verdi.

Kılıçdaroğlu açıklamalarının ardından ayçiçek tarlasının içinde çiftçilerden bilgi aldı. Kılıçdaroğlu, ayrıca; köylülerle birlikte kahvaltı yaptı.

” HAVADAN PARA KAZANLARA İMKÂN VERMEYECEĞİM. O PARALARIN TAMAMINI ALACAĞIM, BU MİLLETE VERECEĞİM”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Edirne’nin Büyükdöllük köyündeki yurttaşlarla kahvaltı yaptı. Kılıçdaroğlu, “Havadan para kazanlara ben imkân vermeyeceğim. Allah nasip eder, iktidar olursak Millet İttifakı olarak, ‘havadan para kazandım, masaya oturayım, elimde viski kadehi, parayı yatırayım bankaya, dünyanın faizini elde edeyim, dolar garantisi verilmiş, faiz garantisi verilmiş, kâr garantisi verilmiş, bir de sıfır vergisiz’; ben bunlara izin vermem. Kimse kusura bakmasın. O paraların tamamını alacağım, bu millete vereceğim. Hiç endişeniz olmasın” dedi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, bugün Edirne’de; partisinin grup toplantısı öncesinde ayçiçeği tarlasındaki çiftçileri ziyaret etti. Ardından Büyükdöllük köyündeki yurttaşlarla kahvaltı yapan Kılıçdaroğlu; Türkiye’nin pek çok bölgesindeki fındık, çay, patates, soğan, buğday üreticileriyle görüştüklerini söyledi. Üreticilerin sıkıntılarının benzer olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, iktidar olduklarında çiftçinin mazotunda ÖTV ve KDV olmayacağını vurguladı.

Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

“KIRSALDAKİ KADINLARIN VE GENÇLERİN SOSYAL GÜVENLİK PRİMLERİNİ DEVLET ÖDEYECEK: Pek çok derdiniz var. Bir çiftçi ne zaman mutlu olur. Bütün bu ürünleri ekmek, ürünlerin elde etmek, harmanı kaldırmak, alın terinin karşılığını almak… Çok fazla bir şey istenmiyor aslında bu ülkede. Bu ülkede istenen şu: Benim alın terimin karşılığı verilsin. Milyarlar, dolarlar; şunlar bunlar değil yani. Üretiyorum, çalışıyorum; sosyal devlet benim alın terimin karşılığını verecek.

Dünyada bütün ülkeler, tarıma olağanüstü destek verirler. Bizde de 2006 yılında bir Tarım Kanunu çıktı. Onun meşhur bir 21. maddesi var. ‘Çiftçiye her yıl milli gelirin en az yüzde 1’i oranında destek verilir’ diyor. Bugüne kadar yüzde 1 oranında tam destek verilmedi. Son zamanlarda biraz daha kestiler. Kanuna göre bu sizin hakkınız, teslim edilmediğini biliyorum.

İnşallah, sizlerin oyları ile iktidar olduğumuzda, çiftçiye ‘kırmızı mazot’ vereceğiz. Mazotun ÖTV’si, KDV’si olmayacak. Yata veriyorsun ÖTV’siz, KDV’siz; çiftçiye veriyorsun mazotu ÖTV dahil, KDV dahil. Eğer destek verilecekse ÖTV’yi, KDV’yi kaldıracaksın, o mazotu başkası kullanmasın diye kırmızı yapacaksın, kırmızı mazot uygulayacaksın. Avrupa’da var zaten bu. Yani biz kendi ülkemizde, kendi çiftçimiz için bir şey daha düşünüyoruz.

Özellikle kırsalda çalışan kadınlar ve gençler, sizin sosyal güvenlik primlerinizi de devlet ödeyecek. Yani sizler emeklilik hakkını kazanacaksınız. Erkekler değil, onlar kendileri ödeyecek. Ama kadınların ve gençlerin kırsalda kalmaları lazım, üretmeleri lazım. Onların sosyal güvenlik haklarına kavuşması lazım. Kırsalda kaldığı zaman perişan olmaması lazım. Onların sosyal güvenlik primlerini bir şekliyle devletin ödemesi lazım. Bunu hedefliyoruz.

AYÇİÇEĞİNDE TON BAŞINA 16 BİN LİRA MAKUL: Ayrıca şöyle her seferinde taban fiyat vesaire diye tartışıyoruz. Taban fiyat işte bugün söyledik; ayçiçeğinde ton başına 16 bin lira olsun diye. Makul bir rakam aslında. Yüksek bir rakam da değil. Sizin makul gelir elde ettiğiniz, daha doğrusu emeğinizin karşılığı olan bir bedel aslında telaffuz ettiğimiz bedel. Dedi ki şöyle bir şey yapalım: Çiftçi ne ekiyorsa, buğday, arpa, yulaf, kanola, ayçiçeği; dönümün maliyeti üç aşağı beş yukarı bellidir. Dönümde kullanılan traktörün mazotunun, ilacın, sulama varsa suyun fiyatı bellidir. İşçilik varsa işçinin fiyatı bellidir. Dönümün maliyetini çıkarırsınız. Üstüne makul bir kâr koyarsınız. Eşittir, taban fiyat; dersiniz. Böylece çiftçi asla zarar etmeyecek bir modelle karşılaşacak.

ÇİFTÇİNİN ZARAR ETMEYECEĞİ MODELİ İHYA ETMELİYİZ: Çiftçinin hiç zarar etmeyeceği bir modeli ihya etmemiz lazım. Maliyeti belli mi, belli. Çağırırsın, ziraat odaları birliği başkanını, dersin ki ‘tarlanın maliyetini çıkar.’ Ayçiçeği tarlasının maliyeti bellidir. Kaça mal olduğu bellidir. Üzerine çiftçinin alın teri var. Bir kâr koyacaksın. Koyduktan sonra diyeceksin ki devlete, diyelim ki bin liraya mal ettin. Yüzde 20 de diyelim kâr vereceksin. Yüzde 10 kâr vereceksin. Bin 100 lira veya bin 200 lira. Diyeceksin ki bunun maliyeti, kâr dahil bin 100, bin 200 lira. Bunun üstüne alıcı varsa gitsin satsın. Belki 2 bin liraya satar. Belki 5 bin liraya satar ama bin 100’ün altına düştüğü zaman devlet diyecek ki, ‘onu ben alırım, çiftçiye zarar ettirmem’. Böylece hem kırsalda kalma olur, hem tarımsal üretimi doğru dürüst büyütmüş, geliştirmiş oluruz. Aynı zamanda bırakın ithalat yapmayı, ihracat yapma imkânımız olur. Yani Orta Doğu’ya, diğer yerlere ihracat yaparız.

DEVLET, SOSYAL DEVLET OLMAK ZORUNDADIR: Ben Erzurum’a gittim. Erzurum’da mesela sadece Orta Doğu ve Kafkasların et ihtiyacı, yani et borsası 30 milyar dolar. 30 milyar dolarla siz o bölgeyi tamamen Orta Doğu’nun ve Kafkaslar’ın en büyük besici merkezi haline getirebilirsiniz. Erzurum, Ağrı, Bingöl, Tunceli. O bölgeyi yaptığınız zaman hem göç olmaz hem insanlar kazanır hem bölgede sizin saygınlığınız olur. Gidip kapı kapı dolaşıp dolar mı alacağız, para mı alacağız, birisi bize yardım mı edecek; bunlardan da kurtulmuş olursunuz. Buna benzer pek çok düşüncemiz var. Devletin akılla yönetilmesi lazım, bilgiyle yönetilmesi lazım, birikimle yönetilmesi lazım, liyakatle yönetilmesi lazım. Devlet hepimizin devletidir. Devlet, sosyal devlet olmak zorundadır.

HAVZA BAZLI PLAN YAPMAK ZORUNDASINIZ: Sosyal devlet şu demektir, hiç kimsenin yatağa aç girmediği bir devlet demektir. Sosyal devleti böyle inşa edersiniz. Diyeceksiniz ki sosyal devlet bizim Anayasa’da yazıyor mu? Evet, yazıyor. Anayasa’nın değiştirilmesi dahi teklif edilemeyen dört maddesinden birisi de Türkiye Cumhuriyeti Devleti demokratik, laik, sosyal hukuk devletidir, der. Dolayısıyla sosyal devleti sağlamak zorundasınız. Sosyal devletin en temel özelliği, çalışan insanın alın terinin karşılığını vermektir.

Ayrıca havza bazlı planlama yapmak zorundasınız tarımda. Her önüne gelen her istediği ürünü ekemez. Trakya’nın niteliğine bakılır, toprak analizlerine bakılır. Ona göre burada denir ki, buğday, arpa, kanola ekin; Konya ovasında şunu ekin, Çukurova’da bunu ekin diye havza bazlı planlama yapılır. Türkiye’nin ihtiyaçlarına göre yapılır ve Türkiye’de herkes neyi ekeceğini bilir. En az kaçtan satacağını da bilir. Çünkü o en az rakam, makul bir kârı içeren rakamdır. Devlet onun alıcısıdır. Onun üstünde alıcı varsa istediğine satar çiftçi.

O PARALARIN TAMAMINI MİLLETE VERECEĞİM: Türkiye bütün bunların hepsini aşabilir. Gelir elde edebilir, Türkiye zenginleşebilir. Bütün bunların hepsini yaptığımız zaman emin olun, her evde huzur, bereket olur. Yani her evde insanlar huzur içinde çalışır. Benim sizlere bir sözüm var. Havadan para kazanlara ben imkân vermeyeceğim. Bunu size de medyanın karşısında iktidar sahiplerine de söylüyorum. Allah nasip eder, iktidar olursak Millet İttifakı olarak; havadan para kazandım, masaya oturayım, elimde viski kadehi, parayı yatırayım bankaya, dünyanın faizini elde edeyim, dolar garantisi verilmiş, faiz garantisi verilmiş, kâr garantisi verilmiş. Bir de sıfır, vergisiz. Ben bunlara izin vermem. Kimse kusura bakmasın. Alın teri mi döktün kardeşim? Yok. Otur oraya, keyfine bak. Paranı yatır. Oradan faiz geliri elde et. Üstelik dolar garantisi olsun. Üstelik elde ettiğin faizden ayrıca vergi ödeme. Peki çiftçinin günahı ne? Esnafın günahı ne? Sanayicinin günahı ne? Bunlar çalışıyorlar. Riski üstleniyorlar. Öbür adamın hiçbir riski yok. Dünyanın parasını kazanıyor. O paraların tamamını alacağım, bu millete vereceğim. Hiç endişeniz olmasın.”

Kılıçdaroğlu, konuşmasını yaptıktan sonra yurttaşlarla sohbet etti. Bir kişinin “Bugüne kadar torunumun hakkının yendiğini biliyorum. İktidara geldiğinizde benim torunumun hakkını karşı taraftan alıp kendisine verecek misiniz” sorusuna Kılıçdaroğlu, “Vereceğiz tabii. Eğer siz haklı olan birisinin hakkını teslim etmezseniz o zaman devleti niye yönetiyorsunuz” diye yanıtladı.

Bir yurttaşın, “İktidara geldiğinizde Saray’da oturacak mısınız” sorusuna da Kılıçdaroğlu, “Çankaya. Bizim için makamsa Mustafa Kemal’in makamıdır” dedi.

Başka bir yurttaşın da Trakya bölgesindeki çiftçilerin sorunlarını anlatması üzerine Kılıçdaroğlu, “Sadece Trakya bölgesinin arazilerinin toprak devirlerini tümüyle tapu üzerinden araştırmak lazım. Böyle bir rapor çıkarıp sizlerle paylaşmak lazım” diye konuştu.

Haber: ÇAĞATAN AKYOL – Kamera: SADIK KARAKULOĞLU