(ANKARA) – CHP’li Aylin Nazlıaka, gazeteci İsmail Arı’nın yargılandığı davanın ilk duruşmasının ardından yaptığı açıklamada, tahliye kararının sevindirici ancak eksik olduğunu belirterek, beraat kararı beklediklerini söyledi.
CHP’li Aylin Nazlıaka, gazeteci İsmail Arı’nın yargılandığı davanın ilk duruşmasının ardından Ankara Adliyesi önünde açıklama yaptı. Nazlıaka, yaklaşık üç buçuk saat süren duruşmada verilen tahliye kararının olumlu olduğunu ancak eksik kaldığını ve beraat kararı beklediklerini söyledi.
Nazlıaka, şöyle konuştu:
“Şu anda Ankara Adliyesi’nin önündeyim. İsmail Arı’nın yargılandığı ilk duruşma yaklaşık üç buçuk saat kadar sürdü ve hakim tahliye kararı verdi. Ancak bu eksik bir karardır. Çünkü gördük ki savcı, üzerine düşen hiçbir işi yapmamış. Bu 75 gün boyunca, yalnızca 58 satırlık bir iddianameyle tutuklu bulunan İsmail Arı ile ilgili toplanması gerektiği iddia edilen delilleri toplamamış. Üstelik savcılık makamı halen tutukluluğunun devamını talep etti. Oysa İsmail Arı’nın delil karartma gibi bir ihtimali yok. Kaçma şüphesi zaten yok. Ancak savcının burada genel olarak tavrının baştan beri son derece olumsuz olduğunun altını çizmek isterim.
Duruşma esnasında İsmail Arı, SEGBİS sistemiyle özellikle konuşmasının kayıt altına alınmasını istedi ve gerçekten de çok önemli şeyler söyledi. Örneğin gözaltına alındığında kendisinin gazeteci arkadaşlarıyla bile görüştürülmediğini, tutukluluk sürecinde yaşadığı birtakım olumsuzlukları anlattı. Kendisine pantolonunu indirmesinin ve üç kez eğilmesinin söylendiğini aktardı. Bununla ilgili olarak da duruşma sırasında ilgili polisler hakkında suç duyurusunda bulundu ve işlem yapılmasını istedi. İnsan hakları ihlali olan bu yaklaşım elbette kabul edilemez.
Bunun dışında avukatların yaptığı savunmalarda da hedef alınanın İsmail Arı değil, gazetecilik olduğu çok açıktı. Hatta İsmail Arı, yaptığı konuşmada -savunma demeye de dilim varmıyor çünkü savunmasını gerektirecek bir durum yok aslında- kendisinin Yunus Emre Vakfı’ndaki yolsuzluğu ortaya çıkaran kişi olduğunu, bununla ilgili mahkeme sürecinde bugünkü heyet başkanının da bugünkü savcının da görev yaptığını anlattı.
O günkü duruşmada aynı büyük salonda sağ arka köşede bulunduğunu, ancak bugün halkın haber alma hakkına sahip çıktığı ve bu konuya dikkat çektiği için benzer bir salonda bu kez sanık konumunda bulunduğunu ifade etti. Bundan duyduğu utancı da özellikle vurguladı.
Günün sonunda yapılan bütün açıklamalarda ve avukatların yaptığı değerlendirmelerde hedef alınan şeyin gazetecilik olduğu, gazeteciliğin bir suç olmadığı, İsmail Arı’nın çok başarılı bir araştırmacı gazeteci olduğu, deliller olmaksızın herhangi bir iddiayı ortaya atan bir kişi olmadığı, ayrıca yaptığı haberlerle herkesin takdirini kazandığı ve birçok ödül aldığı da vurgulandı.
Yine İsmail Arı yaptığı konuşmada, kendisinin ve ailesinin sık sık tehdit edildiğini, kendisine daha yüksek ücretlerle iş teklif edildiğini ancak asla makam, mevki ve para peşinde olmadığını, mesleğini büyük bir inançla, kararlılıkla ve meslek onuruna yaraşır şekilde sürdürdüğünü söyledi. Bu nedenle salondan bir kez daha büyük alkış aldı.
Gerçekten bugün burada barolar vardı, sivil toplum örgütleri vardı, farklı siyasi partilerden siyasetçiler vardı. Dün nasıl bir araya geldiysek, yan yana durduysak ve madencilerle ilgili bir sonuç aldıysak, bugün de aynı şekilde bu dayanışma sayesinde, eksik bir karar olmakla birlikte en azından tahliye kararını aldık. Bunun sevincini yaşıyoruz. Tabii ki beraat bekliyoruz. Bir sonraki duruşmada beraat edeceğinden de hiçbir şüphemiz yok. Ama yan yana durmanın, dayanışmanın bizi ne kadar güçlendirdiğini her geçen gün çığ gibi büyüyen bir etkiyle daha yoğun hissediyoruz. Önümüzde yeni dayanışmalar, yeni mücadele alanları ve yeni kazanılacak zaferler var.”

