Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

KESK Eş Genel Başkanı Karagöz: “20 yıldır çıkarılmayan sicil affı artık bir talep değil, ertelenemez bir ihtiyaçtır”

KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, kamu emekçilerine yönelik disiplin cezalarının affedilmesine ilişkin “Görevde yükselme süreçlerinde engel oluşturmakta, idarecilik görevlerinin önünü kapatmakta, tayin, atama ve görevlendirmelerde ayrımcılığa yol açmakta, maddi hak kayıplarına neden olmakta, kamu emekçileri üzerinde sürekli bir baskı ve tehdit aracına dönüşmektedir. 20 yıldır çıkarılmayan sicil affı artık bir talep değil, ertelenemez bir ihtiyaçtır” dedi.

KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, kamu emekçilerine yönelik disiplin

(ANKARA) – KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, kamu emekçilerine yönelik disiplin cezalarının affedilmesine ilişkin “Görevde yükselme süreçlerinde engel oluşturmakta, idarecilik görevlerinin önünü kapatmakta, tayin, atama ve görevlendirmelerde ayrımcılığa yol açmakta, maddi hak kayıplarına neden olmakta, kamu emekçileri üzerinde sürekli bir baskı ve tehdit aracına dönüşmektedir. 20 yıldır çıkarılmayan sicil affı artık bir talep değil, ertelenemez bir ihtiyaçtır” dedi.

KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, kamu emekçilerine yönelik disiplin cezalarının affedilmesi konusunda genel merkezde basın toplantısı düzenledi.

Kamu emekçilerinin sicil dosyalarına işlenen disiplin cezalarının affına ilişkin son düzenlemenin 2006 yılında yapıldığını belirten Karagöz, “Siyasi iktidar, 5525 sayılı Kanun ile kendisinden önceki dönemlerde verilen disiplin cezalarını affetmiştir. Aradan geçen yaklaşık 20 yılda kamu personel rejimi defalarca yeniden şekillendirilmiş, disiplin hükümleri genişletilmiş ancak kamu emekçilerinin yıllardır yaşadığı mağduriyetleri giderecek yeni bir sicil affı düzenlemesi hayata geçirilmemiştir” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de kamu çalışanlarının neredeyse tamamının sicil dosyasında en az bir disiplin cezası bulunduğunu söyleyen Karagöz, “Çünkü artık en temel demokratik hakların kullanılması dahi soruşturma konusu yapılmaktadır. Basın açıklamasına katılmak, sendikal eylemlere destek vermek, iş bırakma kararı almak, sosyal medya paylaşımı yapmak, barış talebini dile getirmek ya da hukuksuzluklara itiraz etmek; adli ve idari soruşturmaların gerekçesi haline getirilmektedir” dedi.

“SENDİKAL FAALİYETLER CEZALANDIRMA NEDENİ”

“Kamu emekçileri yalnızca düşük ücretlerle, güvencesizlikle ve artan yoksullukla değil; aynı zamanda yıllardır sicillerinde taşımak zorunda bırakıldıkları cezaların yarattığı ağır sonuçlarla da karşı karşıyadır” diyen Karagöz, özellikle sendikal faaliyetler nedeniyle verilen cezaların kamu çalışanlarının iş yaşamı boyunca karşısına çıkarılan bir “cezalandırma dosyası”na dönüştüğünü ifade etti. Karagöz, “Oysa sendikal faaliyet anayasal bir haktır. Grev hakkı, iş bırakma eylemi, demokratik tepki ve örgütlenme özgürlüğü suç değildir” şeklinde konuştu.

“Kamu emekçileri demokratik haklarını kullandıkları için soruşturulmakta, açığa alınmakta, ihraç edilmekte, adli ve idari davalarla karşı karşıya bırakılmaktadır” ifadelerini kullanan Karagöz, disiplin soruşturmalarının kamu hizmetinin gerekleri için değil, “itiraz eden, hak arayan ve örgütlenen kamu emekçilerini baskı altına almak amacıyla” kullanıldığını savundu.

Karagöz, son dönemde yaşanan hak ihlallerine ilişkin örnekler de verdi. “Bursa’da Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne bağlı bir kurumda müdür yardımcısı olarak görev yapan KESK’e bağlı SES üyesi Hasan Toprak’ın, basın emekçisi olan kızının yaptığı haberin ardından, tetikçiliği ve ‘operasyon gazeteciliği’ ile bilinen bir gazete tarafından hedef gösterildiğini” öne süren Karagöz, Toprak’ın daha sonra görevinden uzaklaştırıldığını söyledi.

“TÜRKİYE, SENDİKAL HAKLARIN EN KÖTÜ DURUMDA OLDUĞU 10 ÜLKE ARASINDA”

Karagöz, aynı hafta içinde Bursa’da, konfederasyonun aldığı iki günlük iş bırakma kararı doğrultusunda eyleme katılan dört KESK üyesi hakkında soruşturma açıldığını belirtti.

Suriye Rojava’da IŞİD ve HTŞ mensuplarının katlettiği bir kadının saç örgüsüyle poz verilmesini protesto etmek amacıyla saç örgüsü paylaşımı yapan çok sayıda KESK üyesi hakkında da soruşturma başlatıldığını kaydeden Karagöz, Eğitim Sen Şırnak Şubesi’nden üç yönetici ile SES Şırnak Şubesi’nden bir yöneticinin açığa alındığını ve haklarında ihraç talebinde bulunulduğunu söyledi.

Karagöz, 6 Ekim 2015 tarihinde 10 Ekim Barış Mitingi’ne katılım çağrısı kapsamında yapılan basın açıklamasına yönelik müdahale sırasında yaşanan arbede gerekçe gösterilerek Adana’da aralarında sendika üyelerinin de bulunduğu 11 kişiye hapis cezası verildiğini ifade etti.

Türkiye’nin, ITUC raporlarında sendikal hakların en kötü durumda olduğu 10 ülke arasında gösterildiğini belirten Karagöz, “Bugün liyakat ve sadakat, iktidara yakın olmak ya da onun politikalarını kayıtsız şartsız uygulamakla özdeş hale getirilmiştir” dedi.

Karagöz, disiplin cezalarının kamu emekçileri açısından yalnızca idari bir kayıt olmadığını belirterek, “Görevde yükselme süreçlerinde engel oluşturmakta, idarecilik görevlerinin önünü kapatmakta, tayin, atama ve görevlendirmelerde ayrımcılığa yol açmakta, maddi hak kayıplarına neden olmakta, kamu emekçileri üzerinde sürekli bir baskı ve tehdit aracına dönüşmektedir” ifadelerini kullandı.

OHAL KHK’ları ile kamu görevinden çıkarılanlardan haklarında herhangi bir soruşturma ya da kovuşturma bulunmayan veya yürütülen soruşturma ve kovuşturmaları lehlerine sonuçlanan kamu emekçilerinin görevlerine dönmesini sağlayacak yasal düzenlemelerin yapılmasının zorunlu hale geldiğini belirten Karagöz, “Sicil affı yalnızca KESK üyelerinin değil, bu ülkede görev yapan tüm kamu emekçilerinin ortak talebidir” dedi.

“TBMM, AF ÇIKARMA YETKİSİNİ VAKİT KAYBETMEKSİZİN KULLANMALIDIR”

Karagöz, kamu emekçilerinin “cezalandırma değil güvenceli çalışma”, “baskı değil hukukla yönetilen bir çalışma yaşamı” istediğini belirterek, şunları kaydetti:

“Cinsel saldırı, çocuk istismarı, kadınlara yönelik şiddet ve yüz kızartıcı suçlar kapsamındaki cezalar hariç olmak üzere kamu çalışanlarına verilen disiplin cezalarının bütün sonuçlarıyla birlikte affedilmesini ve sicil dosyalarından silinmesini sağlayacak kapsamlı bir sicil affı düzenlemesi acilen hayata geçirilmelidir. 20 yıldır çıkarılmayan sicil affı artık bir talep değil, ertelenemez bir ihtiyaçtır.”

KESK’in bu ihtiyacı gören bir anlayışla sicil affını gündemde tuttuğunu, imza kampanyası yürüttüğünü ve Meclis’te grubu bulunan muhalefet partilerini ziyaret ettiğini anlatan “Son olarak 7 Nisan 2026 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Vedat Işıkhan ile yaptığı görüşmede sicil affı talebini doğrudan iletmiştir. TBMM, birikmiş sorunları çözmek ve kamu emekçileriyle yeni, demokratik bir ilişki kurmak için af çıkarma yetkisini vakit kaybetmeksizin kullanmalıdır. Bir kez daha TBMM’yi ve tüm siyasi partileri, kamu emekçilerinin ortak talebine kulak vermeye ve gerekli yasal düzenlemeleri gecikmeden hayata geçirmeye çağırıyoruz” diye konuştu.