Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İstanbul Baro Başkan Yardımcısı Süren: “Bugün maalesef hukuk açısından, ülkemiz açısından, tarihimiz açısından kara bir gün yaşıyoruz”

İstanbul Barosu yöneticileri ve avukatları, CHPnin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun ifadesinin alınacağı İstanbul Adliyesi’ne girişlerinin engellendiğini belirterek, tutanak tuttu. Adliye önünde açıklama yapan İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Rukiye Leyla Süren, “Bugün maalesef hukuk açısından, ülkemiz açısından, tarihimiz açısından kara bir gün yaşıyoruz. İstanbul Barosu yöneticileri ve baroya bağlı avukatlar, iş yerleri olan İstanbul Adliyesi’ne alınmamıştır. Adliye içerisindeki iş yerimiz ve çalışma alanımıza girişimiz engellenmiştir” dedi.

İstanbul Barosu yöneticileri ve avukatları, CHPnin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun

(İSTANBUL) – İstanbul Barosu yöneticileri ve avukatları, CHPnin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun ifadesinin alınacağı İstanbul Adliyesi’ne girişlerinin engellendiğini belirterek, tutanak tuttu. Adliye önünde açıklama yapan İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Rukiye Leyla Süren, “Bugün maalesef hukuk açısından, ülkemiz açısından, tarihimiz açısından kara bir gün yaşıyoruz. İstanbul Barosu yöneticileri ve baroya bağlı avukatlar, iş yerleri olan İstanbul Adliyesi’ne alınmamıştır. Adliye içerisindeki iş yerimiz ve çalışma alanımıza girişimiz engellenmiştir” dedi.

İstanbul Barosu Yönetim Kurulu üyeleri ve avukatlar, destek için geldikleri CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun “casusluk” soruşturması kapsamında ifade vereceği İstanbul Adliyesi’ne alınmadı.

Baro Başkan Yardımcısı Rukiye Leyla Süren, adliye önünde yaptığı açıklamada, “Bugün maalesef hukuk açısından, ülkemiz açısından, tarihimiz açısından kara bir gün yaşıyoruz” dedi.

İstanbul Adalet Sarayı’na alınmamaları üzerine tutanak tuttuklarını ifade eden Süren, bunun gerekli hukuki işlemler için dayanak alınacağını söyledi.

Süren, “Sabahın erken saatlerinden itibaren adliye çevresinde adeta bir polis yığınağı oluşturulmuştur. İstanbul Barosu yöneticileri ve baroya bağlı avukatlar, iş yerleri olan İstanbul Adliyesi’ne alınmamıştır. Adliye içerisindeki iş yerimiz ve çalışma alanımıza girişimiz engellenmiştir. Personellerimiz yaklaşık üç saat boyunca içeriye alınmadığı için mecburen evlerine dönmüştür” dedi.

Süren’in daha sonra okuduğu tutanakta, şu ifadelere yer verildi:

“’26 Ekim 2025 Pazar günü, aralarında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da olduğu bir grup aleyhlerindeki soruşturma nedeniyle İstanbul Adliyesi’ne sevk edilmişlerdir. Grubun müdafiileri, müvekillerine hukuki destek sunmak için İstanbul Adliyesine geldiklerinde, adliyeye giriş yollarının tamamının kapatılmış olması ve güvenlik güçleri tarafından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatı doğrultusunda her bir şüpheli için yalnızca üç avukatın alınacağı belirtilerek adliyeye girişleri engellenmiştir. Yine avukatların adliyeye girişlerinin engellenmesi üzerine İstanbul Adliyesi’ne gelen İstanbul Baro Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyelerinin de aynı gerekçelerle adliyeye girişleri engellenmiştir. Daha da ilerisi baro birimini ve baro odalarını açmak üzere adliyeye gelen baro çalışanlarının da adliyeye girişleri engellenmiştir.

Her ne kadar da, CMK’nın 149/2. maddesinde ‘Soruşturma evresinde, ifade almada en çok üç avukat ifadesini kapsamakta olup; gerek Sulh Ceza Hakimliğindeki sorgu, gerekse CMK’nın 149/3. maddesinde hazır bulunabilir’ şeklinde bir düzenleme yapılmış ise de; bahsi geçen düzenleme yalnızca savcılık tanımlı olduğu üzere ‘Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında avukatın, şüpheli veya sanıkla görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukuki yardımda bulunma hakkı engellenemez, kısıtlanamaz.’ Yine, CMK’nın 154/1. maddesinde tanımlı olduğu üzere ‘Şüpheli veya sanık, vekaletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir.’ Bahsi geçen yasal düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere müdafilerin şüpheli veya sanıklara hukuki yardımda bulunma hakları, yalnızca soruşturma evresinin bir işlemi olan savcılık ifadesi aşamasında değil, savcılık ifadesi ve Sulh Ceza Hakimliğindeki sorgu işlemleri öncesi ve sonrası için de geçerli olan bir haktır.

Müdafilerin adliyeye girişlerinin engellenmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve anayasal normlara da aykırıdır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesi adil yargılanma hakkını güvence altına almıştır. Yine, Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlı olduğu üzere, ‘Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.’ Bahsi geçen normlar, adil yargılanma hakkını da güvence altına alan normlar olup müdafilerin adliyeye alınmamaları, şüphelilerin adil yargılanma hakkını da ihlal eden bir uygulamadır.

Avukatlık Yasası’nın 2/3. maddesi gereği ‘Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır.’ amir hükmü bulunmaktadır. Avrupa Konseyi Avukatlık Mesleğinin İcrasındaki Özgürlükler Hakkında 9 Numaralı Tavsiye Kararı Prensip 1/1. maddesi gereği ‘Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ilgili maddeleri dikkate alınarak avukatlık mesleğinin icrasındaki özgürlüğün ayrım gözetmeden, hükümet veya kamudan gelebilecek uygunsuz müdahalelere yer vermeyecek şekilde korunması, teşvik edilmesi ve bağımsızlık prensibine saygı gösterilmesi için gereken tüm tedbirler alınmalıdır.’ Yine aynı Tavsiye Kararı Prensip 1/7. maddesi gereği, ‘Avukatların çıkmaya yetkili oldukları mahkemeye erişmeleri engellenmemeli ve müvekkillerinin haklarını mesleki kurallara göre savunurken ilgili her türlü dosyaya erişebilmelidirler.’

Ulusal ve uluslararası düzenlemeler de gözetildiğinde avukatların çalışma alanı olan adliyelere alınmaması nedeniyle adliyeye sevk edilen müvekkillerinin savunma haklarının kısıtlanması ve görevlerinin yapılmasının engellenmesinin delili olarak kullanılması için işbu tutanak tarafımızca tanzim edilmiştir.'”