“Gerçek özgürlük, olanı değiştirmeye çalışmak yerine onu olduğu gibi kabul etmekten doğar.” -Byron Katıe.
Bu ay birlikte ‘Olanı Sevmek’ kitabından alıntılarla yolculuğumuza, önümüzü aydınlatan ışıltılar serpeceğiz sevgili okur.
Söze gerçekliğin her zaman iyi niyetli olduğundan bahsederek başlamak isterim. Hangi biçimde görünürse görünsün, her deneyim bir armağandır. Var olan gerçeklik kendi doğal akışında adil ve şefkatli şekilde ilerliyordur. Çünkü gerçeğin içindeki sırrın amacı, ruhsal olarak aradığımıza en etkili şekilde bizi ulaştırmaktır. Burada gözden kaçırdığımız şey, o gerçekliğe bizim yüklediğimiz anlamlardır. Duru ve saf olanı, acı veren bir boyuta, sorgulanmamış düşüncelerimizle kendimiz getiririz… Hissettiğimiz tüm stres, var olanla kavgamızdan kaynaklanıyor. Gerçeklik ile çatışmak yüzde yüz kaybettirir. Kördüğüm olmuş bir ip yumağını rastgele çekiştirerek onunla çatıştığımızda daha da karmaşıklaşırken, kabul edip dinginlikle ipin ucunu görmeye, bulmaya çalıştığımızda kolaylıkla açılması gibidir olanın durumu.
Acı çekmemize neden olan düşünceler değil, düşüncelerimize bağlanmamızdır. Zira bir düşünceye bağlanmak, sorgulamadan doğru olduğuna inanmak anlamına gelir. Oysa sorgulama sayesinde onlarla dost olabiliriz. Bir yağmur damlası ile tartışır mısınız..? Biliriz ki yağmur damlaları kişisel değildir. Tıpkı düşünceler de öyle… Gelip geçiyorlar, kalmıyorlar. Izdırap veren bir düşünceye, doğruymuşçasına bağlanmadığınız sürece bir zararı da yoktur. Bu düşüncelerden vazgeçmek değildir, onları anlayışla karşıladığınız zaman zaten sizi serbest bırakacaklardır. Böylece eskiden karabasan gibi gelen, şimdi sadece ilginç gelir. İşte olanı sevmenin gücü budur.
Her rahatsız edici duygunun arkasında bizim için doğru olmayan bir düşünce vardır. Doğru olmayan bir düşünceyi sorgulamak sizi her zaman gerçekten kim olduğunuza döndürecektir. Sorgulama, ihtiyacımız olan tüm cevapların her zaman kendi içimizde bulunabileceğini anlamaya yarar. Bu içsel ortaklık sizin sevecen, korkusuz, uyumlu, esprili bir dinleyiciye dönüşmenize, kendi kendinizin öğrencisi, içerlemeyen, kıskanmayan, kin gütmeyen bir dostu olarak özgür biçimde hayatınızı yaşamanıza izin verir.
Gelelim sorgulamanın nasıl yapıldığına, olanı sevmeyi nasıl başaracağımıza. İlk olarak, size acı veren düşünceye sırasıyla şu dört soruyu sormanız gerekli;
- Bu doğru mu?
- Bunun doğru olduğunu kesinlikle bilebilir misin?
- Bunu düşündüğünde nasıl tepki veriyorsun?
- Bu düşünce olmasa sen kim olurdun?
Şimdi de size acı veren o düşüncenin cümlelerini zıddına çevirin. Ve hayatınızda, bu tersine çevirmelerin doğru olduğunu gösteren üç gerçek örnek bulun.
Tersine çevirmeler inandığımız şeyin zıddı olan gerçekleri deneyimlemek için fırsattır. Tersine çevrilen bir ifade pek çok aydınlanma oluşturabilir. Aynı zamanda daha şefkatli, daha kendinin farkında bir yaşama geçit olabilir. Sorgulama masumca doğru olduğuna inandığınız bir durumu, acılı bir şekilde görmekten sizi özgür bırakır.
Örneğin esas ifade ‘Paul beni dinlemiyor’ olsun. Tersine çevirdiğinizde -Ben kendimi dinlemiyorum, olabilir. Bu sizin için aynı derecede ya da daha doğru mu? Yavaşlayın ve onun sizi dinlemediğini düşünürken Paul ile aynı şekilde sizin kendinizi dinlemediğiniz durumları düşünün. Böylesi bir durumda ağzınızdan suçlamalar dökülüyor olabilir. Burada haklı olduğunuzu ispatlamaya öyle odaklanmışsınızdır ki, kendi sesinizi duymuyorsunuzdur. Bir başka tersine çevirme ‘Ben Paul’ü dinlemiyorum’ olabilir. Onun bakış açısından sizin Paul’ü dinlemediğiniz örnekleri düşünün. Onun sizi dinlemediğini düşündüğünüzde, siz onu dinliyor musunuz? Amaç fazla sayıda tersine çevirme yapmak değil, sizi farkında olmadan takılıp kaldığınız karabasandan kurtarmak. En derine nüfuz eden tersine çevirmeyi bulana kadar orijinal ifadeyi istediğiniz gibi değiştirin. Tersine çevirmeler sizin sağlık, huzur ve mutluluk reçeteniz. Başkalarına tavsiye edip durduğunuz ilaçtan kendinize verebilir misiniz? Eğer gerçeği bilmek ve inançlarınızın verdiği ızdıraptan kurtulmak istiyorsanız bu yöntem size bol miktarda malzeme sağlayacaktır.
Sizin dışınızda bir şeyin size aradığınızı vermesi olanaksızdır. Bununla birlikte hakikat aşkı için, insanın kendi düşüncelerini sorgulaması çok zordur. Çünkü hikayenize yatırım yapmış haldesinizdir. Hikayeniz kimliğinizdir ve onun doğru olduğunu kanıtlamak için neredeyse her şeyi göze alırsınız. Bu sebeple benliğinizi sorgulamak, bu tip eski inançları deşmenin tek yoludur. Unutmayın, beyin özgürlük ister, deli gömleği değil.
Evet kıymetli insan, yazılımlarımızda bulunan aklın bir çalışma sistemi var. Ve bir varoluş amacı. Dürüstçe onunla hasbihal ettiğimizde, bir dost meclisinde buluruz kendimizi. Yargılamadan, incitmeden, sevgi ile kucaklayarak derinlerde yatan inancımızı keşfetmeye doğru, alır götürür bizi. En nihayetinde ikna olmuş aklın sözleri kalbi tatmin eder. Ve gerçek özgürlük tam da burada başlar; akıl ile kalbin izdivaç ettiği noktada…
Hoşça bak zatına kim zübde- i alemsin sen
Merdüm-i dide – i ekvan olan âdemsin sen
Şeyh Galip
Şimdi sıra sende, sırra meftun olan… Özgür olmayı gerçekten istiyor musun yoksa sorgulanmamış düşüncelere bağımlı bir hayatın esiri olmak mı isteğin..?











YORUMLAR