(ANKARA) – DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, kamuoyunun, “Süreç tıkandı mı, dondu mu?” diye sorduğunu belirterek, “Süreçte belirsizlikler var. Süreçte zorluklar var ve biz DEM Parti olarak bu zorlukların aşılması için elimizden geleni fazlasıyla yapmaya çalışıyoruz. Gecikme var. Bu gecikme endişeleri arttırıyor” dedi.
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) tartışmalarına ve güncel gelişmelere ilişkin genel merkezde basın açıklaması yaptı.
Doğan, yakın zamanda doğal afet gibi gösterilmeye çalışılan ama doğal olmayan sonuçlar yaratan afetlerin yaşandığını belirterek, “Normal koşullarda başka ülkelerde yaşadığında bu tür tahribatlarla karşılaşmadığımız can kayıplarına neden olmayan afetlerin mesela Urfa, Antep, Malatya ve kısmen Diyarbakır’ın da etkilendiği geçtiğimiz hafta yaşanan şiddetli fırtına, dolu, yağış bir afete dönüştü. Bu afetlerde en az 50 yurttaş yaralandı. Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyoruz. Ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz. Yaralılara acil şifalar diliyoruz” diye konuştu.
Amedspor’un Süper Lig’e çıkmasını kutlayan Doğan, Amedspor’un, maruz kaldığı baskılar ve ayrımcı politikalar, saha kapatma, deplasman yasakları, her türlü ekonomik baskıyla karşı karşıya kaldığını aktardı. Ayşegül Doğan, “Direndi ve neticede kulüp tüm bu zorlukları aşarak bugün geldiği noktada demokrasi ve barış isteyen milyonların ortak sesine bir soluk oldu. Bu soluk aldırıcı gelişme için Amedspor yönetimini de kutluyoruz” ifadelerini kullandı.
“MHP Genel Başkanı bir katkı sunmaya çalışıyor”
Doğan, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın TBMM’deki grup toplantısındaki konuşmasında, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “barış süreci ve siyasallaşma koordinatörlüğü”ne ilişkin önerisine “altına imzamızı atıyoruz” sözlerini hatırlattı. Bu konuya ilişkin yapılan ön açıcı, pozitif her katkıyı anlamlı bulduklarını kaydeden Doğan, “Türkiye’nin yıllardır çözüm bekleyen Kürt meselesi başta olmak üzere toplumsal sorunlarının demokratik ve barışçı yöntemlerle ele alınması ihtiyacını bu öneri ile birlikte bir kez daha tartışıyorsak, bu önerinin aslında bu sorunların bir kez daha görünür kıldığını da tespit etmemiz gerekir. Bu tür önerileri çatışmasızlık, demokratik çözüm ve toplumsal barışın inşasına destek sağlayabilecek yönde değerlendirmek gerekiyor. Neticede MHP Genel Başkanı bir öneride bulunuyor. Bir tartışma açıyor ve halihazırda açık olan bir tartışmaya ilişkin de yol göstereceği kendileri açısından bir katkı sunmaya çalışıyor” diye konuştu.
“Dem Parti’nin omuzlarına bırakılacak bir konu değildir”
Ayşegül Doğan, kamuoyunun “Süreç tıkandı mı, dondu mu?” sorularını sorduğunu belirterek, şunları söyledi:
“Süreçte belirsizlikler var. Süreçte zorluklar var ve biz DEM Parti olarak bu zorlukların aşılması için elimizden geleni fazlasıyla yapmaya çalışıyoruz. Gecikme var. Bu gecikme endişeleri arttırıyor. Sürecin tasarımı ile ilgili başından beri birtakım değerlendirmeler var. Olumlu, olumsuz, müspet, menfi, her siyasal pozisyona göre zaman zaman değişkenlik gösterebilen birtakım tasarıma dair tartışmalar ve öneriler de var. Tüm bunlarla birlikte şunu biliyoruz ki bu süreç çok kıymetli, çok değerli ve çok stratejik bir süreç. Yaklaşım da bu şekilde olmalıdır. Yine biz bunu ilk günden itibaren özellikle söylüyoruz. Bunlar yalnızca söylemler değil. Bunlar yalnızca DEM Parti’nin talepleri ve tespitleri değil.”
Doğan, “Barış süreci ve yasallaşma koordinatörlüğü” önerisine ilişkin manipülatif tartışmaların da olduğunu ifade ederek, “Bu manipülatif tartışmaların da ne bu sürece ne Türkiye toplumuna bir katkısı var. Bunların bilerek yapıldığını ve kasti bir şekilde bu şekilde yaygınlaştırılmaya çalışıldığını biliyoruz. Bu konuda tecrübeliyiz ancak bu konuda bizim yalnızca tecrübeli olmamız yetmez ve bu konu yalnızca yine Dem Parti’nin omuzlarına bırakılacak bir konu değildir” dedi.
Kongre eylül ayında
DEM Parti’nin olağan kongresinin eylül ayında yapılacağını belirten Doğan, şöyle konuştu:
“Henüz günü netleşmedi. Birtakım teknik prosedürler olduğu için de gün netliği ile ilgili şu anda bir şey söyleyemiyorum ama gün belirlendiğinde onu da sizlerle paylaşacağız. Kesin olan şu ki eylül ayında kongreye gitme hazırlıklarını resmen başlattığımızı duyurmuştum ama bu hazırlıklar biraz daha ilerledi. Mesela hazırlık komisyonu oluşturma çalışmalarımızda dün itibariyle başladı. Şimdi artık il ilçe konferansları da yapmaya başlayacağız. Bölge konferansları da yapacağımızı sizinle paylaşmıştık. Yine bir yandan bölge toplantıları yapıyoruz. Bütün bu süreci hem il, ilçe yöneticilerimizle birlikte, hem parti meclis üyelerimizle birlikte, hem en geniş skalada DEM Parti’ye gönül veren insanlara ulaşmaya çalışarak, böyle bir takvim içerisinde ilerletmeye çalışarak yapacağız.”
Logo değişikliği iddiaları
Doğan, kongre ile partideki yapılanma, isim ve logo değişikliği olacağına ilişkin tartışmalara ilişkin de “Yeniden yapılanmadan bahsediyoruz ve biz bütün bunları konferanslarda değerlendiriyoruz. Dolayısıyla şimdiden bu sorularla ilgili konferanslarda tartışmadan ilçe konferanslarında, bölge konferanslarında ne yönetimle ilgili, ne parti meclisiyle ne merkez yürütme kurulu ile ne ismimizle ne de logomuzla ilgili şu anda yanıt vermek mümkün değil. Yani bu konuya ilişkin çıkan manipülatif haberlere lütfen itibar etmeyiniz. Bu konularla ilgili alınmış kararlar yok henüz” ifadelerini kullandı.
Doğan’dan aile ve nüfus genelgesine değerlendirme
Ayşegül Doğan, 2026-35 yıllarını kapsayan Aile ve Nüfus 10 Yılı genelgesinin Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdiğini hatırlatarak, bu genelgeye göre, bundan sonra mayıs ayının son haftasının “Milli Aile Haftası” olarak kabul edileceğinin açıklandığını belirtti.
Doğan, bu genelgenin pek çok tartışmayı beraberinde getirdiğini ifade ederek, şunları kaydetti:
“Belki bugün konuşacağımız en son konulardan biri bu, çünkü genelgede, evlilik ve çok çocuklu aile yapısının destekleneceği söyleniyor. Nüfus arttırıcı, çocuk sahibi olmayı özendiren uygulamaların hayata geçirileceği ifade ediliyor. Yine bu doğurganlık hızındaki düşüşten bahsediliyor. Evet doğru, bir düşüş var ancak bu düşüşün nedenlerine eğilmek gerekiyor. Bu düşüş neden ortaya çıktı? Ne oluyor diye bakmak gerekiyor. Burada da bu konulara dair esaslı politikalar geliştirmek gerekiyor. Bu genelge bu politikaları kapsamıyor ne yazık ki. Şimdi yoksulluğun bu denli derinleştiği bir Türkiye’den bahsediyoruz. Bu yaklaşım ve politikalar bu durum karşısında ne kadar geçer gerçekçi ve geçerli politikalar üretiyor? Temel soru bu. Dolayısıyla konuya yine çok katmanlı bakmak gerekiyor ve konuya farklı açılardan bakarak politikalar üretmek gerekiyor. Toplumun gerçekleriyle gerçek sorunlarıyla öncelikleriyle örtüşmeyen bir genelge belli ki bizleri daha çok tartıştıracak ve bunu daha çok konuşacağız.”

