Haber: Mehmet OFLAZ
(ANKARA) – Adana’da 6 Şubat depremlerinde Hasan Alpargün Apartmanı’nın yıkılması sonucunda 96 kişinin hayatını kaybetmesine ilişkin davada, dönemin 7 kamu görevlisinin yargılanmasına devam edildi. Mahkeme heyeti, sanıkların kusur durumlarına ilişkin Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden bilirkişi raporu istenilmesine ve tüm sanıklar hakkında yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar verdi.
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinde, Adana’nın Çukurova ilçesinde bulunan Hasan Alpargün Apartmanı’nın yıkılması sonucu 96 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi yaralandı.
Binanın yıkımında sorumlulukları bulunduğu gerekçesiyle Seyhan Belediyesi’nde görevli eski imar müdürü Alim Erdoğan, imar müdür yardımcısı Sitare Koçoğlu, belediyede görevli harita şube şefi Gökalp Çubukçu, inşaat mühendisi Ferhat Yağ, mimar Sevda Canpolat, makine mühendisi İmran Arısoy ve iskan komisyonu üyesi Can Mustafa Eren hakkında, “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma” suçundan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası talep edildi.
Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, depremde yakınlarını kaybedenler, tutuksuz sanıklar ve taraf avukatları katıldı.
Duruşma 9 Ekim’e ertelendi…
Sanıklar, üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmeyerek beraatlerini talep ederken; depremde yakınlarını kaybedenler, sanıkların denetim görevini yerine getirmediğini öne sürerek “olası kast” suçundan cezalandırılmalarını talep etti.
Mahkeme heyeti, sanıkların kusur durumlarına ilişkin Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden bilirkişi raporu istenilmesine ve tüm sanıklar hakkında yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar vererek duruşmayı 9 Ekim’e erteledi.
“Kamu görevlileri de 96 canın hayatını kaybetmesinde sorumludur”
Duruşmaların ardından aileler, Adana Adalet Sarayı önünde açıklama yaptı. Müşteki avukatlarından Y. Sergen Nisanoğlu, mahkemenin depremde hayatını kaybeden kişilerin kardeşlerinin, mirasçı olmadıkları gerekçesiyle davaya katılma taleplerini reddettiğini söyledi.
Nisanoğlu, “Yargılamaları ekonomik bir mesele gibi görmelerinin bir sonucudur. Burası hukuk mahkemeleri değil, ceza mahkemeleridir. Ceza mahkemelerinde mirasçılık belgesi aranmaz. Sırf mirasçılık belgesi yok denilerek kardeşini kaybeden insanların duruşmaya katılma taleplerinin reddedildiği bir kararla yargılama süreci devam etmektedir” ifadelerini kullandı.
Dosyaya yeniden bilirkişi raporu alınmasına karar verilerek duruşmanın ertelendiğini belirten Nisanoğlu, şöyle konuştu:
“Bu binada yalnızca müteahhit değil, aynı zamanda proje hataları, birbirine uygun olmayan uygulamalar ve kötü imalat söz konusudur. Bir binanın yalnızca müteahhidi değil; insanlara ‘burası düzgün yapılmış, burada yaşayabilirsiniz, hayatınızı güven içinde sürdürebilirsiniz’ diyen kamu görevlileri de bu 96 canın hayatını kaybetmesinde sorumludur. Adana’da devam eden davalarda kamu görevlileri, en üst hadden hiçbir indirim uygulanmaksızın 22,5 yıl hapis cezasına varan cezalarla karşı karşıya kalmışlardır. Bu hapis cezaları uygulanmıştır. Kişiler hakkında kaçma şüphesi bulunduğunu söyledik. Daha önce hakkında 22,5 yıl hapis cezası verilen bir kamu görevlisinin, bir mimarın, cezanın verildiği gün kaçtığını ve huzurdaki sanıkların da alması muhtemel cezalar göz önüne alındığında daha ağır adli kontrol kararlarına tabi tutulması gerektiğini ifade ettik. Ancak yalnızca yurt dışı çıkış yasağı uygulanmıştır. Daha önce de bu tür yasaklar, kişilerin kaçmasını engelleyememiştir. Bu kararların, yarın öbür gün sorumlu kişilerin cezalandırılması halinde gerçek bir cezaya dönüşebilmesi için; sorumlulukları açık, aleyhlerine somut ve kuvvetli şüphe bulunan kişilerin daha etkin adli kontrol tedbirlerine tabi tutulması gerekmektedir.”
“Pazartesi günü gerçekleşecek istinaf duruşmasına tüm kamuoyunu davet ediyoruz”
Avukat Nisanoğlu, 20 Nisan’da Adana Bölge Adliye Mahkemesi’nde sanık müteahhit Hasan Alpargün’ün 62 kez müebbet ve 865 yıl hapis cezasına (olası kast) ilişkin yargılamasının görüleceğini hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı:
“Buradan alınan ‘olası kast’ kararı Türkiye tarihinde ilk olup, bir deprem dosyasında tek örnektir. Bu karara sahip çıkıyoruz. Buradaki herkesin iradesi, kamu görevlilerinin gerçek cezalara ulaşması ve gerçek yaptırımlara tabi tutulması yönündedir. Aynı şekilde Hasan Alpargün’ün ve deprem sırasında hayatını kaybeden tüm canların faili olan sanıkların da ‘olası kast’tan yargılanması talebini sürdürüyoruz. ‘Olası kast’, hem doğru bir muhakeme biçimi hem de adil bir cezanın temel koşuludur. Türkiye’deki yargı bu aşamada buna direnmektedir. Ancak biz bu karara ve bu talebe sahip çıkmaya devam ediyoruz. Pazartesi günü gerçekleşecek istinaf duruşmasına tüm kamuoyunu davet ediyoruz.”
Hasan Alpargün Apartmanı’nda kardeşini ve babasını kaybeden Gizem Çetin ise yarın saat 13.00’te Duygu Cafe önünde açıklama yapacaklarını, pazar günü de Adalet Peşinde Aileleri Platformu ile birlikte saat 14.00’te Aksagaz önünden Duygu Cafe’ye yürüyüş düzenleyeceklerini ve ardından açıklama yapacaklarını belirterek Adana halkını desteğe çağırdı. Çetin, pazartesi günkü istinaf duruşmasında “olası kast” kararına sahip çıkacaklarını vurguladı.

