(ANKARA) – EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, T24’ün internet sitesi ve sosyal medya hesapları hakkında verilen erişim engeli kararına tepki gösterdi. Kararın ifade özgürlüğü ve halkın haber alma hakkına yönelik bir saldırı olduğunu ifade eden Aslan, iktidarın muhalefeti medya desteğinden yoksun bırakılmış bir seçim ortamına sürüklemek istediğini belirtti.
EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen “Ailem Güvende” soruşturması kapsamında T24’ün internet sitesi ve sosyal medya hesapları hakkında erişim engeli kararı verilmesine ilişkin açıklama yaptı. Aslan açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Ülke sadece iktidar medyası ile seçime götürülmek isteniyor! Saray iktidarı; gazeteciler, haber kuruluşları, akademisyenler ve hak örgütlerine uygulanan sansür dalgasına, internet gazetesi T24’ü de ekledi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen “Ailem Güvende” soruşturması kapsamında, “son 1 yıl içerisinde 118 LGBTİ propagandası niteliği taşıyan içerik ürettiği” suçlamasıyla T24’ün internet sitesi ve sosyal medya hesapları hakkında kapatma kararı verilmesi ve kararın hemen ardından T24’ün internet sitesine erişimin engellenmesi, ifade özgürlüğüne, halkın haber alma hakkına açık bir saldırıdır. 1 Eylül 2009’da gazeteci Doğan Akın tarafından kurulan bağımsız internet gazetesi T24, 17 yılı aşan yayın hayatında çok sayıda basın emekçisi ve yazar açısından, mesleklerini icra etmeye çabaladıkları bir mecra olarak, iktidarın baskı ve kuşatmalarla kurak hale getirdiği medya ortamında bir nefes alma alanıdır. ‘Alanıydı’ demek istemiyoruz, çünkü mücadele ederek bu kararı geri aldıracağız!
Gazeteci Merdan Yanardağ’ın gözaltına almasının ardından, henüz daha ifade aşamasında kanalı TELE 1’e el konulması ve kendisinin de ‘casusluk’ suçlamasıyla tutuklanması, o operasyonun, TELE 1’e el konulmak için yapıldığının açık göstergesiydi. Merdan Yanardağ’ın tutukluluğunun 339. gününde, davasının dün görülen 3. celsesinde tutukluluğunun devamına karar verilirken, bugün de T24’ün kapatılmasına karar verildi. Tüm bunlar, Türkiye’deki savcıların ve mahkemelerin, bulaşıcı bir sansür hastalığına yakalanmalarının sonuçları gibi algılanamaz. Sadece son bir hafta içinde gazeteciler Ali Tarakçı ve Fatih Ergin’in, sosyal medya üzerinden yaptıkları paylaşımlar nedeniyle, gazetecilere uygulanmayacağı söylenerek yolu yapılan Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 217/A maddesi uyarınca “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklanmış olmaları da, ülkenin sürüklenmek istendiği ortamı göstermektedir.
Çeyrek asırlık iktidarı boyunca basılı gazete ve televizyonların çok büyük bir bölümünü denetimine geçiren iktidar, baskı politikaları karşısında, halkın haber alma hakkı açısından bir nefes alma alanına dönüşen internet gazeteleri ve dijital ortamdaki haber platformlarını da ya yıldırarak etkisizleştirmek, onu yapamadığı oranda da susturma yoluna gitmektedir. 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde kazanamadığı belediyeleri ele geçirmek için devletin kolluk ve yargı dahil tüm imkanlarını kullanan Saray iktidarı, muhalefeti sadece tutuklama, baskı ve gözaltılarla yıldırmaya çalışmamakta, aynı zamanda, muhalefeti medya desteğinden yoksun bir seçime götürmek için de aralıksız operasyonlar sürdürmektedir. TELE 1’e el konulmasından T24’ün kapatılmasına uzanan hamleler, iktidarın önümüzdeki seçimlere tamamen kontrol ettiği bir medya ortamında gitmek istediğini göstermektedir. Ama unutulmamalıdır ki, Türkiye’de halkın haber alma hakkı mücadelesi, yüzlerce gazeteci ve yazarın, gazete dağıtımcısının can bedeliyle dolu bir mücadele tarihidir. Asla boyun eğmeyeceğiz. T24 emekçilerinin yanındayız. Halkın haber alma hakkı ve ifade özgürlüğüne açık bir saldırı anlamına gelen bu karar geri alınmalıdır.”

