Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Mekke Antlaşması’nı önümüzdeki günlerde TBMM’ye sevk etmeye yönelik çalışmalarımız sürüyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, Pakistan ve Suudi Arabistan ile 7 Ağustos’ta imzalanan Ortak Savunma Antlaşması’nın iç onay işlemlerinin tamamlanması için TBMM’ye sevk hazırlıklarının sürdüğünü açıkladı. Erdoğan ayrıca İŞKUR Gençlik Programı’nın 2026-2027 dönemi kontenjanının 150 bine çıkarılacağını, fon sürecinde ise ekim ayı içinde 1 milyon liraya kadar ana para ödemelerine başlanmasının hedeflendiğini söyledi. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı'nın ardından yaptığı açıklamada, Pakistan

(ANKARA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, Pakistan ve Suudi Arabistan ile 7 Ağustos’ta imzalanan Ortak Savunma Antlaşması’nın iç onay işlemlerinin tamamlanması için TBMM’ye sevk hazırlıklarının sürdüğünü açıkladı. Erdoğan ayrıca İŞKUR Gençlik Programı’nın 2026-2027 dönemi kontenjanının 150 bine çıkarılacağını, fon sürecinde ise ekim ayı içinde 1 milyon liraya kadar ana para ödemelerine başlanmasının hedeflendiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı 3 saat 20 dakika sürdü. Erdoğan, toplantının ardından gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Erdoğan şunları söyledi:

“4 gün önce İstanbul Maltepe’de çöken binada 5 vatandaşımız hayatını kaybetti. Vefat eden kardeşlerimize Cenabıallah’tan rahmet, ailelerine sabır, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun. Maltepe’de yaşanan bu acı olay, İstanbul’un kentsel dönüşüm meselesinin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha göstermiştir. İstanbul’da deprem gerçeğini ertelemek, görmezden gelmek veya günlük siyasi çekişmelere kurban etmek İstanbul’a ihanet etmek olur. Şunu bir defa açık açık söylemek durumundayım: Biz her kentsel dönüşüm dediğimizde birilerinin çıkıp “rantsal dönüşüm” diyerek feveran etmesinden artık bıktık, usandık. Kimsenin ideolojik ezberleri dolayısıyla insanımızın hayatıyla oynamaya hakkı yoktur ve olamaz. Bakıyorsunuz, kendileri villalarda, lüks ve güvenli sitelerde yaşıyor ama söz konusu İstanbul’un yapı stokunun yenilenmesi olunca en fazla bunlar bağırıyor. En çok bunların sesi çıkıyor. En fazla gürültüyü bunlar yapıyor. Bu riyakârlığa artık dur demenin vakti gelmiştir. Hükümet olarak mahallî idareler seviyesinde sergilenen umursamazlığa rağmen kentsel dönüşüm seferberliğimizi hızlandırmakta kararlıyız. Fatih’in emaneti İstanbulumuz’u bu kentsel dönüşüm seferberliğinin adeta başkenti olarak görüyoruz. Türkiye’de her iki kentsel dönüşümden birini İstanbul’da yaptık. 2012 yılından beri İstanbul’da 1 milyon 298 bin bağımsız bölümü dönüşüm kapsamına aldık. 1 milyon 7 bin bağımsız bölümün dönüşümünü tamamladık. 291 bin bağımsız bölümün dönüşümü ise hâlen devam ediyor. 5 milyona yakın vatandaşımızı güvenli yuvalarına kavuşturduk. Vatandaşımızı kentsel dönüşüme teşvik etmek için de her adımı attık.

İstanbulumuz’a özel “Yarısı Bizden” kampanyamızı başlattık. Yarısı Bizden ile bugüne kadar 544 bin 564 bağımsız bölümü dönüşüm kapsamına aldık. Daha fazla vatandaşımız bu imkândan yararlanabilsin diye kampanyanın süresini 31 Aralık 2027’ye kadar uzattık. Mevcut destek programımızda her bir konut için 875 bin lira hibe, 875 bin lira kredi ve 125 bin lira taşınma desteği sağlıyoruz. İş yeri sahiplerimize 437 bin 500 lira hibe, 437 bin 500 lira kredi ve 125 bin lira taşınma desteği veriyoruz. Yani insanımızı çatısı altında gönül huzuruyla oturacağı güvenli konutlara kavuşturmak için devlet olarak üzerimize ne düşüyorsa yapıyoruz. Buradan İstanbul’daki kardeşlerime bir kez daha sesleniyorum; “Lütfen kentsel dönüşüm konusunda atılacak adımları ertelemeyin. Komşularınızla uzlaşmak, gerekli işlemleri başlatmak, güvenli bir yuvaya kavuşmak için bugünden harekete geçin”. Şunun da altını çizmek istiyorum, hükümetimiz tüm imkânlarıyla İstanbul’un dönüşümü için gövdesini taşın altına koymuşken siyasi parti ayırt etmeksizin tüm belediyelerimizden de aynı anlayışı, aynı hassasiyeti göstermelerini bekliyoruz. Şehrini, ilçesini gerçekten seven, sorumluluk sahibi belediye başkanlarını kentsel dönüşüm projelerine ağırlık vermeye çağırıyorum.

MEKKE ANTLAŞMASI’NIN MECLİS’E SEVKİ

Kıymetli vatandaşlarım, Bölgemizdeki çatışma alanlarına maalesef her gün yenileri ekleniyor. Lübnan’dan Yemen’e ve İran’a uzanan hatta gerilim tırmanmakta, özellikle vekil güçler aracılığıyla farklı hesaplar görülmeye çalışılmaktadır. Türkiye, bir süredir etrafını çevreleyen kriz kuşağına rağmen istikrar adası, güven ve huzur adası konumunu her geçen gün perçinlemektedir. Bölgesel sahiplenme anlayışıyla anlaşmazlıkların harp sahasında değil, müzakere masasında, diyalog ve diplomasi ile çözümünü savunuyoruz. Egemenliğe ve toprak bütünlüğüne karşılıklı saygı temel ilkemizdir. Bize göre bölünme ve parçalanma, sadece bölgemizi kan gölüne çevirmek isteyen şer odaklarının çıkarlarına hizmet edecektir. Bu minvalde Husiler tarafından 10 Ekim’de Riyad Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nı hedef alan ve 12 kişinin hayatını kaybettiği, 309 kişinin yaralandığı saldırıları en güçlü biçimde lanetliyoruz. Aralarında umre ziyareti yapanların da olduğu vefat eden kardeşlerimize Yüce Allah’tan rahmet, yaralı kardeşlerimize acil şifalar diliyoruz. Türkiye, hukuk ve insanlık dışı saldırılar karşısında Suudi Arabistan’ın ve Suudi kardeşlerinin yanındadır.

Burada şunu da ifade etmekte fayda görüyorum; Pakistan ve Suudi Arabistan’la birlikte 7 Ağustos’ta imzaladığımız Ortak Savunma Antlaşmasının kurumsal altyapısını oluşturma çalışmalarımız devam ediyor. Savunma iş birliğimizi iki temel kulvarda ilerletiyoruz. İlk olarak kolektif savunma ve bölgesel iş birliği hedefleri doğrultusunda çalışıyoruz. İkinci olarak bu iş birliğinin kalıcı ve işleyen bir kurumsal yapıya kavuşması için gerekli adımları atıyoruz. Bilinmesini isterim ki NATO’da olduğu gibi ortak savunma anlaşması kapsamındaki faaliyetler de ulusal mevzuatımız temelinde yürütülecektir. Türkiye’yi farklı bir yerde resmetmeye çalışan ve kime hizmet ettiği aşikâr olan söylemlerin hiçbir geçerliliği yoktur. Anlaşmanın iç onay işlemlerinin tamamlanması için önümüzdeki günlerde Gazi Meclisimize sevkine yönelik çalışmalarımız sürüyor. Türkiye’nin duruşu, hassasiyetleri ve savunduğu ilkeler bellidir. Biz hadiselere etnik ve mezhebî bir mercekten asla bakmıyoruz. Biz bölgemizin tamamında barışın ve istikrarın hâkim olmasını istiyoruz. Bundan sonra da bölgesel sahiplenme temelinde barışı savunmaya, barış için gayret göstermeye devam edeceğiz.

“İŞKUR GENÇLİK PROGRAMI’NIN 2026-2027 DÖNEMİ KONTENJANINI 150 BİNE YÜKSELTİYORUZ”

Bugün kabinemizde ele aldığımız konulardan biri de geçtiğimiz yıl hayata geçirdiğimiz İŞKUR Gençlik Programı’ydı. Gençlerimizin eğitimlerini sürdürürken hayatı tanımalarına, tecrübe kazanıp geleceğe daha iyi hazırlanmalarına büyük önem veriyoruz. Bu amaçla başlattığımız İŞKUR Gençlik Programı’na gençlerimiz de çok yoğun ilgi gösteriyor. Bugüne kadar programdan istifade eden genç sayısı 220 bine yaklaştı. Bu genç arkadaşlarımız hem deneyim sahibi oldular hem de belli miktarda gelir elde ettiler. Biz de gençlerimizin bu ilgisini karşılıksız bırakmıyoruz.
Şimdi yeni bir adım daha atıyoruz. Programın 2026-2027 dönemi kontenjanını 150 bine yükseltiyoruz. Program kapsamında gençlerimize günlük 1.375 lira ödeme yapılacak. Ayda 14 gün katılan öğrencilerimiz ise 19 bin 250 liraya kadar destek alabilecek. Ayrıca gençlerimizin sigorta primlerini devletimiz karşılayacak. İlaveten belirli şartlarda 1.250 liralık promosyon ve çeşitli harcamalarda özel indirim imkânları sunulacak. “Gençliğin Üretim Çağı” adlı güç hamlemizle 3 yılda 3 milyon gencimize ulaşmayı hedefliyoruz. İŞKUR Gençlik Programı’ndan ise 2028 yılı sonuna kadar 1 milyon üniversite öğrencimizin yararlanmasını amaçlıyoruz. Gençleri şahsi ikballerine alet etmeye çalışanlara inat, biz gençlerimizin eğitimine, istihdamına ve geleceğine desteğimizi artırarak sürdüreceğiz. Gençlerimizi ne marjinal yapıların ne terör örgütlerinin ne de kariyerist siyasetçilerin ihtiraslarına terk etmeyeceğiz. Bu güzel haberimizin bütün gençlerimize, ailelerine ve üniversitelerimize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.

“MİLLETİMİZİN HAK VE HUKUKUNUN KORUNMASI BİZİM KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR”

Son olarak fon meselesinin süratle çözülmesi amacıyla yoğun bir gayret içindeyiz. Önceki kabine toplantımızdan bu yana Devlet Denetleme Kurulumuzun görevlendirilmesinden Fon Koordinasyon Kurulumuzun teşkiline, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bilgilendirilmesinden kanuni düzenleme gerektiren hususlarda yasa teklifinin Meclisimiz’in takdirine sunulmasına, Katılımevim, Birevim ve İktisat Katılım Bankasının Emlak Katılıma devrinin başlamasından Merkezi Kayıt Kuruluşu işlemleri tamamlanan fonların ödemelerinin başlamasına kadar pek çok müspet adım atıldı. Meselenin yargı tarafında soruşturmalar titizlikle ve derinleştirilerek devam ediyor. Fon şirketlerinin yönetim kurulu üyelerinin de içinde bulunduğu 282 kişi hakkında hukuki işlem yapıldı. Bunlardan 84’ü tutuklanırken 27 şüpheli hakkında yakalama kararı çıkartıldı. 99 kişi hakkında da adli kontrol tedbiri uygulandı. Kanun teklifinin Meclisimizden geçmesiyle birlikte ekim ayı içinde 1 milyon liraya kadar ana para ödemelerine başlanacak. Olağan ve olağanüstü tasfiyelerin ekim ayı içinde yapılmasını müteakip yatırımcıların kayda değer bir bölümü ara ödemelerini almış olacak. Fon Koordinasyon Kurulumuz kamuoyunu detaylı ve düzenli bir şekilde bilgilendirecek.

Bizim şu anda birinci önceliğimiz, siyasette tek sermayesi polemik olanlara laf yetiştirmek değil, kamu kaynakları kullanılmadan bu sürecin şeffaf, adil ve hızlı biçimde yönetilmesidir. Bir kere daha şunu herkesin bilmesini, herkesin anlamasını isterim; Milletimizin hak ve hukukunun korunması bizim kırmızı çizgimizdir. Fahiş getiriler elde etmiş, spekülasyon ve manipülasyon yoluyla haksız kazanç sağlamış her kim varsa bunun bedelini mutlaka ödeyecektir. Başkaları soygunculara, milletin malına el uzatanlara, harama tevessül edenlere sırf siyasi parti aidiyetleri sebebiyle sahip çıkabilir. Onlara kol kanat gerebilir. Onlar için şehir şehir gezip miting düzenleyebilir. Biz onlara benzemeyiz. Bizim ne siyaset tarzımızda ne de devlet yönetimi anlayışımızda asla böyle bir durum olamaz. Hukukun meşru sınırları dışına çıkan kim olursa olsun hesabını sorarız ve soruyoruz.

“TÜRKİYE’DE ŞAHSIM DAHİL HİÇ KİMSE ELEŞTİRİLEMEZ DEĞİLDİR”

Yine bu dönemde ülkemizi benzer bir sıkıntıyla karşı karşıya bırakmamak için gereken neyse hayata geçirmekte kararlıyız. Ek düzenlemelerle sermaye piyasalarımızın bünyesini bu tür mikroplara karşı güçlendirecek, işleyişini inşallah çok daha sağlıklı hâle getireceğiz. Elbette bu adımları atarken boğazlarına kadar çamura batmış olanların tamamen “çamur at, izi kalsın” mantığıyla, tamamen nefret siyasetiyle kadrolarımıza karşı, kabine üyelerimize karşı haysiyet cellatlığı yapmasına da müsaade etmeyeceğiz. Bakın, Türkiye’de şahsım dâhil hiç kimse eleştirilemez değildir. Ama hiç kimsenin unvanı, mesleği, konumu ona FETÖ yöntemleriyle bir başkasına karşı itibar suikastı düzenleme hakkı vermez. Eleştiri hakkı, yalan ve çarpıtmayla muhatabını karalama hakkı değildir. Aynı şekilde ifade özgürlüğü, önüne gelene iftira atma serbestisi değildir. Kamu adına hesap sorduğunu iddia eden herkes görevini sorumluluk bilinciyle yapmalı, insanların onuruyla, haysiyetiyle oynamamalıdır. “