Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Çanakkale’de iftarda buluştuğu yurttaşlara seslendi. Kılıçdaroğlu, “Sakın ola ki bu 14 Mayıs’ta benim işim yoğun, sandığa gitmeyeyim demeyin. Sandığa gidin oyunuzu kullanın. Tek istediğim bir şey var. Elinizi vicdanınıza koyup oyunuzu öyle kullanın. Defalarca söyledim, bir daha ifade edeyim, kul hakkı yiyene oy vermeyin. Kul hakkı yemek en büyük günahsa, yüce yaratan öyle der ‘en büyük günahtır’ diye. O büyük günahı işleyenlere oy vermeyin. Çünkü kul hakkı yemek, bir kişinin hakkını yemek en büyük günahsa, o günaha aracı olanlar, o günahı işleyenleri bizim biraz uzakta tutmamız lazım” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Adayı ve CHP Lideri Kılıçdaroğlu, bugün bir dizi program için Çanakkale’ye geldi. Kılıçdaroğlu, ilk olarak Yeni Belediye Toplantı Salonu’nda Millet Buluşması‘nda konuştu. Daha sonra Çanakkale Belediyesi Hizmet Binası Açılışı’nı yapan Kemal Kılıçdaroğlu, Çanakkale Şehitliği’ni ziyaret ederek dua etti. Kılıçdaroğlu son olarak Çanakkale merkez Barbaros Mahallesi’nde düzenlenen iftara katıldı.
Kılıçdaroğlu, iftarın ardından yurttaşlara seslendi. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:
“YÜCE YARADAN GÜZELLİKTEN, İYİLİKTEN, ADALETTEN YANADIR. ADALETİ TELKİN EDER HEPİMİZE: Temiz yüreğiniz varsa ettiğiniz duaların tamamı kabul olur. Çünkü yüce yaradan güzellikten, iyilikten, adaletten yanadır. Adaleti telkin eder hepimize. Adalet olsun bu dünyada, sevgi, hoşgörü olsun diye. Bizler de bu cennet gibi ülkede huzur içinde yaşamak isteriz, beraber yaşamak isteriz. Dost olmak isteriz, acı günlerimizi paylaşmak; sevinçli günlerimizi de ortaklaştırmak isteriz. Dolayısıyla beraber, birlikte olmanın yani tasada ve kıvançta beraber olmanın bütün güzelliklerini yaşamak isteriz.
HERKESİN KİMLİĞİNE, İNANCINA, YAŞAM TARZINA SAYGI GÖSTERMEK ZORUNDAYIZ: Çok kamplaştık, kavga eder noktaya geldik. Birbirimizin kimliklerini, inançlarını sorgulamaya başladık. Türkiye’nin buradan çıkması lazım. Herkesin kimliğine, herkesin inancına, herkesin yaşam tarzına saygı göstermek zorundayız. Dolayısıyla bizim sorunumuz eğer bir gencimiz işsizse, iş bulamıyorsa siyasetin görevi o sorunu çözmektir. Biz bunları yaptığımız zaman daha hoşgörülü, dayanışma kültürü gelişmiş, acıları paylaşan, sevinçleri paylaşan güzel bir toplumu inşa etmiş oluruz.
SEVGİNİN EGEMEN OLDUĞU BİR TÜRKİYE’Yİ İNŞA ETMEYE ÇALIŞIYORUZ: Kadınların hakları var. Kadına yönelik şiddet var. İçimizi derinden yaralıyor bu. Onu da inşallah elbirliğiyle bitireceğiz. Bu ülkede şiddetin olmaması gerekiyor, tam tersine sevginin egemen olduğu bir Türkiye’yi inşa etmeye çalışıyoruz.
BUGÜN BİZİM EN ÇOK İHTİYAÇ DUYDUĞUMUZ ŞEY ADALET: Adalet… Mevlâna der ki ‘Adalet bir kutup yıldızı gibidir, yerinde sabit durur, ama bütün kâinat onun etrafında döner.’ Dolayısıyla adalet bu kadar soylu bir kavramdır. İnsanlık tarihi, Adem’den bu yana adalet mücadelesi tarihidir aslında bir anlamda. Dolayısıyla adaleti hemen hemen insanlar, tarihin her döneminde dillendirmişlerdir. Adaleti istemişlerdir. Bugün bizim en çok ihtiyaç duyduğumuz şey adalet. Eğer bir çocuğumuz, bir evladımız yatağa aç giriyorsa bilmeliyiz ki bu ülkedeki bütün çocuklar aç. Eğer bir aile elektrik borcunu ödeyemedi diye karanlıkta kalıyorsa bilelim ki bütün aileler karanlıkta kalıyor. Dolayısıyla dayanışma kültürümüzü büyütmek, beraber, birlikte ve güçlü olmak zorundayız.
KUL HAKKI YİYENE OY VERMEYİN: Sizlerden bunu istiyorum. Sakın ola ki bu 14 Mayıs’ta benim işim yoğun, sandığa gitmeyeyim demeyin. Sandığa gidin oyunuzu kullanın. Tek istediğim bir şey var. Elinizi vicdanınıza koyup oyunuzu öyle kullanın. Defalarca söyledim, bir daha ifade edeyim, kul hakkı yiyene oy vermeyin. Kul hakkı yemek en büyük günahsa, yüce yaratan öyle der ‘en büyük günahtır’ diye. O büyük günahı işleyenlere oy vermeyin. Çünkü kul hakkı yemek, bir kişinin hakkını yemek en büyük günahsa o günaha aracı olanları, o günahı işleyenleri bizim biraz uzakta tutmamız lazım.
BİZ HALKA HİZMET ETMEYİ, HAKKA HİZMET ETMEK GİBİ KUTSAL BİR GÖREV KABUL EDİYORUZ: 2400 yıl önce Platon şöyle der, bu toprakların yetiştirdiği bir bilgedir, ‘Ülkeyi yönetenler, yönettikleri süre içinde zenginleşirlerse kendi haklarını korurlar, vatandaşın hakkını değil.’ Çünkü kendi malvarlıklarını korumaya çalışırlar, vatandaşın hakkını, hukukunu değil. Siyaset bir zenginleşme aracı değildir. Siyaset, köşeyi dönme aracı değildir. Siyaset, halka hizmet etme aracıdır. Halka hizmet ettiğiniz zaman büyürsünüz, halka hizmet ettiğiniz zaman görevinizi yerine getirirsiniz. O nedenle biz halka hizmet etmeyi, hakka hizmet etmek gibi kutsal bir görev kabul ediyoruz.
YIKILAN EVLERİNİ, DÜKKANLARINI, AHIRLARINI HEPSİNİ SIFIRDAN YAPACAĞIZ, BİR KURUŞ BİLE ALMADAN HEPSİNİ KENDİLERİNE TESLİM EDECEĞİZ: Arada depremzede dostlarımız, kardeşlerimiz var. Onların çektiği bütün acıları, ben, Mansur Bey (Mansur Yavaş) diğer belediye başkanları arkadaşlarım… Depremin ikinci gününden itibaren oradaydık, ben iki geceyi deprem bölgesinde geçirdim. Nelerin yaşandığını çok iyi biliyorum. Acıları anlatmak mümkün değil. O acıları ancak depremi yaşayan kişiler bilebilirler. Onların yaralarını sarmaya çalışıyoruz hep beraber. Toplum olarak hepimizin yüreği orada attı. Acaba bir kişi daha kurtulabilir mi diye dualar ettik. Dolayısıyla dayanışma kültürümüzü gösterdik. Şimdi Allah nasip eder, iktidar olduğumuzda göreceksiniz onların yıkılan evlerini, dükkanlarını, ahırlarını hepsini sıfırdan yapacağız, bir kuruş bile almadan hepsini kendilerine teslim edeceğiz.
BİR KURUŞ BİLE ALMADAN, SOSYAL DEVLETİN GEREĞİNİ YERİNE GETİRECEĞİZ: Bunu niye söylüyorum, nedeni şu. Sizler de Çanakkale’de bir daire, dükkân alırken gidiyorsunuz tapuda tek imza atıyorsunuz ve alıyorsunuz. Ama o dükkân veya daire satılmadan önce 43 kişi imza atıyor 23 ayrı belgeye. Hepsi kamu görevlisi, mimarı, mühendisi, jeofizik mühendisi var. Hepsi imza atıyorlar, bina sağlamdır diye. Ben de vatandaş olarak; mimar, mühendis değilim, devlet demiş ki şu yönetmeliğe göre yapıldı, her şey tastamam yerinde, ben de gidiyorum tapuda imzamı atıyorum. Devlet diyor ki bu bina, dükkân sağlamdır, ben de gidip alıyorum. Sonra bina yıkılırsa dükkânı alan, daireyi alan kişiye ait değildir, sorumluluk Anayasa’ya göre eksik yapan, denetlemeyen yönetimdedir. O çerçevede, depremzede kardeşlerime sözüm var, görecekler dükkanlarını, evlerini yapacağız, hepsini teslim edeceğiz, bir kuruş bile almadan, sosyal devletin gereğini yerine getireceğiz.
ADIYAMANLI KARDEŞLERİME DE AYNI ŞEYİ ANLATACAĞIM: Yarın Adıyaman’a gidiyorum. Adıyamanlı kardeşlerime de aynı şeyi anlatacağım. Onlara da söyleyeceğim. Şimdi ‘binayı yaptık, çürükmüş, size sattık, efendim size yeni bina yapacağız, 20 yıl taksitle ödeyeceksin.’ Ya binaya sağlam diyen sensin. Ben sağlam dedin diye binayı gittim aldım. Şimdi bina yıkıldı, sana bina yapacağım, sana tekrar satacağım. E benim ne günahım var. Onun için dedim.
AHLAKLI BİR TÜRKİYE’Yİ, ADALETLİ BİR TÜRKİYE’Yİ YENİDEN İNŞA EDECEĞİZ: Milletin iradesine, ferasetine güveniyorum, hep birlikte gideceğiz, oyumuzu kullanacağız, yeni bir Türkiye’yi, güzel bir Türkiye’yi, ahlaklı bir Türkiye’yi, adaletli bir Türkiye’yi yeniden inşa edeceğiz.”
CUMHURBAŞKANI ADAYI KILIÇDAROĞLU: “ÇANAKKALE’DE VERİLEN MÜCADELE AYNI ZAMANDA BİR ADALET MÜCADELESİDİR”
CHP Genel Başkanı, Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Çanakkale’de; “Devleti yönetmek, bilimle olur. Devlet bilimle, ferasetle, akılla, liyakatle yönetilir. Ve her şeyden önemlisi devlet adaletle yönetilir. Burada verilen mücadele, Çanakkale’de verilen mücadele sıradan bir mücadele değil; aynı zamanda bir adalet mücadelesidir” dedi.
Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu; Çanakkale’nin Alçıtepe ilçesinde muhtarlarla bir araya geldi. Kılıçdaroğlu’na; CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş eşlik etti. Kılıçdaroğlu, burada şunları söyledi:
“Geçen yıl buraya geldiğimde, Atatürk heykeli istenmişti; köyümüzün meydanına koyalım diye. Önce, bu talebi büyük bir sevinçle karşıladığımı ifade etmek isterim. Bu bölgede, insanların; Mustafa Kemal Atatürk’ün heykelini talep etmeleri güzel bir şey. Bu bölge, bizim tarihimizde çok önemli. Burada, şehit kanları ile sulanmayan bir karış toprak bile yok. İnsanlar hayatlarını verdiler bu güzel ülke için, gelecek kuşaklar için feda ettiler. Bize düşen görev, onları her zaman, her ortamda, onları saygıyla anmaktır. Onlara minnet duymaktır. Onlar hayat verdiler; bizler, bizlerin torunları yaşasın diye.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu bölgedeki önemi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, Milli Kurtuluş Savaşı’mızın önsözü mücadelesidir. İlk mücadele burada başlamış, daha sonraki süreçlerde, Anadolu’nun değişik yerlerinde çoban ateşleri yakarak, Kuvvay-ı Milliye’yi oluşturarak mücadeleyi kazanmışlardır. Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını Lozan Anlaşması ile tescil ettirmişlerdir.

“O NEDENLE, BİZ, ‘DEVLET BİR KİŞİYE TESLİM EDİLEMEZ’ DİYORUZ”
Çanakkale’nin bir başka önemi daha var. Burada binlerce insan hayatını kaybetti. Bir tek düşman gemisi geçemezken, üç yıl sonra bir kişinin iradesi ile o savaşan gemilerin tamamı tek kurşun atmadan buradan geçtiler ve İstanbul’u işgal ettiler. O nedenle, biz, ‘Devlet bir kişiye teslim edilemez’ diyoruz. Devletin bir kişiye teslim edilmesinin yarattığı sonuç nedir, sorarsanız, Çanakkale’dir; mücadele edildi, bir tek düşman askeri geçmedi. Bir tek düşman gemisi geçmedi. Binlerce kişi hayatını kaybetti. Ama üç yıl sonra bir kişinin iradesi ile gemiler geçti, tek kurşun atılmadan İstanbul işgal edildi.
Biz o nedenle, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem diyoruz. O nedenle, akil insanlara ihtiyacımız olduğunu söylüyoruz. O nedenle toplumun geleceğini inşa etmek için çaba harcayan insanlara ihtiyacımız var diyoruz. O nedenle akıl, akıldan üstündür diyoruz. O nedenle istişare diyoruz.
Dolayısıyla devleti yönetmek; bilimle olur. Devlet bilimle, ferasetle, akılla, liyakatle yönetilir. Ve her şeyden önemlisi devlet adaletle yönetilir. Burada verilen mücadele, Çanakkale’de verilen mücadele sıradan bir mücadele değil; aynı zamanda bir adalet mücadelesidir. Baskıyı, düşman işgalini reddeden bir iradenin mücadelesidir. Kendi bayrağımızın altında özgürce yaşayabileceğimiz bir Türkiye inşa etmek istiyoruz diyenlerin mücadelesidir. Ve dikkat ederseniz, burada; asla ve asla bir ayrım yoktur. Kim Alevidir, kim Sünni’dir, kim Kürt’tür, kim Laz’dır. Yok. Hepsi kucak kucağa yatıyorlar. Hepsine biz minnet borçluyuz.
Bizi ayrıştırmak istiyorlar, bu çok büyük bir tehlikedir. Biz kendi ülkemizde, bayrağımızın altında özgürce yaşamak istiyoruz. Biz bağımsızlığımızı birilerine emanet edemeyiz. O nedenle Çanakkale hep bizim tarihimiz, hem dünya tarihi açısından son derece önemli bir mücadeledir. Önemli bir kurtuluş mücadelesidir. Onlara minnet borçluyuz. Unutulmaması gerekiyor. Verilen mücadelenin nasıl verildiğinin unutulmaması gerekiyor. Yokluk içerisinde bu mücadele verildi.
İşin özeti şöyle: Her birimizin tek tek, vatandaş olarak sorumluluğu var. Bu devlet sıradan bir devlet değildir. Biz, sıradan bir devlet değiliz. Bizim verdiğimiz mücadele de sıradan bir mücadele değil. Biz; milli kurtuluş savaşını verdikten sonra, bütün mazlum ülkeler de milli kurtuluş savaşlarını verdiler. Türkiye’yi örnek aldılar.
Biz, daha sonra Cumhuriyeti kurduk. Bizimle beraber mücadeleyi veren o bütün mazlum ülkeler; ‘Türkiye, Cumhuriyet kurdu; o zaman biz de Cumhuriyet kuruyoruz’ dediler. Tamamı Cumhuriyet kurdular. Verdiğimiz mücadele, dünyadaki bütün toplumlar için, mazlum ülkeler için örnek oldu. Cezayir’in kurtuluşunda, genç çocuklar hayatlarını verirken; göğüslerinde Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafları vardı. Çünkü biliyorlardı ki, o bir milli mücadele verdi, ülkesinin bağımsızlığını kazandı.
“YENİ YOL, BİLİMDE VE TEKNOLOJİDE İLERLEME YOLU”
Bundan sonraki mücadelemiz, akıl ve bilgi mücadelesi. Bilimde, teknolojide gelişme mücadelesi. Dünyayla rekabet etme mücadelesi. Her birinizin cep telefonları var. Ama, hiçbiri Türkiye’de üretilmiyor. Türkiye, teknolojisi gelişmiş ürünlerin pazarı değil; aynı zamanda üreticisi olmak zorundadır. Onu biz ürettiğimiz zaman dünyayla rekabet edebileceğiz. O nedenle yeni yol; bilimde ve teknolojide ilerleme yoludur. Bilimde ve teknolojide ilerleyen bir ülke, dünyanın her tarafından saygınlık kazanan bir ülke olur. Ve bu çerçevede çalışan ülkeler hem gelir elde ederler, hem de refah seviyelerini yükseltirler… Bunun mücadelesini veriyoruz şimdi: Büyüyen bir Türkiye, kalkınan bir Türkiye, tarihi ile onur duyan bir Türkiye, dünya ile rekabet eden bir Türkiye, üniversiteleri bilgi üreten bir Türkiye, çocuklarımızın geleceğini yurt dışında değil, kendi ülkesinde çalışarak kazanarak elde edebileceği ve bu güveni duyabildiği bir Türkiye… Hepimizin ortak arzusu budur.
Farklı düşünceden korkmamalıyız. Farklı düşünce kadar değerli bir şey yoktur. Farklı düşünce aynı zamanda sağlıklı bir tartışma zemini de yaratır. Örnek: Newton, kafasına bir elma düşüyor. Elma neden yukarı gitmedi de aşağı düştü. Farklı düşündü. Farklı düşünme, yerçekimi kanununu buldu. Katılırız veya katılmayız; ama insanın, yüce yaradanın bize verdiği en değerli şey akıldır. Aklımızı kullanarak, güzel şeyleri keşfedebiliriz. Ve bunu insanlığın hizmetine sunabiliriz.
Mansur Yavaş’tan istediğim tek şeydi: Ankara’yı, Mustafa Kemal Atatürk’ün özlediği bir başkent yap. Ankara, gerçekten Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu, geliştirmek istediği ileri hamleler yapan bir başkent yapalım diye… Bunu yapıyor. Kendisi ile gurur duyuyoruz.”
CUMHURBAŞKANI ADAYI KILIÇDAROĞLU, ÇANAKKALE ŞEHİTLİKLERİ’Nİ ZİYARET ETTİ
Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, beraberindeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve partililerle Çanakkale Şehitlikleri’ni ziyaret etti. Şehitlere dua okuyan Kılıçdaroğlu, Atatürk Anıtı önüne çelenk, mezar başlarına da karanfil bıraktı.
Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Çanakkale programı kapsamında bugün, Çanakkale Şehitlikleri’ni ziyaret etti. Kılıçdaroğlu’na, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın yanı sıra CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Genel Başkan Yardımcıları Muharrem Erkek ve Ahmet Akın, Genel Başkan Koordinatör Başdanışman Erdoğan Toprak ile milletvekili adayları ve partililer eşlik etti.


MEZAR BAŞLARINA KARANFİL BIRAKTI
Şehitlik hakkında Çanakkale Turizm Tanıtma Derneği Başkanı İsmet Balkan, Kılıçdaroğlu’na bilgiler verdi. Kılıçdaroğlu’nun Atatürk Anıtı’na çelenk bırakmasının ardından bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu. Daha sonra şehitlere dua okuyan Kılıçdaroğlu, mezar başlarına da karanfil bıraktı. Kılıçdaroğlu, yurttaşlarla hatıra fotoğrafı çekilmesinin ardından şehitlikten ayrıldı.
Haber: ÇAĞATAN AKYOL / Kamera: ADEM KARABAYIR
Kaynak: ANKA Haber Ajansı

